Eğitim Gücü Sen Genel Başkanı Özat'tan Memur Maaş Zammına Tepki: "Bu Artış, Kamu Emekçisini Yoksulluğa Mahkûm Eden Bir Tercihin Sonucudur"
Eğitim Gücü Sen Genel Başkanı Oğuz Özat, açıklanan memur maaş zammının yetersiz olduğunu ve kamu çalışanlarının alım gücünü korumadığını belirterek, 'Bu bir refah artışı değildir' dedi. Özat, geçim sıkıntısının artarak devam ettiğini vurguladı.
(ANKARA)- Eğitim Gücü Sen Genel Başkanı Oğuz Özat, açıklanan memur maaş zammına ilişkin, "Bu bir refah artışı değildir. Bu, kamu çalışanının alım gücünü koruyan bir düzenleme hiç değildir. Bu artış; yıllardır biriken kayıpların üzerini örten, geçim krizini öteleyen ve kamu emekçisini yoksulluğa mahküm eden bir tercihin sonucudur. Bedelini ödeyen ise yine çalışan, yine emekli olmuştur" dedi.
Eğitim Gücü Sen Genel Başkanı Oğuz Özat, Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı aralık ayı enflasyon rakamlarıyla ilgili açıklama yaptı.
Özat, "Ocak ayında yüzde 18,61 olarak açıklanan maaş artışı, kamuoyuna bir iyileştirme gibi sunulsa da gerçekte kamu çalışanının yaşadığı ekonomik çöküşü gizleyememektedir. Bu oran, hayat pahalılığı karşısında daha maaşlara yansımadan hükmünü yitirmiştir. Bir yılda; akaryakıt yüzde 20'yi, gıda kalemleri yüzde 30'u, konut kiraları yüzde 35'i, ulaşım ve servis giderleri yüzde 30'u aşmışken, yüzde 18'lik bir artıştan 'zam' diye söz etmek, kamu çalışanlarının aklıyla alay etmektir" ifadelerini kullandı.
Kamu çalışanlarının, bugün maaşıyla ya kirayı ya mutfağı karşılayabildiğini, barınmanın temel bir hak olmaktan çıktığını, gıdanın lüks haline geldiğini belirten Özat, şunları kaydetti:
"Açıklanan oranlar, geçim sıkıntısını hafifletmemiş; yalnızca yoksulluğu kalıcılaştırmıştır. Gerçek hayatla ilgisi olmayan enflasyon hesapları üzerinden belirlenen bu artışlar, masa başında üretilmiş rakamlardan ibarettir. Market rafları, kira bedelleri ve faturalar her gün zamlanırken, kamu çalışanına 'sabredin' denilmektedir. Bu yaklaşım sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmamaktadır.
"Kamu çalışanları hayatın gerçekleriyle konuşulmasını istemektedir"
Açıkça ifade ediyoruz: Bu bir refah artışı değildir. Bu bir iyileştirme değildir. Bu, kamu çalışanının alım gücünü koruyan bir düzenleme hiç değildir. Bu artış; yıllardır biriken kayıpların üzerini örten, geçim krizini öteleyen ve kamu emekçisini yoksulluğa mahküm eden bir tercihin sonucudur. Bedelini ödeyen ise yine çalışan, yine emekli olmuştur. Kamu çalışanları artık rakamlarla değil, hayatın gerçekleriyle konuşulmasını istemektedir. Gerçek enflasyonun tanınmasını, refah payının kalıcı hale getirilmesini, kira ve büyükşehir farklarının dikkate alınmasını, vergi yükünün maaşlar üzerinden kaldırılmasını talep etmektedir.
Bu noktada yaşanan tablonun sorumluluğu yalnızca ekonomik göstergelere indirgenemez. Kamu çalışanlarının iradesini temsil etme yetkisini elinde bulunduran yetkili sendikanın, masada etkisiz kalan tutumu ve kamu emekçisinin yaşadığı gerçekleri güçlü biçimde savunamaması, ortaya çıkan bu sonucun başlıca nedenlerinden biridir. Yetkiyi taşıyıp sorumluluktan kaçan anlayış, bugün kamu çalışanının yoksullaşmasının da ortağıdır. Bu talepler karşılanmadığı sürece açıklanan her oran, kamu çalışanının alım gücünün değil, yoksulluğunun tescili olacaktır."








