İSO 500'den umut veren rakamlar
İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, İSO 500 araştırmasıyla sanayide ihracat, AR-GE ve yüksek teknoloji payında artış olduğunu belirterek, finansman maliyetlerinin yüksekliğine ve devreden KDV sorununa dikkat çekti.
İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, geçen yıl Türkiye'nin en büyük 500 sanayi kuruluşunun ihracatında, AR-GE harcamasında, yüksek teknoloji yoğunluklu sanayi payında ve halka açık şirket sayısında artış yaşandığını belirterek, "İSO 500, sanayimizin tüm zorlu koşullara rağmen sahip olduğu dayanıklılığı ve potansiyeli ortaya koyan önemli işaretler vermektedir." dedi.
"Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2025" araştırmasının sonuçlarını paylaşan Erdal Bahçıvan, araştırmanın, yalnızca bir şirketler sıralaması olmadığını, 60 yıla yaklaşan birikimiyle Türkiye sanayisinin hafızası, ekonominin üretim aynası ve reel sektörün en güvenilir check-up'ı niteliğinde olduğunu söyledi.
İSO 500'ün reel sektörde üretimin, ihracatın, istihdamın, finansman yapısının, katma değerin ve teknoloji yoğunluğunun yıllar içindeki seyrinin izlenebileceği büyük bir bilgi hazine olduğunu dile getiren Bahçıvan, Türkiye'nin sanayileşme serüvenini adım adım izleyen ve şirketlerin gelişimini kayıt altına alan bu araştırmanın ekonomi tarihine ışık tutan saygın bir arşive dönüştüğünü anlattı.
Konuşmasının ilk bölümünde küresel büyüme, global ekonominin karşı karşıya kaldığı zorluklar, ABD yönetiminin tarife adımları, maliyetlerdeki artış, enerji fiyatlarındaki yükseliş, ihracat pazarlarındaki talep daralması gibi gelişmelerden bahseden Bahçıvan, jeopolitik riskler ile ABD ve Çin arasındaki rekabete de değindi.
Bahçıvan, bu dış faktörler çerçevesinde Türkiye ekonomisinin 2025'te yüzde 3,6 büyüme oranıyla hafif ivme kazandığını anımsatarak, büyümeyi iç talebin sürüklediğini, dış talebin zayıf seyrettiğini, enflasyon beklentilerinde iyileşmenin zaman aldığını, hizmet sektöründeki fiyat katılıklarının sürdüğünü, dönem dönem finansal dalgalanmalar yaşandığını anlattı.
Geçen yıl boyunca İSO Türkiye İmalat PMI endeksinin 50 eşiğinin altında kaldığını hatırlatan Bahçıvan, 2025'in yüksek faizlerin ve finansmana erişim koşullarının sanayi şirketleri üzerinde ciddi baskı oluşturduğu bir yıl olduğunu söyledi.
Bahçıvan, "Bu koşullar altında sanayicimiz, artan finansman maliyetleri, zayıflayan iç talep, kur ve maliyet dengesi, yatırım iştahındaki yavaşlama ve rekabet gücünü koruma ihtiyacı arasında zorlu bir denge kurmaya çalıştı." diye konuştu.
"Finansmana erişim üretimin devamlılığı için hayati bir gereklilik"
Erdal Bahçıvan, Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2025 araştırmasının sonuçlarına ilişkin, üretimden net satışlar, ihracat, İSO 500'ün sanayi içindeki payı gibi temel göstergeleri paylaştı.
Sanayi kuruluşları açısından finansmana erişimin yalnızca bir maliyet unsuru değil, üretimin devamlılığı, işletme sermayesi ihtiyacının karşılanması ve yatırım kapasitesinin korunması bakımından hayati bir gereklilik olduğunu vurgulayan Bahçıvan, finansmana erişimin zorlaştığı ve borçlanma maliyetlerinin yüksek seyrettiği bir ortamda, bu gerekliliğin firmalar üzerinde ağır bir karlılık baskısına dönüştüğünü söyledi.
Bahçıvan, finansman giderlerinin faaliyet karına oranının 2024'te büyük bir sıçramayla yüzde 96,6'ya kadar yükseldikten sonra 2025'te yüzde 84,9'a gerilediğini kaydederek, bu verinin, son iki yıldır sanayi firmalarının faaliyetten elde ettikleri karın çok büyük bölümünü finansman giderlerine ayırmak zorunda kaldığını gösterdiğini aktardı.
Erdal Bahçıvan, "Tablo açık biçimde göstermektedir ki finansmana erişimin güçleştiği ve finansman maliyetlerinin yüksek kaldığı bir ortamda, sanayi kuruluşlarının esas faaliyetlerinden yarattıkları değer, önemli ölçüde finansman yükü tarafından aşındırılmaktadır. Bu durum, sadece dönem karlılığını değil, firmaların yatırım yapma, büyüme ve rekabet güçlerini koruma kapasitesini de doğrudan sınırlandırmaktadır." dedi.
"İSO 500 şirketlerinin devreden KDV tutarı 120 milyar liranın üzerine çıktı"
İSO Yönetim Kurulu Başkanı Bahçıvan, geçen yıl İSO 500'ün toplam borçlarının öz kaynaklara göre çok daha hızlı büyüdüğünü, bu gelişmelere bağlı olarak, toplam aktifler içinde öz kaynakların payının 2024'ün ardından 2025'te de azaldığını ve yüzde 52,1'den yüzde 49,1'e gerilediğini söyledi.
Bahçıvan, "Böylece 2023 yılında enflasyon düzeltmesinin etkisiyle öz kaynak ağırlıklı hale gelen İSO 500 konsolide bilançosunun, aradan geçen iki yılın ardından yeniden borç ağırlıklı bir yapıya döndüğünü görüyoruz." şeklinde konuştu.
İSO 500'ün toplam borçlarının yüzde 30,8 büyüdüğünü dile getiren Bahçıvan, mali borçlardaki artışın yüzde 41,6'ya ulaştığını, diğer borçların ise yüzde 21 ile daha sınırlı yükseldiğini bildirdi.
Bahçıvan, 2021-2024 döneminde diğer borçlar mali borçlardan daha hızlı büyürken 2025'te bu eğilimin tersine döndüğünü belirterek, yüksek finansman maliyetleri ve kredi koşullarındaki sıkılaşmaya rağmen firmaların kredi ihtiyacının güçlü seyrini koruduğunu, bu nedenle mali borçların toplam borçlar içindeki payının yeniden yüzde 50'nin üzerine çıktığını anlattı.
Devreden KDV konusunu uzun yıllardır her platformda gündeme taşıdıklarını ve bunun sanayicilerin en önemli yapısal sorunlarından biri haline geldiğini kaydeden Bahçıvan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"2025 yılında İSO 500 şirketlerinin devreden KDV tutarı yüzde 42,1 artarak 120 milyar liranın üzerine çıkmıştır. Özellikle finansmana erişimin zorlaştığı, finansman maliyetlerinin yüksek seyrettiği ve firmaların işletme sermayesine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğu mevcut ekonomik koşullarda, sanayicinin kaynaklarının devreden KDV yoluyla sistem içinde kilitli kalmaya devam etmesi son derece düşündürücüdür. Üretim yapan, yatırım gerçekleştiren, istihdam oluşturan ve ihracat yapan sanayicimiz, hak ettiği kaynağı kullanamamakta, bu kaynak fiilen kamu tarafından uzun süreli ve maliyetsiz bir şekilde tutulmaktadır. Sanayimizin rekabet gücünü desteklemek, işletmelerimizin finansman imkanlarını güçlendirmek ve üretim odaklı büyümeyi hızlandırmak için devreden KDV yükünün azaltılmasına yönelik somut ve kalıcı adımların artık daha fazla gecikmeden hayata geçirilmesini beklediğimizi bir kez daha vurgulamak istiyoruz."
"Kara, deniz taşıtları ve yan sanayisi" sektörü ilk sıraya yükseldi
Erdal Bahçıvan, İSO 500'ün sektörel dağılımına bakıldığında dikkat çekici bir yer değişimi yaşandığını belirterek, şu bilgileri verdi:
"Geçen yıl üretimden satışlara göre en yüksek paya sahip sektör, yüzde 19,5 ile 'kara, deniz taşıtları ve yan sanayisi' olmuştur. 2024 yılında üçüncü sırada yer alan bu sektörün payının 2025'te 1,9 puan artması, özellikle otomotiv ve savunma sanayisindeki güçlü performansın İSO 500 tablosuna belirgin biçimde yansıdığını göstermektedir. Yüzde 17,8 payla ikinci sırada yer alan 'ana metaller ve makine imalatı sanayisi' ise 2024'te en büyük paya sahip sektör konumundayken, geçen yıl payı 2,9 puan gerilemiştir. Bu düşüşte, değerli metaller dışındaki emtia fiyatlarında yaşanan gerilemenin ilgili sektörlerin performansı üzerindeki olumsuz etkisi belirleyici olmuştur."
Bahçıvan, üçüncü sırayı yüzde 17'lik payla "gıda ürünleri" ile "kimyasal ürünler, plastik ve kauçuk ürünleri" sektörlerinin paylaştığını ifade ederek, gıda ürünleri sektörünün payını 1 puan artırdığını, kimya sektörünün payında ise 1,4 puan azalma yaşandığını söyledi.
İSO 500'ün sektörel dağılımı Türkiye sanayisinin hem geleneksel güçlü alanlarını hem de stratejik sektörlerdeki dönüşüm potansiyelini bir arada yansıttığını dile getiren Bahçıvan, "Önümüzdeki dönemde bu yapının yüksek katma değerli, teknoloji yoğun ve ihracat odaklı üretimle daha da güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır." dedi.
"Savunma sanayisinde ve teknoloji yoğun sektörlerde güçlü üretim artışları yaşandı"
İSO Yönetim Kurulu Başkanı Bahçıvan, 2025'te sanayide belirgin sektörel ayrışmaların öne çıktığını belirterek, "Özellikle emek-yoğun geleneksel sektörlerimiz önemli ölçüde zorlanırken, savunma sanayisi başta olmak üzere teknoloji yoğun sektörlerde güçlü üretim artışlarının yaşandığını gözlemlemekteyiz." diye konuştu.
Sanayicinin karşı karşıya kaldığı olumsuzluklardan bahseden Bahçıvan, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Bugün sanayicimizin sahada en fazla hissettiği sorunların başında finansman maliyetlerinin yüksekliği gelmektedir. Son iki yıldır çok yüksek seviyelerde seyreden finansman maliyetleri, yalnızca bilançolara yansıyan bir kalem değil, üretimden yatırıma, istihdamdan rekabet gücüne kadar sanayinin bütün kesimlerini etkileyen temel bir gerçekliktir. Türkiye'nin en güçlü sanayi kuruluşları dahi bu kadar yüksek finansman yükü altında faaliyetlerini sürdürmeye çalışırken, aynı güce ve imkanlara sahip olmayan daha küçük ölçekli işletmelerin karşı karşıya kaldığı zorlukların çok daha ağır olduğunu gözden kaçırmamamız gerekir. Direnen enflasyon ve faizler, finansmandaki bu haksız tablonun 2026'da da süreceğini bize göstermektedir. Özellikle en çok etkilenen sektörler gözetilerek kredi maliyetlerini yükselten ve ihracat kredileri de dahil olmak üzere finansmana erişimi sınırlayan tüm faktörlerin gözden geçirilmesi gerekmektedir."
"Sonuçlar sanayinin tüm zorlu koşullara rağmen potansiyelini de ortaya koyuyor"
Erdal Bahçıvan, sonuçların Türk sanayisi için önemli göstergeleri de ortaya koyduğunu aktararak, şu ifadeleri kullandı:
"İSO 500, sanayimizin tüm zorlu koşullara rağmen sahip olduğu dayanıklılığı ve potansiyeli ortaya koyan önemli işaretler de vermektedir. Örnek vermem gerekirse, İSO 500 şirketlerinin ihracatının yüzde 8,4 artışla 104,7 milyar dolara ulaşması, sanayi kuruluşlarımızın küresel pazarlardaki güçlü konumunu koruduğunu göstermektedir. AR-GE harcaması yapan firma sayısındaki ve toplam AR-GE harcamalarındaki artış ise yenilikçilik kapasitemizin gelişmeye devam ettiğine işaret etmektedir."
Bahçıvan, yüksek teknoloji yoğunluklu sanayilerin payının yüzde 7,6'ya yükselmesinin geleceğe ilişkin umutları güçlendirdiğini kaydederek, "Halka açık kuruluş sayısının 91'e yükselmesi de sermayenin tabana yayılması ve nitelikli finansmana erişim açısından son derece olumlu bir gelişmedir. Veriler, aynı zamanda istihdam tarafında farklı bir dönüşüme de işaret etmektedir. Çalışan sayısındaki sınırlı gerileme, artık sanayide rekabet gücünün yalnızca nicelikle değil, nitelikli insan kaynağıyla belirlendiğini göstermektedir." değerlendirmesinde bulundu.
Bahçıvan, sanayi sektörünün öneminin altını çizerek, "Sanayi sektörü, ekonomik büyümenin ötesinde istihdamın, ihracatın, teknolojik dönüşümün, sürdürülebilir kalkınmanın ve milli rekabet gücünün temel taşıdır. Bu nedenle sanayiye sahip çıkmak üretime, istihdama, ihracata, teknolojiye, inovasyona ve en önemlisi Türkiye'nin geleceğine sahip çıkmaktır." diyerek sözlerini tamamladı.
(Bitti)



















