Dha Yurt Bülteni-9

Dha Yurt Bülteni-9

1) BAKAN EROĞLU: BARAJLARIMIZ EN DÜŞÜK SEVİYEDEORMAN ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, son 44 yılın en kurak kış döneminin yaşandığını belirterek, "Şu anda barajlarımız en düşük seviyede olmasına rağmen yüzde 33 civarında doluluk var.

Dha Yurt Bülteni-9

1) BAKAN EROĞLU: BARAJLARIMIZ EN DÜŞÜK SEVİYEDE

ORMAN ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, son 44 yılın en kurak kış döneminin yaşandığını belirterek, "Şu anda barajlarımız en düşük seviyede olmasına rağmen yüzde 33 civarında doluluk var. 2017'de hiç hissettirmediğimiz gibi 2018'de de su sıkıntısı çektirmeyeceğiz" dedi. Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, memleketi Afyonkarahisar'da bir otelde düzenlediği basın toplantısında Afyonkarahisar'ın 2017 yılı yatırımlarını değerlendirdi, 2018 yatırım hedeflerini anlattı. Toplantıya Bakan Eroğlu'nun yanı sıra Vali Mustafa Tutulmaz, Ak Parti milletvekilleri Hatice Özkal, Ali Özkaya, Belediye Başkanı Burhanettin Çoban, İl Genel Meclis Başkanı Salih Sel, Ak Parti İl Başkanı İbrahim Yurdunuseven, ilçe ve belde belediye başkanları ile sivil toplum kuruluşları temsilcileri katıldı. Bakan Eroğlu toplantı öncesi gazetecilerin soruları üzerine barajlardaki doluluk oranı hakkında bilgiler verdi. Bakan Eroğlu, son 44 yılın en kurak kış mevsiminin yaşandığını söyledi. En son 1972-73 kışında benzer bir kuraklık yaşandığını hatırlatan Bakan Eroğlu, "2017 kışı son 44 yılın en kurak kışı. Eskiden çok daha az kuraklık dönemlerinde şehirlerde su kesilirdi ama biz Allah'a şükür 505 baraj, bin tane gölet yaptık. 196 büyük yerleşim yerine içme suyu götürdük. Ben şunu ifade etmek isterim ki, içme suyu açısından bir mesele olmayacak. Vatandaşlarımız rahat olsun. Eskiden bazı büyükşehirlerde çok ciddi su sıkıntısı vardı. Vatandaş onu hatırlıyor bilhassa" diye konuştu. 

BARAJLAR EN DÜŞÜK SEVİYEDE

Barajların şu anda en düşük seviyede olmasına rağmen yüzde 33 civarında doluluk olduğuna işaret eden Veysel Eroğlu, Şanlıurfa ve Diyarbakır çevresini susuz bırakmamak için gerekli önlemlerin alındığını vurguldı. "Şehirleri susuz bırakmamak birinci hedefimizdir" diyen Bakan Eroğlu, şöyle konuştu:

"Çoluk çocuğuna su veremediği, temizlik yapamadığı, bit ilacı bulmadığı günleri hatırlıyor. 2017'de hiç hissettirmediğimiz gibi 2018'de de şehirlerimiz de su sıkıntısı çektirmeyeceğiz. Sanayiyi susuz bırakmayacağız, birde tabi ki sulama. Burada sulamada Şanlıurfa, Diyarbakır civarında, GAP bölgesinde yağışlar ancak beklenenin yüzde 35 oldu. Çiftçilerimizin az suyla sulama yapması için çok hızlı şekilde damlama ve yağmurlama sistemini hayata geçireceğiz. Şu anda barajlarımız en düşük seviyede olmasına rağmen yüzde 33 civarında doluluk var. Bazı bölgelerde su fazla, Güney Doğu Anadolu gibi bölgelerde su az. Orada tasarrufa riayet edeceğiz. Ama Şanlıurfa'yı Diyarbakır'ı susuz bırakmayacağız. Şırnak'ı, Gaziantep'i susuz bırakmayacağız. Fakat sulamada özenle sulayacağız. Artık böyle saldım çayıra havası olmayacak. Biz tarlanın başına kadar suyu getiriyoruz. Dolayısı ile çiftçimiz yağmurlama veya damlama sulama sistemi yapacak. Bu olursa herhangi bir problem olmaz."

'İNŞALLAH İYİ BİR YAĞIŞ OLURSA BU MEVSİMİ KURTARACAĞIZ'

Bugün ve yarından itibari ile beklenen yağışların alınacağını da söyleyen Bakan Eroğlu, "Bizim yaptığımız tahminlere göre özellikle bugün bazı bölgelerde iyi bir yağış bazı bölgelerde ise hafif bir yağış var. Cumartesi günü Ege ve Karadeniz'de, pazar günü yine Ege'nin yanı sıra Güneydoğu'nun bir kısmı hariç diğer bölgelerde yağış var. Önümüzdeki hafta perşembe günü de Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yağış bekliyoruz. İyi bir yağış olursa bu mevsimi kurtaracağız. Ancak ben şunu özellikle vurgulamak istiyorum, vatandaşlarımız merak etmesin biz onların su ihtiyaçlarını düşünüyoruz" diye konuştu.

Görüntü Dökümü

-----------------------------

-Toplantı salonundan detaylar

-Bakan Eroğlu kürsü konuşması

-Salon çıkışı detaylar

-Bakan Eroğlu açıklamaları

321.24 MB/// 06.15 "

 HABER-KAMERA: Sait KARADUMAN/AFYONKARAHİSAR,

=====================================================

2)BAŞBAKAN YARDIMCISI ÇAVUŞOĞLU: O DERS ORADA VERİLMİŞTİR 

BAŞBAKAN Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, İzmir'de Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü'ne (BYEGM) bağlı il müdürleri ile toplantı yaptı. Çavuşoğlu, 15 Temmuz'da FETÖ'nün darbe girişimini hatırlatarak medyanın yaptıklarının ders niteliğinde olduğunu vurguladı. Çavuşoğlu, "Birileri ne kadar görmemek için gözlerini kapasa da o ders orada verilmiştir" dedi. 

İzmir'de bir otelde Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü'nün (BYEGM) İl Müdürleri Toplantısı'nda konuşan Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, İzmir'e son 15 yılda toplam 45 milyar liraya yakın kamu yatırımı yaptıklarını anlattı. Çavuşoğlu, il müdürlerine uyarıda bulunarak şunları söyledi:  

"Ülkemizi ilgilendiren hususlarda içimizdeki nabzı iyi tutamazsak, söylemleri ve onların ardındaki asıl metinleri iyi okuyamazsak, kimsenin kapımıza dayanmasına gerek kalmaz, kaleyi içeriden kaybederiz. Türkiye düşmanı belli odaklar tarafından dışarıda üretilen negatif söylemlerle mücadele etmekte başarı sağladı. Önce kendi elimizi güçlendirmemiz gerekiyor. Ülkemize baktıklarında ne gördükleri, şer odaklarının hayata geçirecekleri algı operasyonları için temel teşkil ediyor. O halde onlara bu imkanı vermemek için çalışmamız gerekiyor. Muhakkak ki, bilerek bizi içeriden yıpratmak için sayfalar dolduran, programlar yapan, yayınlar gerçekleştirenler olacaktır. Ancak biz doğruyu, gerçeği etkili savunur ve ön planda tutmayı başarırsak, onları kendi oyunlarında alt etmek daha kolay olacaktır. Bu imkanı medyaya olan hakimiyetinizle, yaptığınız gözlem ve analizleri devletimize sağlamak sizlerin en önemli görevi." 

Türk medyasının 15 Temmuz'da demokrasiden yana ortaya konan tavrı tüm dünyaya en güzel şekilde aktardığını da vurgulayan Çavuşoğlu, "Hain darbe girişimine karşı milletin ortaya koyduğu mücadelenin anlamını hakıyla kavrayamamış olan bazı odaklar ve uluslararası kamuoyu için basın mensuplarının o gece kayıt altına aldığı gerçekler adeta ders mahiyetindedir. Birileri ne kadar görmemek için gözlerini kapasa da o ders orada verilmiştir. Tüm dünya o gece, yalan, iftira ve çarpıtma yerine doğru ve güvenilir bilgilere yer verdiği zaman medyanın demokrasiyi nasıl güçlü kıldığını görmüştür" dedi. 

YEREL MEDYA DESTEKLENECEK

Konuşmasında ulusal basın ile yerel basın arasında çok büyük farklar oluştuğuna dikkat çeken Çavuşoğlu, yerel medyanın destekleneceğini söyledi. Çavuşoğlu, "Kendi şehirlerinde medya devlerini geride bırakan yerel gazetelerin olduğu yıllar çok geride değildir. Bunu tekrar sağlamak önemli. Tekirdağ'ı ya da Artvin'i, Sinop'u yahut Antalya'yı İstanbul'dan değerlendirmek doğru değildir. Kurum olarak genel müdürlüğümüzün medyayı desteklemek, güçlü ve etkili bir medya yaratmak gibi bir vazifesi var. Bunu temelden başlayarak yani yerel medyadan başlayarak gerçekleştirmek doğru olacaktır diye düşünüyorum. Zira bağımsız ve güçlü medya için denge önemli bir husustur. Ulusal ile yerel arasındaki denge tesis edilmelidir" dedi. 

Toplantı basına kapalı devam etti.

Görüntü Dökümü

----------------------

Konuşmalardan görüntü.

Katılanlardan görüntü.

Haber: Taylan YILDIRIM, Kamera: Mücahit BEKTAŞ/ İZMİR

========================================================

3)CENAZESİ ÇUVALDA TAŞINAN MUHARREM'İN ÖLÜMÜNDE İHMAL GÖRÜLMEDİ

 VAN'ın Gürpınar ilçesine bağlı Yalınca köyü Çalık mezrasında 1 Şubat 2014'te hastalanan ve yolların kardan kapalı olması nedeniyle hastaneye götürülemeyen 1.5 yaşındaki Muharrem Taş'ın ölümünde ihmal olup olmadığı gerekçesi ile başlatılan soruşturma tamamlandı. Van Cumhuriyet Başsavcılığı, ihmali olduğu iddia edilen kamu görevlileri hakkında 'kavuşturma yapılmasına yer olmadığı'na karar verdi. Baba Abdulvahap Taş'ın minik Muharrem'in cenazesini bir çuvala koyup karlar içinde sırtında taşıması görüntüleri, yürekleri dağlamıştı.Gürpınar'a bağlı, daha önce köy statüsünde olan Yalınca Mahallesi Çalık mezrasında, 1 Şubat 2014 gecesi yolların kardan kapalı olması nedeniyle zamanında hastaneye götürülemeyen Taş ailesinin 1.5 yaşındaki çocukları Muharrem öldü. Otopsi işlemlerini yapmak ve suç duyurusunda bulunmak için, minik Muharrem'in cenazesini bir çuvala koyup sırtlarında taşıyan baba Abdulvahap Taş ve yakınları, yürüyerek 16 kilometre uzaklıktaki Yalınca'ya geldi. Daha sonra bir araca konulan cenaze, Yüzüncü Yıl üniversitesi Tıp Fakültesi Dursun Odabaşı Tıp Merkezi'nde otopsisi yapıldıktan sonra Van'daki Şabaniye Mezarlığı'nda toprağa verildi.

'KOVUŞTURMA YOK'

Taş ailesi, çocuklarının ölümünden sorumlu tuttukları kurumlar hakkında şikayetçi olunca da soruşturma başlatıldı. Van Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın da müdahil olduğu soruşturma kapsamında Başsavcılık, ihmali olduğu öne sürülen 112 Acil Komuta Merkezi, jandarma ve dönemin Özel İdare çalışanları hakkında, 'taksirle ölüme neden olmak' ve 'görevi kötüye kullanmak' suçlarından soruşturma başlattı. Başlatılan bu şoruşturma tamamlandı. Müşteki ve dosyada ihmali bulunduğu öne sürülen kurumlardaki görevlilerin ifadeleri ile bilirkişi raporlarını alan Başsavcılık, şüpheliler hakkında kovuşturmanın yapılmasına yer olmadığına karar verdi.

1 Şubat 2014 günü yaşanan olayların da anlatıldığı kararda, ölen Muharrem'in babası Abdulvahap Taş'ın ailesinin Van merkezde kaldığı, kendisinin ise kış aylarında vatandaşların mezrada bıraktığı hayvanlara bakarak geçimini sağladığı belirtildi. Taş'ın karardaki ifadelerinde ise yardım için köy korucusunun dışında bir yetkiliyi aramadığı, cenaze için Van'da ikamet eden ağabeyi ve diğer akrabalarına haberdar ettiği, belirtilirken, Taş'ın ifadelerinde ayrıca çocuğunun vefatını haber vermesine rağmen yakınlarından başka kimsenin kendisini aramadığını, çocuğunun hastalığı sırasında, vefatından sonra yolları açmayan, sağlık yardımında bulunmayan tüm yetkililerden şikayetçi olduğu belirtiliyor.

Kararda, kurumlardaki görevlilerin ifadeleri ile bilirkişi raporların da yer verildi. İl Özel İdaresinde görevli personelin, kararda yer alan ifadelerinde, o dönemlerde Çeli mezrası gibi yerlerde 11'inci aydan sonra herhangi bir ulaşım olmadığının bütün köylülerce bilindiğini, bu sebeple kış gelmeden o bölgelerin halk tarafından boşaltıldığı, şikayetçi olan Abdulvahap Taş'ın da ikametgahının Van merkez gözüktüğü, bu bölgede ulaşımın mayıs ayı sonuna kadar mümkün olmadığının kendisi tarafından da bilinmesine rağmen mezraya çıktığına dikkat çekiyor.

Zanlılar ayrıca olayda ellerinden geleni yaptıklarını belirtiyor.

Muharrem Taş'ın 11 Mart 2014 tarihli adli tıp raporunda akciğerinde zatürre rahatsızlığının tespit edildiğine yer verilen kararda, 1-3 Şubat 2014'teki meteorolojik verilerde sıcaklığın sıfırın altında 4-10 derece, olay yeri inceleme tutanağı ve tanık ifadelerinden de kar kalınlığının 1-4 metre arasında olduğuna dair bilgilerin yer aldığı vurgulandı.Kararda yer alan Van Jandarma Filo Komutanlığının 7 Aralık 2016 tarihli yazısında ise kışın helikopter iniş yerinin kardan temizlenmesi yığma yapmadan alanın dışına atılması veya karların ezilerek sıkıştırılması gerektiği bildirildi.

Soruşturma kapsamında alınan 13 Aralık 2017 tarihli bilirkişi raporunda ise 6 Şubat 2014'te başlanan Sıcaksu-Çeli mezrası arasındaki 9 kilometrelik kapalı yolun açılması çalışmalarının 8 Şubat 2014'te saat 06.00'da tamamlandığı belirtilerek, şu ifadelere yer verildi:

"Yol boyunca kar kalınlığı 1-4 metre arasında değişiklik göstermiştir. Çeli mezrasının Van'a uzaklığı 112,5, Gürpınar ilçesine 87, Yalınca köyüne 12,5 kilometredir. Abdulvahap Taş'ın resmi ikametgah yeri Van olmakla birlikte Yalınca köyü Çeli mezrasında toprak damlı taş yapı, bir adet bitişik tandır odası evde, konuşma tutanaklarından ateş düşürücü şurup dahil hiçbir ilaç kullanılmamış, olay yeri araştırmasında hiçbir ilaca rastlanmamıştır. Olayın gerçekleştiği tarihte Muharrem Taş'ın 2 yaşında olduğu, ailenin Van'da ikameti sırasında Edremit 014 Aile Hekimliğince 13 Aralık 2013 tarihinde yapılan muayenesinde AKUT faranjit, 24 Kasım 2013'te Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil polikliniğinde gastroenterit ve 1 Ağustos 2013 tarihinde üst solunum yolu enfeksiyonu tanıları ile tedavi aldığı, dolayısıyla vefatından bir yıl önce üst solunum yollarından rahatsızlık geçirdiği anlaşılmaktadır. Çeli mezrasında kaldıkları evin, ağır kış şartlarının olduğu bir coğrafyada bir sene önce solunum yollarından rahatsızlık geçiren 2 yaşındaki bir çocuk için uygun olmadığı göz önünde bulundurulmalıdır."

Hakkında soruşturma yapılan 112 Komuta Kontrol Merkezi personelinin görevlerini yerine getirirken yaşanan olay ve süreçte ihmallerinin bulunmadığının kaydedildiği 13 Aralık 2017 tarihli bilirkişi raporunda, Muharrem Taş'ın vefatından sonra cenaze nakli için ambulans talebinin de doğru bir davranış olmadığı, bu konudaki talepleri yerine getirmeyen görevlilerin gereğine uygun davrandıkları bildirildi.Yalınca Jandarma Karakolundaki askerlerin, 112 Komuta Kontrol Merkezi görevlilerinin, Özel İdare yol ekiplerinde görevli personelin de görevlerinde kusur ve ihmallerinin bulunmadığı, kamu zararına ya da kişi zararına sebebiyet vermediklerinin kaydedildiği raporda, müştekinin, çocuğu Muharrem Taş'ın hastalığı için yardım talebini zamanında yapmadığı, gerekli yardımın ağır meteorolojik koşullar, teknik şartlar ve öncelikle zaman kaynaklı fiili imkansızlık nedeniyle karşılanamadığının belirlendiği ifade edildi. Kararda, dosya kapsamında bulunan bilgi, belgeler ve bilirkişi raporu dikkate alındığında zanlıların üzerine atılı suç yönünden atfı kabil kusurları bulunmadığı anlaşıldığından haklarında "Kamu adına kavuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir" denildi. 

Orhan AŞAN/VAN, (DHA

===================================================

4)CHP'Lİ FATMA KAPLAN HÜRRİYET'TEN İMAR DEĞİŞİKLİĞİ İSTENİLMESİNE TEPKİ: RANT KOKUSU ÇIKIYOR

AK Parti Kocaeli Milletvekili Mehmet Akif Yılmaz, İzmit'te imar değişikliği ile 10 katlı olması planlanan alışveriş merkezi ve rezidans projesine, "Ekstra bir imar artışı, imar rantı iddialarını beraberinde getirecektir" diyerek tepki gösterirken, CHP Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet de, "Rant kokusu çıkıyor. Artık bunlara 'dur' demek lazım" dedi.

İzmit Rafet Karacan Bulvarı üzerinde bulunan bir alışveriş merkezinin yıkılarak imar değişikliği ile kat artışı yapılmak istenmesi, tepkilere neden olmuştu. Ak Parti Kocaeli Milletvekili Mehmet Akif Yılmaz sosyal paylaşım sitesinden imar değişikliğine tepki gösterirken, dün Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Meclisi toplantısında imar değişikliği ile kat artışını içeren madde tekrar incelenmek üzere komisyona gönderildi. Bugün CHP Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet ve Tahsin Tarhan, CHP Kocaeli İl Başkanı Cengiz Sarıbay ve Büyükşehir Belediyesi Grup Başkanvekili Engin Taşdemir, meclis üyesi Orhan Tanış basın toplantısı düzenledi. Kenti yönetenlerin kente ihanet ettiklerini söyleyen CHP Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet, "Real imar değişikliğinden rant kokusu çıkıyor. Artık bunlara 'dur' demek lazım. Bu kenti yönetenler zamanında seçim dönemlerinde seçilebilmek için yanınızdayız, İzmit halkı için varız, halka hizmet için buradayız diyerek 40 takla atarak oyları alıyorlar, ama o koltuğa oturdukları zaman ne hikmetse biz halkın savunucusu muyuz? diyebilecek kadar cesarete sahip hale geliyorlar. Ama şu bir gerçek ki bu kenti yönetenler bu kente ihanet ediyorlar" diye konuştu. Fatma Kaplan Hürriyet kenti yönetenlerin, kente ihanet etmemesini isteyerek, şöyle konuştu:

"Bu ihanetin bedeli ağır olur, biz bu ihanetlerin bedelini zamanı gelince elbette soracağız. Hesabını soracağız ama şu anda da bu rant hikayelerinin kesinlikle peşini bırakmayacağız. Meclis grubumuza güveniyoruz. Sonuna kadar bizler de arkalarındayız, desteğimiz tamdır. Biz bu olayın takipçisi olacağız. Daha üst boyutta yapılması gereken bir şey olduğunda da yeri geldiğinde biz de devreye gireceğiz. Ama bu hukuksuzlukların, bu haksızlıkların bu yandaş sermayeye kol kanat geren anlayışa karşı mücadelemiz en üst noktada devam edecek. Artık kent boğuluyor. Bu kenti boğmamak lazım, bu kente nefes aldırmak, insanları biraz rahatlatmaya ihtiyacı var kent yöneticilerinin. Artık kul hakkı yemesinler, daha sorumlu, daha hakkaniyetli davranmaları konusunda çağrı yapıyoruz. Ellerini vicdanlarına koysunlar ve artık bu kente ihanet etmesinler"

Görüntü Dökümü

----------------------

-CHP Milletvekilinin açıklaması

-Toplantıdan detaylar

HABER: Ergün AYAZ-KAMERA: Alişan KOYUNCU-İZMİT-DHA

====================================================

5)YIKILAN ESKİ KÖY ENSTİTÜSÜ BİNALARI İÇİN 'AHIR' İFADESİNE TEPKİ

TRABZON'da, 1940'ta Beşikdüzü Köy Enstitüsü olarak kullanılan, ardından öğretmen okulu ve lojmanına dönüştürülen sonra da atıl halde kalan 8 bina, 500 kişilik öğrenci yurdu yapımı için yıkıldı. Beşikdüzü Belediyesi resmi internet sitesi ve sosyal medyada yaptığı açıklamada, 'Ahırları yıktık, yurt yapıyoruz' ifadesini kullandı. Belgesellere de konu olan eğitim binalarıyla ilgili duyuruda 'ahır' ifadesinin geçmesine tepki gösteren köy enstitüsü mezunları, üzüldüklerini, açıklamanın 'talihsizlik' olduğunu açıkladı. Belediye Başkanı Orhan Bıçakçıoğlu ise "Bu binalar son yıllarda ahır olarak kullanılıyordu. Biz yıkarken buradaki hayvanları kolluk kuvvetleri marifetiyle çıkardık. Tepki gösterenler olaya ideolojik yaklaşanlardır" dedi.

Beşikdüzü'nde 1920'li yıllarda köy odası olarak yapılan ve ilçe sakinlerinin eğitiminde kullanılan bina, 1940'ta ise 8 bina olarak Beşikdüzü Köy Enstitüsü'ne dönüştürüldü. Türkiye'deki ilk köy enstitülerinden biri olan binalarda, çok sayıda öğrenci mezun oldu. Köy enstitülerinin kapıtılmasının ardından binalar, 1971 yılına kadar öğretmen okulu olarak hizmet verdi, ardından da öğretmen lojmanına dönüştürüldü. Son yıllarda metruk halde kalan binaların yıkılarak, yerine, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu tarafından 500 öğrenci kapasiteli yurt inşaatı yapılması için proje hazırlandı. Vardallı Mahallesi'ndeki 15 bin metrekare alan üzerine kurulması planlanan yurt binası için ihale sürecinin tamamlanmasıyla projeye geçildi. 20 milyon liraya mal olacak 10 katlı yurt inşaatı için binalar, yıkıldı.

'AHIRLARI YIKTIK YURT YAPIYORUZ'

Beşikdüzü Belediyesi'nin resmi internet sitesi ve sosyal medya hesabında, projenin tanıtımı için "Ahırları yıktık, yurt yapıyoruz" ifadeleri kullanıldı. Belediye aynı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

"Yurt binası için bugüne kadar verdiğimiz büyük uğraşların sonunda bu yatırımı ilçemize kazandırmayı başardık. Büyük mücadeleler verilerek bu aşamaya gelmenin hiç de kolay olmadığını Beşikdüzü halkımızın bilmesini istiyoruz."

MEZUNLARDAN TEPKİ

Binalar için kullanılan 'ahır' ifadesine, özellikle köy enstitüsü mezunları başta olmak üzere, ilçe sakinleri tepki gösterdi.

Beşikdüzü Köy Enstitüsü'nün son mezunlarından olan Salim Kalay, 'ahır' benzetmesinin kendisini çok üzdüğünü belirterek, "Beşikdüzü Köy Enstitüsü'nün son mezunlarındanım. 1951-52'lerde mezun oldum. Burada başkanın 'ahır' ifadesi kullanılması beni sonsuza kadar üzmüştür. Yıkılan binanın altı benim zamanında yemekhane, üstü de derslikti. Daha üstü de kızların yatakhanesiydi. Orada dut ağaçları vardı. Tüm öğrenciler eğlencelerini burada yaparlardı, horon oynarlardı. Üzüldük, bizi temsil eden bir yerdi. O okul olmasaydı Beşikdüzü nasıl olurdu?" dedi.

'AHIR KELİMESİ ÇOK AĞIR OLDU'

Beşikdüzü Köy Enstitüsü mezunlarından, emekli öğretmen Ahmet Gözaçan da "Böyle bir söz keşke hiç söylenmemiş olsaydı. Köy enstitüleri, Aydınlanma Devrimi'nin meşaleleridir. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Ahır kelimesi çok ağır oldu" diye konuştu.

'BİZ AHIRDA MI ÖĞRETMENLİK YAPTIK?'

Emekli öğretim görevlisi ve aynı zamanda Beşikdüzü Köy Enstitüsü'nde bir süre idarecilik yapan Murat Cihan da 'ahır' benzetmesini büyük bir talihsizlik olarak nitelendirerek şöyle dedi:

"Orada uzun süre idarecilik yapmış bir eğitim görevlisiyim. O yıllarda orada ahır falan yoktu. Döner sermayenin kapatılmasıyla ders için orada bulanan inekler de satılmıştı. Sayın Başkanın böyle bir benzetme yapması büyük bir talihsizliktir. Eğer art niyetli değilse böyle bir benzetmenin yapılması mümkün değildir. Oranın yurt olması güzel ama benzetme yanlış. Biz ahırda mı öğretmenlik yaptık? Ahırda mı bunca aydınlanma sürecini başlattık? Bu benzetmeye karşıyım. Binlerce kişi oradan mezun ettik. Orada yetişen çiçekler ülkenin her tarafına güzel kokular saçmıştır. Ahır kelimesini tasvip etmiyorum. Bu benzetmeyi kınıyorum."

'KÖY ENSTİTÜLERİNİN AYRI BİR YERİ VAR'

Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği (YKKED) Beşikdüzü Şubesi Başkanı Osman Balta da 'ahır' ifadesi kullanılmasıydı, belediyeye tepki gösterilmeyeceğini kaydederek şunları söyledi:

"Bu duyuruda 'ahır' değil de 'Yurt yapıyoruz' denilseydi bu hadise yaşanmayacak, hiçbir şey olmayacaktı. 'Belki bir iş buluruz' diye artık yıkımları seyreden bir toplum haline geldik. 'Ahır' kelimesi, aşağılama ve biraz da olsa itibarsızlaştırmayı içeren bir söz. Bundan rahatsız olundu. Ahır var mıydı? Evet vardı. Burada ahırlarda hayvan beslenmesi konusunda uygulamalı ders işlenirdi. Toplumda köy enstitülerinin ayrı bir yeri var. Sayın Başkan 'Ben onu kastetmedim' diyebilir. Sizin ne olduğunuz değil, bu algının tamiri beklenir. 'Maksadı aştı' gibi bir düzeltmeyle bu hatanın telafisi mümkün olabilir."

'ÖZÜR DİLEMESİNİ BEKLİYORUZ'

Cumhuriyet Halk Partisi Beşikdüzü İlçe Başkanı Şakir Yenigün da Belediye Başkanı Orhan Bıçakçıoğlu'nu kınadığını belirterek şunları ifade etti:

"Başkan'ı kınıyorum çünkü çok talihsiz bir açıklama. Bunu, burada yetişenlere yapılan bir hakaret olarak nitelendiriyorum. Köy enstitülerine hiç yakışmayacak bir kelime, bu ifade. Bu bizi son derece üzmüştür. Biz yurda asla karşı değiliz, biz ilçemizdeki köy enstitüsünün tarihiyle yaşatılmasından yanayız. Bu alan bir müze, bir milli park olarak düzenlenebilirdi. Buradan mezun olanlar zaman zaman buraya gelmekteler. Bu anılar yok oldu. Hele hele 'ahır' benzetmesi çok ağır bir benzetme. Kendisi de burada okudu, babası da burada memurluk yaptı. Onun da burada anıları geçmiştir. Anılarına bu kadar saygısızlık yaptı ama buradan yetişen ve mezun olanlara bu saygısızlığı yapmaması gerekirdi. Bu haberde 'ahır' kelimesinin çıkarılması ve ilçe halkından özür dilenilmesini bekliyoruz."

'AHIR KELİMESİ HİÇ DE ETİK OLMADI'

İlçe sakinlerinden Nuran Günaçtı, insanların rencide edildiğini dile getirerek, "Orada yaşayan insanlara bu yaklaşımı bir hakaret olarak varsayıyorum. Çünkü 'ahır' kelimesi hiç de etik olmadı. Elbette orada yurt yapılsın, biz buna karşı değiliz. Ancak 'ahır' yaklaşımı insanları gerçekten rencide etti. En azından oradaki insanların hatırına yetkililerden bir özür bekliyoruz. Ahır, çok ağır oldu" ifadelerini kullandı. İlçede oturan Abdullahvahap Salihoğlu da 'ahır' ifadesini kabullenmediklerini vurgulayarak, "Beşikdüzü gibi bir kültür yuvasında, bu kültürün devamlılığı ve kalıcılığı olmalı. Söylemlerin hakaret değil de yapıcı olması dileğimizdir. Birilerinin birilerine yaranma adına böyle bir sözü söylemesini asla tasvip etmiyorum. Bu kelimeyi kabullenmiyorum" diye konuştu.

BARODAN DA TEPKİ GELDİ

Tartışmalara neden olan 'ahır' ifadesiyle ilgili Trabzon Baro Başkanlığı da bir açıklama yayımladı. Belediye Başkanı'nın özür dilemesi gerektiği belirtilen açıklamada şöyle denildi:

"Beşikdüzü Köy Enstitüsü, 1940-1945 yılları arasında Cumhuriyet Devrimleri doğrultusunda aydın öğretmenler yetiştirmiş, tarihi bir misyonun uygulandığı, varlığı ve yetiştirdiği öğretmenlerle Trabzon ilimizin gurur duyduğu bir yerdir. Bu anlamda Trabzon Beşikdüzü Köy Enstitüsü'nü sadece bina olarak görmek, Trabzon'a ve Beşikdüzü'ne verdiği haklı gururu hissetmemek, cehaletle bile açıklanamayacak bir durumdur. Söz konusu alanın tarihi misyonuna uygun olarak muhafaza edilmemesi zaten üzüntü vericiyken, köy enstitüsünün kurulu olduğu ilçenin belediyesi tarafından bu alanın 'ahır' olarak nitelendirilmesi, Cumhuriyet'i ve onun aydınlanma felsefesini anlamamak ve tarih bilincinin eksikliğini göstermekten başka bir şey değildir. Beşikdüzü Belediyesi'ni Trabzon halkından özür dilemeye davet ediyoruz."

BAŞKAN BIÇAKÇIOĞLU: BEN DE BU OKULDAN MEZUNUM

Beşikdüzü Belediye Başkanı Orhan Bıçakçıoğlu, kendisine yönelik eleştiri ve tepkilere yanıt verdi. Bıçakçıoğlu, yıktıkları binaların içinden ineklerin çıkartıldığını anlatarak, şunları söyledi:

"Bahse konu arazideki 8 bina tarafımızca yıkılmıştır. Bu binalar yıkımdan önce son yıllarda özellikle son 10 yılda, ahır olarak kullanılmaktaydı. Biz yıkarken buradaki hayvanları, inekleri kolluk kuvvetleri marifetiyle çıkarttık. İlçemizde ikinci köy enstitüsü kurulmuştur, bu doğrudur. Bu enstitü 1941'de kapatılmış yerine öğretmen okulu kurulmuştur. Ben de bu okuldan mezunum. Bu arkadaşlarımızın sıkıntısı farklı. İdeolojik yaklaşıyorlar. Bunlar korunması, müze olması gereken binalarsa, ben burada 30 Mart'a göreve başladım, benden önce 30 yıl boyunca burada başka ve CHP'li belediye başkanları vardı. Neden kendi dönemlerinde bu binaları korumadılar, müze yapmadılar ve restore etmediler? Bunu sormak lazım."

'MAKSAT ÜZÜM YEMEK DEĞİL'

Yıkılan binaların tarihi bir özelliği bulunmadığını ileri süren Başkan Bıçakçıoğlu, "Buraya gelen hizmete karşı bunlar. 'Bu kadar hizmet Beşikdüzü'ne nasıl geliyor' diye şaşırıyorlar. Bu binaları yıktık, yerine yurt yapılacak. Köy enstitüsüyle hiçbir alakası yoktur. Bu binalar tarihi bir özelliği olmayan binalardır, metruk yapılardı. Köy enstitüsünden kalma gerçekten tarihi yapılar vardı ama onlar da CHP'li belediye başkanı döneminde yıkıldı. Maksat üzüm yemek değil, siyasi polemik yaratmak. Bildiğimiz yolda dosdoğru ilerleyeceğiz. Bizim yatırımlarımız belki de il genelinde yapılmıyor" ifadelerini kullandı.

BAŞKAN HABERLERE KONU OLMUŞTU

Öte yandan, Belediye Başkanı Orhan Bıçakçıoğlu, 4 yıl önce, ilçenin farklı noktalarındaki billboardlara, 'Kasabanın Şerifi' imzasıyla; 'Kurban olurum size, çöpler poşette, saatinde', 'Kurban olurum size, hayvanlar köye' ve 'Kurban olurum size, kaldırımlar hepimizin' yazılı bayram afişleri astırmıştı. Başkan Bıçakçıoğlu, 2 yıl önce de ilçede yaşanan sel felaketi sonrası yapımı süren teleferik projesi nedeniyle kendisine eleştiriler yönetilmesini de "Turizme önemli bir katkısı olacak bu projeyi yapacağız. Teleferik bir yerlerine mi batmış? Sel ile teleferiğin ne alakası var?" yanıtını vermişti.

Görüntü Dökümü

--------------------

-Yıkılan araziden görüntüler

-Enstitü mezunlarının tepkisi

-CHP İlçe başkanı Yenigün konuşma

-Vatandaş görüşleri

-Başka Bıçakçıoğlu açıklama

-Yıkım esnası arşiv görüntüleri

-Köy enstitüsü belgeseli detayı

-Genel detaylar

(Haber: Fatih TURAN-Kamera: Selçuk BAŞAR/DHA

===================================

6)İZMİT'TE, CHP'DEN OHAL TEPKİSİ

İZMİT'te, CHP Kocaeli İl Başkanlığı, OHAL'in bir kez daha uzatılacak olmasına tepki gösterdi.

CHP Kocaeli Milletvekilleri Tahsin Tarhan ve Fatma Kaplan Hürriyet, CHP Kocaeli İl Başkanı Cengiz Sarıbay ve partililer, İzmit Sabri Yalım Parkı'nda bir araya gelerek, OHAL'in uzatılacak olmasına tepki gösterdi. CHP Kocaeli İl Başkanı Cengiz Sarıbay hükümetin baskılarının tüm kurumları sardığını belirterek, "Darbe ve darbecilerle mücadele bahanesi ile başlayan OHAL, gelinen süreçte iktidar partisinin karşısında duran tüm muhalif kesimlere yönelik bir sindirme operasyonuna dönüşmüştür. AKP iktidarı ilk günden bu yana, darbecilerle mücadele değil, tek adam düzeninin karşısında demokrasiden yana olan kesimlerle mücadele etmektedir. Her geçen gün baskının sınırları genişlemekte ve sağcı-solcu ayırmadan toplumun büyük bir kesimi terörist olarak suçlanmaktadır. Toplumda açılan çatlaklar genişletilerek derin çukurlar haline getirilmektedir. İktidara gelirken OHAL'i kaldırma vaadiyle yola çıkanlar, bugün OHAL'den beslenen ve bir baskı rejimini KHK'lar eliyle kuran bir yapı haline gelmiştir. Demokrasiden hızla uzaklaşılırken, OHAL altında gidilen referandum da mühürsüz seçim olarak tarihe geçmiş, milli iradenin gaspı alenileşmiştir. Hükümetin baskıları tüm kurumları sarmıştır. Parlamenter demokrasiye karşı girişilen harekatın usulsüzlükleri, Anayasayı yok sayan kararlarla sözde tescil edilmiştir. Türkiye'de Anayasa fiilen lağvedilmiş, hukuk askıya alınmıştır. Yemin ettikleri Anayasayı savunmak yerine cübbelerini iliklemeye çalışan kimi yüksek yargı mensupları ile birlikte, OHAL kanunsuzlukları adeta zor kullanılarak resmileştirilmiştir" dedi.

OHAL KHK'larının toplumun üzerinde sallanan bir kılıç haline geldiğini ifade eden Sarıbay, şöyle konuştu:

"OHAL KHK'ları, toplumun üzerinde sallanan bir kılıç olarak, seslerini yükseltmek isteyen tüm kesimlere yönelik bir silah halini almıştır. Anayasayı yok sayan bir anlayış ile, KHK'lar yasal kapsamından çıkarılmış, yetki çerçevesini aşmıştır. Kış lastiği ve epilasyon merkezleriyle ilgili düzenlemeler dahi KHK konusu yapılırken, demokratik kitle örgütlerinin, gazetelerin ve dergilerin kapatılması iktidarın övündüğü icraatları olmuştur. KHK'lar hukuku katletmenin bir yolu olarak amansızca kullanılırken, haksızlığa uğratılan yüz binlerce taşeron işçisinin hak arama yolunun kapatılmasının da aracı olmuştur"

Görüntü Dökümü

-------------------------

-Cengiz Sarıbay'ın basın açıklamasını okuması

-CHP'li vekillerin görüntüleri

-Alanda toplananlardan görüntü

İZMİT(Kocaeli),  

========================================================

7)MAHKEME, YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARINI KALDIRDI, KIRKLAR DAĞI'NDA YIKIM YENİDEN BAŞLADI

DİYARBAKIR'ın Sur ilçesinde türkülere konu olan tarihi Kırklar Dağı'nda, 6 yıl önce yapımına başlanan, daha sonra mahkemelik olan 725 lüks konutun ilk etabının mahkemece durdurulan yıkımı, yeniden başladı. Diyarbakır 1'inci İdare Mahkemesi, Sur Belediyesi'nin savunma ve belgeleri  göndermesi üzerine, yürütmeyi durdurma kararını kaldırdı. Kararın kaldırılmasının ardından Kırklar Dağı'nda binaların yıkımı yeniden başlarken, yıkım kararı verilen 4 bloğun 3'ünün şu ana kadar yıkıldığı, son binanın da bugün tamamen yıkılacağı öğrenildi. 

Sur ilçesinden geçen Dicle Nehri'ne hakim tepede bulunan ve türkülere konu olan tarihi Kırklar Dağı'nda, 6 yıl önce yapımına başlanan daha sonra mahkeme kararıyla inşaatı durdurulan 725 konutun ilk etabının yıkımına 29 Aralık 2017 tarihinde başlanmıştı. Konutları yapan Kırklar Dağı Turizm Şirketi'nin avukatı Mehmet Sıddık Kaya, Sur Belediyesi'nin, yıkım kararını tebliğ ettiği 27 Aralık'ta yıkımın durdurulması için İdare Mahkemesi'ne başvuru yaptı. Kaya, Diyarbakır 1'inci İdare Mahkemesi'ne gönderdiği dilekçede, Kırklar Dağı'nda bulunan 4 parsel üzerindeki 80 daireden oluşan 4 blokun mühürlenmesini ve 10 iş günü içinde yıkılmasını, aksi takdirde yıkılacağı yönündeki Sur Belediye Başkanlığı işleminin iptali ile yürütmenin durdurulmasını talep etti. 

MAHKEME YIKIMI DURDURDU

Dosyayı inceleyen Diyarbakır 1'inci İdare Mahkemesi, dava konusu işlemin yapıların yıkımına ilişkin bir işlem olduğu dikkate alındığında, uygulamakla etkisi tükenecek işlem niteliğinde bulunduğu ve icrası halinde telafisi güç zararlara yol açabileceğinden, yürütmenin durdurulmasına karar verdi. Mahkeme ayrıca Sur Belediyesi'ne savunma ve evrakları göndermesi için de 15 gün süre verilmesine hükmetti. 

YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARI KALDIRILDI, YIKIM YENİDEN BAŞLADI

Diyarbakır 1'inci İdare Mahkemesi'nin kararı üzerine; Sur Belediyesi 15 günlük süreyi beklemeden yıkıma lişikin belge ve savunmasını mahkemeye gönderdi. Sur Belediyesi'nin savunma dilekçesinde, Kırklar Dağı'nın imara açılmasına ilişkin Belediye Meclisi'nin aldığı 5 bin ve binlik imar planlarının İdare Mahkemesi'nce iptal edildiği, iptal kararının yapılan itiraz üzerine Danıştay'a gönderildiği, ancak idarelerin, İdare Mahkemesi kararı kesinleşmeden de kararı uygulayabileceklerini gerekçe gösterildi. Gönderilen yeni belgeler ve savunma dilekçesi ile birlikte dosyayı yeniden inceleyen İdare Mahkemesi, yıkımın durdurulmasına ilişkin verilen durdurma kararını kaldırdı. Kararın kaldırılması üzerine Kırklar Dağı'nda bulunan 4 parsel üzerindeki 4 bloktan, yıkımı yapılmayan 1 blokun da yıkımına bugün yeniden başlandı.Sabah saatlerinde Kırklar Dağı'na giden Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ekipleri, güvenlik önlemi aldıktan sonra, iş makinaları ile bir blokta yıkım işlemlerini başlattı. Yıkım işleminin yapıldığı blokların çevresine güvenlik şeridi çekilirken, polis tarafından geniş güvenlik önlemleri alındı. Bu arada daha önce yıkımı yapılan bloklardan kalan moloz yığınının da temizlenmesine başlandı. Daha önce 3 bloğu yıkılan konutların son binasının da bugün tamamen yıkılacağı öğrenildi. 

SUR BELEDİYESİ'NCE 10 GÜN SÜRE VERİLMİŞTİ

Sur Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü Yapı Kontrol Şefliği 27 Aralık günü konutları yapan şirkete gönderilen yazıda, ilk etabı oluşturan 80 konutluk 4 blokun yıkılması için Kırklar Dağı İnşaat Şirketi'ne 10 günlük süre tanındığı bildirilmişti. İnşaat şirketine gönderilen yazıda, 4 ayrı parsel üzerinde, 31 Aralık 2010 tarihinde alınan inşaat ruhsatlarının geçerlilik sürelerinin dolması sebebiyle konutların 15 Kasım 2017'de İmar Kanunu gereği mühürlendiği kaydedilmişti. Yıkım kararının, Sur İlçe Belediye Meclisi'nin 11 Ağustos 2017 tarihli ve Diyarbakır Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 15 Eylül 2017 tarihli imar planının iptali kararına dayandırıldığı belirtilen yazıda, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın imar planının iptal edilmesi ve yeniden onaylanma ihtimalinin bulunmadığı yönünde görüş bildirdiği de vurgulanmıştı. Yazıda, 4 ayrı parsel üzerindeki 80 konutluk yapının kaçak ve ruhsatsız sayılması nedeniyle 10 gün içinde yıkılması istenmiş, aksi takdirde gerekli işlemin belediye tarafından yapılacağı ve masrafların yüzde 20 fazlasıyla inşaat şirketinden tahsil edileceği belirtilmişti. Yazının gönderilmesinden 2 gün sonra ise Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ekipleri, konutların 4 bloktan oluşan 80 dairesinin yıkımına başlamış, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Cumali Atilla da bölgeye gidip, incelemelerde bulunmuştu. 

Görüntü Dökümü:

---------------------------

Kırklar Dağı konutlarının olduğu bölgeden görüntü

İş makinalarının çalışması

Molozların kaldırılması

Bir blokun yıkım çalışmaları

Genel ve detay görüntüler

Haber - Kamera: Burak EMEK/DİYARBAKIR, - 

=====================================================

8)KAMYON, OTOMOBİLE ÇARPTI YOL TRAFİĞE KAPANDI

GAZİANTEP'te, bir lojistik firmasına ait kamyon seyir halindeki otomobile çarptı. Yaralananın olmadığı kaza nedeniyle yol bir süre trafiğe kapandı.

Kaza öğle saatlerinde Muammer Aksoy Bulvarında meydana geldi. İddiaya göre; sürücüsünün ismi öğrenilemeyen 27 BSA 76 kamyon, aynı yönde ilerleyen Mehmet Karagöz yönetimindeki 27 AB 144 plakalı otomobile çarparak yan çevirdi. Yaralananın olmadığı kaza nedeniyle yol bir süre trafiğe kapandı.

Kaza yapan araçların yoldan kaldırılmasıyla trafik normale dönerken, taraflar kendi aralarında anlaşarak birbirlerinden şikayetçi olmadılar.

Görüntü Dökümü

----------------------------------

Kaza yapan araçlar

Trafiğe kapanan yol

- Genel ve detay görüntüler

Haber - Kamera: GAZİANTEP-DHA)

===================================================