E-ticaret hacminin istikrarlı ve dengeli büyümesini sürdürmesi bekleniyor

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETİD) Başkanı Hakan Çevikoğlu, e-ticarette büyümenin yalnızca hacim artışına değil, verimlilik, karlılık ve kalite odaklı bir yapıya evrildiğini belirterek, "Mobil ticaretin baskın kanal halini alması, hızlı ticaret modellerinin ana akım haline...

Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETİD) Başkanı Hakan Çevikoğlu, e-ticarette büyümenin yalnızca hacim artışına değil, verimlilik, karlılık ve kalite odaklı bir yapıya evrildiğini belirterek, "Mobil ticaretin baskın kanal halini alması, hızlı ticaret modellerinin ana akım haline gelmesi, yapay zeka destekli kişiselleştirme uygulamalarının yaygınlaşması ve lojistik altyapısındaki iyileşmelerle 2026 yılında e-ticaret hacminin istikrarlı ve dengeli bir büyüme eğilimini sürdürmesini bekliyoruz." dedi.

Türkiye'de e-ticaret pazarı, son dönemde sergilediği hızlı genişlemeyle dijital ekonomi içinde stratejik bir konuma yükselirken, e-ticaret hacminin 2025 itibarıyla 5 trilyon lira seviyesini aştığı tahmin ediliyor.

Akıllı telefon kullanımının artması, hızlı teslimat çözümlerinin yaygınlaşması ve yapay zeka temelli teknolojilerin ticaret süreçlerine daha fazla entegre edilmesiyle e-ticaret faaliyetlerinin bu yıl da kontrollü ve sürdürülebilir bir büyüme çizgisinde ilerlemesi bekleniyor.

Satış hacmindeki yükseliş, iade süreçlerini de sektörün öncelikli gündem maddelerinden biri haline getirirken, iade edilen ürünlerin yeniden satışa kazandırılması, işletmeler açısından maliyet baskısının azaltılmasına ve israfın azaltılmasına katkı sunuyor ve doğal kaynakların daha etkin kullanılmasına olanak sağlıyor.

"E-ticarette büyümenin verimlilik, karlılık ve kalite odaklı yapıya evrildi"

ETİD Başkanı Hakan Çevikoğlu, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Türkiye'de e-ticaretin son yıllarda kaydedilen güçlü büyüme ivmesiyle dijital ekonominin stratejik bileşenlerinden biri haline geldiğini belirterek, 2024'te bir önceki yıla göre yüzde 61,7 büyüyerek 3 trilyon lirayı aşan e-ticaret hacminin 2025 için güçlü bir zemin oluşturduğunu söyledi.

Çevikoğlu, "Perakende e-ticaretteki yüzde 63,7'lik artış, son 5 yılda yıllık bileşik büyümenin yüzde 85'in üzerine çıkması ve tüketici davranışlarındaki belirgin olgunlaşma, sektörün büyümesini 2025 yılında da yüksek ivmeyle sürdürmesine imkan sağlamıştır." diye konuştu.

Türkiye e-ticaret hacminin 2025 itibarıyla 5 trilyon lira eşiğini aştığını tahmin ettiklerini aktaran Çevikoğlu, "Halihazırda e-ticarette büyümenin yalnızca hacim artışına değil, verimlilik, karlılık ve kalite odaklı bir yapıya evrildiğini öngörüyoruz. Mobil ticaretin baskın kanal halini alması, hızlı ticaret modellerinin ana akım haline gelmesi, yapay zeka destekli kişiselleştirme uygulamalarının yaygınlaşması ve lojistik altyapısındaki iyileşmelerle 2026 yılında e-ticaret hacminin istikrarlı ve dengeli bir büyüme eğilimini sürdürmesini bekliyoruz." açıklamasını yaptı.

"İade oranları kategorilere göre değişiyor"

Hakan Çevikoğlu, e-ticaret platformlarında iade oranlarının ürün kategorisine ve tüketici beklentilerine bağlı olarak farklılaştığını belirterek, Ticaret Bakanlığına ait 2024 verilerine göre en yüksek iptal ve iade oranının giyim, ayakkabı ve aksesuar sektöründe gerçekleştiğini söyledi.

Onu "hava yolları", "konaklama", "spor ve outdoor", "elektronik" ile "beyaz eşya ve küçük ev aletleri" kategorilerinin izlediğini dile getiren Çevikoğlu, 2025'te de benzer durumun yaşandığını anlattı.

Çevikoğlu, e-ticarette iade edilen ürünlerin yeniden satışa sunulabilmesi konusuna değinerek, süreçlerin ürünün niteliği, ambalaj durumu, lojistik koşullar ve yürürlükteki mevzuat çerçevesinde, satıcılar ve platformlar tarafından uygulanan operasyonel değerlendirmelere göre yönetildiğini bildirdi.

Ambalaj bütünlüğü korunmuş, kullanılmamış ve yeniden satışa uygunluk kontrollerini karşılayan ürünlerin tekrar satışa sunulabildiğini anlatan Çevikoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Buna karşılık, özellikle beyaz eşya ve elektronik ürünlerde, tüketici tarafından beğenilmeme gerekçesiyle yapılan iadelerde, fabrika çıkışı ambalaj ve paketleme koşullarının iade sürecinde birebir sağlanamaması nedeniyle geri sevkiyat sırasında lojistik kaynaklı hasar riski ortaya çıkabilmektedir. Bu durum, ürünün yeniden satış kriterlerini karşılamamasına yol açarak ikinci el statüsüne düşmesine veya yeniden satış kapsamı dışında değerlendirilmesine neden olabilmektedir."

"Yenilenen ürünlere doğrudan odaklanan platformlar var"

ETİD Başkanı Çevikoğlu, hijyen gerekçesiyle iadesi mümkün olmayan ürün gruplarının iade kapsamı dışında tutulduğunu ve yeniden satış değerlendirmesine konu edilmediğini söyledi.

Ürünlerin yeniden satışa sunulamamasında "tekrar ambalajlanamaması ve mevzuatlarla ilgili" gerekçelerinde de bulunduğunu dile getiren Çevikoğlu, "Yeniden satışa sunulamayan ve ikinci el statüsüne düşen ürünler, satıcılar ve platformlar açısından ekonomik değer kaybı yaratmaktadır. Özellikle yüksek fiyatlı ürünlerde, ürünün ilk satış fiyatı ile ikinci el veya alternatif değerlendirme kanalları üzerinden elde edilebilecek değer arasında önemli bir fark ortaya oluşabilmektedir." şeklinde konuştu.

Çevikoğlu, buradaki değer kaybının çoğunlukla satıcı tarafından karşılandığını ifade ederek, bu kaybın sadece ürün bedeliyle sınırlı olmadığını, lojistik, depolama, ayrıştırma ve diğer operasyonel süreçlerden kaynaklanan ek maliyetleri de içerdiğini vurguladı.

Bu nedenle iade yönetimi ve ürünlerin yeniden değerlendirilmesine yönelik süreçlerin, e-ticarette maliyet kontrolü ve operasyonel verimlilik açısından kritik öneme sahip olduğunu kaydeden Çevikoğlu, yenilenmiş ve ikinci satış modellerinin son dönemde e-ticaret ekosisteminde ayrı bir uzmanlık alanı olarak geliştiğini, bu alana doğrudan odaklanan platformların ve iş modellerinin bulunduğunu anlattı.

Çevikoğlu, söz konusu modellerin iade edilen, ambalajı açılmış, yenilenmiş ya da doğrudan ikinci el niteliği taşıyan ürünlerin kontrollü ve güvenli biçimde yeniden ekonomiye kazandırılmasını amaçladığını belirterek, "Bu uygulamalar, bir yandan kaynak verimliliği ve sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlarken, diğer yandan tüketicilerin daha uygun fiyatlı ürünlere erişimini mümkün kılmakta ve ekonomik ömrünü henüz tamamlamamış ürünlerin kontrollü biçimde yeniden dolaşıma girmesini sağlamaktadır." diye konuştu.

Kaynak: AA / Yunus Türk - Ekonomi
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.