ANKA Ekonomi Koordinatörü Erdal Sağlam'ın kaleminden Haftalık Ekonomi Analizi: Batık kredi sorunu görünür hale geliyor

3 yılı aşkın süredir uygulanan programa rağmen, enflasyondaki düşüş başarılı olamadı. Uzun süredir uygulanan yüksek faiz ve ekonomide başlayan daralma bankaların batık kredi sorununun görünür hale gelmesine neden oluyor.
Erdal SAĞLAM
(ANKARA) - 3 yılı aşkın süredir uygulanan programa rağmen, enflasyondaki düşüş başarılı olamadı. Uzun süredir uygulanan yüksek faiz ve ekonomide başlayan daralma bankaların batık kredi sorununun görünür hale gelmesine neden oluyor.
Başta sanayici ve KOBİ'ler olmak üzere, özel sektörden gelen şikayetlerin artmasına rağmen, faizler bir türlü düşürülemedi. Bunun nedeni enflasyonla mücadelede yaşanan başarısızlık. İran savaşı ve neden olduğu enerji maliyetleri başarısızlıkta rol oynadı.
Ancak hem uygulanan politika yanlışlıkları hem de sürecin çok uzaması temel sorunu oluşturuyor. Bununla birlikte siyasette yaşanan sertleşme ve yargı kararlarının yönetime karşı güvensizliğin artmasına, bunun ekonomik sıkıntıların büyümesine neden olduğu da açık.
Gelinen noktada, artık ileriye dönük ekonominin düzeleceğine ilişkin güvenin de giderek kaybolduğunu görüyoruz. Siyasi iktidarın ekonomideki başarısızlığa çözüm bulmakta çaresiz olduğu izlenimi büyüyor. Bu de batık kredi sorununun önümüzdeki dönemde ağırlaşacağı yönündeki tedirginliği artırıyor.
Batık kredi sorununun görünür hale gelmeye başlamasının, bu arada TL'nin aşırı değerlenmesi nedeniyle, döviz baskısından çıkışın zorlaştığına ilişkin büyüyen algının artık yabancı banka raporlarına da yansımaya başladığını görüyoruz.
Commerzbank geçen hafta yayınladığı raporda, "Türk bankacılık sektörundeki karlılığın zayıflaması ve sermaye tamponlarının daralmasının TL üzerindeki riskleri tırmandırdığı" analizini yaptı. Raporda, sektördeki kırılganlıkları finansal istikrar ve kur görünümü açısından yakından izlemek gerektiğinin altı çizildi.
BÜYÜME DİKKAT ÇEKMEYE BAŞLADI
Özetle, sistemik risk haline gelebilecek bir tehlikenin ön işaretlerini almaya başladığımızı söyleyebiliriz. Bankaların karlılığı uzun süredir düşmeyen enflasyon, enflasyonun varlık değerlerine aşındırmaya devam etmesi ve artan batık krediler nedeniyle düşüyor. Bankalar, reel sektörden gelen tepkilere rağmen ihtiyatlı davrandılar ama bu bile zayıflamayı önlemeye yetmedi.
Bankalar uzun zamandır, kredilerin batık kategorisine alınmaması adına, kredilerin yeniden yapılandırmasına büyük önem verdiler.
24 Temmuz verilerine göre, tüketici kredilerindeki batık kredi oranı yüzde 5'in üzerine çıktı, yüzde 5,5 oldu. Bunun yanında, yaşanan sıkışıklıktan en çok zarar gören kesim olan KOBİ'lerin kredilerindeki batık oranı da yüzde 3,93 olarak belirlendi. Bu oranların önümüzdeki birkaç ay içerisinde daha da büyümesi bekleniyor.
Batık kredi sorununun giderek görünür hale gelmesi, yabancı bankaların Türk bankacılık sektöründeki zayıflamaya ilişkin daha fazla uyarı yapmalarına neden olacaktır. Raporların Ekim ayından itibaren, kısa sürede bir çözüm bulunmaması halinde, hem sayı olarak artması, hem eleştiri dozunun ağırlaşması beklenebilir.
Bu süre içerisinde son uyarılara rağmen, sıcak para girişinin devam edeceği anlaşılıyor. Çünkü yüksek faizin devam etmesi ve ekonomi yönetiminin kurlardaki baskılamayı sürdüreceği açık. Dolayısıyla karlı olduğu için kısa süreli sıcak para girişlerinin devam etmesi bekleniyor. Ancak tüm bu sorunların sistemik risk haline gelmeye başlaması halinde, sıcak para girişlerinin de artık azalacağı tahmin ediliyor. Ancak o noktaya henüz yakın gözükmüyoruz.
ENFLASYON HALA YÜKSEK
Tüm sorunların odağında, enflasyonun 3 yılı aşkın süredir program uygulanmasına rağmen düşürülememesi yatıyor. Gelen ilk veriler, Temmuz ayı enflasyonunun da yüzde 2 civarında açıklanacağını gösteriyor.
İstanbul Ticaret Odası'nca (İTO), cumartesi günü İstanbul Perakende fiyat artışları yüzde 2,06 olarak açıklandı. İTO'ya göre yıllık enflasyon hala yüzde 35'in üzerinde. TÜİK'in yarın açıklayacağı enflasyon rakamının yüzde 1,8-1,9 olması beklenirken, Temmuz sonu itibarıyla yıllık enflasyon rakamı da yüzde 32 veya bunun hemen altında bir rakam olarak açıklanacak.
İran'daki çatışmaların yeniden canlanması, ham petrol fiyatlarının hala 90 dolarlarda seyretmesi, Hürmüz geçişiyle ilgili çözüm bulunamaması, Ağustos ayına ilişkin beklentileri de kötüleştiriyor.
Merkez Bankası "Temmuz'da yaşanacak yüksek enflasyonun geçici olacağı" görüşünde ama akaryakıt fiyatlarında yaşanan artışların Ağustos ayı rakamını olumsuz etkilemesi de kaçınılmaz görülüyor.
Özetle, enflasyonla mücadele başarılı olmadığı gibi, uzun süren mücadelenin yarattığı yan etkiler durumu daha da ağırlaştırmış görünüyor. Önümüzdeki dönem, batık kredi gibi, ekonomideki sıkıntıların büyümesi kaçınılmaz.














