CIP Ortağı Sorensen, 20 trilyon doları aşan şebeke yatırımı gerektiğini söyledi
Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekleCIP Kıdemli Ortağı Sorensen, enerji dönüşümünde şebeke yatırımlarının da üretim kadar hızlı artırılması gerektiğini söyledi. Sorensen, 20-25 yılda ihtiyaç duyulan altyapı için 20 trilyon doların üzerinde yatırım gerektiğini ve özel sermayenin önünün açılması gerektiğini belirtti.
Küresel enerji dönüşümünde yenilenebilir kapasitenin artırılması kadar bu elektriği taşıyacak şebekelerin geliştirilmesi de kritik önem taşıyor. Yetersiz şebeke kapasitesi yeni projelerin sisteme bağlanmasını zorlaştırırken, uzun izin süreçleri ve yatırım ortamındaki belirsizlikler de dönüşümün hızını sınırlıyor.
Danimarka merkezli küresel enerji altyapısı yatırım şirketi Copenhagen Infrastructure Partners (CIP) Kıdemli Ortağı Ole Kjems Sorensen, enerji dönüşümünün uzun süre ağırlıklı olarak yeni üretim kapasitesi üzerinden ele alındığını belirterek, şebeke yatırımlarının da aynı hızda artırılması gerektiğini söyledi.
Gelecek 20-25 yılda ihtiyaç duyulan altyapının kurulması için 20 trilyon doların üzerinde yatırım gerektiğini ve şebeke yatırımlarının yalnızca kamu kaynaklarıyla karşılanmasının zor olduğunu dile getiren Sorensen, "Yeni finansman modellerine ihtiyacımız var. Özel sermayenin kamuya ait iletim şirketleriyle birlikte yatırım yapmasının önünü açmalıyız." dedi.
Enerji dönüşümünün hızlandırılmasında hükümetlerin önemli rol üstlendiğini ifade eden Sorensen, özellikle şebeke altyapısının geliştirilmesi, izin süreçlerinin hızlandırılması ve yatırımcılar için öngörülebilir bir piyasa oluşturulması gerektiğini söyledi.
Sorensen, hükümetlerin özel yatırımların önünü açacak uzun vadeli ve istikrarlı düzenlemeler oluşturmasının önemine dikkati çekerek, "Yatırımcılar önlerini görebilmeli. Önümüzdeki 10-20 yılda nasıl bir yol izleneceğini bildiklerinde çok daha fazla özel sermayeyi harekete geçirmek mümkün." değerlendirmesinde bulundu.
"COP31'de hedeflerden uygulamaya geçilmeli"
COP31'de hükümetlerin yeni hedefler belirlemekten çok mevcut hedeflerin uygulanmasına odaklanması gerektiğini ifade eden Sorensen, "Artık hedef belirleme aşamasını geride bıraktık. Şimdi asıl mesele, bu hedefleri nasıl hayata geçireceğimiz." diye konuştu.
Kamu desteğinin doğrudan sübvansiyon anlamına gelmediğini belirten Sorensen, fark sözleşmeleri gibi uzun vadeli mekanizmaların yenilenebilir enerji projelerine öngörülebilirlik sağlayabileceğini söyledi.
Sorensen, özellikle hızlı büyüyen gelişmekte olan ülkelerde yeni elektrik talebinin de hızla arttığına işaret ederek, bu pazarlarda yenilenebilir enerji yatırımlarının iklim açısından daha büyük etki yaratabileceğini dile getirdi.
Danimarka deneyiminde ülkeler arası bağlantılar öne çıkıyor
Danimarka'nın yenilenebilir enerjiyi elektrik sistemine entegre etme deneyiminin diğer ülkeler için de önemli örnekler barındırdığını belirten Sorensen, ülkeler arasındaki elektrik bağlantılarının bu süreçte kritik rol oynadığını ifade etti.
Sorensen, elektrik sistemlerinin birbirine bağlanmasının çözümün önemli bir parçası olduğunu vurgulayarak, Danimarka'nın, Norveç ile elektrik bağlantısı sayesinde Norveç'in hidroelektrik kapasitesinden bir enerji depolama kaynağı gibi yararlanabildiğini kaydetti.









