Şahika Ercümen’den hayalet ağlara dalışla uyarı

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Serbest dalış rekortmeni Şahika Ercümen, 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde İzmir Karaburun’daki 9 Eylül Vapuru batığında özel bir dalış yaptı. Batık çevresindeki hayalet ağlar temizlenirken, deniz ekosistemine dikkat çekildi.

Serbest dalış rekortmeni Şahika Ercümen'in İzmir'de şafak vakti yaptığı özel dalışta, yapay resife dönüşen "9 Eylül Vapuru" batığı su altı aydınlatma sistemiyle ışıklandırılırken, denizdeki yaşam ve deniz canlıları için ölümcül tuzağa dönüşen hayalet ağlar dalış ekibi tarafından görüntülendi.

5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında milli sporcu Şahika Ercümen, akya sürüleri gibi çok sayıda balık türü için yaşam alanına dönüşen Karaburun'daki "9 Eylül Vapuru" batığına özel dalış gerçekleştirdi.

Zamanla resif haline gelen batık, şafak vakti yapılan dalış öncesinde su altı aydınlatma sistemiyle ışıklandırıldı.

Batıkta oluşan doğal yaşam, su altı kameralarıyla kaydedilen görüntülere yansıdı. Batığın çevresindeki balık sürüleri ve yüzeyini kaplayan deniz canlıları, su altındaki yaşamın yıllar içinde nasıl filizlendiğini ortaya koydu.

Görüntüler, deniz ekosistemini tehdit eden hayalet ağları da gözler önüne serdi. Batığın çevresine dolanarak deniz canlıları için görünmez tuzağa dönüşen ağlar, ışıklandırılan bölgelerde tüm açıklığıyla ortaya çıktı.

Dalış ekibi hayalet ağları temizledi

Şahika Ercümen, batığın burnuna dolanan ağları yukarı doğru çekerken, dalış ekibi de çevreye yayılan ağ parçalarını çıkarmaya çalıştı. Batığın ağlardan temizlenmesi sırasında çeşitli deniz canlıları da kameraya yansıdı.

Dalışta hayalet ağların neden olduğu tahribata dikkat çekilirken, bölgenin koruma alanı ilan edilmesine yönelik farkındalık oluşturulması da hedeflendi.

Ercümen'in dalış ve eğitmen ekibinde, Hamdullah Aras, Arzu Arslan, Kardelen Yılmaz, Murat Tunca, Yasin Yüksel, Ömer Yıldırım, Muammer Karakaya, Serhat Baykal, Engin Aygün, Tamer Günal, Almina Marul, Doç. Dr. Adnan Çağlar Oruç ve Dilek Yüksel yer aldı.

"Denizlerin en büyük tehditlerinden bir tanesi"

Milli dalgıç Şahika Ercümen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye'nin "sudaki yaşam savunucusu" ve "sıfır atık mavi elçisi" olarak, Dünya Çevre Günü kapsamında böyle özel bir dalış yapmanın kendisi için çok anlamlı olduğunu söyledi.

Ercümen, "Denizlerin durumu gerçekten çok kötü ve bu artık küresel bir sorumluluk. Bu farkındalık çalışmalarını gerek suyun altından gerek yaptığımız projelerle duyurmak sadece benim değil, hepimizin borcu. Dalış sırasında hayalet ağları görmek çok üzücü çünkü pek çok deniz canlısını büyük ölçüde tehdit ediyor. Özellikle bırakılan, unutulan, takılan balıkçı ağları, suyun altındaki deniz kaplumbağaları, deniz memelileri, balıklar, pek çok canlının yaşamını sonlandırıyor ve buna birebir şahit oluyoruz. Bu yüzden hayalet ağlar, denizlerin gerçekten en büyük tehditlerinden bir tanesi." diye konuştu.

Doğal yaşamı korumanın herkesin sorumluluğunda olduğunu belirten Ercümen, "Batıkların etrafında oluşan canlılık aslında çok güzel bir işaret. Denizi koruduğumuzda, buna imkan verdiğimizde doğanın ne kadar hızlı kendini toparlayabileceğini gösteriyor. Aynı zamanda insan etkisiyle ne kadar hızlı yıkılabileceğini de görüyoruz. Bu bana daha çok doğayı korumamız gerektiğini ve hepimizin çok büyük bir sorumluluğu olduğunu hatırlatıyor." dedi.

Ercümen, hayalet ağların sadece deniz canlılarının hayatını tehdit etmediğini, bu ağlardan kaynaklanan mikroplastiğin suyu ve havayı kirleterek insan sağlığını da olumsuz etkilediğini dile getirdi.

Denizlerin hayalet ağlardan çok hızlı kurtarılması gerektiğini vurgulayan Ercümen, "Bugün yaptığımız özel dalışla o alanı aydınlatarak derinlerden, karanlıktan farklı bir mesaj vermek istedik. Bazen çok uzun konuşmalar ya da yazılar değil, çok vurucu görüntüler insanın hayatında daha etkili olabiliyor. Umarım karanlıklarda bir farkındalık oluşturabilmişizdir." ifadelerini kullandı.

"Batıklar korunmadıklarında ekolojik bir tuzak haline geliyor"

İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tuğçe Şensurat Genç ise "9 Eylül Vapuru" batığının oluşturulmasından sonra burada su altı izleme çalışmalarına başladıklarını belirtti.

Batığın canlılar üzerindeki biyolojik etkisini, balıkların batıklar etrafında nasıl toplaştığını gözlemlediklerini anlatan Genç, ayrıca batıkların denizlerdeki potansiyel kirletici etkisini, dalıcılara ve yöre ekonomisine faydasını araştırdıklarını kaydetti.

Genç, 3 yıl boyunca her ay izleme çalışmalarını yürüttüklerini ifade ederek, şunları söyledi:

"Batıklar oluşturulduktan bir yıl sonra ekonomik ve ekolojik değeri yüksek olan balıkların batıklarda toplaştığını gördük. Papaz balığı gibi ekonomik önemi olmayan bir balığın, akya gibi ekonomik bir türü batıklara çektiğini gördük. Bu, çalışmamızda gözlemlediğimiz en çarpıcı biyolojik değişimlerden biriydi. Batıklar veya diğer yapay resifler korunmadıklarında ekolojik bir tuzak haline geliyor. Biz balıkları bu yapay resiflerin etrafında topluyoruz, sonra amatör veya ticari balıkçıya 'Hadi gelin avlayın.' demiş gibi oluyoruz. Bu batıklar dalış turizmi için batırıldığından, hizmet etmeleri gereken topluluk rekreasyonel dalıcılar. Ancak gerçekte şu oluyor, gırgır gibi büyük balıkçılar dahi buraya gelip ağlarını atıyor. Çoğunlukla da ağlarını geri alamıyor ve hayalet ağ olarak batığın üstünde kalıyor. Bu alanlarda hayalet ağların verdiği zarar, sadece denizel çevreye biyolojik ve kimyasal kirlilik yapmıyor. Üzeri ağ kaplı bir batık dalıcıyı cezbetmediğinden, dalış turizmine ve ekonomisine de ciddi zararlar veriyor. Bu nedenle buranın korunması sadece biyoçeşitlilik için değil aynı zamanda sosyal ve ekonomik yönden de önemli."

"Karaburun'un koruma alanı olmasını istiyoruz"

Karaburun Dalış Merkezi yetkilisi Hamdullah Aras da kullanım ömrünü tamamlayan "9 Eylül Vapuru"nun yaklaşık 10 yıl önce dalış turizmi için batırıldığını, bugüne kadar birçok canlının batığa yerleşerek yuva yaptığını ve biyoçeşitliliği artırdığını kaydetti.

Aras, "Akyalar buraya dönem dönem gelir ve göç ederlerdi, resifte yerleşik hayata geçtiler. Karaburun'un koruma alanı olmasını istiyoruz. Batığın üstündeki canlılar bizim için çok önemli. Buranın kesinlikle doğal koruma altında olması gerekiyor." dedi.

Karaburun'da denizde bırakılan hayalet ağların büyük sorun oluşturduğuna işaret eden Aras, "Akyalar batıkların üstüne geldiğinde onu yakalamak için balıkçılar kendi ağlarını da tehlikeye atıyor. Batığın üstüne ağlarını bırakıyorlar, bunu temizlemek çok zor oluyor. Buraya bir ağ atılmış, sanki batık ağla giydirilmiş. İki batığın komple temizlenmesi 14 gün sürdü. Dalış noktalarının avcılıktan ayrılması lazım." şeklinde konuştu.

Kaynak: AA / Şaduman Türkay
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.