Emekliler Dertli: "Kurban Kesemiyoruz, Torunumuza Harçlık Veremiyoruz'"

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Malatya’da emekliler, yaklaşan Kurban Bayramı öncesi artan hayat pahalılığı ve düşük maaşlardan dert yanarak, bayramı bayram gibi yaşayamadıklarını söyledi. Tüm Emekliler Sendikası Malatya Şube Başkanı Bekir Erdem, emeklilerin artık torunlarına harçlık veremediğini belirtirken, emekli öğretmen Faruk Öztürk ise “Bugün artık bıçak kemiğe dayandı” dedi.

Haber : Mehmet Duran ÖZKAN / Kamera: Erdal AKBUĞA

(MALATYA) - Malatya'da emekliler, yaklaşan Kurban Bayramı öncesi artan hayat pahalılığı ve düşük maaşlardan dert yanarak, bayramı bayram gibi yaşayamadıklarını söyledi. Tüm Emekliler Sendikası Malatya Şube Başkanı Bekir Erdem, emeklilerin artık torunlarına harçlık veremediğini belirtirken, emekli öğretmen Faruk Öztürk ise "Bugün artık bıçak kemiğe dayandı" dedi.

Kurban Bayramı öncesi Malatya'da ANKA Haber Ajansı'na konuşan emekliler, düşük maaşlar nedeniyle geçinemediklerini, kurban kesmenin ise artık hayal olduğunu ifade etti.

"BAYRAMLARDA ARTIK SEVİNEMİYORUZ" TEPKİSİ

Tüm Emekliler Sendikası Malatya Şube Başkanı Bekir Erdem, bayramların artık emekliler için mutluluk değil üzüntü anlamına geldiğini belirterek şunları söyledi:

"Tabii ki bayramlar bizim için milletçe sevineceğimiz, çoluğumuzla, çocuğumuzla, torunumuzla mutlu olacağımız günlerdir. Maalesef biz artık yurdumuzda bayramlarda sevinemiyoruz. 20 bin lirayla geçinmek zorunda kalıyoruz; geçinemiyoruz, aç kalıyoruz, yoksul kalıyoruz. Bayramlar artık bizim için sevineceğimiz, mutlu olacağımız günler değil. Bilakis bayramlarda daha çok üzülüyoruz. Çünkü çoluğumuza, çocuğumuza bir bayramlık alamıyoruz. Çocuklarımıza, torunlarımıza bir harçlık veremiyoruz."

Bu ücretlerle bayram değil, artık ailemizi geçindiremiyoruz. Bu ücretler kiramızı karşılamıyor. Onun için emekliler zor durumda. Artık hükümetten de bir beklentimiz kalmadı, dediğim gibi."

"ARTIK BIÇAK KEMİĞE DAYANDI"

Tüm Emekli-Sen Malatya Şube Başkan Yardımcısı Faruk Öztürk de ekonomik sıkıntıların emeklileri dayanma sınırına getirdiğini söyledi. Öztürk şöyle konuştu:

"Tabii ki bayramlar; gerek dini bayramlar, gerek milli bayramlar benim için önemli değerler, önemli günler. Her iki bayramı da bayram tadında kutlamak, heyecan duymak istiyoruz. Komşularımızla bayramlaşmak, ziyaretler yapmak, ikramlarda bulunmak istiyoruz. Ama gerçekten bunu samimi olarak söylüyorum. Kameranın karşısında konuştuğum için söylemiyorum. Ne bayramların bayram tadı kaldı ne de biz bayramları gerektiği gibi kutlayabiliyor ve değerlendirebiliyoruz."

Bugün ayın sanıyorum 9'u. Ben bir emekli öğretmenim. Tüm samimiyetimle söylüyorum; benim cebimdeki harçlığım bitti. Daha bakın ayın 9'u, ayın üçte birini kullanmışız. Geri kalan kısmını nasıl getireceğimin hesaplarını yapıyorum. İçlerinde işsiz çocuklarımız var. Çocuklarım benden bir şey istedikleri zaman gerçekten mahcup oluyorum. Az versem onların ihtiyacını karşılamıyor, çok versem benim gücüm yetmiyor. Yani bir çıkmazdayız ki hiç sormayın.

Ben 70 yaşındayım. Daha önceki dönemlerde de, zaman zaman Türkiye'de, 2000'den önceki dönemlerde de ekonomik sıkıntılar yaşandı. Bunu inkar etmiyoruz. Ama bugünkü boyutta yaşamadık. Bugün artık bıçak kemiğe dayandı. Ülkeyi yönetenler, Sayın Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek Bey atandı. Her seferinde bir gerekçe, bir bahane uyduruyorlar. Yok iklim değişikliği, yok gökyüzüne bulutlar geldi, bu sene yağmur az yağdı. Şimdi de Ortadoğu'daki bu amaçsız, dayatmacı savaşı bahane ediyorlar. Yani bize bir çıkış bulsunlar.

Hayatımızın son dönemine geldik. Yani sabır, sabır, sabır. Ne zamana kadar sabredeceğiz? Artık bahane duymak istemiyoruz. Ümitlerle bizi ayakta tutmak istemesinler lütfen. Bu ümitler bizim karınlarımızı doyurmuyor, çocuklarımızın karınlarını doyurmuyor."

"EMEKLİLER BİR ARAYA GELMEDEN ÇÖZÜM OLMAZ"

Öğretmen emeklisi Ahmet Orhan ise ekonomik sorunların çözümü için hukuk ve demokrasi vurgusu yaptı. Orhan, şunları kaydetti:

"Benim demek istediğim; Türkiye'de bir kere hukuk ve demokrasinin düzelmesi lazım ki ekonomi de güçlensin. Yani tüm emeklilerin bir araya gelmesi gerekiyor. Emekliler bir araya gelmeden bu güç birlikteliği olmaz. Ne ekonomi elde edilebilir, ne demokrasi ne de hukuk."

Kurban kesmeyi düşünüp düşünmediği sorulan Orhan, "Hayır, param yok. Kurban kesemem. Eskiden az bir maaşla kıt kanaat geçiniyorduk. Şimdi hiç mümkün değil. Ben de bir emekliyim, geçinmem mümkün değil. Köyden yan gelirim olduğu halde" dedi.

"BİR LOKMA ET GETİRİRLERSE YERİZ"

Bir başka emekli ise kurban almanın artık mümkün olmadığını belirterek şunları söyledi:

"Değil ki kurban, ben 5 kilo peynir bile alamam. Kurban benim neyime? Para yetmez. Kurban parayla alınır. Para olmayınca ne ile alacağım ben? Emekliyim, aldığım 22 bin lira maaş. Onunla ne yapacaksın? Bir kurbanlık alamazsın. Bayram benim neyime? Birisi bir lokma getirirse yerim, getirmezse nasıl yiyeceğim para olmayınca?"

Bağ-Kur emeklisi bir yurttaş da "Ben Bağ-Kur emeklisiyim, idare edemiyoruz. 20 bin lira maaş alıyorum. Kurban kesmiyoruz. Nesimi'nin dediği gibi, neyle keselim? Para yok ki" ifadelerini kullandı.

Kaynak: ANKA
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.