AKTOB Başkanı Kavaloğlu, Antalya'nın kırsal yaşamını turizme kazandırmayı istedi
Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
AKTOB Başkanı Kavaloğlu, Antalya'nın kültürel mirası, gastronomisi ve kırsal yaşamının yeni seyahat nedenlerine dönüştürülmesi gerektiğini açıkladı. Kavaloğlu, hedefin Antalya deneyimini zenginleştirmek ve turizmi yılın farklı dönemlerine yaymak olduğunu söyledi.
AKDENİZ Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Kaan Kaşif Kavaloğlu, Antalya'nın kültürel mirası, gastronomisi, doğal zenginlikleri ve kırsal yaşamının yeni seyahat nedenlerine dönüştürülmesi gerektiğini açıkladı. Kavaloğlu, hedefin Antalya deneyimini zenginleştirmek ve turizm hareketini daha geniş bir coğrafyaya ve yılın farklı dönemlerine yaymak olduğunu belirtti.
AKTOB Başkanı Kaan Kaşif Kavaloğlu, Türkiye'nin güçlü konaklama altyapısı, hava yolu bağlantıları ve hizmet kapasitesiyle dünyanın önemli turizm ülkeleri arasında yer aldığını söyledi. Kavaloğlu, Antalya'nın bu başarının en güçlü merkezlerinden biri olmayı sürdürdüğünü kaydetti. Küresel turizmde büyümenin devam ettiğini, ancak sektörün yeni bir döneme girdiğini vurgulayan Kavaloğlu, ziyaretçi sayısındaki artışın daha yüksek katma değere, güçlü işletmelere ve sürdürülebilir turizm merkezlerine dönüştürülmesi gerektiğine dikkat çekti.
'NEDEN ORAYA GİTMELİYİM'
Kültürel kaynaklar, ulaşım altyapısı ve turizm hizmetleri gelişirken fiyat rekabetçiliğinin daha fazla baskı altında kaldığını belirten Kavaloğlu, bunun turizm merkezlerinin rekabet alanını değiştirdiğini söyledi. Kavaloğlu, 'Bugünün ziyaretçisi, yalnızca 'Nereye gidebilirim?' sorusuna cevap aramıyor. Aynı zamanda 'Neden oraya gitmeliyim ve orada nasıl bir deneyim yaşayacağım?' sorusunu da soruyor. Ülkemizin turizm potansiyelini yalnızca kıyılarımız, konaklama kapasitemiz veya mevcut turizm ürünlerimiz üzerinden değerlendiremeyiz. Arkeolojik mirasımız, gastronomimiz, doğal değerlerimiz, kırsal yaşamımız, geleneksel üretim kültürümüz ve farklı coğrafyalarımız çok daha geniş bir turizm hikayesi sunuyor" dedi.
POTANSİYELİN TURİZM ÜRÜNÜNE DÖNÜŞMESİ
Türkiye'nin sahip olduğu değerlerin uluslararası ziyaretçilerin kolaylıkla ulaşabileceği ve deneyimleyebileceği ürünler haline getirilmesinin önemine değinen Kavaloğlu, yeni dönemin temel rekabet alanlarından birinin bu dönüşüm olacağını belirtti. Kavaloğlu, "Önümüzdeki dönemin temel rekabet alanlarından biri, sahip olduğumuz bu değerleri ulaşılabilir, deneyimlenebilir ve satın alınabilir yeni seyahat nedenlerine dönüştürmek olacaktır. Antalya'nın geleceğini değerlendirirken güçlü kıyı turizmi modelimizin yanında destinasyonumuzun sahip olduğu farklı değerleri de turizm ekonomisine kazandırmalıyız" diye konuştu.
TOROSLAR'IN POTANSİYELİ
Antalya'nın kıyı turizmini tamamlayabilecek bölgelerinden birinin Akseki olduğunu belirten Kavaloğlu, Toroslar'ın geleneksel mimarisi, tarihi yolları, doğal zenginlikleri ve yaşayan kültürünün önemine dikkat çekti. Kavaloğlu, "Toroslar'ın geleneksel mimarisi, tarihi yolları, doğal zenginlikleri ve yaşayan kültürü; Antalya'nın mevcut turizm ürününü tamamlayabilecek önemli bir potansiyel taşıyor. Buradaki hedef kıyı turizmine alternatif yaratmak değil, Antalya deneyimini zenginleştirmek ve destinasyonun sunduğu seyahat nedenlerini çoğaltmak olmalı. Bunu gerçekleştirebildiğimiz ölçüde ziyaretçinin Antalya'da geçirdiği zamanı ve destinasyonla kurduğu bağı güçlendirebilir, turizm hareketini daha geniş bir coğrafyaya ve yılın farklı dönemlerine yayabiliriz" dedi.
AVRUPALI ZİYARETÇİNİN TERCİHLERİ DEĞİŞİYOR
Avrupa kaynak pazarlarında ekonomik belirsizlikler ve yaşam maliyetlerindeki artışın seyahat kararlarını doğrudan etkilediğini açıklayan Kavaloğlu, Almanya, Birleşik Krallık ve Polonya'daki gelişmelerin yakından izlenmesi gerektiğini kaydetti. Kavaloğlu, "Bir tarafta erken rezervasyon, paket tatil ve fiyat güvencesi önemini korurken, diğer tarafta daha esnek ve bireysel seyahat modelleri gelişiyor. Bu tablo bize turizm talebinin artık tek bir ziyaretçi profili veya tek bir rezervasyon modeli üzerinden okunamayacağını gösteriyor. Bu nedenle 2027 sezonuna hazırlanırken yalnızca rezervasyon hacmini değil; kaynak pazarlarımızdaki tüketici güvenini, harcama eğilimlerini ve değişen seyahat motivasyonlarını da yakından izlemeliyiz" diye konuştu.
'GELİR KALİTESİNE ODAKLANMALIYIZ'
Sektörün son yıllarda karşılaştığı zorlukların, ciro büyümesinin karlılığa ne ölçüde yansıdığı sorusunu daha önemli hale getirdiğini belirten Kavaloğlu, yüksek yatırım gerektiren konaklama sektöründe işletmelerin finansal dayanıklılığının korunması gerektiğini söyledi. Kavaloğlu, "Özellikle yüksek yatırım gerektiren konaklama sektörümüzde sürdürülebilir büyümenin temel koşullarından biri, işletmelerimizin finansal dayanıklılığını koruyabilmesidir. Bu nedenle 2026 sezonunu değerlendirirken yalnızca doluluk oranlarına ve ziyaretçi sayılarına değil; gelir kalitesine, maliyet yönetimine ve işletmelerimizin uzun vadeli yatırım kapasitesine de odaklanmalıyız" dedi.
COP31 VE TURİZMİN GELECEĞİ
Kasım ayında Antalya'nın ev sahipliği yapacağı COP31'in, kentin uluslararası görünürlüğünü artırmanın yanında turizmin geleceğini sürdürülebilirlik açısından değerlendirme fırsatı sunduğunu belirten Kavaloğlu, "İklim değişikliği, su kaynaklarının korunması, enerji verimliliği ve sürdürülebilir destinasyon yönetimi artık turizmin çevresel gündeminin ötesinde, sektörümüzün ekonomik geleceğini ve rekabet gücünü doğrudan ilgilendiren başlıklar. 2027 sezonuna hazırlanırken önümüzdeki temel soru artık yalnızca 'Turizm ne kadar büyüyecek?' olmamalı. Nasıl büyüyeceğiz, ne kadar değer yaratacağız ve bu değeri destinasyonumuzun geleceğine nasıl taşıyacağız? Turizmde yeni dönemin rekabetini bu soruların cevaplarının belirleyeceğine inanıyorum" diye konuştu.















