Devrimci Emekliler Sendikası'ndan Tüik Önünde Eylem: "Tüik, Açıkladığı Her Veriyle Emeklinin Sofrasındaki Ekmeği Küçültmektedir"
Devrimci Emekliler Sendikası üyeleri, bugün açıklanan enflasyon verilerine TÜİK önünde yaptıkları eylemle tepki gösterdi. TÜİK verilerinin gerçeği yansıtmadığını söyleyen DİSK Devrimci Emekliler Sendikası Genel Başkanı Cengiz Yavuz, "Gerçekten merak ediyoruz. TÜİK'in marketi nerede? TÜİK'in kirasını ödediği ev hangi semtte? Bizim yaşadığımız enflasyon ile TÜİK'in açıkladığı enflasyon arasında dağlar kadar fark var" dedi.
(ANKARA) - Devrimci Emekliler Sendikası üyeleri, bugün açıklanan enflasyon verilerine TÜİK önünde yaptıkları eylemle tepki gösterdi. TÜİK verilerinin gerçeği yansıtmadığını söyleyen DİSK Devrimci Emekliler Sendikası Genel Başkanı Cengiz Yavuz, "Gerçekten merak ediyoruz. TÜİK'in marketi nerede? TÜİK'in kirasını ödediği ev hangi semtte? Bizim yaşadığımız enflasyon ile TÜİK'in açıkladığı enflasyon arasında dağlar kadar fark var" dedi.
AK Parti iktidarı döneminde TÜİK verileriyle emeklilerin maaşlarının günden güne eridiğini söyleyen DİSK Devrimci Emekliler Sendikası üyeleri, TÜİK önünde açıklanan enflasyon verilerini protesto etti. Burada temsili masa kuran emekliler adına konuşan DİSK Emeli-Sen Genel Sekreteri Fikri Kalender, yapılacak ilk seçimlerde iktidardan hesap soracaklarını söyleyerek, şunları kaydetti:
"Burada iki adet sofra var. Birinde iktidarı sofrası, diğerinde ise emeklilerin sofrası. İktidar sofrasının menüsü; bir huzur hakkı çorbası. İçindekiler birden fazla şirketlerde yöneticilik, vakıf, dernek, kooperatif ve kulüp yöneticilikleri. İki, kul hakkı kebabı. İçindekiler dolaylı dolaysız vergi, faizi yüksek borç, işçi hakkı, emekçi hakkı, emekli hakkı, kadın hakkı, genç hakkı, çocuk hakkı, doğa ve çevre hakkı, hayvan hakkı, inanç ve yaşam hakkı. Üç, ihale teşvik özelleştirme salatası. Bu salatanın malzemelerine de şöyle bir bakalım. Otoyol, köprü, tünel, inşaat, yapım, onarım, temin, kamu mallarının uzun süreli kiraya verilmesi, satma, vergi affı, ucuz ve uzun vadeli krediler, kupon araziler. Ne güzel salata değil mi? Bakın bir de bunun yanında tatlı gerekiyor. İşte tatlının ismi de ballı maaş tatlısı. Bakın malzemelerine; aylık, ikramiye, harcırah, yolluk, hediye. Burada hediye derken rüşveti kastediyoruz.
İktidarın sofrasının karşısında bir de emeklilerin sofrası var ve bunun da menüsü var arkadaşlar. Şimdi emeklilerin sofrasına bir göz atalım. Bir taş suyu şükret çorbası. İçindeki malzemeler 99'luk sabır tespih tanesi, taş suyu beterin beteri var acı biber salçası. İki kök aylığı kök zıkkım kebabı. Bakın içindeki malzemelere bizim vergilerimizle hazineden tamamlanan emekli aylığı, yalancı veriler, dipte eşitlenen sefalet ücreti, onulmaz sağlık derdi, sendikalarımıza açılan kapatma davaları baskısı, barınma, ulaşım, insanca yaşam çilesi. Bakın yine enflasyon zehri salatası. İçindeki malzemeler ise sayıları rakamlara dönüştüren TÜİK verileri, tırnak makası, pinpon topu, uçak tekeri, klozet şamandırası ve benzeri fiyat artışları sonucu açıklanan yüzdelik toksin, yani zehir. Göz yaşı suyu yağı. Evet tabii bizim de tatlımız olması lazım. İşte katmerli vergi tatlısı bizim tatlımız. İçindeki malzemelerimiz ise dolaylı dolaysız haraçlar bilgimiz dışında maaşımızdan kesilen paralar. Sağlıktan muayene ve katılım payları, paralı barınma evleri 30 bin liraya satılan mezar yerleri. Bizim de tatlımız bunlar. Buradan AKP iktidarına haykırıyoruz. Sizi biliyoruz, sizi tanıyoruz. En kısa zamanda bu yaptıklarınızın hesabını size sandıkta soracağız diyoruz."
"Enflasyonla mücadele adı altında yürütülen süreç aslında emekçiyle mücadele sürecidir"
DİSK Devrimci Emekliler Sendikası Genel Başkanı Cengiz Yavuz da yaptığı konuşmada, çözümün genel grev, genel direniş olduğunu belirterek konfederasyonlara çağrıda bulundu. AK Parti iktidarının kemer sıkma politikası uyguladığını söyleyen Yavuz, TÜİK'ten hesap sormaya geldiklerini belirtti. Emeklilerin yıllarca değer ürettiğini ifade eden Yavuz, sözlerine şöyle devam etti:
"Bugün ise bütçeye yük olarak görünen milyonlarız. Ancak bilinmelidir ki artık bıçak kemiği delip geçmiştir. Karşımızdaki tablo basit bir geçim sıkıntısı değil planlı ve programlı bir sosyal cinayettir. Hükümet uyguladığı ekonomi politikalarla enflasyonu düşürmek adı altında halkın alım gücünü yok etmeyi hedeflemektedir. Bu politikanın en savunmasız kurbanları ise örgüsüz bırakılmaya çalışan emeklilerdir. Elimizdeki veriler ve 2025 yılının ikinci yarısındaki ekonomik göstergeler 2026 Ocak ayında emeklileri bekleyen kararlılık tabloyu netleştirmektedir. Enflasyonla mücadele adı altında yürütülen süreç aslında emekçiyle mücadele sürecidir.
Hükümetin sözde bir yasal düzenlenme lütfetmesi durumunda dahi en düşük emekli aylığının yaklaşık 18 bin 900 TL seviyesine çıkarılması planlanmaktadır. Açlık sınırının 30 bin TL'yi zorladığı bir dönemde 18 bin 900 TL'lik bir aylık değil bir ölüm açlığıdır. Tüm bu hesaplamaların içinde Türkiye'deki ortalama emekli aylığının 23 bin 500 TL civarında kalacağı öngörülmektedir. Bu rakam yoksulluk sınırının üçte birine denk gelmektedir. Kök aylık adı verilen ucube sistem yüzünden yaklaşık 4 milyon emekli arkadaşımız Ocak 2026'da yapılacak oransal zamlardan tek bir kuruş bile faydalanmama tehlikesiyle karşı karşıyadır. Eğer emeklinin kök aylığı, yapılan yüzde 12'li artışa rağmen hazine destekli en düşük emekli aylığı sınırının altında kalırsa, bu emeklinin eline geçen parada hiçbir artış olmayacaktır. Devletin kasasından çıkan para aynı kalacak. Emeklinin cebine giren para aynı kalacak. Ancak televizyonlarda 'emekliye zam yaptık' naraları atılacaktır. Bu açıkça halkı kandırmaktır, bu açıkça hırsızlıktır.
Yoksulluğumuzun teknik sorumlusu siyasi iktidarsa uygulayıcısı da TÜİK'tir. TÜİK açıkladığı her veriyle emeklinin sofrasındaki ekmeği küçültmektedir. Gerçekten merak ediyoruz. TÜİK'in marketi nerede? TÜİK'in kirasını ödediği ev hangi semtte? TÜİK yöneticileri hangi faturaları ödüyor? Bizim yaşadığımız enflasyon ile TÜİK'in açıkladığı enflasyon arasında dağlar kadar fark var. TÜİK pinpon topu, plastik leğen fiyatlarını baz alarak enflasyon hesaplarken emekli, peynir, zeytin, et, süt, doğal gaz, kira fiyatları altında ezilmektedir. Resmi enflasyonun sokağın gerçeğiyle uzaktan yakından ilgisi yoktur. TÜİK'in verilerine göre yapılan maaş ve aylık zamları aslında reel verilerin düşürülmesi operasyonudur. Bizler bu kurumu başkanından ve verileri manipüle eden her bir bürokratından gasbettikleri haklarımız için hukuk önünde ve tarih önünden mutlaka hesap soracağız."
"En düşük emekli aylığı asgari ücretin altına düşmemeli"
İktidarın ülkenin kaynaklarını sermaye gruplarına aktardığını söyleyen Yavuz, emeklilerin taleplerini şöyle ifade etti:
"TÜİK'in sahte verileri değil bağımsız kuruluşların açıkladığı gerçek enflasyon verileri ve sendikaların hesapladığı yaşam maliyeti dikkate alınarak resmi enflasyonun üzerinde ekonomik büyümeden gelen refah payı mutlaka eklenmelidir. En düşük emekli aylığı uygulaması asgari ücretin altına düşmeyecek şekilde yasal güvenceye alınmalıdır. 18 bin 900 TL gibi komik rakamlar değil insan uğruna yaraşır bir taban aylık belirlenmelidir. Emekliler arasında ayrımcılık yaratan, milyonları sıfır zamana mahkum eden kök aylık uygulaması derhal kaldırılmalıdır. Tüm emekli aylıkları asgari ücret seviyesine yükseltilmeli, ardından oransal artış uygulanmalıdır. Aynı süre çalışmış, aynı primi ödemiş emekliler arasındaki aylık uçurumunu giderecek intibak yasası derhal çıkarılmalıdır. Çıraklık sigorta prime esas sayılmalı, bir gün farkla 17 yıl çalışma haksızlığı ortadan kaldırılmalı, kademeli emeklilik sistemi uygulanmalıdır. Sağlıkta katkı paylarının kaldırılması zaten kuşa dönen aylıklarımızdan kesilen muayene, ilaç, reçete katılım fayları iptal edilmelidir. Sağlık emekli için ücretsiz ve erişilebilir olmalıdır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nu yeniden gözden geçirilmeli, aylıkların hesaplanma yöntemi 1999 yılı öncesi gibi uygulanmalıdır. Emeklilerin toplu sözleşme masasında temsil edilmesinin önündeki engeller kaldırılmalı, emekli sendikaları muhatap alınmalıdır."














