Bakan Işıkhan: Kültür ve sanat, çalışma hayatının kalitesini belirler
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 'Kültür ve Sanatla Huzurlu Çalışma Hayatı Sempozyumu'nda yaptığı konuşmada, kültür ve sanatın çalışma hayatında temel unsur olduğunu vurguladı ve Türkiye Yüzyılı vizyonunda güçlü bir medeniyet inşasının önemine dikkat çekti.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın işaret ettiği Türkiye Yüzyılı vizyonunda, en önemli hedeflerimizden biri, kültürüyle, sanatıyla, estetiğiyle, düşünce hayatıyla güçlenen bir Türkiye'nin inşasıdır. Zira büyük devlet olmak, böyle güçlü bir medeniyet iddiasıyla olur." dedi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu işbirliğinde, Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) Genel Müdürlüğü'nde "Kültür ve Sanatla Huzurlu Çalışma Hayatı Sempozyumu" düzenlendi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, programın açılışında yaptığı konuşmada, medeniyet anlayışlarında çalışmanın, insanın kendisini gerçekleştirmesi, helal kazanç, topluma fayda üretmek, insan onurunun korunması anlamlarına geldiğini söyledi.
İnsanın ruhu, estetik duygusu, aidiyet ihtiyacı ve anlam arayışı olduğunu belirten Işıkhan, bu nedenle kültür ve sanatın, çalışma hayatının dışındaki ikincil alanlar değil, doğrudan çalışma hayatının kalitesini belirleyen temel unsurlardan biri olduğunu ifade etti.
"Bugün dünya artık şunu konuşuyor, çok yüksek maaş almak tek başına çalışanı mutlu etmiyor. Daha modern ofisler, tek başına aidiyet oluşturmuyor. Teknolojik imkanların artması, ne yazık ki insanın huzurunu otomatik olarak artırmıyor." diyen Işıkhan, modern çağın en büyük krizlerinden birinin, insanın ruhsal yalnızlığı olduğunu dile getirdi.
"Kültür ve sanat, çalışma hayatına estetik ile beraber insana ilham veren bir ruh kazandırır"
Işıkhan, uzaktan ve hibrit çalışma modelleri yaygınlaştıkça kurumsal bağlar ve aidiyetin zayıflayabildiğine işaret ederek şu ifadeleri kullandı:
"Yapay zeka ve otomasyon ilerledikçe insanın anlam üretme ihtiyacı daha görünür hale gelmektedir. İşte bugün gerçekleştirdiğimiz bu sempozyum, tam da bu konuları doğru bir zeminde ele almayı hedeflemektedir. Kültür ve sanat, çalışma hayatına estetik ile beraber insana ilham veren bir ruh kazandırır. Sanatın olduğu yerde incelik vardır. İnceliğin olduğu yerde, empati vardır. Empatinin olduğu yerde ise huzurlu ve barışçıl çalışma iklimi bulunmaktadır. Kültür ve sanatla temas eden topluluklar ve kurumlar, sadece daha üretken değil, aynı zamanda daha özel kurumlara dönüşür. Estetik anlayışı, kültürel iklimi, insana bakışı ve çalışana verilen manevi değeri de etkilemektedir. Bu nedenle çalışma hayatını, sadece ücret politikalarıyla, istihdam rakamlarıyla ya da ekonomik göstergelerle değerlendiremeyiz. Biz, insanı merkeze alan bir anlayışla bu süreci değerlendiriyoruz. Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, son yıllarda ortaya koyduğumuz sosyal devlet anlayışının temelinde de işte bu yaklaşım bulunmaktadır. 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' anlayışı, bizim tüm sosyal politikalarımızın temelini oluşturmaktadır."
Dijitalleşme, yapay zeka, otomasyon ve teknolojik dönüşümün, birçok geleneksel mesleği dönüştürürken yaratıcılık temelli alanların giderek daha stratejik hale geldiğine dikkati çeken Işıkhan, "Tasarım, dijital sanat, oyun sektörü, animasyon, görsel medya, kültürel girişimcilik, müzik teknolojileri gibi alanlar artık yalnızca kültürel alanlara değil aynı zamanda ekonomik rekabet alanlarına dönüşmüştür. Türkiye'nin bu noktada çok büyük bir potansiyeli bulunmaktadır. Çünkü bizim çok güçlü bir medeniyet birikimimiz var. Biz Itri'nin musikisini, Mimar Sinan'ın estetiğini, Yunus Emre'nin hikmetini, Karacaoğlan'ın ruhunu, ebrumuzu, çinimizi ve hat sanatımızı taşıyan büyük bir medeniyetin temsilcileriyiz. Bu birikim, yeni nesil yaratıcı endüstrilere yön verebilecek büyük bir güçtür. Ancak burada çok önemli bir dengeyi korumamız gerekiyor. Teknoloji insanın yerine geçen değil, insanı güçlendiren bir araç olmalıdır. Yapay zeka, insan ruhunun, insan estetiğinin ve insan hikayesinin yerini asla alamaz." diye konuştu.
"Sanatçılarımız da sosyal güvenceyi ve sağlıklı, huzurlu bir yaşamı hak etmektedir"
Işıkhan, ahilik geleneğiyle şekillenmiş bir medeniyetin mensupları olarak, ustalığı, sadece teknik bir beceri olarak görmediklerini belirterek ustalığın aynı zamanda ahlak, sabır, edep ve karakter inşası olduğunu dile getirdi.
Kültür ve sanat emekçilerinin çoğu zaman proje bazlı, düzensiz ve kırılgan çalışma biçimleriyle hayatlarını sürdürdüğüne işaret eden Işıkhan, şunları kaydetti:
"Oysa sanatçı da emekçidir. Hatta en büyük emekçidir. Sanatçılarımız da sosyal güvenceyi ve sağlıklı, huzurlu bir yaşamı hak etmektedir. Bu nedenle kültür-sanat alanındaki emekçilerin sosyal güvenlik sistemine daha güçlü katılımını sağlamak için çalışmalarımızı sürdürmeye devam ediyoruz. Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın işaret ettiği Türkiye Yüzyılı vizyonunda, en önemli hedeflerimizden biri, kültürüyle, sanatıyla, estetiğiyle, düşünce hayatıyla güçlenen bir Türkiye'nin inşasıdır. Zira büyük devlet olmak, böyle güçlü bir medeniyet iddiasıyla olur."
Sempozyuma katkısı olanlara teşekkür eden Işıkhan, sempozyumun çalışma hayatına, kültür dünyasına ve ülkeye önemli katkılar sunması temennisinde bulundu.
Programda, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu Başkanvekili Prof. Dr. İskender Pala da konuştu.
Konuşmaların ardından sempozyuma katkısı olanlara plaket verildi, daha sonra sempozyuma geçildi.











