Ata Yatırım yeni Strateji Raporu'nu yayımladı

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Ata Yatırım, 2026 yılının ikinci yarısına yönelik para ve sermaye piyasalarındaki gelişmeleri ve ekonomik görünüme ilişkin değerlendirmelerin bulunduğu yeni Strateji Raporu'nun sonuçlarını paylaştı.

Ata Yatırım, 2026 yılının ikinci yarısına yönelik para ve sermaye piyasalarındaki gelişmeleri ve ekonomik görünüme ilişkin değerlendirmelerin bulunduğu yeni Strateji Raporu'nun sonuçlarını paylaştı.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, Ata Yatırım'ın düzenli olarak yayımladığı Strateji Raporu'nun son sürümünde, yılın ikinci yarısına dair değerlendirmelere ve ekonomik öngörülere yer verildi.

Rapora göre, gelecek 18 aylık dönemde Türkiye hisse senedi piyasasının seyrini dört temel risk ve belirleyici unsurun şekillendirmesi bekleniyor. Bunların başında, Orta Doğu'daki jeopolitik gelişmeler ile Rusya-Ukrayna savaşının seyri geliyor.

Küresel ticaret politikalarındaki değişimler ve Türkiye'nin uluslararası ticaretteki konumu, enflasyon görünümü ile para ve maliye politikalarının yönü, seçim öncesi dönemde iç siyasi gündemde yaşanabilecek gelişmeler, piyasaların performansını belirleyecek temel faktörler arasında sayılıyor.

Rapordaki temel senaryoda, ABD ile İran'ın belirli bir noktada anlaşmaya varacağı varsayılarak, Hürmüz Boğazı'nın açılmasıyla petrol fiyatlarının normalleşmesi bekleniyor. Türkiye ekonomisinin varil başına 80-95 dolar aralığındaki Brent petrol fiyatlarına uyum sağlayabileceği belirtilirken, Brent petrol fiyatlarının varil başına 100-110 dolar seviyelerini aşması durumunda Türkiye'nin cari işlemler dengesi ve Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) büyümesinin baskı altında kalacağına işaret ediliyor.

Yılın ilk yarısına kıyasla ikinci yarıda gıda ve enerji fiyatlarının görece daha ılımlı seyredeceği ve petrol fiyatlarının normalleşeceği varsayımıyla, enflasyonun 2026 sonunda yüzde 28,3'e düşeceği öngörülüyor. Bu gelişme ve fonlama maliyetinin politika faizine yakınsamasıyla yılın kalanında sınırlı faiz indirimi bekleniyor. Politika faiz oranının temmuz ayındaki yüzde 37 seviyesinden 2026 sonu itibarıyla kademeli olarak yüzde 35'e ineceği tahmin ediliyor.

Raporda, arz koşullarındaki sıkılığın devam etmesine karşın zayıflayan talebin dezenflasyon sürecini desteklediği, ancak bu dengesizliğin büyüme dinamikleri açısından sınırlayıcı bir unsur olduğu değerlendiriliyor. Ata Yatırım, Türkiye ekonomisi için 2026'da yüzde 3 reel büyüme beklentisini koruyor. Yılın ikinci yarısında enerji fiyatları ve ithalattaki yavaşlamayla cari dengede görece bir iyileşme öngören şirket, yıl sonu için 55 milyar dolar cari açık tahminini sürdürüyor.

Değerleme analizleri doğrultusunda BIST 100 için 1 yıllık hedefini yüzde 43 yukarı yönlü potansiyele işaret edecek şekilde 19 bin seviyesinden 19 bin 600'e revize eden kurumun revizyonunda, banka dışı şirketlerin 2025'teki yüzde 0,8'lik kar daralmasının ardından 2026'da yüzde 30,3 kar artışı göstereceği beklentisi öne çıkıyor.

Buna rağmen faiz indirim sürecinin kademeli ilerleyeceği göz önünde bulundurulduğunda, 2026'nın ikinci yarısının Türk hisse senetleri için zorlu geçmeye devam edeceğine işaret ediliyor. Bu nedenle yılın ikinci yarısında hisse senedi piyasasında seçici olmayı öneren şirket, iç pazarda güçlü konuma sahip, operasyonel verimliliği yüksek, düşük kaldıraçlı, nispeten daha iyi finansman kapasitesi bulunan ve olası ekonomik yavaşlamalara karşı daha dayanıklı şirketlerin öne çıkacağını değerlendiriyor.

Liranın dolar karşısında reel olarak değer kazanmasının ihracatçı şirketlerin kar marjları üzerinde baskı yaratmayı sürdüreceği, bu nedenle ihracatçıların yeni pazarlara açılırken verimliliklerini artırması gerekeceği belirtiliyor. Türkiye'nin başlıca ihracat destinasyonlarındaki Çin faktörü göz önünde bulundurulduğunda, küresel ticaret dinamiklerinin gidişatının, Türk ihracatçılarının ana pazarı Avrupa Birliği (AB) gibi bölgelerdeki kilit faktörlerden biri olacağı vurgulanıyor.

Döviz piyasasında istikrar ve rezervlerde toparlanma sürüyor

Raporda, döviz piyasasında istikrarın sürmesiyle Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) rezerv yönetiminde daha fazla hareket alanı kazandığı ve para politikasındaki esnekliğin arttığı aktarılıyor.

Yerleşiklerin döviz talebinin sınırlı kalmaya devam etmesi, kur görünümünde temel dengeleyici unsurlardan biri olurken, sermaye girişlerinin ağırlıklı olarak swap kanalı üzerinden gerçekleşmesi bekleniyor. Son dönemde yabancı yatırımcı girişlerinde "carry" işlemleri yeniden öne çıkarken, bu girişlerin vade yapısında da sınırlı ancak olumlu bir iyileşme dikkati çekiyor. Tahvil piyasasında yabancı ilgisi kademeli olarak artarken, swap hariç net uluslararası rezervlerin yeniden 40-45 milyar dolar aralığına doğru yükselmesinin rezervlerdeki toparlanmanın sürdüğüne işaret ettiği kaydediliyor.

Kaynak: AA
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.