Ulusal savunmada uyduların rolleri ve uzay ekonomisi "INSECSPACE'26"da ele alındı

Ulusal savunmada uyduların rolleri ve uzay ekonomisi 'INSECSPACE'26'da ele alındı
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

TÜBİTAK UZAY Enstitüsü Müdürü Mehmet Nefes: - "Kodlar bizim elimizde, güvenlik bizim elimizde ve güncellemeler bizim kontrolümüzde. Her zaman dediğimiz gibi gücün kontrol edilmesi gerekli. Türkiye olarak biz bu yeteneğe sahibiz"

Uydu ve uzay çalışmaları alanında faaliyet gösteren sektör temsilcileri, geliştirdikleri teknolojilerin ulusal savunmadaki rollerini "INSECSPACE'26" etkinliği kapsamında anlattı.

Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu INSECSPACE'26, Türkiye Uzay Ajansı (TUA), TÜRKSAT, TÜBİTAK UZAY, Telekomünikasyon Uydu ve Yayıncılık İş İnsanları Derneği (TUYAD) ile MONIN işbirliğinde yapıldı.

Bu yılki teması "Uydu Sistemlerinde Yenilikçi Teknolojilerin Güvenli Kullanımı" olan etkinlik kapsamında, "Yenilikçi ve Gelişmekte Olan Uydu Teknolojileri ve Ulusal Savunmadaki Rolleri" başlıklı panel gerçekleştirildi.

TÜBİTAK UZAY Enstitüsü Müdürü Mehmet Nefes, panelde yaptığı konuşmada, TÜBİTAK UZAY'ın Türkiye'nin organik uydu üreticisi olduğunu ve kendi uydu ve uzay programlarını üretip yürüterek Türk uzay ekosisteminin kalbinde yer aldığını dile getirdi.

ABD/İsrail-İran savaşının şimdiye kadar görülen uzay savaşlarının "en önemli dersi" olduğunu vurgulayan Nefes, şöyle konuştu:

"Dış kaynaklı şirketlere veri için bağımlı olmak, ulusal güvenlik ve savunma sorunudur. Sadece tek bir ana yer istasyonuna veya tek bir ağa sahip olmak büyük bir risktir. Sistem yedeklemesi çok önemlidir, buna hepimiz bu savaş sırasında tanık olduk. Ulusal kontrol altındaki yaygın bir ağ, hayatta kalmak için bir gerekliliktir. TÜBİTAK UZAY için hala sürmekte olan bu savaş, bağımsız uzay varlıklarının ve aynı zamanda güçlü bir altyapının sadece fiziksel değil, beşeri sermayenin de çok kritik olduğunu kanıtlıyor."

"Gücün kontrol edilmesi gerekli"

Nefes, milli görev kontrol yazılımını (T-starGO) geliştirmekten gurur duyduklarını belirterek, bu yazılımın uydu sistemleri için "milli omurga" görevi gördüğünü dile getirdi.

TÜRKSAT'ın yanı sıra Türk Silahlı Kuvvetlerinin de TÜBİTAK UZAY'ın T-starGO platformunu haberleşme ve görüntüleme uydularını kontrol etmek için kullandığının altını çizen Nefes, şunları kaydetti:

"Şu anda platformumuzu Ay Misyonu'na da uyarlamak için geliştiriyoruz. Bu çok benzersiz bir özellik, dünyada hem LEO, hem GEO hem de Ay görevlerini ve uzay araçlarını işletebilen nadir kurumlardan biriyiz. T-starGO platformunu Ay operasyonlarını yürütecek şekilde uyarlarken aynı zamanda yapay zekayı da sisteme entegre ediyoruz. Çünkü yapay zeka, uyduların çok verimli bir şekilde işletilmesi için mükemmel bir optimizasyon sağlıyor. Özellikle LEO uyduları için hız her şeydir. Yapay zeka, uydunun faydalı yüküne bağlı olarak görüntüleri iyileştirmeye veya bazı yetenekleri artırmaya gerçekten yardımcı oluyor. Ay görevinde de kapasitemiz oldukça kısıtlı ve çok hızlı hareket etmek zorundayız. Kodlar bizim elimizde, güvenlik bizim elimizde ve güncellemeler bizim kontrolümüzde. Her zaman dediğimiz gibi gücün kontrol edilmesi gerekli. Türkiye olarak biz bu yeteneğe sahibiz."

Ulusal savunma kapasitenin artırılması ve sürdürülebilirlik vurgusu

TÜRKSAT Uydu Spektrum ve Operasyon Direktörü Veli Yanıkgönül de yeni uydu sistemlerinin yeni kapasiteler sağladığını ve TÜRKSAT'ın da bu kapsamda ulusal savunma kapasitesini artırmak için çalışmalar yürüttüğünü ifade etti.

Uydu sistemlerinin yüksek bütçeler istediğine dikkati çeken Yanıkgönül, TÜRKSAT'ın ürünlerini geliştirirken sürdürülebilir olmaya da önem verdiğini kaydetti.

Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) Uzay Sistemleri Genel Müdür Yardımcısı Onur Tarakçıoğlu da yüksek çözünürlüklü elektro-optik uydu sistemleri geliştirdiklerini ve ortaklarla birlikte geliştirilen Göktürk gibi sistemleri kullanıma sunduklarını vurguladı.

Bağımsız ve milli ürünleri ulusal savunmanın güçlendirilmesi için hayata geçtiğine dikkati çeken Tarakçıoğlu, uluslararası pazarlara açılmanın da mali yükün üstlenilmesi ve sürdürülebilirlik açısından önemli olduğu bildirdi.

CTech Ürün ve ILS Direktörü Önder Tatar, uzay çalışmalarında son yıllarda büyük değişimler yaşandığını ve yakın yörünge uydu teknolojisinin uzayda kritik bir aşama olduğunu söyledi.

RSAT Space Üst Düzey Yöneticisi (CEO) Gurvinder Chohan da şirketlerinin savunma ve ulusal güvenlik alanlarında ürünler ürettiğini ve yapay zeka teknolojisinin de ürünlerin geliştirme süreçlerinde kullanıldığını ifade etti.

Uzay ekonomisi ve uzaydaki kirlilik de konuşuldu

"Uzay Ekonomisi ve Durum Farkındalığı" başlıklı panelde konuşan Türkiye Uzay Ajansı (TUA) Başkan Yardımcısı Fatih Dulkan, ulusal uzay programının amaçlarına değindi.

Uzay farkındalığını artırmak için de çalışmalar yürüttüklerini kaydeden Dulkan, 20. yüzyılda uzay çalışmalarının hükümetler, 21. yüzyılda ise özel sektör tarafından yürütülmeye başlandığını söyledi.

Dulkan, küresel uzay ekonomisinin son yıllarda hızla büyüdüğünü dile getirerek, Uluslararası Uzay Kongresi (IAC)'nin bu yıl Türkiye'de düzenleneceğini ve tüm dünyadan alanında önemli isimlerin ağırlanacağını hatırlattı.

Spacelis Üst Düzey Yöneticisi (CEO) Güler Koçak da güneşin uzayda kullanılması amacıyla dayanıklı ve hafif teknolojiler geliştirdiklerini söyledi.

Ad Astra Technology Group (AATG) Üst Düzey Yöneticisi (CEO) Uğur Coşkun ise uzaydaki kirliliğin artışına dikkati çekerek, bunun etkilerinin azaltılmasına yönelik yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verdi.

TÜBİTAK Uzay Bilimsel Araştırmacısı Mustafa Helvacı da uzay endüstrisinin ekonomi ve güvenlik boyutlarında yaşayabileceği değişimlere değinerek, 2050 yılında söz konusu ekonominin geleceği seviyenin sıradan büyümede 3,7 trilyon, temel büyümede 8,9 trilyon, agresif büyümede 20,6 trilyon dolar olmasının beklendiğini belirtti.

Kaynak: AA / Mertkan Oruç
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.