Btp Sözcüsü Önder: "Bugün Ülkemizde İnsanımız İbadet Olsun Diye Değil, Hayat Şartları Gereği Aç Kalıyor"

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder, "Oruç açlığın soyut bir kavram olmaktan çıkarıp somut bir duyguya dönüşmesini ve vicdanlarda yer bulmasını sağlayan çok önemli bir ibadet. Bugün ülkemizde maalesef insanımız ibadet olsun diye değil, hayat şartları gereği, hükümetin onlara takdir ettiği gelir ve ücret gereği maalesef aç kalmak durumunda kalıyor" ifadelerini kullandı.

(ANKARA) - Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder, "Oruç açlığın soyut bir kavram olmaktan çıkarıp somut bir duyguya dönüşmesini ve vicdanlarda yer bulmasını sağlayan çok önemli bir ibadet. Bugün ülkemizde maalesef insanımız ibadet olsun diye değil, hayat şartları gereği, hükümetin onlara takdir ettiği gelir ve ücret gereği maalesef aç kalmak durumunda kalıyor" ifadelerini kullandı.

BTP Sözcüsü Önder, yaptığı açıklamada, ramazanın ilk günü olduğunu belirterek, tüm İslam aleminin ve milletin mübarek ramazan ayını tebrik etti, ibadetlerin kabulünü diledi.

Ramazanın ibadet ayı ve aynı zamanda sosyal olarak empati ayı olduğunu ifade eden Önder, şunları kaydetti:

"Oruç ibadeti açlığı soyut bir kavram olmaktan çıkarıp somut bir duyguya dönüşmesini ve vicdanlarda yer bulmasını sağlayan çok önemli bir ibadet."

Bugün ülkemizde maalesef insanımız ibadet olsun diye değil hayat şartları gereği, hükümetin onlara takdir ettiği gelir ve ücret gereği maalesef aç kalmak durumunda kalıyor. Bu söylem öylesine bir söylem değil. Matematikle, rakamlarla izah edelim; açlık sınırı 31 bin 200 küsur lira. Asgari ücret 28 bin 75 lira. En düşük emekli maaşı 20 bin lira. Emeklilerin yüzde 95'i 30 bin liranın altında aylık maaş alıyor. Ülkede yaklaşık 30 milyon çalışan var. Çalışanların yaklaşık yüzde 40-45'i asgari ücret alıyor. Bu ortalama iki kişiden birinin aç kaldığı anlamına geliyor. Bu insanlar sağlıklı, dengeli beslenemiyor, gıda harcamasını bile yapamıyor.

"Bu iktidarın bakış açısı sorunlu"

Faiz lobisine gelince para var, garantili geçişlere gelince para var, bir grup insanın cebine para aktarırken para var ama emekliye gelince kaynak yok, asgari ücretliyi desteklemeye gelince imkan yok, aileye destek olmaya, aileyi açlıktan kurtarmaya gelince bütçe dar. Maalesef bu iktidarın bakış açısı sorunlu.

Türkiye'nin kaynağı çok arkadaşlar. Eğer siz bu kaynakları devreye koymayabilirseniz yerin altı da kaynak dolu, yerin üstü de kaynak dolu. Siz doğru bir bakış açısıyla yürümezseniz hiçbir şey kaynak değil. Yerin altından altın çıkar, yerin altından bor çıkar, değerli metaller çıkar ama bunlar bile kaynak olmaz senin için. Çünkü bunları yabancı şirketlere verirsiniz. Yabancı şirketler alır o altını götürür. Devlete yüzde 1-2 pay verir. Götürürken de 'ihracat yapıyor' diyerek bir de üstüne nakliye parasını da teşvik olarak verirsiniz ve milletin eline hiçbir şey kalmaz, siz de hazine üstündeki dilenci gibi bu ülkenin kaynaklarını alıp götüren firmaların borsamıza yatırım yapmasını, bize borç vermesini beklersiniz. Siz yeter ki siz doğru bakış açısıyla bakın. Her şey kaynaktır ama bu yanlış bakış açısı öyle bir noktaya getirdi ki ülkeyi artık vergi ve ceza dışında devletin hiçbir geliri yok. 2026 bütçesinde devletin gelirinin yüzde 97'si vergi ve cezadan oluşuyor. Yani iktidar millete kaşıkla vermek için kepçeyle almak durumunda."

"Biz sadece eleştirmiyoruz aynı zamanda çözüm sunuyoruz"

Partisinin "sadece eleştirmediğini, aynı zamanda çözüm sunduğunu" söyleyen Önder, açıklamasını şöyle sürdürdü:

"BTP, programında Milli Ekonomi Modeli'ni uygulamayı vadetmiş bir siyasi partidir. Milli Ekonomi Modeli 11 tane uluslararası kongre ile bugün tıkanan liberalizmin, tıkanan kapitalizmin çözümü, alternatifi olarak bilim adamları tarafından gösterilen bir modeldir. Bu modeli uyguladığımız zaman bugün atıl durumda olan birçok kaynak devreye girecek, vergi gelirleri devletin genel gelirleri içerisinde çok da önemli olmayan bir yer tutacak. Bunları başarmak mümkün. Bunları başaracağız. 21. yüzyılda hala beslenme, barınma gibi 2–3 bin yıl önce insanların dert edindiği dertleri hala konuşuyorsak bu tamamen yanlış yönetimin, yanlış bakışı açısının bir sorunudur. Herkesin mutlu olacağı bir denklemi başarabiliriz. Bunu hep beraber başarabiliriz ama bunlar sadece küçük bir azınlığın mutlu olduğu, mutlu olacağı bir denklemi oluşturdular. Bu milletin büyük bölümünün, yüzde 90'ının, 95'inin mutsuz olacağı, yoksul olacağı bir denklemi maalesef oluşturdular."

Bizler Milli Ekonomi Modeliyle herkesin mutlu olacağı, bunları artık konuşmayacağımız, geleceği konuşacağımız, çok daha büyük meseleleri konuşacağımız bir Türkiye'yi kolaylıkla inşa edebiliriz."

Kaynak: ANKA
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.