TDT Aksakallar Konseyi Başkanı Yıldırım "Türk Dünyası Şehircilik Zirvesi"nde konuştu Açıklaması

"Türk devletleri deyince 1,2 trilyon dolarlık milli gelirden bahsediyoruz ve 1 trilyonu bulan dış ticaretten bahsediyoruz ama gel gör ki Türk devletleri kendi aralarında sadece 60-70 milyar civarında ticaret yapıyor"
Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım, "Türk devletleri deyince 1,2 trilyon dolarlık milli gelirden bahsediyoruz ve 1 trilyonu bulan dış ticaretten bahsediyoruz ama gel gör ki Türk devletleri kendi aralarında sadece 60-70 milyar civarında ticaret yapıyor." dedi.
Ondokuz Mayıs Üniversitesinin (OMÜ) ev sahipliğinde iki gün sürecek "Türk Dünyası Şehircilik Zirvesi" Samsun'da başladı.
OMÜ Atatürk Kongre Merkezi'nde düzenlenen program, Türk dünyası ülkeleri arasında sürdürülebilir kentleşme politikaları geliştirmeyi ve akademik işbirliği imkanlarını güçlendirmeyi hedefliyor.
Programa onur konuğu olarak katılan Yıldırım, konuşmasında Kahramanmaraş'ta okul saldırısında hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilere rahmet, yaralılara şifa diledi.
Türk Dünyası Şehircilik Zirvesi'nde Türk dünyasından dost ve kardeş ülkelerden katılan akademisyenlerin Türk şehirleşmesi hakkında bilgi alışverişinde bulunacaklarını dile getiren Yıldırım, "Türk dünyası deyince Balkanlar'dan Baykal Gölü'ne uzanan 8 bin kilometrelik bir coğrafyadan bahsediyoruz. Bu coğrafya aslında insanlık tarihinin omurgasını oluşturuyor. Eğer Türklerin coğrafyasını, Türk tarihini çıkarsak dünya tarihini yazma imkanı yok. İpek Yolu, Baharat Yolu, Kral Yolu diye yıllarca ticaretin güzergahı içinde şehirler kurmuş Türkler. Sadece şehirler kurmamış, şehirlerle birlikte medeniyetleri de kurmuşlar." diye konuştu.
Uluğ Bey, Ali Kuşçu gibi Türk bilim insanlarının dünyayla, gökyüzüyle ilgilenirken Avrupa'da ilkel kabilelerin yaşam sürdüğünü anlatan Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Türk dünyasının şehirlerinin her biri başlı başına belirli bir alanda uzmanlaşmıştır. Semerkant ilim ve ticaret medeniyetinin merkezi olmuş ve oradan dalga dalga Kafkaslar'a, Anadolu'ya hatta Balkanlar'a kadar daha sonraki tarihlerde bu medeniyetin izleri yayılmıştır. Buhara, din, eğitim, vakıf kültürünü başlatan, geliştiren önemli Türk şehridir. Bağdat, bir zamanlar bilim ve düşüncenin merkezi olmuştur. İstanbul, imparatorluğun ve çok kültürlülüğün başkenti olan önemli bir şehirdir. Avrupa'yla Asya'yı birleştiren kültür çatışmasını kültürlerin kaynaşmasına dönüştüren bir şehir olma özelliğine sahiptir. Yani kısaca şehir deyince aklımıza gelen medeniyetin kitap gibi okunan halidir. Şehirler sadece taş, toprak, betondan ibaret değildir. Eğer ruh varsa o şehir olur. Günümüzde ne yazık ki şehircilikte insan boyutu gerektiği kadar önemsenmiyor. Günümüzde şehirler büyüyüp gelişirken insanlar o şehirlerde yalnızlaşıyor. Şehir planlamasında insan unsurunu, insan ihtiyaçlarını merkeze almak gerekir. Yeşil alan dengesini dikkate almamız gerekiyor. Böyle şehirleri maalesef bazı ülkeler artık kaybettiler. Bizim o anlamda durumumuz o kadar vahim değil. Bizim şehircilik geçmişimiz çok köklü olduğu için elhamdülillah şehirlerimizi imar ederken insanımızı ihmal etmiyoruz."
Türkiye'nin etrafına bakıldığında her yerde savaş olduğunu belirten Yıldırım, Türkiye'nin rolünün gittikçe daha önemli hale geldiğini vurgulayarak, "Bu bölgenin geleceği Türkiye'nin geleceğiyle aynıdır. Türkiye'nin dimdik ayakta durması Balkanlar'ın, Kafkaslar'ın, Türkistan bölgesinin ve Orta Doğu'nun da ayakta durması anlamına geliyor." dedi.
"Terörsüz Türkiye büyük bir fırsattır"
"Terörsüz Türkiye" sürecinde, 21. yüzyılda Türkiye'ye çok önemli görevler düştüğünü vurgulayan Yıldırım, şunları kaydetti:
"Terörsüz Türkiye büyük bir fırsattır, 40 yıl maalesef 40 bin insanımızı bu uğurda kaybettik. Üstüne üstlük iki trilyon dolar da kaynağımız yok oldu gitti. Binbir zahmetle yaptığımız şehirlerimiz yıkıldı. Yani şimdi işte İsrail ve ABD'nin İran'daki, Körfez'deki yaptığı yıkıntıların tekrar yerine konmasının ne kadar büyük zaman alacağını, ne kadar büyük kaynaklara ihtiyaç göstereceğini kolayca tahmin edebiliyoruz. Yıkan değil, yapan olacağız. Türkiye sadece kendisinden sorumlu bir ülke değil. Türkiye tarihsel geçmişi, gelecek vizyonu itibarıyla da etrafındaki coğrafyadan sorumludur."
Türk devletlerinin 175 milyon nüfusa sahip olduğunu belirten Yıldırım, şöyle devam etti:
"Türk devletleri deyince 1,2 trilyon dolarlık milli gelirden bahsediyoruz ve 1 trilyonu bulan dış ticaretten bahsediyoruz ama gel gör ki Türk devletleri kendi aralarında sadece 60-70 milyar civarında ticaret yapıyor. Diğerini diğer ülkelerle yapıyorlar yani Türk devletleri kendi refahını yükseltmek için değil kendileri dışındaki ülkelerin refahını yükseltmeye çalışıyorlar. Bizim hedefimiz sadece Türk Devletleri Teşkilatı olarak varlığımızla birliğimizle övünmek değil hedefimiz gerçek anlamda tek bir kimlikle Balkanlar'dan çıkan bir insanın Moğolistan'a kadar hiçbir engelle karşılaşmadan gidebilmesidir. Malların serbest hareket etmesidir, insanların serbest hareket etmesidir. Hizmetlerin serbest dolaşımıdır. Bunu başardığımız zaman Türk dünyası hepimizin hayalindeki yeri gerçek anlamda sağlanmış olacak."













