TCMB Başkanı Karahan, enflasyonun yüzde 75'ten 30'lara düşmesini kazanım saydı
Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekleTCMB Başkanı Fatih Karahan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda milletvekillerinin sorularını yanıtladı. Enflasyonun yüzde 75'ten 30'lara düşmesini kazanım olarak nitelendiren Karahan, dezenflasyon sürecinin bugün yaşanan sorunlara yönelik tek kalıcı çözüm olduğunu söyledi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, ekonominin sağlıklı bir yapıya kavuşmasının ancak düşük ve öngörülebilir bir enflasyonla mümkün olacağını belirterek, "Dezenflasyon süreci Türkiye'ye maliyet yüklemek için değil, bugün yaşanan sorunlara yönelik tek kalıcı çözüm olduğu için uygulanıyor." dedi.
Karahan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Ciddi iç ve dış şokların yaşandığı bir sürecin geride kaldığını anlatan Karahan, enflasyonun yüzde 75'ten 30'lara düşmesinin bir kazanım olduğunu ancak hedeflenen düzeye henüz ulaşılamadığını söyledi.
Karahan, söz konusu durumun nedenlerine değinerek, kira ve eğitim gibi kalemlerdeki katılık ve ataletin tahminlerin üzerinde seyrettiğini, para politikasının aktarım mekanizmasının ise beklenenden daha yavaş işlediğini kaydetti.
Süreçte dışsal faktörlerin de etkili olduğunu vurgulayan Karahan, "Depremin getirdiği harcamaların yanı sıra altın fiyatlarındaki hızlı artış ile gıda ve enerji kaynaklı arz yönlü şoklar beklentileri olumsuz etkiledi. Bu şoklar faizi daha uzun süre yukarıda tutmamıza yol açıyor. Sıkı para politikası olmasaydı şu an çok daha yüksek enflasyon seviyelerini konuşuyor olurduk." değerlendirmesinde bulundu.
"Dezenflasyon yaşanan sorunların tek kalıcı çözümü"
Mevcut dönemin 2001-2005 dönemiyle kıyaslanamayacağını belirten Karahan, o yıllarda küreselleşmenin fiyatları aşağı çektiği "Great Moderation" döneminin yaşandığını, günümüzde ise jeopolitik riskler, emtia fiyatları ve sıklaşan arz yönlü şokların hakim olduğu çok daha farklı bir küresel tablonun bulunduğunu dile getirdi.
Karahan, 2025 yılı enflasyon dinamiklerinde talep koşulları, çıktı açığı, jeopolitik gelişmeler, altın ve emtia fiyatları ile kuraklık ve don olaylarının etkili olduğunu belirterek, 2026 yılı enflasyon muhasebesinin 2027 başında yayımlanacak Enflasyon Raporu'nda detaylandırılacağını aktardı.
Enflasyonla mücadelenin kaçınılmaz bir maliyeti bulunduğuna dikkati çeken Karahan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Sıkı para politikası başlangıçta ekonomik aktiviteyi bir miktar yavaşlatabilir, ücretli çalışanlar ve reel sektör için zorluklar yaratabilir. Süreç uzadıkça Hazine bunu faiz yükü olarak yaşar, reel kesim ve sanayide farklı etkiler görülür. Bütün bu maliyetlerin farkındayız. Ancak tüm paydaşlarıyla ekonominin sağlıklı bir yapıya kavuşması ancak düşük ve öngörülebilir bir enflasyonla mümkündür. Dezenflasyon süreci Türkiye'ye maliyet yüklemek için değil, bugün yaşanan sorunlara yönelik tek kalıcı çözüm olduğu için uygulanıyor."
Karahan, Döviz Dönüşüm Desteği'ndeki düzenlemelere ilişkin de bilgi vererek, destek oranının yüzde 3 seviyesinde korunduğunu, destek oranını artırmak yerine erişimi kolaylaştırdıklarını ve kaynak dağılımını daha verimli kılmak için değişiklikler yaptıklarını, temel amaçlarının ise sağlanan toplam desteği artırmak olduğunu söyledi.
Döviz almama taahhüdünün kaldırılarak yerine "likidite pürüzsüzleştirme" koşulunun getirildiğini bildiren Karahan, "Katma değer artı işçilik maliyeti üzerinden yeni bir modele geçtik. Böylece hem katma değerli sektörleri hem de istihdam yoğun sektörleri desteklemeyi ve doğrudan imalatçı firmaların bu imkandan daha fazla yararlanmasını sağladık." dedi.
Karahan, küresel ticaretteki zayıf büyüme ve artan korumacılık politikalarının dış talebi baskıladığına işaret ederek, Türkiye'de yüksek katma değerli, teknoloji yoğun sektörlere ve hizmet ekonomisine geçişin söz konusu olduğunu dile getirdi.
Zenginleşen ekonomilerde hizmet talebinin arttığını hatırlatan Karahan, şöyle konuştu:
"OECD ortalamasında hizmet ekonomisinin payı yüzde 74 civarındayken, ülkemizde şu anda yüzde 58 seviyesindedir. Öte yandan, sunumlarımızda hiçbir zaman sadece manşet işsizlik verisini kullanmıyoruz. Merkez Bankası olarak tüm iletişimimizde manşet işsizlik ile atıl işsizlik verisini birlikte ele alıyor, hareketlerini beraber değerlendiriyoruz."
(Bitti)










