Dha İstanbul Bülteni - 2

Dha İstanbul Bülteni - 2

1- MİT TIR'LARI DAVASI: CHP MİLLETVEKİLLERİNDEN İSTİNAF MAHKEMESİ ÖNÜNDE AÇIKLAMACHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek,"Bu dosyada bir suç yok. Bir devlet sırrı yok. Bir gizli bilgi belge yok. Bu dosyada casusluk yok.

Dha İstanbul Bülteni - 2

1- MİT TIR'LARI DAVASI:  CHP MİLLETVEKİLLERİNDEN İSTİNAF MAHKEMESİ ÖNÜNDE AÇIKLAMA

CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek,

"Bu dosyada bir suç yok. Bir devlet sırrı yok. Bir gizli bilgi belge yok. Bu dosyada casusluk yok. Zaten istinaf mahkemesi bozma kararında da suçun unsurlarının oluşmadığını özellikle vurgulamıştı"

Haber-Kamera: Erhan TEKTEN İstanbul DHA

CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu'nun, durdurulan MİT TIR' ları görüntülerini eski Cumhuriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar'a ilettiği iddiasına ilişkin, "Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askeri casusluk maksadıyla açıklamak" suçundan yargılandığı davanın  İstinaf Mahkemesi'ndeki üçüncü duruşması başladı. Duruşma öncesi Berberoğlu'na destek için gelen CHP Genel Başkan Yardımcısı Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek, İstanbul Milletvekilleri Gamze İlgezdi, Barış Yarkadaş, Onursal Adıgüzel ile CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu'nun da aralarında olduğu grup basın açıklaması yaptı. 

"EN MÜKEMMEL ADALET VİCDANLARDADIR"

Muharrem Erkek, Berberoğlu'nun Türkiye'nin en önemli gazetecilerden biri ve milletvekili olduğunun atını çizdi. Erkek, "Her şeyden önemlisi suçsuz bir insan cezaevinde. 9 aydır tutuklu. Bizler hukukçular ve hepimiz dosyanın içeriğini çok iyi biliyoruz. Somut kesin inandırıcı bir delil olmadan bir insanın cezaevinde olması, özgürlüğünün elinden alınması yalnızca kendisini değil ailesini ve toplumu giderilmesi imkansız mağduriyetlere sürüklüyor. Bu dosyada bir suç yok. Bir devlet sırrı yok. Bir gizli bilgi belge yok. Bu dosyada casusluk yok. Zaten istinaf mahkemesi bozma kararında da suçun unsurlarının oluşmadığını özellikle vurgulamıştı. Ancak Milletvekilimiz Enis Berberoğlu hala cezaevinden hala tutuklu. En mükemmel adalet vicdanlardadır. Enis Berberoğlu özgür olmadıkça tahliye edilmedikçe toplumun vicdanında adalet hiçbir zaman tecelli etmeyecektir. Bugün artık bu hukuksuzluğa bir son verilmesini ve derhal milletvekilimiz Enis Berberoğlu'nun tahliye edilmesini bekliyoruz. Türkiye'nin en önemli sorunu adalet. Demokrasinin özgürlüğün hakların her şeyin güvencesi bağımsız ve tarafsız yargıdır. Hukuktur. Bunu hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamalıyız" ifadelerini kullandı. 

KAFTANCIOĞLU'NDAN AÇIKLAMA

CHP İstanbul İl Başkanı Kaftancıoğlu ise "Haksız hukuksuz bir şekilde 9 aydır tutuklu, esir alınmış milletvekilimiz Enis Berberoğlu'nun mahkemesi için bir aradayız. Hakkındaki bütün iddiaların çürütüldüğü ve kararı veren mahkemeler tarafından bile suçsuzluğunun ifade edilmesine rağmen hala tutukluluğunun devam ettiği ve ne yazık ki tüm Türkiye'nin bildiği gerçekleri bilmesine rağmen içerideki duruşmanın gizlilik kararı nedeniyle hiç kimsenin girmeden kapalı bir şekilde yapıldığı bir hukuk garabetinin içindeyiz" dedi. 

Görüntü dökümü:

------------------

-Mahkeme binasından detay

-TOMA

-Özel harekat polisleri

-Basın açıklaması

-Erkek'in açıklamaları

-Kaftancıoğlu'nun açıklamaları

-Genel ve detaylar

13.02.2018 - 11.36 - Haber Kodu : 180213047

=============================

(HAVADAN GÖRÜNTÜLERLE) 

2- AKM'DE YIKIM ÇALIŞMALARI BAŞLIYOR

Haber-Kamera: Ersan SAN- Zeki GÜNAL - İSTANBUL DHA

Yıllardır tartışılan ve atıl vaziyette bekleyen Taksim'deki Atatürk Kültür Merkezi (AKM) binasında yıkım çalışmaları başlıyor. Çevresi kapatılan AKM'ye gelen işçiler ön bahçede yıkım projesi kapsamında çalışmalara başladı. Etrafı çevrilen AKM bugün  havadan görüntülendi.

Görüntü Dökümü:

-------------

-AKM'nin havadan görüntüleri

-AKM çevresinden detay görüntüler

====================================== 

(ek bilgiyle) 

3- 5 YILDIR RESTORASYONU TAMAMLANAMAYAN GALATASARAY ÜNİVERSİTESİ'NİN TARİHİ BİNASININ  HAVADAN GÖRÜNTÜLERİ

Galatasaray Üniversitesi,

"Binanın restorasyon çalışmalarının 2018 yılı sonunda tamamlanması planlanmaktadır"

Haber-Kamera: Ersan SAN - İSTANBUL DHA

5 yıl önce yanan Galatasaray Üniversitesi'nin 147 yıllık binasındaki son durum havadan görüntülendi.

Beşiktaş Ortaköy'de bulunan ve 1992 yılından bu yana Galatasaray Üniversitesi (GSÜ)'nin kullanımında olan İbrahim Tevfik Efendi Sahil Sarayı'nın çatısı, 22 Ocak 2013'te geçirdiği yangında tamamen yandı.  Büyük hasar gören kagir ve ahşap yapının enkazının restorasyonu henüz tamamlanamadı. Uzun süredir bekleyen restorasyon çalışmalarına tekrar başlandı.

"30 MAYIS 2016 TARİHİNDE BAŞLANMIŞTIR"

GSÜ'den restorasyon çalışmalarıyla ilgili yazılı açıklama yapıldı.

Açıklamada şu bilgilere yer verildi:

"22 Ocak 2013 tarihinde çıkan yangın nedeniyle kullanılamaz hale gelen Galatasaray Üniversitesi'nin tarihi binasının restorasyon projesi İstanbul III Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylandıktan sonra, binanın restorasyonu için yapı ruhsatı

alınmıştır. Tarihi binanın restorasyonuna ilişkin olarak Galatasaray Üniversitesi ile Galatasaray Eğitim Vakfı arasında yapılan 30 Nisan 2013 tarihli protokol uyarınca, restorasyon işlerine Galatasaray Eğitim Vakfı'nın kaynakları ile 30 Mayıs 2016 tarihinde başlanmıştır" 

"2018 YILI SONUNDA TAMAMLANMASI PLANLANMAKTADIR"

"Öncelikle bina içerisindeki tüm söküm işleri tamamlanmış, ardından zemin iyileştirme çalışmaları kapsamında yaklaşık 1400 adet mikro kazık imalatı yapılmıştır. Zemin iyileştirme işlerinin kademeli olarak tamamlanması ile birlikte bina içerisindeki

alanlarda temel-perde-kolon ve döşeme imalatları yapılmış olup, çatı katı döşemesi dahil betonarme imalatlarının Ocak ayı içinde tamamlanması öngörülmektedir. Diğer yandan, 2018 yılının Şubat ayı sonuna kadar çatı işlerinin bitirilmesi hedeflenmektedir.

Ayrıca, yangın geçiren tarihi binanın güçlendirme, sıva, ahşap ve muhtelif restorasyon uygulama işleri için 2017 yılının Kasım ayında düzenlenen ihale sonucunda, yüklenici firma ile sözleşme imzalanmıştır. Binanın restorasyon çalışmalarının 2018 yılı sonunda tamamlanması planlanmaktadır"

Görüntü Dökümü:

-----------------

-Havadan görüntülerle restoransoyda son durum

-23 Ocak 2013'te çekilen havadan görüntüler

-Yangınla ilgili arşiv görüntüler

================================

(ÖZEL) 

4- TAKSİ DURAĞI GÖREVLİSİ İÇİ PARA DOLU ÇANTAYI SAHİBİNE TESLİM ETTİ

Haber-Kamera: Hüseyin ASLIYÜCE/ İstanbul DHA

Atatürk Havalimanı'nda taksi durağında görevli İbrahim Demir,  peronda bulduğu içinde 12 bin dolar yer alan çantayı sahibine ulaştırdı. 

Atatürk Havalimanı Dış Hatlar geliş katı taksi durağında kahyalık yapan İbrahim Demir, taksilerin kullandığı peronda deri bir çanta buldu. 

Demir, çantanın içinde telefon, Irak pasaportu ve 12 bin dolar (45 bin lira) olduğunu gördü. İbrahim Demir, durumu Atatürk Havalimanı Emniyet Şube Müdürlüğü'ne haber verdi. İbrahim Demir, ayrıca Irak Konsolosluğu'yla da iletişime geçti. Bir süre sonra polis ekipleri, Taksiciler Kooperatifi'ni arayarak çantanın Irak vatandaşı Ali Suad Mohsin Jaberi'nin olduğunu ve Jaberi ile birlikte kooperatife geleceklerini söyledi. Jaberi, taksi durağına gelerek telefon, pasaport ve 12 bin dolar bulunan çantayı taksi durağı görevlisi İbrahim Demir'den teslim aldı. 

24 yıldır Atatürk Havalimanı Taksiciler Kooperatifi'nde görev yaptığını söyleyen İbrahim Demir, "Böyle olaylara bir kaç defa rastladık. Gece saat 04.00 sıralarında yolcuları dağıtırken arabanın altında bir çanta bulduk. Nöbetçi Amiri Engin Bey ile birlikte arkadaşa bir şekilde ulaştık. Irak'ı aradık. Oradan bağlantıda kurduk. En son havalimanı karakolundan aradılar bizi 'Bir çanta bulmuşsunuz' diye ardından arkadaş geldi. Parasını saydı, 12 bin dolar bir pasaport ve telefon vardı. Arkadaşa teslim ediyorum" dedi.

İstanbul'a ödeme yapmak için geldiğini belirten Jaberi ise çantasını bulan İbrahim Demir'e duyarlı davranışı için teşekkür etti. 

Görüntü Dökümü:

-------------------------

-Taksi durağın görevli İbrahim Demir Röp.

-Ali Suad Mohsin Jaberi Röp.

-Demir'in çantayı teslim etmesi

-Demir ve Jaberi sarılma görüntüsü

-Taksiciler ve Jaberi ile taksicilerden görüntü

-Genel ve detaylar

13.02.2018 - 10.28 - Haber Kodu : 180213020

============================

5- ŞEHİT SAVCI SORUŞTURMASINDA TUTUKLAMA

 

Haber: Ümit TÜRK İstanbul/ DHA

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz'ın makam odasında şehit edilmesine ilişkin soruşturmada, eylemin talimatını yurtdışından getirdiği belirtilen ve polisle girdiği çatışmada öldürülen Berna Yılmaz'ın yurtdışı çıkış işlemleri için vize almasını sağladığı iddia edilen Mithat Ö., "Silahlı terör örgütüne yardım etme" suçundan tutuklandı. 

Soruşturma savcılığının sevk yazısında Mithat Öztürk'ün, Cumhuriyet Savcısı'nın şehit edilmesi eyleminin talimatını yurtdışından getiren Berna Yılmaz'ı, muhasebeciliğini yaptığı Tuzla'da bulunan bir şirkette çalışmış gibi sigortalı olarak gösterdiği kaydedildi. Yazıda Berna Yılmaz'ın 14 Mart 2015 tarihinde Sabiha Gökçen Havaalanı'ndan yurda giriş yaptığı eylem talimatının bulunduğu SD kartı ise ağzında getirdiği belirtildi. 

SAVCININ ŞEHİT EDİLDİĞİ TARİHTE İŞ ÇIKIŞI VERİLMESİ DİKKAT ÇEKTİ

Sevk yazısında, Berna Yılmaz'ın işe giriş tarihinin 16 Ekim 2014, çıkış tarihinin ise Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz'ın şehit edildiği eylemin tarihi olan 31 Mart 2015 olduğu belirtildi. Yazıda bu tarihin dikkat çekici olduğu vurgulandı. Sevk yazısında ayrıca Tunceli kırsalında öldürülen örgüt mensuplarından Kenan Günyel ile bomba eğitimi almak için yurtdışına çıkış yapmak üzereyken yakalanan E.A.'nın da aynı şirketin çalışanı olarak gösterildiği kaydedildi.

VİZE ALMALARINI SAĞLAMAK İÇİN…

Sevk yazısında Mithat Ö.'nün muhtelif tarihlerde kendisinin de iltisaklı olduğu örgüt mensuplarının örgütsel amaçlarla yurtdışına çıkmaları için muhasebecilik işini kullanarak sigortalı gibi göstermek suretiyle vize almalarını sağlayarak, üzerine atılı "Silahlı Terör Örgütüne Yardım Etme" suçunu işlediği ifade edildi.

============================

6 - "KOLSUZ AGOP" HAYATINI KAYBETTİ

İstanbul DHA

Türkiye'nin yetiştirdiği en önemli dermatoloji uzmanları arasında gösterilen Prof. Dr. Agop Kotoğyan vefat etti.

79 yaşında vefat eden Prof. Dr. Agop Kotoğyan'ın bir süredir hastalığı nedeniyle tedavi gördüğü öğrenildi. 

Geçirdiği kaza sonucu tek kolunu kaybeden Prof. Dr. Agop Kotoğyan,  "Kolsuz Agop" olarak tanınıyordu.

=================================

7- DÜĞÜNE 4 GÜN KALA NİŞANLISINI ÖLDÜREN SANIK HAKİM KARŞISINA ÇIKTI...

Haber: Serpil KIRKESER/ İstanbul DHA

Esenyurt'ta 8 ay önce tartıştığı nişanlısı Ali Ayberk Kahveci'yi tek bıçak darbesiyle öldürdüğü iddia edilen Ayşenur Yılmaz'ın "Haksız tahrik altında kasten öldürmek" suçundan 18 yıla kadar hapis istemiyle yargılanmasına başlandı. Tutuklu sanık Ayşenur Yılmaz, "Ben Ali Ayberk'i çok seviyordum. Hayallerimiz vardı. Öldürmek gibi bir kastım yoktu" dedi.

Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya tutuklu sanık Ayşenur Yılmaz (23) ile taraf avukatları katıldı. Sanık Ayşenur Yılmaz, Ali Ayberk Kahveci (23) ile 1,5 yıldır nişanlı olduğunu söyleyerek, "Nikahımıza 4 gün kalmıştı. Evimizi yerleştirmiştik. Olay günü de telefonda konuşurken bana bağırdı. 'Neden telefonu açmıyorsun, bakmıyorsun' dedi. Bende sakin olmasını istedim. Bana defalarca ağır küfürler etti. Ben telefonu kapattım. Daha sonra aradı. Ancak telefonu açamadım. Ben ailemle yaşadığım evdeydim. Evde sadece kuzenim F.A. vardı. Ali bu eve geldi. Bana saldırıp beni dövdü. Kuzenim F.A. araya girmeye çalıştı fakat başaramadı. Ben o arada mutfağa doğru kaçtım. Burada elektrik süpürgesinin sopası ile kafama doğru vuracakken kolumu kaldırıp engel oldum. Üzerime doğru gelmeye devam etti. Ben de bu sırada mutfak tezgahı üzerinde bulunan bıçağı elime aldım. Ancak bu bıçağı sağa, sola sallamadım ve savurmadım. Ali Ayberk'e 'Beni mi öldüreceksin?' diye söyledim. Benim üzerime çullandığı sırada bıçak ona batmış, ben bunu fark etmedim. Kendisi bıçağın battığını söyledi. 'Şaka mı yapıyorsun ?' dedim.  'Hayır, şaka değil' dedi. Bir iki adım attıktan sonra yere çöktü. Camı açarak site görevlilerini çağırmak istedim. Arkadaşlarını görüp, onları çağırdım. Onları ismen tanımıyordum ancak görmüştüm. Onlar eve geldiler. Ali Ayberk'i hastaneye götürdük. Doktorlar öldüğünü söylediler. Ben zaten şoka girmiştim. Kuzenim F. A.'yı arayıp da suç delillerini yok etmesi için bir şey söylemedim. Ben Ali Ayberk'i çok seviyordum. Hayallerimiz vardı. Öldürmek gibi  bir kastım yoktu" dedi.

"ALİ GAYET MUTLU ŞEKİLDE GİTTİ"

Ali Ayberk Kahveci'nin olay günü yanında olan arkadaşı D.Ü. de duruşmada "tanık" olarak dinlendi. Tanık D.Ü. ifadesinde, "Olay günü çocukluk arkadaşım Ali Ayberk Kahveci beni arayarak benim kullandığım araçla nişanlısı Ayşenur Yılmaz'ın bulunduğu eve gitmek istemişti. Ben  S. T. ile birlikte Ali'yi alarak söylediği adrese gittik. Biz kapıda bekledik Ali Ayberk ise yukarı çıktı. Ali gayet mutlu şekilde gitti. 15 dakika kadar  sonra bir ses geldi. Ayşenur'un kardeşi olduğunu zannettiğim şahıs 'Ağabeyi yukarıya gelir misiniz ?' dedi. Aşağıya inip, kapıyı açtı. Yukarı çıktık ve Ali Ayberk'in kanlar içinde olduğunu gördük. Panik yapıp ambulansı çağırmadan kendimiz hastaneye götürdük. Biz hastanedeyken sanık Ayşenur benim telefonumdan evde kalan, bizi yukarı çağıran kişiyi arayarak 'Ortalığı temizler misin, annemler gelecek' dediğini duydum" ifadelerini kullandı. 

"MÜVEKKİLİM ÖLDÜRMEK YA DA YARALAMAK GİBİ BİR KASTI YOKTUR"

Sanık Ayşenur Yılmaz'ın avukatı da müvekkilinin kastının öldürmek ya da yaralamak olmadığını, ölenin müvekkiline karşı kesintisiz devam eden bir saldırısı olduğunu kaydederek şunları söyledi:  

"Saldırı devam ederken bıçağı eline alıp 'Üzerime gelme' diyerek kendisini korumak istemiştir. Üzerine çullanınca bıçak batmıştır. Aralarında öldürmeye neden olacak bir husumet yoktur. Bıçağın geldiği ve isabet ettiği yer doğrudan da kalp bölgesi de değildir. Koltuk altından 2 cm'lik bir kesik oluşmuştur. Darbe sayısı tektir. Öldürme kastı olsa darbe sayısı birden çok olabilirdi. Olaydan sonra yardım da istemiştir. Meşru müdafaa halinin de oluştuğunu düşünüyoruz. Bu nedenle suç vasfı da değişebilir. Bu aşamada tutuksuz yargılanmasını, adli kontrol hükümleri ile de olsa tahliyesini talep ediyoruz."

Ayşenur Yılmaz'ın tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme heyeti, duruşmayı erteledi. 

İDDİANAME

İddianameye göre 3 Temmuz 2017 tarihinde Esenyurt'ta meydana gelen olay şöyle oldu: Evlilik hazırlıkları yapan Ayşenur Yılmaz ve nişanlısı Ali Ayberk Kahveci arasında gün içinde telefonda tartışmalar yaşadı. Anahtarı almak için Ali Ayberk Kahveci, Ayşenur Yılmaz'ın evine gitti. Gün içerisinde telefonda yaşanan tartışmaların devamı niteliğinde Kahveci ile Yılmaz arasında tartışma devam etti. Ali Ayberk Kahveci, nişanlısı Ayşenur Yılmaz'a küfür ederek, eliyle vurdu, sopayla saldırdı. Mutfağa kaçan Ayşenur Yılmaz'ın peşinden gelen  nişanlısı Ali Ayberk Kahveci'ye tezgahın  üzerinden aldığı bıçakla sol göğüs bölgesine bir kez vurdu. Ali Ayberk Kahveci

kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Ayşenur Yılmaz'ın  hastanedeyken  telefonla akrabası F.A.'yı arayarak olay yerini  ve 

bıçağı temizlemesini istedi. Olayın ardından Ayşenur Yılmaz tutuklandı. İddianamede şüpheli Ayşenur Yılmaz'ın "Haksız tahrik altında kasten öldürmek" suçundan 12 yıldan 18 yıla kadar, tutuksuz şüpheli F.A.'nın ise "Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezasına çaptırılması isteniyor.

Görüntü Dökümü:

-------------------------

-Çiftin fotoğrafları

13.02.2018 - 11.17 - Haber Kodu : 180213041