Otomotiv Pazarında 'Bekle-Gör' Dönemi: Zam mı, İndirim mi?

Otomotiv Pazarında 'Bekle-Gör' Dönemi: Zam mı, İndirim mi?
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Türkiye otomotiv pazarında yılın ilk yedi ayında satışlar yüzde 10,72 gerilerken temmuzda daralma yüzde 25'i buldu. Uzmanlar finansmana erişim ve yüksek faizler nedeniyle talebin ertelendiğini, fiyatlarda kalıcı düşüş beklemenin gerçekçi olmadığını belirtiyor.

Türkiye otomotiv pazarında tüketiciler "Beklersem fiyat düşer mi, yoksa maliyetler artar mı?" sorusuna yanıt arıyor. Yüksek kredi faizleri, finansmana erişim zorluğu ve fiyat belirsizliği talebi ertelerken, değişim satış rakamlarına ve tercih edilen araçlara yansıyor.

Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği'nin (ODMD) ocak-temmuz verilerine göre toplam satışlar geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 10,72 azalarak 638 bin 965 adet oldu. Otomobil satışları yüzde 12,14 düşüşle 502 bin 712'ye, hafif ticari araç satışları ise yüzde 5,05 gerileyerek 136 bin 253'e indi. Temmuzda pazar yüzde 25 küçülürken, 160 kilovat altındaki elektrikli araçların satışları yüzde 5,3 artarak yüzde 16,7 paya ulaştı; güçlü modellerin payı yüzde 57,8 düşüşle yüzde 2'de kaldı.

Otomerkezi.net CEO'su Muhammed Ali Karakaş, temmuzdaki sert daralmanın pazarın "bekle-gör" moduna girdiğini gösterdiğini söyledi. Karakaş, "Vatandaşın alımı ertelemesindeki en büyük etken krediye erişim zorluğu ve yüksek finansman maliyetleri. Mevduat faizlerinin cazip getirisi birikim sahiplerini araç yerine mevduatta kalmaya teşvik ediyor. Kredi kullanarak araç almak isteyenler yüksek faiz ve BDDK sınırlandırmaları nedeniyle oyundan çekilmek zorunda kalıyor" dedi.

Fiyatlarda radikal düşüş beklentisini gerçekçi bulmayan Karakaş, otomobil fiyatlarını belirleyen iki anahtarın döviz kuru ve küresel üretim/tedarik maliyetleri olduğunu vurguladı. Kur baskısı devam ettiği sürece nominal fiyatlarda kalıcı ve büyük indirim beklenmemesi gerektiğini ifade etti. Ancak sonbaharda markaların stok eritme hareketleriyle sıfır faizli kredi kampanyaları, takas destekleri, aksesuar/bakım hediyeleri gibi örtülü indirimlerin artabileceğini belirtti; tüketicinin bekleme stratejisinin fiyat düşüşü için değil bu avantajlar için makul olabileceğini, sonbahar sonrasında zam riskinin masada olduğunu söyledi.

Karakaş örnek bir hesaplama yaptı: 1,5 milyon TL'lik bir araçta, kampanyalı satış senaryosunda etiket fiyatında yüzde 10-15 düşüş beklemek imkansıza yakın; ancak finansman destekleriyle tüketicinin cebine yansıyan toplam maliyet avantajı yüzde 3-5 bandında esneme yaratabilir. Bu da aracın yaklaşık 1,42-1,45 milyon TL'ye denk gelen bir alım fırsatı doğurabilir. Artış senaryosunda ise kur ve maliyet baskısıyla sonbahar ve yıl sonuna doğru fiyatlarda yüzde 5-10 artış potansiyeli yüksek; aynı araç 1,57-1,65 milyon TL bandına çıkabilir. Özetle araç almayı düşünenlerin radikal düşüş bekleyerek nakitte kalması, kur kaynaklı zam dalgasına yakalanma riskini beraberinde getirir.

Kaynak: Haber Merkezi
Haberler.com
2000

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.