DHA YURT ÖZEL GÜNDEM

27.01.2020 09:44 | Son Güncelleme: 27.01.2020 09:44
DHA YURT ÖZEL GÜNDEM

Manavgatlı iş insanı, otelini depremzedelere açtı Antalya'nın Manavgat ilçesinde butik oteli olan iş insanı Metin Durkaya, Elazığ'daki depremde evleri zarar gören 7 aileyi 3 ay boyunca otelinde misafir edip, yeme, içme ve barınma ihtiyaçlarını karşılayacağını söyledi.

Manavgatlı iş insanı, otelini depremzedelere açtı

 

Antalya'nın Manavgat ilçesinde butik oteli olan iş insanı Metin Durkaya, Elazığ'daki depremde evleri zarar gören 7 aileyi 3 ay boyunca otelinde misafir edip, yeme, içme ve barınma ihtiyaçlarını karşılayacağını söyledi.

Elazığ'ın Sivrice ilçesinde, geçen akşam meydana gelen 6.8 büyüklüğündeki depremin ardından ülke genelinden bölgeye yardımlar sürüyor. Türkiye'nin en büyük turizm destinasyonlarından olan Manavgat'ta butik otel işleten iş insanı Metin Durkaya da depremzedelere yardımda bulunmak üzere sosyal medya hesabından bir paylaşım yaptı. Durkaya paylaşımında, "Depremzedelerden 7 aileye otelimde 3 aylığına barındırarak yardım etmek istiyorum. Etrafımıza duyurulur" dedi.

Demirören Haber Ajansı muhabirine açıklamada bulunan Metin Durkaya, aynı zamanda müteahhitlik de yaptığını, 4- 5 yıldır Yalova'nın Çınarcık bölgesinde çalıştığını anlattı. Yalova'da 1999 yılında meydana gelen ve binlerce insanın yaşamını yitirdiği depremin o bölgede oturan insanların hafızasında hala canlı olduğunu aktaran Durkaya, "Benim 4- 5 sene önce iş yapmış olduğum Yalova'da Çınarcık'ta insanlar halen daha yaşadıkları depremin acılarını paylaşıyor. Oradaki mağduriyetlerini anlatıyorlar. Zannedersem biraz da oradaki alt dürtü beni buna yönlendirdi. Keşke o zaman elimizde imkanımız olsaydı da yardım etseydik" dedi.

'ŞİMDİ BİR VE BERABER OLMALIYIZ'Depremin ülkemiz insanı için bir sınav olduğunu belirten Metin Durkaya, "Depremin ne zaman ve nerede olacağı belli değil. Bizim şimdi bir, beraber olmamız gerekiyor. Acılı olan insanların acılarını dindirmek için çaba sarf etmemiz gerekiyor. Bu millet olmamızın özelliklerinden bir tanesidir" diye konuştu.

'BİZ DE ACILARINI HİSSETTİK, DESTEK OLMAK İSTİYORUZ'Türk milletinin en fakirinden en zenginine kadar elinden gelen bütün imkanlarla deprem bölgesine yardım göndermeye çalıştığını aktaran Durkaya, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz de Türk milletinin bir ferdi olarak yaşanan acıyı hissettik. Bu kış günü çocukların, yaşlıların ve insanların mağdur olduğunu gördük ve düşündük. Biz de kendi imkanlarımız çerçevesince deprem bölgesinde yaşayan, evlerini barklarını kaybeden insanlara yardımcı olmak istedik. Bizim 28 odalı butik bir otelimiz var. Ben aslen Erzurumluyum, o bölgenin soğuğunu bilirim. Bu kış günü, dondurucu soğuklarda evini barkını kaybeden 7 aileyi 3 aylığına otelimde misafir etmek istiyorum. 3 ay boyunca onların yeme, içme ve barınma ihtiyaçlarını karşılayacağım."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ--------------------------------Otel odasından görüntü-Resepsiyondan görüntü-Metin Durkaya'nın açıklaması-Odadan görüntü

HABER- KAMERA: Mithat ABAKAN/MANAVGAT (Antalya),

=================================

Oylat Kaplıcaları'nda sömestir yoğunluğu

Bursa'nın İnegöl ilçesinde bulunan Oylat Kaplıcaları'nda sömestir tatili yoğunluğu yaşanıyor. Geçen yıl yurt içi ve yurt dışından 300 bin kişinin ziyaret ettiği kaplıcalardaki otellerde, yeni yılın ilk ayında doluluk oranı yüzde 100'e ulaştı.

İnegöl'de bulunan ve turizm merkezi haline gelen Oylat Kaplıcaları'ndaki otellerde sömestir tatili nedeniyle yoğunluk yaşanıyor. Şehir merkezine 27 kilometre uzaklıktaki kaplıcalar bölgesinde bulunan 3 otelde geçen yıl 300 bin kişi konaklarken, bu yılın ilk ayı da hareketli geçiyor. İnegöl Belediye Başkanı ve OYLAT A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Alper Taban ise sömestir tatilinde bölgedeki otellerde doluluk oranının yüzde 100'e ulaştığını söyledi. "Bölge, ülkemizin göz bebeği pozisyonunda bir turizm alanı" diyen Alper Taban, yüksek rakımlarda, bitki örtüsü ve ormanların ziyaretçileri karşıladığını belirterek, "Hiçbir ısıtma ve soğutma işlemi görmeden, direkt kaynağında çıkan şifalı sular banyolarda ve havuzlarda vatandaşlarımıza sunuluyor. Pek çok sağlık yönünden faydasını olduğunu ifade edebilirim. Bu bölgeye tüm vatandaşlarımızı davet ediyorum. Türkiye'nin dört bir yanında ve uluslararası anlamda da pek çok misafiri ağırladığımız bir bölge aynı zamanda. Hemen yakın mesafede de Oylat Mağarası Türkiye'nin en önemli mağaralarından. Şu anda da sarkıt ve dikiklerin içinde olduğu, canlı mağara olarak tüm turizm severleri bekliyor" dedi.

'SUYUN ÖZELLİĞİ 40.5 DERECE OLARAK DOĞAL KAYNAĞINDAN ÇIKIYOR 'Sömestir tatilinde otellerin tamamen dolduğunu kaydeden Taban, şunları söyledi: "Sömestir tatilinde olduğumuz ara dönemde otellerimiz tamamen dolu durumda. Öğrencilerimizin tatile çıktığı dönem olduğu için ailelerimiz çocuklar ile beraber bir arada buraya gelerek güzel bir tatil geçirebiliyor. Yaz ve kış dönemlerinde de normal tatil dönemlerinde de gerçekten doluluk oranlarımız yüzde 90 seviyelerinde ama bu ara tatillerde hiçbir oda kalmayacak şekilde kullanılmakta. Oylat 76 yıllık bir işletme. Burada bir asıra yakın tarih olduğunu ifade edebilirim. Buranın gerçekten müdavimleri var. Her dönem gelip konaklayan insanlarımız var. Suyun özelliği 40.5 derece olarak doğal kaynağından doğan sular, hiçbir müdahale olmadan, katkı maddesi konulmadan, soğutma ve ısıtma işlemi yapılmadan kullanıcılara sunuluyor. Buda doğal olan bu kaynaklardan yüksek oranda faydalanmayı sağlıyor. Kullanıcılarda bundan çok memnun."

SUYUNA HAYRAN KALDIOylat'ta 1987 yılından beri sürekli tatil için geldiklerini aktaran Ömer Atahan (60), "Burada biz aile sıcaklığı görüyoruz, aidiyet duygusu oluştu bizde. Rahmetli babam 1987 yılından beri buraya gelir. Ablam, kız kardeşim ile birlikte 13 yetişkiniz. Bir aile ortamı buluyoruz. Bizi buraya çeken şeyler bunlar. Her şey yeteri kadar. Bütün olay suda bitiyor. O nedenle buraya geliyoruz. Bir çok yeri gezdim, sıcak suyunda 10 dakika kalamıyorsunuz. Buraya Allah bunu vermiş. İnşallah fiziki yönden de bazı şeylerin değişmesi lazım. Global dünya değişiyor, insanlar değişiyor. Ben 60 yaşındayım ama hala buradayım, gelecek senede buradayım" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-------------------------------Drone görüntüsü-Açıklamalar-Kaplıca bölgesinden detaylar

Haber-Kamera:  Yavuz YILMAZ/İNEGÖL (Bursa),============================

Kumbaralarındaki parayla depremzedelere yardım ettiler Ardahan'da Beray ile Defne Ors kardeşler, bir yıldır kumbaralarında biriktirdikleri 445 TL ile satın aldıkları gıda maddelerini Elazığ ve Malatya'daki depremzedelere ulaştırılması için, AFAD'a teslim etti.

Ardahan merkez Karagöl Mahallesi'nde oturan Fikriye- Fırat Ors çiftinin iki çocuğu olan Beray (11) ile Defne (8) örnek bir davranışa imza attı. 5'inci sınıf öğrencisi Beray ve kız kardeşi 2'nci sınıf öğrencisi Defne Ors, televizyondan izledikleri Elazığ ve Malatya'daki depremzedelere yardım elini uzattı. Ors kardeşler bölgeye yardım kampanyalarının yapıldığını duyunca, annelerinden yaklaşık bir yıldır biriktirdikleri iki ayrı kumbaralarını istedi. Kumbaraları ile birlikte markete giden Beray ve Defne, satın aldıkları gıda maddelerini bir koliye doldurup bölgeye yardım götüren AFAD ekiplerine teslim etti.

'NASIL YARDIM EDEBİLİRİZ DİYE DÜŞÜNDÜK?'Yaptıkları yardımla çok mutlu olduklarını söyleyen Beray Ors, "Kardeşimle deprem görüntülerini televizyondan izlerken mağdur olanlara nasıl yardım edebiliriz diye düşündük. O sırada yardımların AFAD'a yapılması söylenince kardeşimle birlikte kumbaralarımdaki paralarla bizde bir şeyler alıp göndermek istedik. Markete gittik kumbaradan çıkan 445 liramızın yettiği kadar gıda maddesi aldık. Bunu koli yapıp AFAD'a teslim ettik. Yine para biriktirip yardım edeceğiz" diye konuştu

GÖRÜNTÜ DÖKÜÜ: -Kız kardeşlerin marketten alışveriş yapmaları-Kız kardeşlerin kasaya gelmesi-Kumbaradan detay-Yardım kolisinin hazırlanması

Haber-Kamera: Dinçer AKTEMUR/ ARDAHAN, ====================================

Eşinden ayrıldı, oto yıkayarak 3 çocuğuna bakıyor Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde, bir süre önce eşinden ayrılan Leyla Kırık (43), 3 çocuğunun geçimini sağlamak için oto yıkama işi yapıyor. Kırık, tek amacının kendi imkanları ile ayakta durmak, ailesinin geçimi ile çocuklarının okul masrafını çıkarmak olduğunu söyledi.

Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde bir süre önce eşinden ayrılan Leyla Kırık, okul çağındaki 3 çocuğu ile yalnız kaldı. Bir oto yıkama servisinde iş bulan Kırık, şimdi, servise gelen otomobilleri yıkıyor, kurutuyor ve sahibine teslim ediyor. Kırık, başkalarına muhtaç olmadan ayakta durmak ve yaşamak için bulduğu oto yıkama işinden memnun olduğunu söyledi. Sabah saatlerinde başladığı işinden kazandığı para ile evini geçindiriyor ve okul çağındaki 3 çocuğunun ihtiyaçlarını karşılıyor. İşini severek yaptığını anlatan Kırık, "Aslında erkeklerin yaptığı bir iş ama ben de yaparım diyerek çalışmaya başladım. İş bulamayan kadınlara, herkese tavsiye ederim, başkalarına ihtiyaç duymadan çalışabilir ve rahatlıkla geçimlerini sağlayabilirler" dedi.

ARAÇ SAHİPLERİ MEMNUNİşletme sahibi Nahsen Naimioğlu ise Leyla Kırık'ın iş başvurusunda bulunduğunu, yaptıkları değerlendirme sonucu çalışmaya başladığını belirterek, "Serviste gayet iyi çalışıyor. İşletme olarak bizler gösterdiği performanstan, işinin temizliğinden memnunuz. Çocuklarına helal para ile gidiyor ve onların geçimini sağlıyor. Buraya gelen araç sahipleri de memnunlar" diye konuştu.Kırık'ın çocukları da okulların tatil olması nedeniyle boş zamanlarında annelerine yardımcı oluyor ve yanından ayrılmıyor.

Görüntü Dökümü------------------------Leyla Kırık, araç yıkarkenYıkamadan detaylarLeyla Kırık'ın konuşmasıİşletme sahibi Nahsen Naimioğlu'nun konuşmasıHaber-Kamera: Ferhat DERVİŞOĞLU/REYHANLI(Hatay), 

=====================================

İngiliz işgaline karşı kurulan Oltu İslam Şura Hükümeti'nin belgeseli çekiliyor

İNGİLİZLERİN 13 Nisan 1919'da Kars'ı işgal etmelerini tepki gösteren Oltu İslam Terakki Komitesi'nini bağımsızlığını ilan ederek Oltu Şura Hükümeti'ni kurmasının belgeseli çekiliyor. Bardız Yaylası'ndan, Olur ilçesi ve Tavusker Allahuekber Dağları, Göle'nin Karınca düzü, Tetirkos Yaylası, Kanlı Dağı'nın Artvin hududuna kadar olan bölgede bağımsızlığını ilan eden Şura Hükümeti'nin belgeseli için 15 Ocak'ta çekimlere başlandı. 30 atlının yer aldığı çekimler, 31 Ocak'ta sona erecek.

Oltu Kaymakamlığı ile TRT iş birliğiyle yapılacak belgesel çekimleri Topkaynak Mahallesi'nde 'Oltu İslam Şüra Hükümeti Belgeseli' çekimleri başladı. Yönetmen Hilal Yumuk, yönetmen yardımcısı Murat Özer, kameramanlar Cihangir Aydoğan, Hüseyin Er, Işıkçı Serhat Çakır ve Sesçi Serkan Bilgili ve otuz kişilik bir ekiple start alan çekimlere tarihi anlar bir bir anlatılacak.

Oltu Belediye Başkanı Necmettin Taşçı, "Oltu Şura Hükümetinin kuruluşundaki büyüklerimiz atalarımız önemli görevler almıştır. TRT Genel Müdürlüğümüzün ekibi bunu dile getirmek suretiyle karınca kararınca belgesel çalışmalarına devam ediyorlar. Biz çok sevinçliyiz çünkü Şura Hükümetimizin Hatay'da Kurulan hükümetten hiçbir farkı yok" dedi.Taşçı, belgeselden sonra TBMM'ye müracaat ederek Oltu Şura Hükümetinin nişanını alacaklarını ifade etti.

'OLTU HALKI ÇEKİMLERİ BÜYÜK BİR MERAKLA TAKİP EDİYOR'Proje koordinatörü edebiyat öğretmeni Temel Vural, "Oltu Şura Hükümeti ile ilgili bir belgesel yapılması hususundaki taleplerimizi anlattığımız bir proje hazırladık. Bu projemizi TRT Genel Müdürlüğü'nün ilgili birimlerine gönderdik. Çok kısa bir süre içerisinde değerlendirildi ve projemiz uygulanmaya değer bulundu. Oltu halkı çekimleri süren belgeseli büyük bir merakla takip ediyor. Bu vesile ile Oltu'muzun yakın tarihi ve Türkiye Cumhuriyeti açısından son derece önemli olan bu tarihi olayın belgeselinin yapılmış olmasından dolayı bu konunda emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz" diye konuştu.Belgesel Yapımcısı Hilal Yumuk ise çekimlerde yaşadıkları en büyük zorluğun döneme ait film, fotoğraf ve belgelerin çok az olmasından kaynaklandığını belirtti. Yumuk, "Bu olayın kahramanlarından Yasın Haşimoğlu'nun anılarından yola çıkarak tarihi anlatmaya çalıştık. Prof.Dr. Erdal Aydoğdu hocamla yaptığımız bir çalışma sonucu ve Bülent Tokgöz'ün de metin yazarlığı ile birlikte bir senaryo oluşturduk. Anılarla yola çıkarak canlandırmalarla bu tarihi belgesel imza atmak istedik" dedi.

Yumuk, yöre halkından 30 atlının da katıldığı belgesel çekimlerinin 31 Ocak'ta sona ereceğini bildirdi.

OLTU ŞURA HÜKÜMETİOltu, 1877- 1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında imzalanan Ayastefanos Antlaşması'na göre savaş tazminatı olarak Rusya'ya bırakıldı. Antlaşmadan sonra bölgedeki Rus işgali 40 yıl sürdü. İşgal, 25 Mart 1918'de Türk ordusunun Oltu'ya girmesiyle son buldu. Ancak 30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros Mütarekesindeki bazı maddeler Oltu'nun yeniden işgali anlamına geliyordu. Oltu halkı, bu şartları kabul etmeyerek yeniden örgütlenmeye başladı. 'Oltu İslam Komitesi' tarafından 25 Mayıs 1919'da Yusuf Ziya Bey başkanlığında 'Oltu Şüra Hükümeti' kuruldu. Oltu ve çevresini bir yıl kadar başarı ile yöneten 'Oltu Şüra Hükümeti' Mart 1920'de anavatana katılma kararı aldı. TBMM, 17 Mayıs 1920'de Oltu'nun anavatana katılma talebini kabul etti.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ---------------------------------Milis kuvvetleri komutanına makyaj-Kostüm gimeleri-Kamera kurumu -Milis kuvetleri-Okul önünden görüntü -Atların gelişi  -Setten detaylar-İç mekanda detaylar-Lamba asmaları-Yasin Haşimoğlu'nun görüntüsü-Milis kuvvetlerinin ata binişleri-Pikaptan çekimler-Milis kuvvetleri atlarla geçişleri-Oltu Belediye Başkanı Necmettin Taşçı ile röp-Proje sorumlusu Temel Vural ve yapımcı Hilal Yumuk röp

Haber: Murat AYDIN/ OLTU (ERZURUM), =============================

Japonya'dan Adana'ya oya sanatını öğrenmek için geldiler Japonya'dan, oya sanatını görmek ve işlemesini öğrenmek için Adana'da bulunan bir sanat evine gelen Kumi Okabe (48) ve Meiko Ueyama (50), yüzlerce oya çeşitlerini görmekten çok etkilendiklerini belirtti. Okabe, "Japonya'ya oya götürüp satmayı düşünüyorumö dedi.

Japonya'nın Fuku Oka kentinde turizm acentesi işleten Kumi Okabe ve hediyelik eşya satan Meiko Ueyama, Türkiye Kültürü'nde önemli bir simge olan el sanatlarından oyaya ilgi duymaya başladı. İnternette araştırma yapan iki arkadaş, daha sonra Adana'da Nurlu Erkan'a (67) ait bir Oya Sanat Evi olduğunu öğrendi. İkili bunun üzerine Japonya'dan Adana'ya gelmeye karar verdi. Kente gelen Kumi Okabe ve satan Meiko Ueyama ilk olarak Oya Sanat Evi'ni ziyaret ederek yüzlerce oyayı inceleme fırsatı buldu ve daha sonra oya işlemeyi denedi.

'İŞLEMESİ ÇOK ZORMUŞ'Oya Sanat Evi'ni gezdikten sonra arkadaşı Meiko Ueyama ile oya işlemeyi deneyen Kumi Okabe, burada yüzlerce çeşit oya türüyle karşılaşınca çok heyecanlandıklarını ve mutlu olduklarını dile getirdi. Adana'ya gelmeden önce sadece birkaç çeşit oyadan haberdar olduklarını belirten Okabe, yıllar önce bir süre Türkiye'de yaşadığını ve o dönem oyayı gördüğünü fakat inceleme fırsatı bulamadığını söyledi. Türkiye kültürüne hayran kaldığını belirten Okabe, oyayı Japonya'da satmak istediğini de kaydetti. Ülkesinde sadece birkaç yerde oya satıldığını ve çok yüksek fiyatların söz konusu olduğunu söyleyen Okabe, "Ben de gidip bizzat yerinde görmek ve öğrenmek istedim. Çok çeşit var tabi biraz kafam da karıştı. Japonya'da oya yapılmış bu eşarpları başa takma kültürü yok. Biz daha çok aksesuar ve süs olarak kullanmayı seviyoruz. Yavaş yavaş ülkemizde bu sanat yayılmaya başlıyor. Ben de bunu hızlandırmak istiyorum. Burada öğrenmek için deneme yaptım ama açıkçası çok zor bir şeymişö dedi.Meiko Ueyama ise ülkesinde göremediği oya çeşitlerini burada görünce çok mutlu olduğunu ve her biri sanat eseri olan oyaları çok beğendiğini belirtti.

OYAYA OLAN İLGİLERİ MUTLULUK VERİCİUzun yıllardır oya sanatına ilgi duyduğunu ve eski oyaların bulunduğu bir koleksiyon oluşturduğunu söyleyen Nurlu Erkan (67), Japonya'dan oya merakı üzerine Adana'ya gelen Kumi Okabe ve Meiko Ueyama'yı ağırlamanın kendisi için mutluluk verici olduğunu belirtti. Oya kültürünün çok eski dönemlerden beri var olduğunu ve çok değerli bir el sanatı olduğunun altını çizen Erkan, "Koleksiyonumda Namrun iğne oyaları bulunuyor. Bu oyalar çok görkemli aksesuarlardır. Burada koleksiyonum ve oya ürettiğimiz iki bölüm var. Misafirlerimizin ilgisi beni çok mutlu etti. Çünkü Japonlar el işi, göz nuru üretimlerin hakkını veriyorlar. İşin içinde emek var ise Dünya'nın diğer ucunda bile ilgi görüyorö dedi.Erkan, ayrıca daha önce kendisinin de Japonya'ya gittiğini ve bazı dostlarına oya hediye ettiğini ifade etti.

Görüntü Dökümü------------------------Kumi Okabe ve Meiko Ueyama oya sanatını incelemesi ve işlemeleriKumi Okabe ve Meiko Ueyama ile röpEv sahibibi Nurlu Erkan ile röpKumi Okabe ve Meiko Ueyama oya işlemeli sal eşarp takmasıGenel ve detayalarHaber: Can ÇELİK-kamera: Eser PAZARBAŞI/ADANA,

=============================

Resim öğrencilerinin şövalelerini Bursalı öğrenciler üretiyor Bursa'nın İnegöl ilçesindeki TEMATİK lisesi öğrencileri, Milli Eğitim Bakanlığı'nın 'Ders Aletleri Yapım Merkezi' protokolü kapsamında, sanat okulları ve konservatuarlarda eğitim gören öğrenciler için şövale üretimine başladı. Ahşaptan yapılan şövale için 20 öğrenci ve 8 öğretmen sömestir tatilinde okullarında çalışmaya devam ediyor. İnegöl Milli Eğitim Müdürü Ali Doğru, "Milli Eğitim Bakanlığı Ders Aletleri Yapım Merkeziyle yapılan anlaşma gereği; Türkiye çapındaki devlet okullarına mobilya ve donatım desteği veriyoruz. Öğrencilerimiz şu an sanat okullarına şövale yapıyorlar" dedi.

İnegöl ilçesinde bulunan Hacı Sevim Yıldız Mesleki Eğitim Kampüsü'nde eğitim gören 16 okuldan TEMATİK lisesi öğrencileri, 16 çeşit oyuncak üretip. ürünlerini İran, Azerbaycan ve Kırgızistan gibi ülkelere ihraç ederken, şimdi de Türkiye'de konservatuar bölümündeki öğrenciler için ahşaptan yapılan şövale üretimine başladı. Milli Eğitim Bakanlığı Ders Aletleri Yapım Merkezi ile yapılan protokol gereği, sanat okullarındaki öğrenciler için 2 bin şövale üretimine başlayan öğrenciler, sömestir tatilinde de okullarında çalışıp, harçlık kazanıyor. Bunun yanında öğrenciler ayrıca, Türkiye genelinde birçok okula mobilya ve donatım hizmeti veriyor. 

Çalışmayla ilgili açıklama yapan İnegöl Milli Eğitim Müdürü Ali Doğru, "Hacı Sevim Yıldız Mesleki Eğitim Kampüsü içinde bulunan TEMATİK lisemizde eğitim gören öğrencilerimizin çalışmaları sürüyor. Öğrencilerimiz birçok okula mobilya ve donatım hizmeti veriyor. Milli Eğitim Bakanlığı Ders Aletleri Yapım Merkeziyle yapılan anlaşma gereği, Türkiye çapındaki devlet okullarına mobilya ve donatım desteği veriyoruz. Öğrencilerimiz şu an sanat okullarına şövale yapıyorlar. Sömestir tatili olmasına rağmen öğrencilerimiz işlerini sürdürüyorlar. Okulumuz bir fabrika gibi üretimini sürdürmekte. Çalışmalarımız bu şekilde devam edecek" dedi.

'HEDEFİMİZ MOBULYA SEKTÖRÜNE NİTELİKLİ KİŞİLER YETİŞTİRMEK'TEMATİK Lisesi'nin Müdürü Şenol Yoğurtçu ise projeyle ilgili şunları söyledi:  "2019 yılında döner sermaye kapsamında 780 bin TL ciro yaptık. 2020 yılı yani bu yıl içinde üretimimiz artırarak 1.5 ila 2 milyon TL arasında ciro hedefimiz var. Okulumuz sömestir tatilinde olmasına rağmen 20 öğrencimiz ve 8 öğretmenimizle birlikte çalışmalarımıza devam etmekteyiz. Milli Eğitim Bakanlığı Ders Aletleri Yapım Merkeziyle görüşmelerimiz devam ediyor. Ders Aletleri Yapım Merkezi'ne 1 ay önce 1000 Mangala siparişimizi teslim ettik. Şu an sanat okullarında kullanılmak üzere 2 bin şövale siparişi daha aldık. Üretimimiz devam ediyor. Öğrencilerimiz burada çalışarak harçlıklarını da kazanıyorlar. Oldukça mutlular hem öğreniyorlar hem de para kazanıyorlar. Hedefimiz, İnegöl mobilyasına ve Türkiye mobilyasına gelecekte nitelikle kişiler yetiştirmektir. Biz de bu kapsamda çalışmalarımızı sürdürüyoruz" diye konuştu.TEMATİK Lisesi 11'inci sınıf öğrencisi Sıla Koyun da "Tatil olmasına rağmen ben de diğer arkadaşlarımla beraber çalışıyorum. Bu sayede hem eğitim alıyorum hem de para kazanıyorum" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ--------------------------------Üretim aşaması-Açıklamalar-Çalışmalardan detaylar

Haber-Kamera:  Yavuz YILMAZ/İNEGÖL (Bursa),

===============================

Tarihi su değirmeni 300 yıldır dönüyor

Bartın'ın Kayadibikavlak köyündeki su değirmeni, yaklaşık 300 yıldır dönüyor. Metin Barış (47), eşi Melahat Barış (45) ile birlikte yıllardır değirmende buğday öğütüyor. 

Kayadibikavlak köyündeki su değirmeni babadan oğula 3 asırdır çalışıyor. 10 yıl önceye kadar 6 değirmenin bulunduğu köyde sadece Barış ailesinin çalıştırdığı su değirmeni kaldı. Küre Dağları Milli Parkı'nın zirvelerinden gelen buz gibi suyun ark yöntemiyle çarklara vuran su sayesinde mısır, buğday, arpa ve yulaf öğütülüyor. 2 çocuğu olan ve mesleği kasaplık olan Metin Barış, eşi Melahat Barış ile birlikte çevre köylerden ilçelerden gelen ürünleri öğütüp, köylülere teslim ediyor. Metin Barış, ahırında baktığı 10 büyükbaşın da yem ihtiyacını değirmende üretiyor. Metin Barış, ata yadigarı değirmenin tescillenmesi için gereken yerlere başvurular yaptı. 

'BU TARİHİ AYAKTA TUTMAYA ÇALIŞIYORUZ'Metin Barış atalarından kalan mirası yaşatmaya çalıştığını belirterek, şunları söyledi: "Dedemden kalma değirmen işini yapıyoruz. Benim gerçek mesleğim kasaplık ama eşimle birlikte bu tarihi ayakta tutmaya çalışıyoruz. Aynı anda tarım ve hayvancılıkla uğraşıyoruz. Şu anda değirmenimizde kendimiz ekip biçtiğimiz ürünler ile civar köylerden ilçelerden ve illerden gelen mahsulleri burada öğütüyoruz. Bizim buradaki amacımız bu değirmen kültürünü devam ettirmek istiyoruz. Bazen çok zorluklarla karşılaşıyoruz. Değirmenimizin yanındaki dere zaman zaman taşarken, bize su taşıyan kanallar da tıkanıyor, ayrıca sel suları yükselince değirmenimiz sular altında kalıyor. 10 yıl önce bu bölgede 6- 7 eski değirmen vardı, ancak yaşlılar ölünce yeni nesil bu işi yapmadı. Ama biz tek olarak devam ediyoruz. Artık su değirmenleri teknolojiye yenildi. Her geçen gün yeni makineler çıkıyor. Bu mesleğin bitmemesi için bende oğluma alıştırdım. Nasıl dedemden babama babamdan bana geçtiyse inşallah oğlumda bunu sürdürecek diye umut ediyorum."Melahat Barış ise "Değirmeni çalıştırmak zor oluyor. Bakımları zor oluyor, eşimle birlikte yapmaya çalışıyoruz. Buradan vaktim kalırsa ev işlerine ve hayvanlarımıza bakıyorum. Biz de bütün zorluklara rağmen bu kültürü yaşatacağız. İnşallah çocuklarımızda bunu devam ettirir" diye konuştu. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: --------------------------------Değirmenin dış görüntüsü -Su arklarından detay -Arkların temizlenmesi -Değirmenin içinden detay -Değirmen taşlarının görüntüsü -Un öğütülmesi -Barış çiftinin değirmende çalışması -Eşi Melahat Barış'ın un elemesi -Detay görüntüler Haber-Kamera: Ayhan ACAR/BARTIN,  =================================== 

Sivas'ta yapılan Anadolu'nun en büyük 'millet bahçesi' açılışa hazır Sivas'ta, eski 4 Eylül Stadyumu'nun yerinde yapımına başlanan, 'Anadolu'nun en büyük Millet Bahçesi' projesi büyük ölçüde tamamlandı. Millet bahçesinin bahar ayında hizmete gireceğini belirten Belediye Başkanı Hilmi Bilgin, "Her yaşa hitap edecek özelliklere sahip bir projeyi hemşehrilerimizin hizmetine sunacağız. Ayrıca kente buradan daha büyük ikinci bir millet bahçesi daha kazandıracağız" dedi.

Kentte yıkılan eski 4 Eylül Stadı'nın bulunduğu yerde, 53 bin 126 metrekarelik alanı kapsayan 'Millet Bahçesi' projesinde sona gelindi. Alanı süsleyecek ağaçların taşındığı, içindeki yapıların tamamlandığı ve çevre duvarlarının tamamlandığı projede kış şartlarına rağmen çalışmalara ara verilmedi. Son rötuşları yapılan ve yaklaşık 15 milyon TL'ye mal olan Millet Bahçesi, halkın kullanacağı düzeye ulaştı. İçerisinde millet kıraathanesi, 2 büfe, 3 lavabo, mescit, su deposu, 2 basketbol-voleybol sahası, kaykay pisti, amfi tiyatro, yürüyüş ve bisiklet yolları, çardaklar, süs havuzu, çocuk oyun grupları, spor alanları, bitki, peyzaj alanı ve sosyal alanlar yer alan millet bahçesi, görüntüsüyle ilgi çekerken, bölgeye de ayrı bir değer kattı.

'ŞEHRİMİZE HAYIRLI UĞURLU OLSUN'Projede yapılan son çalışmaları yerinde inceleyerek yüklenici firma yetkililerinden bilgi alan Sivas Belediye Başkanı Hilmi Bilgin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatları doğrultusunda şehre değer kazandıracak önemli bir projenin hayata geçirildiğini söyledi. Müteahhit firmanın söylediği tarihte projeyi bitirdiğini belirten Başkan Bilgin, "İnşallah baharın gelmesiyle teslim alıp hemşehrilerimizin hizmetine açacağız. 53 bin metrekare üzerine inşa edilmiş Anadolu'nun en güzel millet bahçelerinin birisinin içerisindeyiz. İçerisinde millet kıraathanelerinin olduğu, çeşitli etkinliklerin yapılabileceği spor alanları, standartlara uygun yürüyüş yollarının olduğu çok güzel bir yaşam alanı oluşturduk. Şehrimize hayırlı uğurlu olsun. İnşallah projenin bitimiyle birlikte devam eden çalışmalarımız var. Yapacağımız otoparkla birlikte burada tamamen bir yaşam alanı oluşmuş olacak. Her yaştan insana hitap edecek açık hava egzersiz alanları, basketbol, voleybol sahası, kaykay pisti ve iyi planlanmış dinlenme, spor ve etkinlik alanlarının olabildiği hoş bir projeyi hemşehrilerimizin hizmetine sunmuş oluyoruz. Bu projede öncelikle Cumhurbaşkanımıza ve Çevre ve Şehircilik Bakanımız Murat Kurum'a teşekkür ediyoruz. Bugüne kadar şehrimiz için ne talep ettiysek yerine getirildi" dedi.

'YENİ BİR MİLLET BAHÇESİ DAHA GELİYOR'Sivas'a yeni bir Millet Bahçesi daha yapılacağının müjdesini veren Başkan Bilgin, "İnşallah ikinci millet bahçemiz de eski Numune Hastanesi ile 27 Haziran Parkı'nın birleşmesiyle oluşacak. 57 bin metrekarelik bir alanda, buradan daha büyük millet bahçesinin proje çalışmasına başladık. Geçen hafta TOKİ ile görüştük. Projeyi birlikte yapıyoruz. O alanda da inşallah şehir yoğunluğundaki otopark sorununu çözmek üzere büyük bir otopark planlıyoruz. Ayrıca yine orada da yeşil alanıyla, millet kıraathanesiyle, gençlik merkeziyle, kütüphanesiyle ve bol yeşil alanıyla birlikte ikinci millet bahçesini de şehrimize kazandırmış olacağız" diye konuştu.

'SİVAS'IN DAHA DA GÜZEL OLACAĞINA İNANIYORUZ'Mevcut Millet Bahçesi alanının birkaç yıl sonra daha yeşil bir görüntüye kavuşacağını anlatan Başkan Bilgin, "Burada 3 bine yakın irili ufaklı ağaç dikildi. Yem yeşil bir alan olacak. Şu anda pek belli olmuyor ama büyüdüğünde, 2-3 sene sonra burası yem yeşil bir alan olacak. Şehrimize hayırlı uğurlu olsun. Sivas'ın daha da güzel olacağına inanıyoruz. Böylesi bir tesise yakışır bir açılış yapmamız gerekiyor. Bahar aylarında buranın açılışını gerçekleştireceğiz" ifadelerini kullandı. Başkan Bilgin, millet bahçesinin yanına ise yeni bir nikah salonu inşa edileceğini sözlerine ekledi.Millet bahçesinin şehre değer katacağına inandıklarını belirten vatandaşlar ise "Hizmete girdiğinde burayı mutlaka ziyaret etmek istiyoruz. Her kesime hitap eden bölümleri var ve güzel bir çalışma oldu" ifadelerini kullandı.

Görüntü Dökümü: -Millet bahçesinin drone görüntüleri-Bahçenin içinden genel görüntüler-Sunum-Belediye Başkanı Hilmi Bilgin'in açıklamaları-Vatandaşlarla röportaj-Detaylar

Haber-Kamera: Eraydın AYTEKİN-Hüsnü Ümit AVCI/SİVAS, =========================================

Pamukkale'de 2020 hedefi: 3, 5 milyon ziyaretçi UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'nde yer alan Denizli'deki Pamukkale'nin gece aydınlatılması projesi, turizmcileri umutlandırdı. Denizli Turistik Otelciler ve İşletmeciler Derneği (DENTUROD) Başkanı Gazi Murat Şen, 2019'da altın çağını yaşayan Pamukkale'nin gece ışıklandırılmasıyla birlikte 2020 yılında 3 milyon 500 bin ziyaretçi hedeflediklerini söyledi.

Beyaz travertenleriyle ünlü Pamukkale, 4 mevsim boyunca dünyanın dört bir yanından ziyaretçilerini ağırlıyor. Türkiye'nin en önemli turizm merkezlerinden beyaz cennet Pamukkale, tarihi dokusu, termal suları ve eşsiz güzelliğiyle turistlerin beğenisini kazanıyor. Hierapolis Antik Kenti'nin de gezilebildiği Pamukkale'de balon ve paraşüt uçuşları da turistlere eğlenceli vakit geçirme olanağı sunuyor. Yaz kış 36 derece olan Kleopatra Havuzu da ziyaretçilerine tarihi sütunlar arasında yüzme deneyimini yaşama fırsatı sağlıyor.

TURİZMCİLER 2020'DEN UMUTLUGeçen yıl ziyaretçi rekorları kıran Pamukkale'nin 2020 yılında gece aydınlatılarak ziyarete açılması planlanıyor. Turizmcileri umutlandıran proje ile gece saatlerinde de turistlerin bölgeyi gezip Pamukkale'ye gelen ziyaretçi sayısının artırılması hedefleniyor.

DENTUROD Başkanı Gazi Murat Şen, mayıs ayına kadar ışıklandırma işleminin tamamlanacağını söyledi. Işıklandırma sayesinde gece saatlerinde de ziyaretçilerin Pamukkale'yi gezebileceğini aktaran Şen, bu durumun bölgedeki konaklama gün sayısının artmasını beklediklerini ifade etti. Turizmciler olarak 2020 yılından umutlu olduklarını kaydeden DENTUROD Başkanı Şen, "Pamukkale'nin gece aydınlatması ve Pamukkale Üniversitesi'nin Fizik Tedavi Rehabilitasyon Hastanesi projesi bu yıl gerçekleşecek 2 önemli proje. Biz her ikisinin ayrı ayrı 500'er bin kişi ilave ziyaretçi getireceğini düşünüyoruz. 2019 bizim için rekorlar yılı oldu. 2020 yılı içindeki ziyaretçi hedefimiz 3 milyon 500 bin kişidir. Bu iki proje gerçekleşirse Pamukkale ve Hierapolis bölgesi bu ziyaretçi sayısını alacaktır. Laodikya Antik Kenti de Unesco Dünya Kültür Mirası Listesi'ne alınması sağlanırsa bu da inanç turizmi için ilave 500 bin kişi civarında bir ziyaretçi getirecektir. Bu süreci başarılı bir şekilde geçirebilirsek 2021 yılında 4 milyon ziyaretçi sayısını yakalarız" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜPamukkale'den arşiv detaylarZiyaretçilerin travertenlerden yürümesinden görüntülerDENTUROD Başkanı Gazi Murat Şen ile röp.Haber- Kamera: Deniz TOKAT/ DENİZLİ,

================================= 

Efelerin körüklü çizmesi ülke sınırlarını aştı

Aydın'da, 25 yıldır körüklü çizme imalatı yapan İzzet Erkaç (50), geçen yıl Almanya, Hollanda ve Fransa gibi ülkelere ürünü satarak, ülke ekonomisine katkı sağlamaya başladı.

İncirliova ilçesi Zafer Mahallesi'nde, 1995 yılında açtığı 30 metrekarelik iş yerinde Efelerin ve Yörüklerin giydiği körüklü çizmeyi üreten evli ve 2 çocuk babası İzzet Erkaç, ürünü yurt dışına pazarlamaya başladı. Hayvan derisinden yapılan körüklü çizmelerin 8 köşelisini Türkler tercih ederken, daha az köşelisini ise Avrupalılar beğeniyor. İki haftada tamamlanan ürün, yaklaşık 150 işlemden geçiyor. 8 köşeli bir çift çizme, 128 kıvrımdan oluşuyor. En uzun süren işlem ise kıvrım yapımı oluyor. Tamamlanan çizmeler Almanya, Hollanda ve Fransa'daki müşterilere kargoyla yollanıyor.Efe çizmesinin Aydın'ın kültürü olduğunu belirten İzzet Erkaç, çiftini 1000 TL'ye mal ettiği ürünün özelliklerinden şu sözlerle bahsetti: "Körüklü çizmeler, kültürel bir konu olduğundan körüklerin sayısı çok önemlidir. 8 körüklü çizme yapıyoruz. Her körüğün anlamı vardır. Yiğitlik, mertlik, cömertlik, hoşgörü, vatanseverlik, milliyetçilik, misafirperverlik ve alçakgönüllülük."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:  Körüklü çizme yapımından görüntüKörüklü çizmelerden görüntüİzzet Erkaç röp.Haber-Kamera: Burhan CEYHAN/ AYDIN, ================================= Öğrenciler için 'askıda peynir' uygulaması başlattı İzmir'in Balçova ilçesinde, ihtiyaç sahibi öğrenciler için 'Askıda peynir' uygulamasını başlatan şarküteri işletmecisi Nevzat Elaldı, kartını gösteren öğrencilere ihtiyacı olduğu kadar sucuk, peynir, tereyağı, zeytin ve yumurta yardımında bulunuyor. Ayrıca öğrencilere destek olmak isteyen hayırseverler de şarküteriden alışveriş yapıp, fişini bırakıyor, satın aldığı gıdalar böylece öğrencilere ulaştırılıyor. İhtiyaç sahibi öğrencilere geniş çaplı gıda yardımı yapan işletmeci, örnek davranışıyla kalplere dokunuyor.

Balçova'da şarküteri işletmecisi Nevzat Elaldı, ihtiyaç sahibi öğrenciler için başlattığı 'Askıda peynir' projesiyle takdir topluyor. Kartını gösteren ihtiyaç sahibi öğrencilere yalnızca peynir değil, yumurta, tereyağı, zeytin ve sucuk yardımı yapan işletmecinin 12 Ocak'ta başlattığı uygulama hayırseverler tarafından da destekleniyor. Öğrencilere destek olmak isteyenler, şarküteriden alışveriş yapıp, fişini bırakıyor, satın aldığı gıdalar ise öğrencilere ulaştırılıyor. Öğrencilere evde kaç kişi yaşadıklarını sorarak, ihtiyacı olduğu kadar gıda yardımı yapan ve 'Bittiğinde yine gel' diyen işletmeci, örnek davranışıyla kalplere dokunuyor.

Projeyi duyurmak için sosyal medyada yayınladığı paylaşımın görüntülenme sayısının 1 milyona ulaştığını söyleyen Elaldı, "Duyarlı vatandaşlarımızın desteğiyle kampanyamız çığ gibi büyüdü ancak yine de biz okyanusta bir damlayız. İhtiyaç sahibi öğrencilerin ellerinden tutuyoruz. Duyarlı vatandaşlarımız bu projeye destek olmak istedi. İşletmemizde ihtiyacı olan öğrencilere kaç kişi yaşadıklarını, ne kadar gıdaya ihtiyacı olduğunu soruyoruz. Daha sonra öğrenci kartını da gösterdiklerinde, peynir, zeytin, tereyağı, sucuk, yumurta gibi ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Bu projeyi sosyal medyadan duyurduk ve oldukça olumlu tepkiler aldık. Paylaşımın etkileşimi 1 milyonu geçti. Duygulananlar, teşekkür edenler oldu. Geçtiğimiz hafta Pazar günü başlattığımız bu uygulamayı devam ettirmeyi ve diğer yerlere de yaymayı amaçlıyoruz" diye konuştu.

'HERKES KATKIDA BULUNUYOR'Şarküterinin müşterilerinden Olgun Sezen, uygulamayı desteklediğini belirterek, "Nevzat beyin çok güzel bir şey yaptığını düşünüyorum. Yıllardır bu işlerin içindeymiş ama ben kendisini yeni tanıdım. Buraya geliyorsunuz, gücünüz ölçüsünde alışverişinizi yapıp fişini bırakıyorsunuz ve o bu yaptığınız alışverişi ihtiyaç sahibi olan kişilere ulaştırıyor. Güzel olan tarafı da bu. Hiçbir şekilde para kabul etmiyor. Herkes içinden geldiği kadar bu olaya katkıda bulunuyor" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜOlgun Sezen ile röportajNevzat Elaldı ile röportajŞarküteri dükkanından genel detay görüntü

Haber: Hande NAYMAN - Kamera: Ahmet Turhan ALTAY/ İZMİR,  ===============================

'Vakvak', Küçükkuyu'nun maskotu oldu ÇANAKKALE'nin Ayvacık ilçesine bağlı Küçükkuyu beldesine 3 yıl önce gelen ve limanda yaşayan kaz, beldenin maskotu oldu. Kaza 'Vakvak' adını vererek bakmaya başlayan balıkçı Adnan Atlı (57), "Bu kaz 3 yıl önce uçarak limanımıza geldi ve bir daha da gitmedi. Adını 'Vakvak' koydum. O zamandan beri kendi elimle besleyip gözüm gibi bakıyorum" dedi.

Ayvacık ilçesine bağlı Küçükkuyu beldesi limanında 3 yıl önce uçarak gelen kaz, beldenin maskotu oldu. 3 yıldır Küçükkuyu Limanı'nda yaşayan kaza, beldede 40 yıldır balıkçılık yapan evli ve 1 çocuk babası Adnan Atlı bakıyor. Atlı, 'Vakvak' adını verdiği kazı her gün ekmek, salatalık, marul ile besliyor. Elinden su içiriyor. Adnan Atlı balığa çıktığı zaman, 'Vakvak' adlı kaza liman çevresindeki esnaf bakıyor. Beldenin maskotu olan kaz, yerli ve yabancı turistlerinde ilgisini çekiyor.

'GÖZÜMÜZ GİBİ BAKIYORUZ'

Adnan Atlı, "Bu kaz 3 yıl önce göç sırasında uçarak limanımıza geldi. Bir daha da gitmedi. Adını 'Vakvak' koydum. 3 yıldır limanda bakıyorum. Adeta neşe kaynağı oldu. Kendi elimizle besleyip, gözümüz gibi kaza bakıyoruz. Dışarıdan beldeye gelip, sahilde dolaşan yerli ve yabancı turistlerde kaz ile aramızdaki bağı görünce şaşırıyorlar. Çevredeki esnaf arkadaşlarda ben balığa çıktığım zaman kaza bakıyorlar. Bu kaza hayvan sevgisi olduğu için bakıyoruz. Hiç bir beklentimiz yok. Burada kalmaya devam ettiği sürece bakmaya devam edeceğiz" dedi.

'NEŞE KAYNAĞIMIZ OLDU'

Küçükkuyu Limanı bölgesinde bir iş yerinde çalışan Mert Alver ise, "Kazımız 3 yıl önce limanımıza geldi. Adnan ağabeyimle kazı her gün düzenli olarak besliyoruz. Limana alıştı. Her gün gelip, güzelce besleniyor. Neşe kaynağımız oldu. Limanda dolaşan insanlar görünce şaşırıyor. Adnan ağabey ve bize alıştı" diye konuştu.

ÇANAKKALE, -

===============================

İzmir'de üretilen gelinlikler dünya pazarında  İZMİR'de bu yıl 14'üncüsü düzenlenen IF Wedding Fashion Gelinlik, Damatlık ve Abiye Giyim Fuarı, gelinlik sektöründekilerin yüzünü güldürdü. Moda, Tekstil ve Konfeksiyoncular Sitesi (MTK) Sanayici ve İşadamları Derneği Başkanı Abdullah Salkım, gelinlikte İzmir'in yalnızca Türkiye'nin değil Avrupa'nın da başkenti olduğunu, ürünlerin özellikle yurt dışına ihraç edildiğini belirtti. Salkım, sektörün en büyük sorunlarının başında gümrük vergilerinin geldiğini ifade ederek, dünya pazarlarında daha çok söz sahibi olmak için devletten destek beklediklerini söyledi.

İzmir'de bu yıl 14'üncüsü düzenlenen ve önceki gün sona eren IF Wedding Fashion Gelinlik, Damatlık ve Abiye Giyim Fuarı, sektörün yüzünü güldürdü. MTK Sanayici ve İşadamları Derneği Başkanı Abdullah Salkım, gelinlikte İzmir'in bir dünya markası olduğunu, ürünlerin özellikle Arap ve Avrupa ülkelerine ihraç edildiğini söyledi. Abdullah Salkım, özellikle bu yıl çok büyük çıkışlar yakaladıklarını belirterek, Brezilya'nın yanı sıra İtalya, Slovakya, Kazakistan ve Almanya'dan gelen müşterilerinin olduğunu açıkladı. Ancak sektörün dünya pazarında daha fazla söz sahibi olmasının önünde birtakım engeller bulunduğunu belirten Salkım, "Sektörün sıkıntıları tabi ki var. Bulunduğumuz coğrafya nedeniyle Arap ülkelerine çok ciddi ihracat yapılıyordu ama Arap ülkelerinde yaşanan sıkıntılar, sektöre büyük sekte vurdu. Tüm bunların yanı sıra Avrupa'dan da çok iyi alıcılar var. Sektörün önde gelen firmaları Avrupa'ya çok ihracat yapıyor. Arap ülkelerinden çok fazla gelen var. Avrupa'nın birçok ülkesinden gelenler var" dedi.

'TEK KURTULUŞUMUZ İHRACAT'

Dünyada gelinlik üreten firmanın az olduğunu dile getiren Salkım, "Bugün İtalya'da satılan gelinliğin yüzde 3'ü imal ediliyor. Bu insanlar ürünlerini Çin ve Türkiye'de ürettiriyorlar. Çin'de terminler çok yok. 3 ay termin veriyorlar ve adeti yüksek istiyorlar. Bizde adet sınırı yok, terminler en geç bir ay içinde teslim ediliyor. İzmir'de bir tane bile olsa özel sipariş yapıp gönderiyoruz" dedi.

En büyük sıkıntıların başında gümrük vergilerinin bulunduğunu aktaran Salkım, "Vergiler çok yüksek. Özellikle Brezilya ve Amerika gibi uzak ülkelere ürün gönderdiğimiz zaman nakliye ücretleri nedeniyle sorunlar yaşanıyor. Gelen firmalar bundan şikayet ediyor. Devletimizin bu konuda bize yardımcı olmasını istiyoruz" dedi.

Salkım, gelinlik fiyatlarının koleksiyona göre 400 dolar ile 1200 dolar arasında değiştiğini belirterek, "Sektörün tek kurtuluşu ihracat. Bizim başka kurtuluşumuz ve başka şansımız yok. Hem ülke olarak hem de firmalar olarak" diye konuştu.

KADINLARA ÖZEL GÜNLER İÇİN TÜYOLAR

Moda tasarımcısı Erdal Güvenç ise, abiye ve gelinlikte bu yılın tercih edilen renklerini anlatarak, tüyolar verdi. Erdal Güvenç, şunları söyledi:

"Bu yıl baktığımızda, geçen yılki renklerin modası devam ediyor. Pembeler, somonlar, uçuş uçuş kostümler devam ediyor. Gelinliklerde artık kırık beyazlar var ama sanki daha beyaza doğru gidiyoruz. Gelinliklerde ikiye bölünüldü sanki. ya prenses oluyorsunuz ya da tamamen romantik kuğu kızı gibi. Hafif transparan çok moda bu yıl. Uzun kuyruklar var. Biraz da Osmanlı ve Arabik kültürler çok olduğu için bu yıl gelinlik ve abiyelerde daha parklar taşlar, danteller çok moda. Aslında bu yıl kadınlar çok şanslı çünkü her şeyi giyebiliyorlar artık. Çünkü abiyede bile altına spor ayakkabı giyip gidebiliyorsunuz. Bir tül etek giyip sokağa çıkabiliyorsunuz. Ama düğün, nişanlarda daha çok uzun etekler tercih ediliyor. Bu yıl lila rengini çok göreceğiz. Bir yeşil akımı geliyor. Hem spor giyimde var hem de abiyede olacak. Gece hayatında ve abiye kıyafetlerde bu yıl sarı rengi çok göreceğiz. Kırmızı hayatımızda hep var." 

Moda tasarımcısı Nazlı Terzioğlu (31) da "Tasarımcıların çalışma disiplini biraz farklı. Birçok farklı disiplini bir araya getirerek koleksiyonlarını oluşturuyorlar. Bizler daha çok trendlere yön vermeye çalışıyoruz. Bu nedenle kendi kumaşlarımızı üretip, daha farklı olanı sanatı ve modayı takip edenlere sunmaya çalışıyoruz. Ben kendi koleksiyonumda daha ağır işçilikli ve farklı kumaş yapılarını kullanmayı tercih ediyorum. Bu sezonda siyah ağırlıklı çalıştım. Kişiler, tasarımcılarla çalışmalılar. Böylece kendi bedenlerine göre, kendi vücut ölçülerine göre ürün dikip, tasarımlarını daha doğru bir şekilde taşımaları sağlanabilir" dedi.

Umut KARAKOYUN/ İZMİR, - 

 


Kaynak: Demirören Haber Ajansı

Manşet

Haberler

Antoloji.com Hastane.com.tr Intersinema.com Yenikadin.com
Şu an buradasınız: DHA YURT ÖZEL GÜNDEM - Haber
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

[Kullanım Şartları] - [Hata Bildir] 24.10.2020 20:00:41. #1.14#
title