DHA İSTANBUL BÜLTENİ-3
Haberler » Güncel » DHA İSTANBUL BÜLTENİ-3 - Haber

DHA İSTANBUL BÜLTENİ-3

ATALAY FİLİZ'İN ÖĞRETMEN FATMA KAYIKÇI'YI ÖLDÜRME DAVASI (1)- SUÇ DEĞİŞTİ CEZA DEĞİŞMEDİYüksel KOÇ - İstanbul DHA - Tuzla'da, tarih öğretmeni Fatma Kayıkçı'yı, "Tasarlayarak öldürdüğü" gerekçesi ile aldığı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası Yargıtay tarafından bozulan Atalay Filiz bu...

DHA İSTANBUL BÜLTENİ-3

ATALAY FİLİZ'İN ÖĞRETMEN FATMA KAYIKÇI'YI ÖLDÜRME DAVASI (1)

- SUÇ DEĞİŞTİ CEZA DEĞİŞMEDİ

Yüksel KOÇ - - Tuzla'da, tarih öğretmeni Fatma Kayıkçı'yı, "Tasarlayarak öldürdüğü" gerekçesi ile aldığı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası Yargıtay tarafından bozulan Atalay Filiz bu kez, "Nitelikli kasten öldürme" suçundan aynı cezaya çarptırıldı. 

Görüntü Dökümü;:

----------

-Arşiv

15.01.2020 - 14.39 Kodu : 200115132

===============

2- ARNAVUTKÖY'DEKİ VAHŞET; ÖLDÜRDÜĞÜ ANNESİNİ BÖYLE TAŞIMIŞLAR 

-Şüphelilerin cesedi taşıdığı anlar kameralara yansıdı.

Buse PEHLİVAN/İSTANBUL Arnavutköy'de annesini öldürerek, ormanlık alana gömen Batuhan Ü. ve arkadaşı adliyeye sevk edildi. Batuhan Ü. ve arkadaşı Furkan S.G.'nin cesedi battaniyeye sarılı şekilde evden çıkarak otomobile taşıdığı anlar güvenlik kameralarına yansıdı.Arnavutköy'de cesedi bulunan Melahat İşbir'in 20 yaşındaki oğlu tarafından başına keserle vurularak öldürüldüğü ortaya çıkmıştı. Oğul Batuhan Ü. ile cesedi taşımaya yardım eden arkadaşı gözaltına alındı. Sorgulanan şüpheliler suçlarını itiraf etti. Şüphelinin ifadesinde 19 Aralık tarihinde beraber yaşadığı annesini evde bir adamla otururken gördükten sonra evden çıktığını ardından tekrar eve gelerek annesiyle tartıştıklarını ardından kafasına sert şekilde keserle bir darbe vurduğunu söylediği öğrenildi. Aldığı darbeyle ölen annesini 1 hafta boyunca evde tuttuğunu o sırada cesedi yok etmek için plan yaptığı belirtildi. Ardından arkadaşı Furkan S.G.'yi arayarak yardım etmesi için çağırdığı iki arkadaşın cesedi çarşaf, battaniye ile sararak bir otomobile yükledikleri, Arnavutköy'de ormanlık bir alanda 1 buçuk metre derinliğinde çukur kazıp battaniye sarılı cesedi gömdükleri, üzerine beton döktükleri öğrenildi. Şubedeki işlemlerinin ardından Batuhan Ü. ve arkadaşı Furkan S. adliyeye sevk edildi. 

CESEDİ TAŞIMALARI KAMERADAÖte yandan Batuhan Ü. ve arkadaşı Furkan S.G.'nin cesedi battaniyeye sarılı şekilde evden çıkarak otomobile taşIdığı anlar güvenlik kameralarına yansıdı.

Görüntü Dökümü----------------(Güvenlik kamerası)-şüpheli ve arkadaşının cesedi battaniyeye sarılı halde evden çıkarması-şüpheli ve arkadaşının cesedi battaniyeye sarılı halde otomobile koyması(Aktüel)-Şüphelilerin şube çıkışı-Maktülün fotoğrafı-Arşiv

15.01.2020 - 14.28 Haber Kodu : 200115128 =====================

3- NAZIM HİKMET TARABYA'DA KARANFİLLERLE ANILDI

Haber-Kamera: Elif Yavuz-Mertcan ÖZTÜRK/İSTANBUL, USTA şair Nazım Hikmet Ran 118'nci doğum gününde Türkiye'den ayrıldığı son yer olan Tarabya'da sevenleri tarafından denize atılan karanfillerle anıldı. 15 Ocak 1902'de Selanik'te doğan şair Nazım Hikmet için 118'inci doğum gününde Tarabya Sahili'nde anma programı düzenlendi. Programa Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç, Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı Başkanı Rutkay Aziz ile çok sayıda vatandaş katıldı. Sahile gelenler yolcu vapuruyla denize açılarak Nazım Hikmet'i anmak için denize karanfiller attı.

"O HEP BURADA"Anma programında konuşan Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç, "Her yıl 15 Ocak burada gelenekselleşti. Bugün buradan Nazı Hikmet'i yolcu edeceğiz. O hep burada. Türkiye'den son ayrıldığı nokta burası. Nazım Hikmet dünya şairi herkes de kabullendi. Vatan şairi olup vatanında uzakta yatıyor. Herkes kendini Nazım Hikmet'in yerine koysun. Ancak onun mutluluğu bir gün Nazım Hikmet'in burada olacağı bir gündür. O zaman yolcu etmek değil, hep bir arada yaşamanın keyfini bulacağız" dedi.

"ONU SEVGİ VE SAYGIYLA ANIYORUZ"Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı Başkanı Rutkay Aziz ise, "Fevkalade memnunum bu memlekette doğduğumdan' diyor Nazım. Acaba bugün Nazım yaşasaydı Türkiye'nin ve dünyanın bugünkü koşullarına rağmen 'fevkalade memnunum doğduğuma' der miydi? Bence derdi. Kavga adamı olduğu için derdi. Savaşsız, sömürüsüz, emekten yana insanca bir dünya kavgası verdiği için bu umutla yarınlara bakardı. Biz de bu umutla yarınlara baktığımız için onu sevgi ve saygıyla anıyoruz" diye konuştu.Anma programına katılan Yıldız Taşdoğu, "Çok mutluyuz burada olmaktan Nazım'ı anmaktan. Bu kadar güzel bir kişi bize armağan olduğu için çok mutluyuz" dedi.

Görüntü Dökümü: ---------------------Anma etkinliğinden detaylar-Şükrü Genç ve Rutkay Aziz röportajı-Vatandaş röportajı-Karanfil atılırken detaylar-Vatandaşlardan genel ve detay görüntüler-Havadan görüntüler

15.01.2020 - 14.09 Haber Kodu : 200115128

============================ 

4- USTA OYUNCU RECEP AKTUĞ SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI 

Haber - Kamera: Müge YARIMBATMAN - Buğra BENLİOĞLU/ İSTANBUL,  - İstanbul'da hayatını kaybeden usta oyuncu ve müzisyen Recep Aktuğ son yolculuğuna uğurlandı.İki yıldır KOAH tedavisi gören Recep Aktuğ (65) dün hayatını kaybetti. Aktuğ için Zincirlikuyu Camii'nde cenaze töreni düzenlendi. Törene Aktuğ'un ailesi, yakınları ve şarkıcı Candan Erçetin, oyuncu Kıvanç Tatlıtuğ, İlker Kızmaz, müzisyen Baha Boduroğlu ile birçok kişi katıldı. Aktuğ'un kızı Zeynep Aktuğ ve eşi Gül Aktuğ taziyeleri kabul etti. Gül Aktuğ, eşinin tabutunun başında "Arkandan çok ağladım senin" dediRecep Aktuğ'un cenazesi, öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi.

"O KURTULDU DA BEN NE YAPACAĞIM" Recep Aktuğ'un eşi Gül Aktuğ, "Ne söyleyeyim ki, çok üzgünüm. 40 yıllık hayat arkadaşımı kaybettim, ne söyleyebilirim ki. KOAH tedavisi görüyordu. Çok çekti o, bir sene kadar falan baya çekti. O kurtuldu da ben ne yapacağım diye çok merak ediyorum" dedi.

"ÇOK NEŞELİ, BABACAN BİR ABİMİZDİ" Aktuğ'un dizide oğlunu canlandıran oyuncu arkadaşı İlker Kızmaz ise, "Son bir senedir zor bir dönem geçirdi. Allah geride kalanlara sabır versin. Çok neşeli, keyifli, babacan bir abimizdi. Abi gibiydi" diye konuştu.

"SEVİLEN BİR SANATÇIYDI" Aktuğ'un ablası Esin Aktuğ Seçkin de, "Ben en büyük ablasıyım. Çok canımızı yaktı. Çok seviyoruz onu, o bizim canımız. Bir senedir KOAH tedavisi görüyordu, kurtaramadık. Orada rahat etsin inşallah. Yapacak bir şeyimiz yok, onu hala seveceğiz. Sağ olsun bütün sanat camiası da ilgilendi. Sevilen bir sanatçıydı" ifadelerini kullandı.

"BİR MÜZİSYENİ YİTİRMEK BİR AĞACI KESMEK GİBİDİR" Müzisyen Baha Boduroğlu ise, "Türkiye çok iyi yorumcusunu yitirdi. Sesi ve stiliyle gerçekten büyük bir eksikliği tamamlamıştı. Bir müzisyeni yitirmek bir ağacı kesmek gibidir toplumlarda. Onun için içimiz kan ağlıyor, başımız sağ olsun" dedi. 

Görüntü Dökümü------------------------- -Cenaze töreninden genel ve detay görüntüler -Eşi Gül Aktuğ ile röportaj-Oyuncu İlker Kızmaz ile röportaj -Ablası Esin Aktuğ Seçkin ile röportaj -Müzisyen Baha Boduroğlu ile röportaj -Cenaze törenine katılanlardan detay görüntüler 

======================

5- DOLMABAHÇE SARAYI'NDAKİ YASAK YERLERDE BİR GÜNLÜĞÜNE SELFİE ÖZGÜRLÜGÜ

Beyza Nur GÜLER-Harun UYANIK-İbrahim MAŞE/İSTANBUL,  TÜRKİYE'de ilk defa 2018 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı müzelerde "selfie günüö etkinliği yapılmıştı. Bugün ise ilk kez iç mekanında fotoğraf çekiminin yasak olduğu Milli Saraylar'a bağlı müzelerde, "Uluslararası Selfie Günüö dolayısıyla ziyaretçiler özgürce selfie çekti. Dolmabahçe Sarayı'na gelen turistler ve ziyaretçiler, sarayın birçok noktasında bol bol fotoğraf çekebilmenin tadını çıkarttı.

"BİZİM İÇİN ÖZEL BİR DENEYİM OLDU"Dolmabahçe Sarayı'nda çektikleri fotoğrafları "müze selfiesi" etiketi ile sosyal medya hesaplarında paylaşacaklarını ifade eden Amerikalı turistler Rebecca ve Ashley Levy, "Amerika Birleşik Devletleri'nin Texas Eyaletinden geliyoruz. Kardeşim ve annemle geldik, 10 gün Türkiye'de kalacağız. İstanbul, Kapadokya, İzmir, Bodrum'u gezeceğiz. Bugün çok şanslı hissediyoruz çünkü burada fotoğraf ve selfie çekebileceğiz.  Ve onları sosyal medya hesaplarımızda paylaşmayı planlıyoruz. Fotoğrafları "museumselfieö etiketi ile arkadaşlarımız ve ailemiz ve herkes ile paylaşacağız. Bu bizim için de özel bir deneyim oldu" şeklinde konuştu. 

"TÜRKİYE İÇİN İNANILMAZ BİR TANITIM FIRSATI"Tur rehberi Leyla Topal ise, "Aslında çok özel bir an. Bugün turdayım ben, misafirlerimi gezdiriyorum Dolmabahçe Sarayı'nda ve söylediğiniz gibi çok sık geliyoruz ama ben bile bir rehber olarak bugün bu heyecana kapılıp bir sürü fotoğraf çektim çünkü normalde Dolmabahçe Sarayı'nın içinde fotoğraf çekmek kesinlikle yasak. Fakat bu özel müze selfie günü, hepimizi çok heyecanlandırdı. Herhalde misafirlerim 200'ün üzerinde fotoğraf, selfie çektiler. ve güzel tarafı da şu, gezdirdiğim misafirler Amerika'lı ve sosyal medya hesapları var, bayağı da takipçileri var. bugünkü fotoğrafları müze selfiesi başlığı altında Türkiye, Dolmabahçe, İstanbul hashtagleriyle (sosyal medya paylaşımlarında kullanılan etiket) paylaşacaklar bence bu Türkiye için de inanılmaz bir tanıtım fırsatı aslında" dedi.

Görüntü Dökümü: -------------------------Dolmabahçe Sarayı'ndan görüntüler-Ziyaretçiler selfie çekerken görüntüler-Ziyaretçiler ile röp.-Amerikalı turistler ile röp.-Genel ve detay 

15.01.2020 - 14.17 Haber Kodu : 200115125_

========================

6- EVLİLİK PROGRAMINA DA KATILAN HIRSIZLIK ŞÜPHELİSİ YAKALANDI

-Şüphelinin hırsızlık anları kameralara yansıdı.

Ali ABLAY, İSTANBUL, Bayrampaşa ve Küçükçekmece'de yankesicilik ve hırsızlık yapan 2 şüpheliyi belirleyen polis ekipleri şüphelilerden birini yakalayarak gözaltına alırken, birinin cezaevine olduğu anlaşıldı. Yakalanan şüphelinin ise 3 yıl önce evlilik programına katıldığı öğrenildi. Şüphelilerin yankesicilik anları ise güvenlik kameralarına yansıdı.Bayrampaşa ve Küçükçekmece'de 15 Mart ve 12 Eylül arasında 2 yankesicilik olayı ve bir işyerinden de hırsızlık yapılması üzerine Bayrampaşa İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri harekete geçti. Polis ekipleri, olayların yaşandığı işyerlerinin güvenlik kameralarını incelemeye aldı. Polis şüphelilerin Tanju G. ve Tansu G. isimli iki kardeş olduğunu belirledi.Şüphelilerin yakalanması için çalışma başlatan emniyet ekipleri, Tanju G.'yi Büyükçekmece, Kemerburgaz'da geçtiğimiz Çarşamba günü yakalayarak gözaltına aldı. Şüpheli Tanju G.'nin Tekirdağ ve İzmir'de gerçekleşen 4 hırsızlık, dolandırıcılık ve yankesicilik olmak üzere 6 farklı olayın şüphelisi olduğu tespit edildi. Şüpheli Tanju G.'nin kardeşi Tansu G.'nin ise daha önceden tutuklanarak cezaevine gönderildiği anlaşıldı.Tanju G.'nin 3 yıl önce bir televizyon kanalındaki evlilik programına uzun süre çıktığı öğrenildi. Yakalanan Tanju G. ise Bayrampaşa İlçe Emniyet Müdürlüğü'ndeki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilirken adli makamlarca adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.  

Görüntü Dökümü----------------Güvenlik kamerası görüntüleriŞüphelinin adliyeden çıkartılması

15.01.2020 - 14.45 Haber Kodu : 200115134

======================

7- BAKIRKÖY'DE OTOMOBİLLERİN ELEKTRONİK PARÇALARINI ÇALAN ŞÜPHELİ KAMERADA 

Buse PEHLİVAN/İSTANBUL,Bakırköy'de lüks otomobillerdeki radyo paneli, klima paneli, multimedya teyp ve görüntü sistemi, araç içi navigasyon cihazı çalan şüpheli, son işinde polis tarafından kıskıvrak yakalandı. Şüphelinin hırsızlık anları ise güvenlik kameralarına yansıdı. Asayiş Şube Müdürlüğü Hırsızlık Büro Amirliğine bağlı ekipler Bakırköy'de gece saatlerinde lüks araçların radyo paneli, klima paneli, multimedya teyp ve görüntü sistemi, araç içi navigasyon cihazlarının çalınma olaylarıyla ilgili olarak çalışma başlattı. Polis yaptığı güvenlik kameraları incelemelerinde şüphelinin kimliğini ve kullandığı aracı tespit etti. Takibe alınan şüpheli 4 Ocak Cumartesi Bakırköy'de bir otomobilden çaldığı malzemeleri kendi aracına koyarken yakalandı. Şüphelinin üzerinden ise araçların kapılarını açmak için kullandığı tornavida ile 8 bin 470 lira nakit para çıktı.

BAKIRKÖY'DE 6 AYRI OTOMOBİLDEN HIRSIZLIK Gözaltına alınan Cemil Ö.'nün (42) toplamda 100 bin lira değerinde malzeme çaldığı, 42 suç kaydı ve 5 aranmasının olduğu ortaya çıktı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Cemil Ö. çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Öte yandan şüphelinin siyah renkli otomobiliyle olay yerine geldiği, otomobilden çaldığı elektronik eşyaları bagajına koyduğu anlar güvenlik kameralarına yansıdı. 

Görüntü dökümü: ---------------------(Güvenlik kameraları)-Şüphelinin otomobiliyle hırsızlık için gelmesi-Şüphelinin otomobilinin bagajına çaldığı elektronik eşyaları koyması-Şüphelinin olay yerinden ayrılması               -(Aktüel)-Şüphelinin şube çıkışı

15.01.2020 - 12.28 Haber Kodu : 200115095

==========================

8- ŞULE İDİL DERE'NİN ÖLÜMÜNE İLİŞKİN DAVAYA DEVAM EDİLDİ

-DAVA KARARA KALDI

Haber: Yüksel KOÇ/ İstanbul DHA Kadıköy Yoğurtçu Parkı'nda hafriyat kamyonunun altında kalarak yaşamını yitiren Şule İdil Dere'nin ölümüne ilişkin açılan davaya devam edildi. Yeni bilirkişi raporu alınması yönündeki talepleri reddeden mahkeme, sanıklar ve avukatlarının esas hakkındaki savunmalarını yapmaları için süre vererek duruşmayı erteledi. İstanbul Anadolu 57. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın 11. duruşmasına tutuksuz yargılanan sanıklar Ergün Ata, Saffet Altındağ, Kamil Cemal Yıldırım, Teyfur Bingöl ve avukatları ile Şule İdil Dere'nin annesi Nesrin Aslan ve avukatları katıldı.

Mahkeme hakimi 7. raporun dava dosyasına geldiğini tutanağa geçti. Şoför Mumin Kılıç ve İbrahim Ruhi Kelleci'nin asli, sanık Zafer Karasaçlı'nın tali kusurlu bulunduğu raporda, maktül Şule İdil Dere ile sanıklar Teyfur Bingöl, Ergun Ata, Kamil Cemal Yıldırım ve Saffet Altındağ'ın kazanın oluşumunda kusurunun olmadığı tespitine yer verildi. Söz alan Şule İdil Dere'nin annesi Nesrin Aslan, "Ben rica ediyorum, artık vicdanen karar verilmesini istiyorum. Uzatmayın artık. Avukatlardan rica ediyorum uzatmayın artık. Ben her duruşmada aynı günü yeniden yaşıyorum" dedi. Şule İdil Dere'nin babası Berdan Dere'nin avukatı Ahmet Akkuş, suçun olası kastla adam öldürme suçu olduğunu savunarak, "Öncelikle görevsizlik kararı verilmesini talep ediyoruz. Mahkeme aksi kanaatte ise sanıkların cezalandırılmasını istiyoruz" dedi.  SANIK AVUKATLARINA ESAS HAKKINDAKİ SAVUNMALARINI YAPMALARI İÇİN SÜRE VERİLDİMumin Kılıç'ın avukatı Feleknaz Füsun Erten, celse arası gelen son bilirkişi raporunun kendilerine ulaşmadığını, onun yerine bir önceki bilirkişi raporunun kendilerine tebliğ edildiğini belirterek, son raporu incelemek için süre istedi. Mahkeme, sanıklar ve avukatlarının esas hakkındaki savunmalarını yapmaları için duruşmayı erteledi. 

Görüntü dökümü: -----------------ARŞİV

15.01.2020 - 13.13 Haber Kodu : 200115109

===============================

9- PROF. DR. YORULMAZ YENİ NESİL DNA KİTLERİ HATASIZ SONUÇ VERİYOR Hilal ÖZTÜRK- Kubilay ÖZEVİSTANBUL, - KOÇ Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Coşkun Yorulmaz, Adli Tıp Kurumu'nun, cinsel saldırı, cinayet, kimliği belirsiz cesetlerin teşhisi gibi adli olaylarda kullanılmak üzere bir yıllık 100 bin adet 'Yeni Nesil İnsan DNA'sı Miktar Tayin Kiti' alımını DHA'ya değerlendirdi. Prof. Dr. Yorulmaz Adli Tıp Kurumu'nun uzun zamandır gelişmiş teknolojiyi kullandığını, modern gelişmeleri de takip ettiğini belirterek, "Daha önce yargılamayı nihai sonuca ulaştıramayacak, eksik bilgiler vermek zorunda kalıyorduk. ya da çok daha kötüsü hiç saptayamadığımızı söylüyorduk. Adli Tıp Kurumu'nun satın almaya çalıştığı ve çok iyi yaptığını düşündüğüm şey, modern anlamda hatasız çok daha az hatayla sonuç vermemize yarayacak kitler. Eğer materyaller laboratuvarda iyi korunmuş ise geçmişe dönük inceleme bile yapılabilir" dedi.

Koç Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Coşkun Yorulmaz, Adli Tıp Kurumu'nun, 'Yeni Nesil İnsan DNA'sı Miktar Tayin Kiti' alımıyla ilgili DHA'ya konuştu. DNA incelemelerinin birçok televizyon programında abartılarak anlatıldığını belirten Prof. Dr. Yorulmaz, Elbette çok gelişmiş bir teknoloji, elbette çok iyi sonuçlar veriyor ama, problemleri de var. Son yıllarda adli bilimler o kadar çok dünyanın gündeminde ki, biz yapabildiklerimizden çok yapamadıklarımızı anlatmak zorunda kalıyoruz. Çünkü beklentiler çok artmış durumda" dedi.

KARIŞIM DNA SALDIRGANI BULMAYI ÇOK ZORLAŞTIRIRÇalışmaları sırasında DNA miktarının az olduğu karışık örneklerde çok zorlandıklarını ifade eden Prof. Dr. Yorulmaz, şunları söyledi: "Örneğin cinsel saldırı olguları bizim için çok önemlidir. Hem erkek genital organlarının incelenmesi, hem kadın genital organlarının; ilişkiye giren, saldırıya uğrayanın materyalinin elde edilmesi amacıyla incelenmesi çok büyük probleme yol açıyor. Çünkü materyali aldığınız yerde, hem şahsın kendisinin, hem de olası dışardan bulaşmış DNA'ları birlikte karışım halinde içeriyor. Karışım DNA'larda, saldırganı bulmak işimizi çok zorlaştırıyor. Bu her zaman genital organların incelenmesinde de olmuyor. Bazen olay yerinde de karışık DNA bulabiliyoruz. Örneğin bir banyoda sanık ve mağdur olan kişi birlikte ya da ayrı ayrı duş aldığında, her iki kişinin de burada DNA'sının olma ihtimali çok fazla. Böyle durumlarda kadın genital organından sürüntü aldığınızda, doğal olarak kadının DNA miktarı çok daha fazla olacağı için, şüphelinin çok az miktarda olan DNA'sını baskılayabiliyor, maskeleyebiliyor. Böyle durumlarda sanki yokmuş gibi negatif sonuç alınabiliyor. Burada negatif diye sonuç vermeniz, sanki iddia edilen cinsel saldırının hiç gerçekleşmediği, kadının yalan söylediği anlamına gelebilir. Bu durumda da iyi bir şey yapmak isterken, kötü bir şey yapmış olursunuz. Dolayısıyla Adli Tıp Kurumu'nun şu an yapmaya çalıştığı şey, DNA miktarını saptayarak bakacağı her iki kişiye ait DNA miktarını görmüş oluyor. Modern kitler, yeni DNA dizilim analiz araştırmaları çok hassaslar. DNA miktarı çok fazlaysa da, çok az ise de iyi sonuç alamıyorsunuz. DNA miktarını optimal düzeye getirirseniz, bu cihazlar çok iyi sonuç veriyor. Diyelim ki çok fazla DNA'nız var onu dilue (seyreltmek) etmenize ya da çok az DNA'nın konsantrasyonunu (yoğunluğunu artırmak) artırmanız gibi çok fazla manipülasyon şartlarımız var. Bunları kullanmamıza yol açıyor."

'EKSİK BİLGİLER VERİYORDUK, SAPTAYAMADIĞIMIZI SÖYLÜYORDUK'Adli Tıp Kurumu'nun ihaleyle satın aldığı kitlerin hatasız, çok daha az hatayla sonuç vereceğini belirten Prof. Dr. Coşkun Yorulmaz, Adli Tıp Kurumu'nun satın almaya çalışarak çok iyi yaptığını düşündüğüm şey modern anlamda hatasız, çok daha az hatayla sonuç vermemize yarayacak kitler. (Daha önce) Şöyle demek zorunda kalıyorduk vajinal sürüntü örneğinde DNA var ama, bunun kime ait olduğunu bilemiyoruz. Erkek ama, kimin olduğunu bilmiyoruz gibi. Aslında yargılamayı nihai sonuca ulaştıramayacak eksik bilgiler vermek zorunda kalıyorduk. ya da çok daha kötüsü hiç saptayamadığımızı söylüyorduk" dedi.

LABORATUVARDA SAKLANMIŞ ÖRNEKLER GERİYE DÖNÜK İNCELENEBİLİRProf. Dr. Yorulmaz laboratuvarda saklanmış materyallerle ilgili geriye dönük yeni kitlerle araştırma yapılabileceğini ifade ederek, DNA elde etmekte başka zorluklar da var. Üzerinden zaman geçmesi, bakterilerle kirlenmesi gibi. Burada da geçmiş olayları çözmekte geriye döndüğümüzde önümüzdeki en büyük engel zaman. Zamanla DNA bozuluyor. Bozulan DNA'lara bir şey yapamayabiliriz. Ama laboratuvarda saklanmış örnekler, mesela açık havada güneşte kurutulmuş bir bez parçası gibi. Çok uzun yıllar sonra bile yeniden üzerinde çalışılmaya müsait olabilir. Böyle saklanmış bir materyali konuşuyorsak, geriye dönüp yeni kitlerle araştırma yapmak mümkün" diye konuştu.

ADLİ TIP EN GELİŞMİŞ CİHAZ TEKNOPARKINA SAHİPYurt dışındaki uygulamaları da yakından takip eden bir hekim olarak, Adli Tıp Kurumu'nun Türkiye'nin en gelişmiş cihaz teknoparkına sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Coşkun Yorulmaz, Bunları düzenli olarak da satın alıyor ve yeniliyor. Adli Tıp Kurumu gelişmiş teknolojiye uyum sağlıyor. Bütçe sorunu yaşadıklarını duymadım hiç. Elbette bunları kullanabilmek için yeterince eğitimli öğretim üyeleri ve çalışanların olması da gerekiyor. Belki zaman zaman bu konuda sorunlar yaşanıyor, ama giderilmeye çalışılıyor ifadelerini kullandı.

TÜBİTAK VE ÜNİVERSİTELER ÇALIŞIYOR AMA HALEN DIŞA BAĞIMLIYIZTÜBİTAK ve Koç da dahil bazı üniversitelerin bu kitlerin yurt dışından pahalıya satın almak yerine üretilmesi için de çalıştığını ifade eden Prof. Dr. Coşkun Yorulmaz, şunları söyledi

Bu düzeydeki DNA kitleri konusunda yurt dışına bağımlıyız. Adalet Bakanlığı bu bütçeyi ayırıyor. Zaten söz konusu ihale de çok ciddi bir bütçenin ayrıldığını gösteriyor. Türkiye'de bilimsel çalışmalara, Ar- Ge çalışmalarına, üniversitelere yeterince bütçe verilmediği ortada bunu herkes biliyor. Öncelik buna verilmeli. Çünkü çok büyük paralar ödeniyor, Euro ve Dolar ile satın alınıyor bu cihazlar. Bu nedenle bunun yapılması gerekiyor, yapabilecek bilim adamları var.

BİZ DE YAPIYORUZ AMA TİCARİ BAŞARIMIZ YOKDNA araştırmalarında öncülüğü Amerika'nın çektiğini bildiren Prof. Dr. Yorulmaz, DNA ile ilgili incelemeleri de onlar başlattı. 1980'lı yıllardan itibaren babalık tayinleri yapıldı. Hemen arkasından Türkiye'de yapılmaya başlandı. Birçok farklı ülke var ama, öncü ABD'de. Biz de hiç yapmıyor değiliz, yapıyoruz tabii ama, ticari olarak bir başarımız olduğu söylenemez dedi.

Görüntü dökümü: ---------------------Prof. Dr. Coşkun Yorulmaz

=======================

10- SİBER ZORBALIĞA GÖNÜLLÜ 'SİPER' OLACAKLAR Özlem YURTÇU KARABULUT- Kubilay ÖZEV/İSTANBUL, - İSTANBUL'da üniversite öğrencisi Sibel Ünli'nin intiharının ardından tekrar gündeme gelen 'siber zorbalık' ve 'sanal şiddet' konusunda, Türkiye'nin her yerinden avukat, eğitimci, psikolog, yazılımcı, grafiker ve çevirmenden oluşan bir grup gönüllü 'sanal' ortamda örgütlendi. 'Siber zorbalığa karşı farkındalık' projesi kapsamında bir araya gelen ekip, elektronik ve sesli kitapçıklar, animasyon ve kısa filmlerle siber zorbalığa karşı çalışmalar yürüterek küçük- büyük herkesin daha güvenli internet kullanmasını hedefliyor. Gönüllülere, youtuber veya internet fenomenleri ile pek çok sanatçı ve belediye de destek olacağını açıkladı.

HERKES KENDİ UZMANLIK ALANINA EL ATACAKSiber zorbalığa karşı gönüllü olarak örgütlenen ekibe, takipçi sayısı yüzbinleri bulan Chaby Han gibi youtuber veya internet fenomenleri ile pek çok sanatçı ve belediye de destek olacağını açıkladı. Gönüllü ekipten Klinik Psikolog Semih Şahinoğlu, "Şimdilik yaklaşık 75 kişilik bir grubuz. Alt çalışma gruplarıyla görev dağılımlarına başladık. Siber zorbalığa karşı sosyal farkındalık projesi geliştirerek Türkiye'nin her yerine ulaşmak istiyoruz. İlk etapta e-kitap projemiz var. Hem çocuklar hem ergenler hem de yetişkinler için ayrı ayrı formatlarda hazırlayacağız. Bunları sesli kitap haline de getireceğiz. Ayrıca animasyon ve kısa film haline de getirilecek. Ekipte hukuk uzmanı, psikolog, grafiker, yazılımcı, çevirmen, pek çok alandan uzman arkadaşımız var. Herkes kendi uzmanlık alanıyla ilgili kısımları halledecek. Siber zorbalığa ya da şiddete maruz kalan bireylere nasıl destek verebiliriz, failleri nasıl engelleyebiliriz, bu konuda öncülük edecek bir hareket olacak bu" diye konuştu.

SANAL ŞİDDETİ FİLTRELEYECEK SİSTEM GELİŞTİRİYORUZ'Siber Zorbalığa Karşı Farkındalık Projesi' ekibinden Bilgisayar Mühendisi Erhan Öztürk, siber zorbalığın akran tacizinin elektronik bir formu olduğunu söyleyerek şu bilgileri verdi: "Elektronik ortamda yayılan bir sorun, çözümünün de elektronik ortamda bulunması gerekiyor. Ben de bir hafta önce bu oluşumla ilgiyi çağrıyı görünce ekibe gönüllü olarak katılmak istedim. Benim bu konuda bir de yüksek lisans tezim var aslında. Türkiye'deki yazılım alanında siber zorbalığa karşı geliştirilmiş en geniş proje. Siber zorbalık yapay zeka/ makine öğrenmesi yardımıyla nasıl tespit edilir, mağdura ulaşmadan nasıl engellenebilir, bunu amaçlıyor. Dört sosyal medya platformundan siber zorbalık teşkil edebilecek bütün metinleri toplamaya başladık. Bugüne kadar toplanmış en büyük veri seti 3 bin yorumu içeriyordu. Biz 23 bin veri topladık. Bu yorumlardan hakaret, taciz, şiddet içeriği olanların yapay zeka yoluyla filtrelenip engellenmesini sağladık. Yüzde 90 başarı sağladı. Şimdi bu sistemi sadece sosyal medya uygulamaları değil harici mesajlaşma programlarına da entegre ederek bireyleri bu tip zorbalıklardan korumayı amaçlıyoruz. Bilgi Teknolojileri Bağımlılığı Araştırma Komisyonu'nun raporuna göre siber zorbalığa karşı en savunmasız bireyler 13 ve 15 yaşındaki çocuklar. 13 yaşında mağdur olan çocuk, 18 yaşına geldiğinde bunu kendisi yapmaya başlıyor. Filtreleme sistemi sayesinde hakaret vs'yi sistem algılayacak ve kişiye ulaşmasını engelleyecek."

EĞİTİM ALANINDAKİ EN BÜYÜK SORUNLARIMIZDAN BİRİRehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Öğretmeni Orhan Yazıcı da çalıştığı alan itibariyle siber zorbalığa en çok rastlanan kesimde olduğunu vurguladı. Yazıcı, şunları söyledi: "Eğitim ortamlarında en çok karşımıza çıkan problemlerden birisi. En büyük sorun, öğrencilerin birbirleriyle sanal ortamda iletişim kurarken sınır koymayı bilmemeleri. Bu sınır olmayınca en özel şeylerini bile birbirleriyle sanal ortamda paylaşır hale geliyorlar. Daha sonra da aralarında bir anlaşmazlık çıktığında bu paylaşımları birbirlerine karşı şantaj ya da tehdit gibi zorbalık malzemesi olarak kullanabiliyorlar. Öğrencinin okula isteği düşüyor, ders başarısını olumsuz etkiliyor. Ama baktığımızda asıl nedenin okuldan değil sanal ortamdan kaynaklandığını anlıyoruz. Örneğin bizim okulumuzda üniversiteye girme başarı oranları göreve başladığım 8 yıl öncesine göre çok düştü. Çünkü çocuklar sanal dünyanın olumsuzluklarından artık daha fazla etkileniyor. Bizler eğitimciler olarak her okul yılı planımızı oluştururken, öğrencilerimize ve velilerimize siber zorbalık eğitim vs de veriyoruz. Şimdi bu oluşumla beraber daha profesyonel bir hale getirebilmek için ben de bu ekibe katıldım."

ARAŞTIRMADA ORTAYA ÇIKAN ÇARPICI SONUÇLARAcıbadem Üniversitesi Adli Tıp Bölüm Başkanı Prof. Dr. Oğuz Polat ile avukat Zeynep Reva'nın birlikte yürüttüğü bir çalışma, 'siber zorbalık' konusunda çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Tıp, hukuk ve psikoloji bölümünden 507 üniversite öğrencisi arasında yapılan araştırmada, hukuk öğrencilerinin dahi sanal şiddet konusunda hukuki süreç veya cezai ehliyet hakkında bilgi sahibi olmadığı ortaya çıktı.

EKRAN GÖRÜNTÜSÜNE ONLİNE NOTER TASDİĞİAraştırmayı yürüten Zeynep Reva, kız öğrencilerin en çok cinsel içerikli tacizlere, erkeklerin ise siyasi görüşleri nedeniyle siber zorbalığa maruz kaldığını söyleyerek, "Daha ortaokul lise sıralarında hem fail hem mağdur olarak başlayan siber zorbalık konusunda bireylerin hem cezai ehliyet, hem de hukuki hakları konusunda bilinçlendirilmesi gerekiyor. Bu nedenle siber zorbalığa yönelik her türlü farkındalık çalışmasının desteklenmeye ihtiyaç duyduğunu düşünüyorum" diyerek bu oluşuma da destek olunması gerektiğini söyledi.

Reva, "Hakaret, tehdit, intihara sürükleme, yönlendirme, cinsel taciz, cinsel istismar, müstehcenlik, bunların hepsi siber suç kapsamına giren şeyler. Sosyal medyada çoğu normalleştiriliyor ve yapan da maruz kalan da bunun suç olduğunu bilmiyor aslında. Siber zorbalığa maruz kalan kişi neler yapmalı bunu da bilmiyoruz. Ekran görüntüsünü aldığınız bir içerik hukuki delil sayılmıyor. Elektronik ortamda delil tespiti diye Türkiye Noterler Birliği'nin bir uygulaması var. https://e-hizmet.tnb.org.tr/tespit/ adresini kullanarak elektronik ortamda delil tespiti yapılabilir. Noter tasdikli bu tespit mahkemede çok güçlü bir delil olarak kullanılabiliyor. Ardından savcılığa başvurulabilir, çocuk istismarı, madde kullanımı gibi suçlar içeren bir konu ise Bilgi Teknolojileri Kurumu'na da (BTK) direkt başvurulabilirö dedi.

GENÇLER GÜNÜN YARISINI SOSYAL MEDYADA GEÇİRİYORAvukat Zeynep Reva, şu uyarılarda bulunarak sözlerini noktaladı: "Sosyal medyanın en karakteristik özelliği anonimlik sağlayabilmesi. Bu, özgürlük hissi de yaratıyor, çok güzel bir şey. Ama özgürlük kontrol edilemediğinde şiddete, zorbalığa dönüşüyor. Sosyal medyada en çok maruz kalınan şiddet türlerine baktığımızda 'stalking' yani ısrarlı takip, alay etme, lakap takma, hakaret gibi suçlar karşımıza çıkıyor. Üniversite öğrencileri arasında yaptığımız araştırmada şunu da gördük. Gençler, uyudukları saati çıkarırsak günlerinin yarısını sosyal medyada geçiriyor. Bakın internet demiyorum, sosyal medya diyorum. Bu, şu demek. Artık yaşam sokaklarda değil sosyal medyada. Şiddet de artık sokaklardan sosyal medyaya da taşınmış durumda. Kadınlar en çok cinsiyetçi suçlara maruz kalırken erkekler, siyasi görüşleri ile ilgili konularda zorbalık görüyor. Siber zorbalığa maruz kalanların çoğu 'engellemek' şeklinde tepki veriyor; bir kısmı da ifşa ederim diyor. Oysa ifşa da hukuken suç haline gelebilir ve çözüm değil aslında. Hukuki yola başvurmak isteyenlerin sayısı ne yazık ki çok düşük."

Görüntü dökümü: -------------------Avukat Zeynep Reva röportajı-Klinik Psikolog Semih Şahinoğlu röportajı-Bilgisayar Mühendisi Erhan Öztürk röportajı-Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Öğretmeni Orhan Yazıcı röportajı-Genel ve detay görüntüler

 


Kaynak: DHA

Manşet

Haberler