TCMB Başkan Yardımcıları Karahan, Kara ve Özkul soruları yanıtladı

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

TCMB Başkan Yardımcısı Hatice Karahan, son dönem döviz talebinin kalıcı bir dolarizasyon olmadığını, piyasalardaki hareketlerin anlık düşük fiyatlardan yararlanma amacı taşıdığını belirtti. Türk lirasının desteklenmeye devam edeceğini vurguladı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkan Yardımcısı Hatice Karahan, son dönemde piyasadaki döviz talebinin kalıcı bir dolarizasyon olmadığını, anlık düşük fiyatlardan faydalanma saikiyle gerçekleştiğini belirterek, "Para politikası duruşumuzun Türk lirası enstrümanları destekleyici yönde kalmaya devam edeceğini değerlendiriyoruz ve dolayısıyla dolarizasyon anlamında bir risk görmüyoruz." dedi.

TCMB Başkanı Fatih Karahan, yılın ikinci Enflasyon Raporu'nun tanıtımı amacıyla İstanbul Finans Merkezi'ndeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Yerleşkesi'nde düzenlenen bilgilendirme toplantısına, başkan yardımcıları Hatice Karahan, Fatma Özkul, Gazi İshak Kara ve Yusuf Emre Akgündüz ile katıldı.

Soruları yanıtlayan Hatice Karahan, jeopolitik belirsizliklerin ve risklerin arttığı son dönemde yabancı para mevduat tercihinin sınırlı kaldığını gördüklerini belirterek, "Bu aslında bizim için TL'ye olan güvenin devam ettiğini gösterdi." diye konuştu.

Birkaç tarih ve veri açısından TL payına bakıldığında, şubat sonunda yüzde 58,4 civarında bir TL payı olduğunu kaydeden Karahan, bunun da mayıs ayı başı itibarıyla 1 puan artarak yüzde 59,5 seviyesine yükseldiğini dile getirdi.

Karahan, son dönemde piyasada yaşanan döviz talebinin bireysel tarafta çok az bir kısmının gerçekleştiğini gördüklerini kaydederek, şu ifadeleri kullandı:

"O satışın da aslında altın fiyatlarının düştüğü dönemlere denk geldiğini görüyoruz. Bu da bize bu talebin kalıcı bir dolarizasyon olarak değil de anlık düşük fiyatlardan faydalanma saikiyle gerçekleşen bir hareket olduğunu gösteriyor. Zaten buradaki kilit unsur mevcut para politikası duruşumuz. Para politikası duruşumuzun Türk lirası enstrümanları destekleyici yönde kalmaya devam edeceğini değerlendiriyoruz ve dolayısıyla dolarizasyon anlamında bir risk görmüyoruz."

"Sadeleştirme adımlarına devam etmeyi düşünüyoruz"

Gazi İshak Kara ise makroihtiyati çerçevenin, bu alanda yapılan düzenlemelerin amacının para politikası faizini ikame değil, para politikası çerçevesini desteklemek olduğunu belirterek, "Biz bu araçları temelde üç hedef doğrultusunda kullanıyoruz. Bunlardan birincisi TL mevduat payının artırılması, diğeri ise kredi büyümesinin dezenflasyon politikasıyla, patikasıyla uyumlu bir çerçevede gerçekleşmesi ve son olarak da likidite yönetimi ve finansal istikrar." diye konuştu.

Bundan sonraki dönemde makroihtiyati düzenlemeler ve çerçevenin para politikasını destekleyici şekilde olmaya devam edeceğini bildiren Kara, şunları kaydetti:

"Biz bunu yaparken makroihtiyati çerçevede de zaman zaman sadeleştirme, basitleştirme yönüne gidiyoruz. Son dönemde kredi büyümesi ve TL payı hesaplamalarında hesaplama dönemini 4 haftadan 8 haftaya çıkardık, böylece hem operasyonel olarak sadeleşmeyi sağladık hem de bankalara ve finansal kuruluşlara, reel sektöre esneklik sağlamış olduk. Piyasa şartları elverdikçe bu tür sadeleştirme adımlarına da devam etmeyi düşünüyoruz."

"Sterilizasyon işlemleri sonucunda faiz giderlerimizde bir artış söz konusu oldu"

Fatma Özkul da Merkez Bankası olarak bilançonun aktifinde menkul kıymetlerden, kullandırdıkları kredilerden ve fonlamalardan faiz geliri elde ettiklerini belirterek, "Bunun yanında bilançomuzun pasifinde de TL zorunlu karşılıklardan ve piyasadaki fazla likiditeyi çektiğimiz için de bir faiz giderimiz söz konusu oluyor. Bununla birlikte Kur Korumalı Mevduat (KKM) ödemeleri ve diğer döviz kazandırıcı işlemler için de bir kur farkı giderimiz oluşuyor, bunları bilançomuzda raporluyoruz." ifadelerini kullandı.

Son dönemde KKM uygulamasının sonlanmasıyla söz konusu kur farkının giderlerinde azalma meydana geldiğini söyleyen Özkul, hem KKM ödemeleri hem de rezerv biriktirme stratejileri sonucunda piyasada bir likidite fazlası oluştuğunu dile getirdi.

Özkul, bu likidite fazlasını çekmek için para politikası araçları ve TL zorunlu karşılık uygulamalarıyla fazla likiditeyi sterilize ettiklerini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sterilizasyon işlemleri sonucunda da faiz giderlerimizde bir artış söz konusu oldu. Bilançoda gördüğünüz o faiz gelirlerinden daha fazla faiz giderlerimiz söz konusu oldu ve 2025 yılında 1 trilyon 65 milyar liralık bir zarar açıkladık. Bu zarar aslında temel olarak parasal sıkılaşma ve sterilizasyon işlemlerinden kaynaklanan faiz giderlerindeki artışın bir sonucu. Biz oluşan bu zararı aslında politika setinin bütüncül etkileriyle birlikte değerlendiriyoruz. Burada önemli olan merkez bankalarının, Merkez Bankamızın kar veya zarar etmesi değil fiyat istikrarına yönelik uygulanan politikaların etkili bir şekilde uygulanması."

Kaynak: AA / Aylin Rana Aydin Kuş
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.