Yeni yasama yılı başladı - Haberler
Haberi Paylaş

Yeni yasama yılı başladı

AA / Adem Balta - Haberler | Politika
Yeni yasama yılı başladı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Paris İklim Anlaşması'nı Meclisin takdirine sunma kararımız, başlattığımız Yeşil Kalkınma Devrimi'nin de ilk müjdesidir.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Paris İklim Anlaşması'nı Meclisin takdirine sunma kararımız, başlattığımız Yeşil Kalkınma Devrimi'nin de ilk müjdesidir." dedi.

Erdoğan, TBMM'de 27. Dönem 5. Yasama Yılı açılışında yaptığı konuşmada, bu yılın ilk 7 ayında istihdamdaki artış oranının 1,7 milyon kişiye ulaştığını söyledi.

Türkiye'nin toplam istihdamda salgın öncesi seviyeleri geride bıraktığına dikkati çeken Erdoğan, Türkiye'nin, OECD ülkeleri arasında, salgın öncesi döneme göre istihdamını artıran sayılı devletlerden biri olduğunu kaydetti.

Erdoğan, gelecek dönemdeki yol haritalarını da orta vadeli programla belirlediklerini anımsatarak, program dönemi boyunca, yıllık ortalama yüzde 5,3 büyümeyi, her yıl 1,2 milyon kişiye istihdam sağlamayı, milli geliri 1 trilyon doların üzerine çıkarmayı hedeflediklerini söyledi. Erdoğan, "Esasen, çok daha önce ulaşmak istediğimiz bu hedefleri, yaşadığımız onca badireye rağmen, bir parça gecikmeyle de olsa nihayet gerçekleştirecek olmaktan memnuniyet duyuyoruz. Elde edeceğimiz büyümenin kalitesi, istikrarı, gelir dağılımı adaletini tesis etmesi ve gençlerimize yeni iş imkanları sağlaması bizim için kritik önemdedir. Bunun için Ekonomi Reform Programı ve Orta Vadeli Program'la belirlediğimiz eylemleri kararlılıkla hayata geçireceğiz." diye konuştu.

Türkiye'nin, ekonomide arzu edilen rahat nefesi almasının ancak yatırımı, üretimi, ihracatı, istihdamı artıracak cari açığı bir an önce cari fazlaya dönüştürmesiyle mümkün olacağını dile getiren Erdoğan, bunun en önemli aracı olan ihracatı da tarihin en iyi seviyelerine ulaştırdıklarını belirtti.

"İhracatımız yıllık 210 milyar doları geride bıraktı"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İhracatımız yıllık 210 milyar doları geride bırakırken, ithalatımızı karşılama oranı da oldukça iyi bir yere geldi. Hiç şüphesiz ihracattaki bu gelişmenin gerisinde, Türk sanayisinin başarısı vardır. Sanayi sektörümüz, son derece dinamik ve kabiliyetli yapısıyla, sektörel çeşitliliğini günden güne artırmakta, yeniliklere hızla adapte olmaktadır. Bu sayede, 2021 için belirlediğimiz 211 milyar dolarlık ihracat hedefinin çok üzerine çıkacağımız anlaşılıyor. Güçlü ihracat, toparlanan turizm gelirleri ve altın ithalatıyla ilgili yaptığımız düzenlenmeler sayesinde, cari dengede önemli bir iyileşme başladı.

Salgın döneminde küresel düzeyde yatırımlar yüzde 35 azalırken, bizde neredeyse hiç hız kesmedi. Türkiye'nin en büyük şehir hastanelerini, İstanbul'da 45 günde hizmete hazır hale getirdiğimiz 1008'er yataklı iki acil durum hastanesini bu dönemde açtık. Bunların yanında, karayolları, otobanlar, demiryolları, köprüler, tüneller, barajlar, içme suyu ve sulama tesisleri, fabrikalar, savunma sanayi projeleri gibi sayısız yatırımı, salgın döneminde tamamladık. Özel sektörümüz de kendi alanında yatırımları kesintisiz sürdürdü."

Erdoğan, geçen yıl düzenlenen 10 bin 449 yatırım teşvik belgesinin, bunun en önemli işaretlerden biri olduğunu dile getirerek, organize sanayi bölgelerinin sayısının, geçen yıl kuruluşu tamamlanan 14 yeni yerle birlikte 325'e çıktığını anlattı.

"Nakdi teşvikleri de içeren seçici destekler getireceğiz"

Endüstri bölgelerinden 12'sinde üretimin başladığına, 11'inde çalışmaların son hızla sürdüğüne işaret eden Erdoğan, sadece bu adımlarla, cari açığın iyileşmesine 25 milyar dolarlık katkı yapacak altyapıyı kurmuş olduklarını vurguladı.

Erdoğan, şunları kaydetti:

"Özel sektörümüzün dinamizmi ve ekonomi politikalarımızın istikrarı sayesinde, bu dönemde cari açık sorunundan tümüyle kurtulabileceğimize inanıyorum. Bunun için öncelikle, ülkemizdeki uluslararası yatırımların ölçeğini daha yukarılara çekmek istiyoruz. Kendi girişimcilerimizi teşvik etmek yanında, Türkiye'ye henüz yatırım yapmamış küresel markaları ülkemize kazandırmak için de her fırsatı değerlendiriyoruz. Bunun için yatırım teşvik sistemimizi çok daha cazip bir yapıya dönüştürerek, nakdi teşvikleri de içeren seçici destekler getireceğiz."

Erdoğan, yeni sistemde, öz sermaye ağırlıklı ve bölgesel kümelenme öncelikleriyle uyumlu yatımlara daha fazla destek vereceklerini ifade etti.

KOBİ'lerin küresel tedarik zincirlerine eklemlenmesi amacıyla yeni mekanizmalar oluşturmanın hazırlıkları içerisinde olduklarını belirten Erdoğan, "Geçen hafta sonu bilime, araştırmaya, yenilikçiliğe gönül vermiş gençlerimiz başta olmak üzere tüm kuşaklarla TEKNOFEST'te bir kez daha buluştuk. Ülkemizin bu en büyük teknoloji festivaline katılan gençlerimizin her geçen yıl nasıl çıtayı yükselttiklerini bizzat gördük. İnşallah yeni dönemde yatırım, üretim, ihracat ve istihdam altyapımızı, işte bu gençlerimiz eliyle katlayarak büyüteceğiz. Tabii tüm bunları söylerken enflasyon sorununu da göz ardı etmiyoruz." diye konuştu.

"Türkiye, enflasyonla ilk defa karşılaşan bir ülke değildir"

Türkiye'nin gelişmiş ülkelerin aksine, enflasyonla ilk defa karşılaşan bir ülke olmadığına işaret eden Erdoğan, enflasyonla etkili mücadelede çok daha fazla deneyim ve araca sahip olduklarını kaydetti.

Erdoğan, makroekonomik politikalardan yapısal reformlara kadar pek çok adım atarak enflasyonu tek haneli rakamlara düşürmekte kararlı olduklarını söyledi.

"Bankacılık sektörümüzün öncülük edeceğine inanıyoruz"

Gıda tarafında gerek kuraklık gerekse artan girdi maliyetlerinin etkisini azaltacak tedbirler aldıklarını anlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bunlardan biri de, fahiş artışları anında tespit edip müdahaleye imkan sağlayacak Erken Uyarı Sistemi'dir. Aynı şekilde rekabet politikalarımızı da mercek altına aldık. Rekabeti bozan, piyasadaki hakim durumunu kötüye kullanan ve fiyatları keyfi bir şekilde belirleyen firmaların üzerine kararlılıkla gideceğiz. Türkiye ekonomisi gücünü, sağlam finansal sektörü ile disiplinli kamu maliyesinden alıyor. Bankacılık sektörümüzün aktif büyüklüğü 6,7 trilyon liraya ulaşırken, sermaye yeterliliği rasyosu yüzde 17,4 ve takibe dönüşüm oranı ise yüzde 3,7 seviyesindedir. Sürdürülebilir bir üretim yapısının oluşturulmasında, KOBİ'ler başta olmak üzere reel kesimin finans sektörü tarafından daha güçlü şekilde desteklenmesi şarttır. Aynı şekilde, reel sektörümüzün sürdürülebilir dönüşümü için yurt dışından fon sağlanması hususunda da bankacılık sektörümüzün öncülük edeceğine inanıyoruz. Bankacılık sektörünü, tamamlayıcı şekilde sermaye piyasalarında da daha güçlü kılmak istiyoruz. Şirketlerimizden, bankacılık sektörüne bağımlılıklarını azaltarak, sermaye piyasası araçları yoluyla yatırımlara uzun vadeli finansman sağlamalarını bekliyoruz. Bu amaçla sermaye piyasalarımızda ürün çeşitliliğini artırarak piyasa altyapısını geliştiriyoruz."

"Nakit rezervimizi güçlü tutma politikamızı sürdüreceğiz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, reel sektörün sermaye piyasalarından finansman teminini teşvik etmek için Tahvil Garanti Fonu'nu, sürdürülebilir çevre dostu projelerin daha uygun şartlarda finansmanı için de Yeşil Tahvil ve Sukuk Rehberini hayata geçirdiklerini dile getirdi.

Kamu maliyesindeki güçlü duruşlarını, salgın döneminde de taviz vermeden devam ettirdiklerini belirten Erdoğan, bütçe açığının milli gelire oranını, bu yıl ve gelecek yıl için yüzde 3,5 olarak belirlediklerini söyledi.

Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bu sene, esnaf destekleri, aşı ve tıbbi malzeme alımları, kısa çalışma ödeneği kaynaklı prim kaybı ödemeleri, afetler için yapılan harcamalar, memur ve emeklilerimize yapılan enflasyon farkı ödemeleri ile eşel-mobil uygulamaları, bütçe açığı üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturdu. Bu ilave maliyetlerin bütçeye getirdiği yüklerin hafifletilmesi amacıyla bazı tedbirler aldık. Ekonomik aktivitedeki canlanma da gelir tarafındaki performansı yükseltti. Bu sayede, sene sonundaki yüzde 3,5'lik bütçe açığı hedefimize rahatlıkla ulaşacağımız anlaşılıyor.

Bütçe açığını düşürerek borçlanma ihtiyacını azaltırken, borç stokunun yapısını da güçlendirdik. Avrupa Birliği tanımlı genel yönetim borç stokumuzun milli gelirimize oranı, Maastricht Kriteri olan yüzde 60'ın oldukça altındadır. Diğer ülkelerin merkez bankalarının atacağı adımları da dikkate alarak, temkinli ve ihtiyatlı bir borç yönetimi politikası uygulamaya devam edeceğiz. Yurt dışı kaynaklı dalgalanmalara karşı hazırlıklı olmak için nakit rezervimizi güçlü tutma politikamızı sürdüreceğiz."

"İklim değişikliğiyle bağlantılı şekilde..."

Dünyanın gündeminde giderek daha çok öne çıkan konulardan birinin de çevre sorunları ve iklim değişikliğinin yol açtığı doğal afetler olduğunu dile getiren Erdoğan, "Ülkemizi, kökleri inancımızda ve kültürümüzde güçlü şekilde bulunan çevre hassasiyetimizle, bu konuda zaten farklı bir yere taşımıştık. Bilhassa Çevre ve Şehircilik Bakanlığınız vasıtasıyla gerçekleştirdiğimiz her proje, çevre konusunda ülkemizin yüz akı çalışmaları olarak kayıtlara geçti. Şehirlerimize kazandırdığımız birer nefes borusu olarak gördüğümüz millet bahçelerimizden orman varlığımızı artırmaya, sıfır atık projemizden mavi bayrak uygulamalarına kadar sayısız eser ve hizmeti ülkemize kazandırdık." diye konuştu.

"Geçtiğimiz hafta Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda ilan ettiğimiz Paris İklim Anlaşması'nı Meclisin takdirine sunma kararımız, başlattığımız Yeşil Kalkınma Devrimi'nin de ilk müjdesidir." diyen Erdoğan, Türkiye'nin bundan sonra atacağı her adımını, bu anlayışla planlayacağını ve hayata geçireceğini belirtti.

Erdoğan, Avrupa Yeşil Mutabakatıyla da uyumlu şekilde bu süreci devam ettirerek, insanlığa, vatandaşlara ve gelecek nesillere karşı sorumluluklarını yerine getirmekte kararlı olduklarını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan "Bu kapsamda; enerjide, yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam gücümüz içindeki oranını, güneş, rüzgar, nükleer üretim imkanlarına ağırlık vererek daha da artıracağız. Doğal gaz tedariki, üretimi ve depolanması konusundaki yatırımlarımızı hızlandıracağız." ifadelerini kullandı.

Akkuyu'da çalışmaları süren nükleer güç santralinin ilk etabının 2023'te hizmete açılacağına işaret eden Erdoğan, yeni güç santrallerinin inşası için de gereken adımları atacaklarını anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sanayide bir yandan enerji yoğunluğunu azaltacak yüksek teknolojili altyapılarına yönelirken, diğer yandan düşük emisyonlu ve temiz üretim tekniklerinin ağırlıkta olduğu uygulamaları teşvik edeceklerini belirtti.

Ulaştırmada, demiryolu ve denizyolunun yük ve yolcu taşımacılığındaki payını çoğaltacaklarını, elektrikli ve hibrit, kullanımı oranını yükselteceklerini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Binaların tamamının enerji kimlik belgesine sahip olmasını sağlarken, sıfır enerjili bina standardını yaygınlaştıracağız. Tarımda, gıda atığını azaltacak tedbirler başta olmak üzere üretim, tedarik, geri dönüşüm sistemlerini güçlendireceğiz. Orman ve su gibi önemli yutak alan kaynaklarının kapasitesini önce 2 katına, sonra 3 katına çıkartacağız.

Sıfır atık uygulamasını, evsel atıkların tamamına yakınını kapsayacak şekilde genişletecek, geri dönüştürülmüş malzemelerin kullanım alanlarını çeşitlendireceğiz. Her biri ciddi çalışmalar ve fedakarlıklar gerektiren bu yükümlülüklerin altına girmemizin sebebi, bu meseleyi kendimiz ve tüm insanlık için bir küresel güvenlik sorunu olarak görmemizden kaynaklanıyor. Bu doğrultuda yapılacak yatırımların finansmanı için, gelişmiş ülkelerin fonları başta olmak üzere tüm ulusal kaynakları kullanacağız. Afetler konusunda artık arama, kurtarma ve yeniden inşa yanında risk yönetimi aşamasına geçtiğimiz bir döneme girdik. İklim değişikliğiyle bağlantılı şekilde bu risk yönetimi planlarımızı daha da geliştireceğiz."

"Giderek daha dengesiz ve sert hale gelen meteorolojik hadiselere karşı kapsamlı bir erken uyarı sistemi kuracağız." diyen Erdoğan, "Bereketli su kaynaklarımızın ülkemizin daha kurak bölgelerine aktarılmasıyla ilgili yeni projeler geliştireceğiz. Ormanlarla birlikte yüreğimizi de yakan yangınlara insansız hava araçları, uçaklar, helikopterler ve diğer imkanları kullanarak etkin müdahale konusunda dünyadaki örnek konumumuzu daha da güçlendireceğiz." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, giderek daha kıymetli hale gelen su kaynaklarının etkin kullanımı ve iklim değişikliğine uyumlu altyapılar kurulması için hemen harekete geçeceklerini belirtti.

-"Eylem planları hazırlayacak ve uygulamaya koyacağız"

Tarım ve hayvancılıkta sürdürülebilir teknikleri yaygınlaştıracaklarını vurgulayan Erdoğan, ormancılık faaliyetlerini de iklim değişikliyle uyumlu hale dönüştüreceklerini söyledi.

Erdoğan, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Sağlıktan turizme her alanda bu doğrultuda eylem planları hazırlayacak ve uygulamaya koyacağız. Böylece, 2053 vizyonumuzun bu en önemli ve iddialı hedefini adım adım hayata geçireceğimize inanıyorum. Yeşil Kalkınma Devrimi diye ifade ettiğimiz önümüzdeki yeni sürecin, partiler üstü bir sahiplenmeyi hak ettiği kanaatindeyiz. Önümüzdeki dönemde üzerinde hassasiyetle duracağımız hususlar arasında aile kurumunun güçlendirilmesi, eğitim öğretim sistemimizin geliştirilmesi konuları da vardır. İnşallah bu konuları, yeri geldiğinde Meclisimizle, yeri geldiğinde diğer kurumlarımız ve ilgili kesimlerle geniş geniş konuşacak, tartışacak ve yol haritalarımızı beraberce belirleyeceğiz."

(Bitti)

AA / Adem Balta - Son Dakika Haberleri

Haberi Kaydet
title