Btp Genel Başkanı Baş: "Yıllardır Adaleti Tesis Edemeyenlerin Adalet Getirmesini Beklemek Saflık Olur"

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, "Adalet Bakanımız göreve atandıktan hemen sonra bir televizyon yayınına katıldı. Sayın Bakan Türkiye'ye adaleti getireceğini söyledi. Türkiye'ye adalet getirme yetkisi bir adalet bakanındaysa Türkiye'de adaletin olmayışı da daha önceki Adalet Bakanlarının sorumluluğunda olmalı. Türkiye'yi sanki 20 küsur yıldır başkaları yönetiyor ve yeni bir seçim olmuş, bu seçimin sonucunda bazı koltuklar değişmiş. O koltuklara oturanlar Türkiye'ye bir şeyler getireceklerini iddia ediyorlar. Yıllardır adaleti tesis edemeyenlerin bugünden sonra adalet getirmesi, getirmesini beklemek bizim için saflık olur" açıklamasını yaptı.

(ANKARA)- Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, "Adalet Bakanımız göreve atandıktan hemen sonra bir televizyon yayınına katıldı. Sayın Bakan Türkiye'ye adaleti getireceğini söyledi. Türkiye'ye adalet getirme yetkisi bir adalet bakanındaysa Türkiye'de adaletin olmayışı da daha önceki Adalet Bakanlarının sorumluluğunda olmalı. Türkiye'yi sanki 20 küsur yıldır başkaları yönetiyor ve yeni bir seçim olmuş, bu seçimin sonucunda bazı koltuklar değişmiş. O koltuklara oturanlar Türkiye'ye bir şeyler getireceklerini iddia ediyorlar. Yıllardır adaleti tesis edemeyenlerin bugünden sonra adalet getirmesi, getirmesini beklemek bizim için saflık olur" açıklamasını yaptı.

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, partisinin Ankara Gençlik Kolları Başkanlığı tarafından düzenlenen programa katıldı. Programda gençlerle marşlar söyleyen Baş, gençliğin sorunları ve Türkiye'de adalet anlayışı üzerine değerlendirmelerde bulundu.

Hüseyin Baş şunları kaydetti:

"Türkiye'de genç olmak her sabah yeni bir umutla uyanıp her gece bir kaygıyla yatağa girmeye döndü. Biz de üniversite okuduk. Bizim zamanımızda gidip bir çay içmek, kahve içmek, yemek yemek vesaire çok zor şeyler değildi. Bugün bütün genç arkadaşlarımdan şunu duyuyorum; şimdi bir kafeye gidip bir kahve içmek çok büyük mesele. Kaç para oldu bir kahve, bir latte diyelim? 200 lira... Her gün bir kahve içsen 6 bin lira ödüyorsun. O yüzden 6 aylık parayı verip bir kahve makinesi almak daha karlı hale geldi ama sosyalleşemezsin. Türkiye'de aç kalmayabilirsiniz, anneniz babanız size yemek yapabilir ama sosyalleşemezsiniz."

Bize anlatılan neydi; eleştirel düşünce, sorgulayarak öğrenme… Hep bu anlatıldı. Bütün pedagoglar, öğretmenler bunu bize lanse ettiler ama Türkiye'de eleştirdiğin ve sorguladığın zaman kendini akademide değil cezaevinde buluyorsun. Dolayısıyla Türkiye'de gençliğin her meselede dayak yediği, dövüldüğü bir pozisyon var. Bu, özellikle son 5 yılda inanılmaz artış göstermiş vaziyette. Biz Türk gençliği olarak başkalarının ihtiraslarını hayata geçirmek için bir fonksiyon icra eden insan değil, kendi geleceğini şekillendiren insanlar olmak zorundayız. Bunu yapacak olan sizlersiniz, bizleriz. Şimdi biz yollara düştük çalışıyoruz, gayret ediyoruz. Dolayısıyla bizler kendi geleceğimizi şekillendirmek için başkalarının eline, başkalarının ağzına, başkalarının gözünün içine bakmayacağız arkadaşlar. Artık yönetimi, karar verme mekanizmasını, işlerin nasıl yapılacağını bizim hayata geçirmemiz lazım. Bunun için şu anda Türkiye'de tek bir adres var. O da Bağımsız Türkiye Partisi adresi. Başka bir adres yok.

Bugün baktığınız zaman bütün siyasiler için bütün siyasiler için gençlik operasyonel bir güç. İnsanlara, dışarıya, başkalarına sergileyebilecekleri, başkalarına güç gösterebilecekleri ve arkalarında olduğunda kendilerini güvende hissettikleri bir topluluk. Gençlik dediğiniz bu. Bizim lügatımızda gençlik bu değil. Bizim lügatımızda gençlik edilgen bir yapıda değil, etken bir yapıda, karar veren bir mekanizmada. Türkiye'de Türkiye'de artık gençlik karar veren insanlar olmak durumundadır. Bugün Bağımsız Türkiye Partisi'nin yaptığı şey ve yürüdüğü yol şunu göstermiştir; Türkiye'de bir genç gençlerle birlikte siyasi faaliyet yapabiliyor. Bunu BTP'den başka hiçbir siyasi organizasyon ortaya koyamamıştır ve koyamayacaktır.

"O koltuklara oturanlar Türkiye'ye bir şeyler getireceklerini iddia ediyorlar!"

Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı'nda değişim oldu. Özellikle Adalet Bakanlığı'ndaki değişim ciddi ses getirdi. Adalet Bakanımız göreve atandıktan hemen sonra bir televizyon yayınına katıldı. Ben de izledim, takip ettim. Sayın Bakan Türkiye'ye adaleti getireceğini söyledi. Şimdi izlerken şunu gördüm. Türkiye'ye adalet getirme yetkisi bir adalet bakanındaysa Türkiye'de adaletin olmayışı da daha önceki Adalet Bakanlarının sorumluluğunda olmalı. Türkiye'yi sanki 20 küsur yıldır başkaları yönetiyor ve yeni bir seçim olmuş, bu seçimin sonucunda bazı koltuklar değişmiş, o koltuklara oturanlar Türkiye'ye bir şeyler getireceklerini iddia ediyorlar.

Sayın Bakan, sürekli olarak suçun ve suçlunun cezalandırılmasından bahsetti. Bizi yönetenlerin algı ve düşünce dünyası sürekli cezalandırılacağımızı bize anlatılıyor. Farkında mısınız? Son bir yıldır her konuda cezalandırılma ihtimaliyle karşı karşıyayız. Halbuki Türkiye'de öğrenciler de adalet bekliyor, emekliler de adalet bekliyor, evde oturan, çocuğuna bakmak mükellefiyetinde olan hanımlar da adalet bekliyor, işçiler de adalet bekliyor. Ama hiç kimse bunların adaletini önemsemiyor. Bu ülkeye adaleti getirmemiz lazım. Adaletin olmadığı bir devletin ayakta kalma şansı yoktur. Öncelikle bu ülkede adalet tesis edilmeli. Çok doğru. Ama bu kadar adaletsizliğin sorumlusu kimdir diye sorarsak cevap nedir? Yıllardır bu ülkeyi yöneten insanların adaleti tesis edememesidir. Yıllardır adaleti tesis edemeyenlerin bugünden sonra adalet getirmesi, getirmesini beklemek bizim için saflık olur.

Bir genç nasıl olmalı? En basitinden örnek vereyim, yıl 1908, 27 yaşında Trablusgarp'ta; yıl 1911, 30 yaşında Balkanlarda; yıl 1914, 1. Dünya Savaşı'nda; 1915'te 34 yaşında Çanakkale'de. 34 yaşında Çanakkale'de dünyayı dize getiren, 19'da 38 yaşında Samsun'a çıkıp 1920'de 39 yaşında Meclis açan adam.... İşte bir genç böyle olmalıdır. Bize artık şu lazım değil; hep diyoruz ya biz Atatürk'ün gençliğiyiz. Bu bugün yetmiyor arkadaşlar. Bizim Atatürk gibi genç olmamız lazım, yola düşmemiz lazım, vatan mücadelesi vermemiz lazım, milletimize, devletimize, vatanımıza sahip çıkmamız lazım."

Kaynak: ANKA
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.