Piyasalarda Yıl Sonuna Doğru…
Piyasalar için oldukça hareketli bir yılın tamamlanmasına az bir süre kala, tansiyonun hala yüksek seviyelerde olduğunu görüyoruz. Hem yurtiçi tarafta yaşanan siyasi ve ekonomik gelişmeler hem de küresel ekonomideki zayıf görünüm piyasaları, en başta da yatırımcıları yormuş durumda.
Beş ay öncesine gidecek olursak, 7 Haziran seçimlerinin koalisyona işaret etmesiyle siyasi çalkantı piyasalarda büyük bir belirsizlik ortamı yaratmış, bu belirsizlik ise piyasalara olumsuz yansımıştı. Hatırlanacağı üzere, Haziran seçimleri sonrasında koalisyon görüşmeleri başlamış ancak bir sonuca ulaşılamamıştı. Parti liderleri arasında başlayan koalisyon görüşmeleri de olumsuz sonuçlanmış ve 1 Kasım tarihinde 26. Dönem milletvekili genel seçiminin yapılmasına karar verilmişti.
1 Kasım’da gerçekleştirilen seçimin tek parti iktidarına işaret etmesi, politik istikrarsızlığı ortadan kaldırdı ve yurtiçi piyasalar üzerindeki baskının büyük bir bölümü atılmış oldu. İç piyasa, üzerinde risk oluşturan bu belirsizliği attı ancak gözler yeni kurulan hükümet ile birlikte yeni gündem maddelerine çevrildi. Başta ekonomide beklenen yapısal reformlar, önümüzdeki günlerde ekonomi kabinesinin hangi isimlerden oluşacağı, ekonomi politikalarının nasıl yönlendirileceği, rating kuruluşlarının değerlendirmeleri piyasaların yıl sonuna kadar geçen sürede nasıl bir seyir izleyeceğinde kritik önem taşıyor. Oldukça zorlu bir dönemden geçen piyasaların yönünde etkili olabilecek bir diğer gelişme ise FED’in 15-16 Aralık tarihlerinde gerçekleştireceği yılın son toplantısında faiz artırım hamlesinin yapılıp yapılmayacağı. Aynı zamanda Çin ekonomisinin daha fazla zayıflayacağı endişesi küresel piyasalarda endişe konusu olmaya devam ediyor.
Yurtiçinde politik risk giderildi ancak piyasalar üzerinde kara bulutlar dolaşmaya devam ediyor. Yılsonuna kadar geçen sürede yeni ekonomi politikalarının nasıl şekilleneceğini bekleyip göreceğiz. Diğer yandan Türkiye’yi yakından takip eden uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarından gelen açıklamalarda önemle takip ediliyor olacak. Hatırlamak gerekirse, seçim sonrasında değerlendirmelerde bulunan Fitch Ratings, "Politika belirsizliğinin ve öngörülemezliğin çözülmesi, reformların uygulanması, sürdürülebilir büyümenin desteklenmesi, dış hassasiyetleri azaltacak bir yeniden dengelenme ülke reytingi için pozitif olur" ifadelerini kullanmış ve genel seçimin sonucunda azalan belirsizliğin doğrudan politik riskte azalma anlamına gelemeyebileceğinin de altını çizmişti. Diğer taraftan seçim sonrası not değerlendirmesinde bulunan S&P, Türkiye'nin BB+ olan kredi notunu teyit ederek görünümü de negatif olarak koruduğunu belirtmiş ve Türkiye ekonomisine dair çok da iç açıcı açıklamalarda bulunmamıştı. Sırada ise “sıfırcı hoca” Moody’s var. Kuruluş 4 Aralık’ta Türkiye’nin kredi notuna dair değerlendirmelerde bulunacak.
İç piyasada hal böyleyken, dış piyasada yaşanan gelişmeler de piyasalarda etkisini hissettiriyor. Başta Amerika Merkez Bankası FED’in faiz adımları ve Çin ekonomisinin yarattığı büyüme kaygıları global ölçekte belirsizliğin devam etmesine neden oluyor. Gerek FED yetkililerinin açıklamaları gerekse makro veriler FED’in Aralık ayı toplantısından faiz hamlesinde bulunacağı beklentisini güçlendiriyor. Ancak faiz artırım sürecinde Çin ekonomisindeki gelişmeleri de dikkate alan FED’in, son gelen olumsuz verileri de dikkate alacak olursa, işi zor görünüyor. Hele ki son açıklanan istihdam rakamlarındaki iyileşme önümüzdeki dönemde istikrar göstermezse, piyasada faiz artırımının 2016 yılına erteleneceği beklentisi oluşabilir. Faiz çıkmazının sarpa sardığı bu tablo, en azından kritik toplantıdan karar çıkıncaya kadar özellikle de kur tarafında belirsizliğin fiyatlanacağı günleri de beraberinde getirebilir.
Yılın son toplantısını Aralık ayında gerçekleştirecek olan FED’in faiz hamlesinden kaçınması ve 2016 yılına ötelemesi ihtimalinde Türk Lirası’nda seçim sonrası başlayan bahar havası kaldığı yerden devam edebilir ve kurda 2.75-2.80 aralığında fiyatlanmalar görebiliriz. Ancak tersi senaryoda, yani faiz artırımının gerçekleşmesi durumunda kurda rallinin önü açılabilir ve yeni rekor seviyeleri konuşmaya başlayabiliriz. Bu gelişmeleri borsa açısından değerlendirecek olursak, Amerika Merkez Bankası FED’den faiz artırım sürprizi gelmediği ve Çin ekonominin toparlanmaya işaret eden veriler açıklaması senaryosunda Borsa İstanbul yılı 90 bin seviyesi üzerinde tamamlayabilir. Ancak FED’in yılın son toplantısında faiz artırım hamlesini kullanması ve Çin tarafındaki olumsuz gelişmelerin devam etmesi borsadaki olumlu havayı bozabilir.