Trump-Fed gerilimi: Para politikasının bağımsızlık sınavı

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Türk-Alman Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Elif Nuroğlu, ABD Başkanı Donald Trump'ın Fed'e yönelik baskıları çerçevesinde Fed Başkanı Jerome Powell hakkında başlatılan cezai soruşturmayı ve para politikasının bağımsızlık sınavını AA Analiz için kaleme aldı.

Türk-Alman Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Elif Nuroğlu, ABD Başkanı Donald Trump'ın Fed'e yönelik baskıları çerçevesinde Fed Başkanı Jerome Powell hakkında başlatılan cezai soruşturmayı ve para politikasının bağımsızlık sınavını AA Analiz için kaleme aldı.

***

Beyaz Saray'da ikinci kez başkanlık koltuğuna oturan ABD Başkanı Donald Trump, 20 Ocak 2026 itibarıyla görevdeki ilk yılını tamamlarken, son günlerde en çok gündeme oturan mevzulardan birisi ABD Başkanı ile Merkez Bankası (Fed) arasındaki gerginlik oldu. Trump, uzun süredir Fed'in para politikasını ve faizleri istediği kadar indirmemesini eleştiriyordu. Son dönemde Fed Başkanı Jerome Powell hakkında Adalet Bakanlığı tarafından başlatılan cezai soruşturma, bu eleştirileri dünya çapında tartışılan ve takip edilen bir konu haline getirdi.

Trump, ikinci döneminde "Önce Amerika" sloganı doğrultusunda tarifeler ve vergi düzenlemeleri yoluyla ekonomik büyümeyi desteklemeyi, dış ticaret açığını azaltmayı ve istihdamı artırmayı hedefledi. Bu kapsamda ABD'nin ticaret partnerlerine yönelik geniş çaplı gümrük vergileri uygulanırken, çelikten otomobile, ilaçtan ahşap ürünlerine kadar birçok sektöre özel tarifeler getirdi. ABD'nin ticaret partnerlerine uyguladığı ortalama etkin tarife oranı yüzde 16,8'e yükselerek 1935'ten bu yana en yüksek seviyelere çıktı. ABD Hazine Bakanlığı verilerine göre, söz konusu gümrük vergileri bütçeye geçen yıl 264 milyar dolarlık gelir sağladı.

Vergi tarafında ise Temmuz 2025'te yürürlüğe giren "Bir Büyük Güzel Yasa" ile Trump'ın ilk dönemindeki vergi indirimleri kalıcı hale getirildi. Bahşiş gelirleri ve fazla mesai ücretlerine yönelik muafiyetler ile belirli araç kredilerine sağlanan vergi avantajları bu düzenlemeler arasında yer aldı.

Ekonomik görünüm ve faiz tartışmaları

ABD ekonomisi yıl boyunca bazı dönemlerde güçlü büyüme oranları kaydederken, tarifelerin yarattığı belirsizlikler ve küresel ticaretteki yavaşlama ekonomik görünümü dalgalı hale getirdi. İş gücü piyasasında istihdam artışı önceki yıla kıyasla belirgin şekilde yavaşladı. İşsizlik oranı yılın büyük bölümünde yüzde 4'ün üzerinde seyrederken, yıllık enflasyon enerji fiyatlarındaki düşüşe rağmen Fed'in yüzde 2 hedefinin üzerinde kaldı. Tüketici güveni ise yüksek fiyatlar ve ekonomik belirsizlikler nedeniyle geriledi.

Bu görünümde Trump, Fed'in faiz indirimlerinde daha hızlı hareket etmesi gerektiğini savundu. Trump, ekonomik verilerin olumlu seyrettiği dönemlerde faiz oranlarının düşmesinin piyasalar ve büyüme açısından destekleyici olacağını defalarca kendine has üslubuyla dile getirdi. Fed ise fiyat istikrarı ve maksimum istihdam hedefleri doğrultusunda kararlarını ekonomik veriler ve orta vadeli riskler çerçevesinde aldığını vurguladı. Fed ve Trump arasındaki yaklaşım farkı, taraflar arasında zaman zaman kamuoyuna yansıyan görüş ayrılıklarının ve gerginliğin temelini oluşturdu.

Fed Başkanı Powell hakkında başlatılan cezai soruşturma ise bu görüş ayrılıklarını daha farklı bir bağlama taşıdı. Powell, soruşturmanın resmi gerekçesinin Fed'in Washington'daki tarihi binalarında devam eden renovasyon çalışmalarına ilişkin Kongre'ye yapılan açıklamalarla bağlantılı olduğunu belirtirken, sürecin Fed'in para politikası kararlarıyla aynı döneme denk gelmesinin dikkat çekici olduğunu ifade etti. Powell, Fed'in karar alma süreçlerinin siyasi etkilerden bağımsız şekilde yürütülmesinin önemini vurguladı.

Soruşturmaya tepkiler ve küresel yansımalar

Fed Başkanı Powell hakkında açılan soruşturmanın kamuoyuna yansımasının ardından ABD'de farklı dönemlerde görev yapmış eski Fed başkanları Janet Yellen, Ben Bernanke ve Alan Greenspan ortak bir açıklama yaptı. Açıklamada, merkez bankası bağımsızlığının ekonomik istikrar açısından taşıdığı role bir kez daha dikkat çekildi. Benzer şekilde Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve İngiltere Merkez Bankası (BoE) başkanlarının da aralarında bulunduğu bazı küresel merkez bankası yöneticileri, kurumsal yapının ve merkez bankasının bağımsızlığının korunmasına yönelik mesajlar verdi.

ABD iç siyasetinde de konu yakından izleniyor. Senato'da bazı üyeler, soruşturma süreci netleşmeden Fed başkanlığına ilişkin yeni adaylıkların değerlendirilmesinin zorlaşabileceğine işaret etti. Fed'in küresel finans sistemi içindeki merkezi konumu nedeniyle Washington'daki gelişmeler, uluslararası piyasalarda da yakından takip ediliyor. Fed'in para politikasına ilişkin belirsizlikler, küresel sermaye akımları, borçlanma maliyetleri ve risk algısı üzerinde etkili olabiliyor. Bu durum, özellikle gelişmekte olan ülkeler açısından finansal koşulların seyrini etkileyen bir unsur olarak görülüyor.

Genel olarak bakıldığında Trump yönetimi ile Fed arasındaki gerginlik, para politikasının kurumsal işleyişine yönelik süregelen tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Sürecin nasıl sonuçlanacağı ve Fed'in karar alma mekanizmasının bu gelişmelerden ne ölçüde etkileneceği, önümüzdeki dönemde hem ABD ekonomisi hem de küresel ekonomi açısından önemli bir izleme başlığı olmaya devam edecek.

Küresel ekonomi açısından riskler ve kurumsal sınav

Sonuç olarak, Fed'in geri adım atması ve bağımsızlığına yönelik algının zedelenmesi, ABD dolarının ve Amerikan finansal varlıklarının güvenli liman niteliğini tartışmalı hale getirebilir. Fed'in kararları yalnızca ABD ekonomisini değil, küresel likidite koşullarını da şekillendiriyor. Bu nedenle Washington'daki gerilim, gelişmekte olan ülkelerden Avrupa'ya kadar geniş bir coğrafyada finansal dalgalanmalara yol açabilecek potansiyele sahip. Ancak şimdiye kadar bu gerilimin çok ciddi bir etki yaptığı söylenemez. Bu da dünya piyasalarının ikinci döneminde olan 'Trump' faktörüne gitgide daha iyi uyum sağladığını ve eskisi kadar ani tepkiler vermediğini, bekle-gör anlayışıyla hareket ettiğini gösteriyor. Fed'in kurumsal çerçevesinin korunması ve kendi çizgisinden sapmaması, etkilerin sınırlı kalmasında belirleyici rol oynadı.

Trump'ın Fed'e yönelik baskıları kısa vadede ABD'de büyümeyi destekleme arayışı olarak görülebilir ancak uzun vadede bu yaklaşım, ABD'nin kurumsal güvenilirliğini ve para politikasının etkinliğini zayıflatma riski taşıyor. Fed ile Beyaz Saray arasındaki bu gerilim, sadece güncel bir siyasi çekişme değil, merkez bankası bağımsızlığının küresel ölçekte nasıl korunacağına dair kritik bir sınav niteliğinde. Mevcut kurumların ve işleyişin, seçimle başa gelen ve geçici olan Başkanlarla sınavının nasıl olacağını ve kimin kazanacağını herkes izleyip görecek.

[Prof. Dr. Elif Nuroğlu, Türk-Alman Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesidir.]

Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.