Özbekistan'ın resmi ve tarihi başkentleri Taşkent ve Semerkant

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Özbekistan topraklarında tarihte bilimin, kültürün ve sanatın başkenti olan Semerkant ve 1991'de bağımsızlığını kazanmasından bu yana ülkenin resmi başkenti olan Taşkent, bilim, eğitim ve din konularında ön plana çıkmaya ve çekim merkezi olmaya devam ediyor.

Özbekistan topraklarında tarihte bilimin, kültürün ve sanatın başkenti olan Semerkant ve 1991'de bağımsızlığını kazanmasından bu yana ülkenin resmi başkenti olan Taşkent, bilim, eğitim ve din konularında ön plana çıkmaya ve çekim merkezi olmaya devam ediyor.

19. yüzyılda dönemin Çarlık Rusyası'nın kontrolüne geçen Özbekistan, 1991'de Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin dağılmasıyla bağımsızlığını kazandı.

37 milyondan fazla nüfusu olan Özbekistan, tarihte birçok işgale uğramasının yanı sıra birçok önemli hanlığa da ev sahipliği yaptı.

12 vilayet bulunan Özbekistan'da nüfusun çoğunluğunu Müslümanlar oluşturuyor. Ülke ekonomisi daha çok pamuk, gaz ve altın madenine dayanıyor.

Ülkenin bağımsızlığını kazandığı 1991'den bu yana Özbekistan'ın başkenti olan Taşkent, eski ve yeni olarak iki kısma ayrılıyor. 26 Nisan 1966'da Taşkent'te meydana gelen 8 büyüklüğündeki depremde şu anda şehrin "eski" olarak bilinen kısmının yüzde 90'ı yıkıldı ve şehrin yalnızca yüzde 10'luk kısmı depremi atlattı.

Depremde zarar görmeyen kısımda yer alan Hazreti İmam Külliyesindeki Barak Han Medresesi, görkemli yapısıyla ayak basılır basılmaz tarihi hissettiriyor.

Geçmişte bilimin merkezi olan medreselerin önemi

Geçmişte insanların eğitim aldığı, bilime ve dine saygı gösterilmesi için insanların eğilerek girebileceği kadar alçak kapıları olan küçük odalarda artık Özbekistan'a özgü el sanatları, kıyafet ve hediyelik eşyalar satılıyor.

Barak Han Medresesi'nin yakınında meydan içerisinde Ebu Bekir Muhammed Kaffal el-Şaşi'nin Türbesi bulunuyor. Şaşi, göçebe kabilelere İslam'ı tanıtmada oynadığı önemli rolle tanınıyor.

Hayatı hakkında çok fazla bilgi bulunmayan Şaşi, orta yaşlarında Bağdat'a seyahat ederek İslam, astronomi ve matematik alanında eğitim aldı. Şaşi'nin teolojik çalışmaları, Özbekistan dahil olmak üzere birçok Müslüman ülkedeki dini kurumlarda hala inceleniyor.

Ahşap oymacılığı Özbekistan'da önemli yer tutuyor

Külliyede bulunan Hazreti İmam Camisi de 2007'de inşa edildi. 16. yüzyıla uygun 2 minaresi bulunan camide el işçiliği bulunan oymalı ahşap sütunlar bulunuyor.

Cami görece yeni inşa edilmiş olsa da ahşap sütunlar ve küçük bahçesiyle insana huzur veren bir tasarıma sahip.

14. yüzyıl civarı inşa edilen Suzuk-Ota Camisi'nde Taşkent'teki en büyük kubbe bulunuyor. Geçmişte mikrofon olmaması nedeniyle sesin caminin her yerinde duyulabilmesi için kubbeler büyük öneme sahipti.

Cami içinde hem doğal ve tarihi hem de yapay kubbeler bulunuyor. Tarihi kubbe tamamen tuğlalardan yapılırken yapay olanda ise uzun metaller kullanılıyor.

Modern Uygulamalı Sanat Müzesi ise Özbekistan'ın tarihine ve kültürüne ışık tutuyor. 7 binden fazla geleneksel halk sanatı eserleri bulunan müzede, 19. yüzyılın ilk yarısından bu yana üretilen eserler yer alıyor.

Geleneksel mimari yapısıyla da turistler için dikkat çeken bir yer olan müze, camiye ve 19. yüzyılın sonunda inşa edilen "aristokratik konutlara" benzer özellikler içeriyor.

Müze içerisinde pamuk şeklinde işlemeler ve süsler dikkati çekiyor. Pamuk üretimi ve ipekle ön plana çıkan Özbekistan'da, bu tür işlemeler yaygın.

Bilim, kültür ve sanatın başkenti: Semerkant

İpek Yolu'nun ortasında yer alan Semerkant, "Emir Timur" ve soyunun yönettiği dönemde, bilim, kültür ve sanata ev sahipliği yapan bir başkent olarak ön plana çıktı.

Taşkent'in ardından ikinci en büyük şehir olan ve iki kısımdan oluşan Semerkant, "zengin şehir" anlamına geliyor. Şehrin yeni kısmında çok uzun binalar inşa edilemiyor çünkü şehir, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütünün (UNESCO) Dünya Miras Listesi'nde yer alıyor.

Şehrin eski kısmının adı "Afrasiyab", trenlerden restoranlara, otellerden pazarlara kadar Semerkant'ta kullanılıyor. 13. yüzyılda Cengiz Han'ın saldırıları sonucu Semerkant'ın eski şehri yok edildi. Timur'un 14. yüzyılda Semerkant'a gelmesiyle şehrin inşaatı yeniden başladı.

Semerkant, medreseleri ve ünlü Registan Meydanı ile ziyaretçilerini geçmişe götürmesinin yanı sıra yaşatılan kültür ile de o döneme imrendiriyor.

"Kumlu yer" anlamına gelen Registan'da 3 önemli medrese bulunuyor ve aslında bölgede yaşanan depremler ve yüzeyin yapısı nedeniyle de binalar yavaş şekilde kuma batıyor.

Öğrenim gören öğrencilerin aynı zamanda yaşadığı medreselerde, bir odada yalnızca 2 ya da en fazla 3 öğrenci öğrenim görebiliyor ve bir öğretmenleri bulunuyor.

Registan Meydanında bulunan Uluğ Bey Medresesi, Timur'un torunu Uluğ Bey tarafından 15. yüzyılda, Tilla-Kari ve Şir-Dor medreseleri ise 17. yüzyılda inşa edildi.

Hem yönetici hem bilim insanı: Uluğ Bey

Üniversitesi işlevi gören Uluğ Bey Medresesi'nde, Uluğ Bey'in kendisi de öğretmenlik yaptı. Öğrenciler matematik, felsefe, coğrafya, müzik ve dini eğitim aldı. O dönemde medeniyetin ve bilimin merkezi olan Semerkant, özellikle Uluğ Bey döneminde bilim alanında daha da ilerledi.

"Altın Kaplamalı Medrese" olarak da anılan "Tilla-Kari" hem medrese hem cami olarak kullanılıyor. Şir-Dor Medresesi'nde de öğrenciler daha çok dini eğitim alıyordu.

Saygıyla, eğilerek sınıflara girilmesi için alçak kapıların bulunduğu medreselere ziyaretçiler hayranlık, saygı ve gıptayla bakıyor. Büyüğe, alime ve bilime saygının had safhada olduğu Semerkant'ta, hatta Özbekistan'ın tamamında çay bile saygının gösterildiği bir seremoni ile misafirlere ikram ediliyor.

Semerkant'ta birçok türbe ve cami bulunuyor

Eski Sovyetler Birliği'nden bağımsızlığını ilan ettiği dönemde Özbekistan'ın başında bulunan ve sonrasında ülkeyi 27 yıl boyunca yöneten Cumhurbaşkanı İslam Kerimov, Özbekistan halkı için büyük öneme sahip.

Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev'in emriyle 2016-2017'de inşa edilen Kerimov Türbesi'nde Arapça ve çeşitli işlemeler bulunuyor.

Hazreti Hızır Camisi ise İslam yayılmadan önce Zerdüştlük'ün hakim olduğu bölgede ilk Müslüman camisi olarak biliniyor.

Bibi Hanım Cami, Emir Timur'un yapılmasını emrettiği ancak inşa süreciyle eşi Bibi Hanım'ın ilgilenmesi nedeniyle camiye onun adının verilmesiyle biliniyor. Bibi Hanım'ın aynı zamanda Cengiz Han'ın soyundan geldiği de biliniyor. Semerkant'taki Emir Timur Türbesinde de aileden birçok kişinin mezarı bulunuyor.

Büyük hadis alimi İmam Buhari'nin Buhara'da doğması ve Semerkant'ta ölmesi nedeniyle Müslümanlar Özbekistan'ı çok ziyaret ediyor. Semerkant'ta da İmam Buhari Türbesi bulunuyor.

Kaynak: AA / Tuğba Altun - Güncel
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.