Danıştay Saldırganın Babasına MEB'den Kınama Cezası

Danıştay Saldırganın Babasına MEB'den Kınama Cezası

Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu, Danıştay'a Silahlı Saldırı Düzenleyerek Üye Mustafa Yücel Özbilgin'in Ölümüne, 4 Üyenin de Yaralanmasına Neden Olan Alparslan Arslan'ın İlköğretim Müfettişi Babası İdris Aslan'a İlişkin Soruşturmayı Tamamladı.

Danıştay Saldırganın Babasına MEB'den Kınama Cezası

Milli Eğitim Bakanlığı, Danıştay saldırganı Alparslan Arslan’ın babası ilköğretim müfettişi İdris Arslan’a ilişkin yürüttüğü soruşturmada, Arslan’ın oğlunun davasına ilişkin sözlerinin 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nı “Hizmet dışında Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak” fiilinin kapsamına girdiğini, bu nedenle “kınama” cezasına çarptırılmasını kararlaştırdı. İdris Arslan’ın sözlerinin Türk Ceza Yasası’nca da değerlendirilmesi gerektiğine işaret edilirken, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bu konuda soruşturmasının bulunduğu anımsatıldı ve “Bu aşamada herhangi bir işlem tayinine gerek olmadığı” bildirildi.

Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu, Danıştay’a silahlı saldırı düzenleyerek üye Mustafa Yücel Özbilgin’in ölümüne, 4 üyenin de yaralanmasına neden olan Alparslan Arslan’ın Elazığ Milli Eğitim Müdürlüğü İlköğretim Müfettişi İdris Aslan’a ilişkin yürüttüğü soruşturmayı tamamladı. İdris Arslan’ın oğlunun yargılandığı ilk duruşma için geldiği Ankara’da adliye önünde gazetecilere ve bazı televizyon programlarında yaptığı açıklamalar üzerinden yapılan soruşturma detaylı bir şekilde yürütülürken İdris Arslan’ın tüm açıklamaları hem televizyon kanallarından hem de Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’ndan istenen kayıtlarda incelendi.

SÖZLERİM CUMHURİYET GAZETESİ’NE YÖNELİKTİ

Teftiş Kurulu müfettişleri, İdris Arslan’ın da ifadesine başvurdu. İdris Arslan, müfettişlere verdiği ifade de basın kuruluşlarına yansıyan açıklamaların kendisine ait olduğunu kaydederken, Danıştay’a yapılan saldırıyı kabullenmediğini söyledi. Arslan’ın 28 Ağustos 2006 tarihinde alınan ifadesi Teftiş Kurulu raporuna şöyle yansıdı:

“Kendisine okunan mucip cümlelerinin şahsına ait olduğunu, ancak bu ülkeye yüzbin şehit verdik değil milyonlarca, yüz milyonlarca şehit verdik dediğini, ayrıca milletin değerlerinden bahsederken bayrak, ezan, Kuran’dan bahsettiğini, sadece milletin değerleri olarak ifade edilmesinin yanlış olduğunu; müfettişlerimizce kendisine gösterilen Ankara Adliyesi önünde yaptığı açıklamalarına ilişkin çözüm metninde yer alan açıklamaların daha doğru ve net olduğunu, bu açıklamayı olayın olduğu 17 Mayıs 2006 tarihinden itibaren kendisiyle diyalog kurmaya çalışan ve bu konuda haber yapmak isteyen medya mensuplarının şahsında Cumhuriyet Gazetesi yetkililerine yönelik yaptığı, bu açıklamaların Gazete’nin yetkililerine yönelik yapmasının nedeninin domuza başörtüsü giydirilmesini gösteren karikatür ve bu karikatürün çocuğunu etkilemesi olduğunu, yoksa oğlunun Danıştay Başkanlığı’na yaptığı saldırıyı tasvip etmediğini, ancak hukuki bir boşluğun da doğduğunu, bu hukuki boşluk kavramından söz konusu gazetenin yayınlamış olduğu karikatüre yönelik herhangi bir hukuki girişim yapılmamasını kast ettiğini, kendisinin 30-40 yılını oğlunu yetiştirmek için harcadığını, oğlunun Danıştay’a yapmış olduğu bu saldırıyı kabul etmesinin mümkün olmadığını, bugüne kadarki süreç içerisinde de bu saldırıyı tasvip etmediğini defalarca basın mensuplarına beyan ettiğini; ‘…ülkede adı Mehmet, Ahmet, Mustafa, Ali, Veli olan birçok Ermeni ve Rum vardır. Laiklik adı altında bu ülkenin değerlerine düşmanlık ediyorlar’ sözünü de yine bu gazetenin yetkililerine yönelik olarak söylediğini, “Milletin değerlerine hakaret edene bu millet gereken dersi verir, bunu herkes bilsin…’ şeklindeki açıklamasında herhangi bir tehdit söz konusu olmadığını, buradaki açıklaması ile ‘Nasıl vatana yönelik bir saldırı olduğunda millet cevabını verdi ise yine değerlerine yönelik yapılacak girişimlere de gereken cevabı verecektir’ anlamında söylediğini beyan etmiştir.”

“ANKARA’YA İZİNSİZ GELDİM HATALIYIM”

Müfettişler, İdris Arslan’ın oğlunun duruşması için Ankara’ya gelirken idareden izin almadığını da soruşturma sırasında belirledi. Arslan Ankara’ya izin almadan gelmesine ilişkin müfettişlere verdiği ifade de, “acil olması hasebiyle izin işlemiyle ilgili bir şey yapamadığını”, “hatalı olduğunu kabul ettiğini” söyledi.

“KINAMA” CEZASI VERİLDİ

Müfettişler hem konuya ilişkin kayıtlar üzerindeki incelemeleri hem de İdris Arslan’ın ifadesinin üzerinden yaptıkları değerlendirmede, Arslan’ın açıklamalarının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 8’nci maddesindeki “Devlet memurları, resmi sıfatlarının gerektirdiği itibar ve güvene layık olduklarını hizmet içindeki ve dışındaki davranışlarıyla göstermek zorundadır” hükmüne ile örtüşmediğini kararlaştırdı. Bu eylemin karşılığı olarak yine aynı yasanın 125’inci maddesinin “B” bendinin “d” fıkrasındaki “Hizmet dışında devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak” fili kapsamına girdiğine dikkat çeken müfettişler, İdris Arslan’ın ihlal ettiği fiile orantılı olarak “kınama” cezasına çarptırılmasını önerdi.

“Kınama” cezasının verilmesinde Arslan’ın açıklamalarının, memuriyette bulunduğu göreviyle ilgili olmayan bir olaya dayanmasının etkili olduğunu kaydedildi.

HAKKINDA SAVCILIK DA SORUŞTURMA YÜRÜTÜYOR

Raporda, İdris Arslan’ın açıklamalarının Türk Ceza Kanunu’nun “Suçu ve suçluyu övme” başlığını taşıyan 215’inci maddesine uyduğuna da işaret edilerek, bu konuda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturma açıldığı bildirildi. Başsavcılığı adli yönden işlem yürütmesi nedeniyle müfettişlerin yapacağı bir şey bulunmadığı kaydedilen raporda, disiplin cezası dışında idari yönden “bu aşamada herhangi bir işlem tayinine gerek olmadığı” bildirildi.

İZİNSİZ ANKARA’YA GELMESİ DE ELAZIĞ’DA SORUŞTURULUYOR

Raporda ayrıca İdris Arslan’ın izinsiz olarak Ankara’ya gelip oğlunun duruşmasına katılmasına ilişkin olarak da Elazığ Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nce soruşturma açıldığı anımsatıldı.

İDRİS ARSLAN NE DEMİŞTİ

İdris Arslan’ın “kınama” cezasına çarptırılmasına neden olan 12-13-14 Ağustos 2006 tarihinde yaptığı açıklamalar şöyleydi: