TBMM'de 2008 Yılı Bütçe Görüşmeleri

TBMM'de 2008 Yılı Bütçe Görüşmeleri

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren, Türk Ekonomisinde Yaşanan İyileşmenin Sadece Likidite Bolluğuna Bağlanamayacağını Belirterek, 1970'li Yıllarda da Uygun Dönemler Yaşandığını Hatırlattı. Ekren, Doğrudan Yabancı Yatırıma Yönelik Eleştirilere, "Cumhuriyet'in İlk Yıllarındaki Küreselleşme Düzeyine Bakıldığında Bu Tartışmaların Bir Anlamı Kalmadığı Görülecektir" Dedi.

TBMM'de 2008 Yılı Bütçe Görüşmeleri

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren, Türk ekonomisinde yaşanan iyileşmenin sadece likidite bolluğuna bağlanamayacağını belirterek, 1970'li yıllarda da uygun dönemler yaşandığını hatırlattı. Ekren, doğrudan yabancı yatırıma yönelik eleştirilere, "Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki küreselleşme düzeyine bakıldığında bu tartışmaların bir anlamı kalmadığı görülecektir" dedi.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu; Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Güneydoğu Anadolu Prajesi (GAP) Kalkınma İdaresi Başkanlığı'nın bütçeleri üzerindeki görüşmelerini tamamladı. Görüşmelerin sonunda milletvekillerinin sorularını cevaplayan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ekren, 1998-2002 döneminde 4 ekonomik program ortaya konduğunu ancak bu programların içerideki veya dışardaki

konjonktürden dolayı uygulanamadığını ifade etti. Enkaz edebiyatı yaparak bu dönemi gündeme getirmediklerini ifade eden Ekren, ekonomide yaşanan iyileşmenin sadece likidite artışına bağlanmasının yanlış olduğunu belirtti. Likidite bolluğunun 2002 yılında başlamadığını, bundan 5-6 yıl önce başladığını ve halen devam ettiğini kaydeden Ekren, dünya konjonktürünün uygun olduğu dönemin sadece 1998-2007 dönemi olmadığını, 1970'li yıllarda da uygun dönemler yaşandığını anlattı. Cari açığın finansman bakımından

şu an için sorun olarak gözükmediğini dile getiren Ekren, faiz ödemelerinin bütçe içindeki payının düşürülmesi noktasında doğrudan yabancı yatırımların önemli bir etken olduğunu söyledi.

Türkiye'nin sorununun finansal sermaye sorunu olduğunu dile getiren Ekren, yabancı-yerli ayrımı yapılmaması gerektiğini ifade ederek, Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki küreselleşme düzeyi ele alındığında bugünkü tartışmaların hiçbir anlamının kalmadığının görüleceğini belirtti. Ekren, yabancı sermaye girişinin yanında ulusal sermayenin güçlendirilmesine de vurgu yaptıklarına işaret etti. Güneydoğu Anadolu'nun da Türkiye'nin bir bölgesi olduğunu ifade eden Ekren, Türkiye'nin gelişmeye ihtiyacı olan her

yöresinin hükümetin ilgi alanına girdiğini bildirdi. GAP bölgesine geçen hafta bir ziyaret başlattıklarını anlatan Ekren, 3 ili ziyaret ettiğini, geri kalan 9 ile ziyaretleri tamamladığında bir eylem planı açıklayacaklarını kaydetti.

Ekonomik büyümenin tek başına işsizlik sorununu çözmeyeceğini ifade eden Bakan Ekren, 2'li yapıya uygun bir çözüm bulunması gereğine dikkat çekti. Ekren, büyümenin gelişmesinin zaten sorunu çözeceğini söyledi. Merkez Bankası'nın bağımsız bir kurum olduğunu belirten Ekren, Merkez Bankası'na bir müdahelenin sözkonusu olmadığını vurguladı. Ekren, Merkez Bankası'nın görevlerinden birinin de likidite ihtiyacı ortaya çıktığında bunu karşılamak olduğunu bildirdi. Cumhuriyet'in 100. yılına dönük projelere özel

önem verdiklerini açıklayan Ekren, Türkiye'yi dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına sokma hedefini bu performansın devam etmesi halinde Cumhuriyet'in 100. yılından önce de gerçekleştirebileceklerini söyledi.

Gelişmekte olan ülkelerin 2003-2006 dönemindeki büyüme ortalamasının yüzde 7.5, Türkiye'nin ise yüzde 7.3 olduğuna işaret eden Ekren, Çin ve Hindistan çıkarıldığında ise yükselen piyasaların büyüme ortalamasının yüzde 3.1'e düştüğünü belirtti. Yaptıkları sunumlarla herhangi bir manipülasyon olmadığını açıklayan Ekren, "Türkiye'nin neresine yatırım yapılırsa yapılsın, o Türkiye'nin yatırımıdır ve Türkiye'nin yararınadır" dedi. GAP bölgesinin özel bir bölge olduğunu kaydeden Ekren, GAP projesine

kendilerinden önce 8.1 milyon YTL yatırım yapıldığını, AK Parti iktidarı döneminde bu rakamın 11.1 milyon YTL'ye çıktığını ifade etti.

(ZÇ-OK-Y)