Kaçakçının Karanlıkta Ölümle Dansı

30 Aralık 2011 08:52

Sınır köylerinin bir numaralı geçim kaynağı olan kaçakçılığı Haberler.Com editörü Bilal Teymur sizler için araştırdı.

Kaçakçının Karanlıkta Ölümle Dansı

29 Aralık 2011 Perşembe sabahı Türkiye'nin Irak sınırında PKK'lı sanılarak tek seferde öldürülen yaklaşık 40 kişi, aslında zaten var olan, ama çok az dikkat edilen bir konuyu Türkiye gündemine getirdi:

"KAÇAKÇILAR!"

Peki kim bu kaçakçılar? Neden kaçakçılık yapıyorlar? Malları nasıl alıp, nasıl satıyorlar? Mal alışverişlerinde nelerle karşılaşıyorlar? Muhabirimiz Bilal Teymur Türkiye'nin doğu sınırına gitti. Bölge insanı ile görüşen muhabirimiz kaçakçılıkla ilgili çarpıcı detaylara ulaştı.

İŞTE HABERLER.COM FARKI İLE "A'DAN Z'YE KAÇAKÇILIK" GERÇEĞİ...

Sınır köylerinde kaçakçılık katırlarla yapılıyor. İran ve Irak'a gönderilen katır sayısı kişilerin maddi durumuna göre değişiyor. Sonraki aşamalarda kaçakçılık sınır ilçelerindeki herkese para kazandırıyor, hatta dev bir ticaret hacmi oluşturuyor. İran'dan getirilen sigara hatta kimi zaman "ambulansla" taşınıyor merkeze.

ÖLÜMLER SADECE PKK SEBEPLİ DEĞİL

Kaçakçılık ölümleri Perşembe günkü gibi toplu olmadığı için çok dikkat çekmiyor; ancak geriye dönüp baktığımızda kaçakçılığa giderken öldürülen insanların sayısının hiç de az olmadığını görebiliriz. Ölümler, sadece terör örgütü PKK'ya yönelik operasyonlar sebebiyle değil, yeri geldiğinde ülkelerin kaçakçılara karşı bir gözdağı niteliğinde olması için yaşandı. Ülkeler bu şekilde kaçakçılara gücünü gösterdi. Kurşundu o güç…

Son yıllarda Türkiye'de 14 – 28 yaş arası çok sayıda insan, tek geçim kaynakları olan kaçakçılık uğruna hayatını kaybetti. Niceleri sakat kaldı, kör oldu... Arkada gencecik dul kadınlar, küçük çocuklar, acılı anne babalar kaldı.

KAÇAKÇILIK DÜN VARDI, BU GÜN VAR, YARIN YİNE OLACAK!

Mal kaçakçılığının amacı gümrük vergisi ödememek ya da ülkede satılması yasak malı satıp yüksek kâr elde etmek oldu. Yöntemleri ise ulaşım araçlarının değişmesi dışında hemen hemen hep aynı kaldı. Kaçakçılığın yolunu bulanlar genellikle kısa zamanda çok paralar kazandı. Ama uzun bir süre ele alındığında bu insanların geçimlerini bu yolla sağladıkları görülüyor. Kaçak getirdikleri malları yasal yollardana getirmek ciddi oranda vergi ödemek demek. Zaten fakir olan bu halk 3 - 5 liradan öteye geçemeyen bu vergileri ödemek zorunda kalmamak için bu yola başvuruyor. Bu yüzden burada yaşayan vatandaşlar "kaçakçılık dün vardı, bu gün var, yarın yine olacak" diyor.

NEDEN HEM SUÇ HEM DE TEHLİKELİ OLMASINA RAĞMEN KAÇAKÇILIK YAPIYORLAR?

Bu insanların tek geçim kaynağının kaçakçılık olmasının da nedenleri var. En başta bölgede yaşanan terör olayları. Terör nedeni ile başlatılan operasyonlar sonucu insanlar tarlalarını, meralarını kullanamıyor. Hayvanlarını otlatamıyor. Hayvancılık yapamayan bu insanlar tarımla da uğraşamıyor haliyle. Geriye ise iki seçenek kalıyor. Ya yurtlarından, doğup büyükleri topraklarından olacaklar, uzaklara gidecekler ya da kaçakçılık yaparak ailelerinin geçimlerini sağlayacak.

Devlet kaçakçılığa göz yumunca haliyle burada yaşayan insanlar topraklarını terketmek yerine kaçakçılığa başlıyor.

KAÇAKÇILIĞIN CEZASI NE?

Türkiye'de motorlu araçlarla olmayan, sadece geçimi sağlayacak kadar olan kaçakçılık vakalarında caydırıcı niteliklte bir ceza uygulanmıyor. Kaçakçılık yaparken yakalanan kişiler ya hemen serbest bırakılıyor, ya da gözaltına alındıktan sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılıyor.

"BİR GECEDE 5 BİN KATIR GEÇTİ"

"Başkale'nin bir köyündeyiz. Gece sabaha doğru çok yoğun ayak sesleriyle uyandım, o gece tam 5 bin katırı İran'a kaçakçılığa göndermişler…" İsmini, mesleğini, kim olduğunu yazmamızı istemeyen biri anlatıyor bu olayı. "Kaçakçılık çoğu köylünün zorunlu geçim kaynağıydı ama az da olsa bazı insanlara çok para kazandırdığı da oldu" diyor ve ekliyor bu vatandaşımız: "BURADA HER EVDEN BİR KİŞİ İKİ İŞE GİDER GİBİ KAÇAKÇILIĞA ÇIKIYOR! BUNU DEVLETİN BİLMEMESİ MÜMKÜN DEĞİL."

Türkiye'nin doğu sınırındaki bir köyünde İran'a gidileceği zaman kafileye katılacağını söyleyenler sözleştikleri saatte meydanda toplanıyor. Katırlar hazırlanıyor, sınır köylerinden bir gidiş geliş ortalama 2 saat tutuyor. Katırların karşıya gidip geldiği yollar dağların, tepelerin arası ve patika yollar.
"YOL ALMAK" KATIR BAŞI 5 LİRA

Yolları iyi bilen biri öncü olup kafileye rehberlik ediyor. Sınırdaki mayınlı araziler çoktan temizlenmişse de yerleri tam bilinmediği için hâlâ mayın var. Bu yüzden öncü, güzergahı MAYININ EN AZ OLABİLECEĞİ YERLERe göre çiziyor. Bu işte "yol almak" diye bir kavram var. Kaçakçılığı bazen ya iki tarafın askerlerine, ya da sadece bir tarafın askerlerine rüşvet vererek yapıyorlar. Miktar genelde katır başına 5 lira oluyor. Bedelini ödeyince "yol alıyorsunuz"; ya da dağların, tepelerin arasından kimseye görünmeden gidiyorsunuz. Ne oluyorsa oluyor sonra, bazen sınırdaki askerler ateş açıyor, bazen mayın patlıyor!

Köyün büyüklüğüne ve kişilerin maddi durumuna göre katır sayısı değişiyor. Mazota gidilecekse her katır sırtında 70'er litreden 2 celikan (mazotun, benzinin ya da gaz yağının doldurulduğu depo) oluyor. Eğer sigara getirilecekse bir katır toplam beş yüz paket sigara yükleniyor. Getirilen mal köylerde depolara konuluyor. Daha sonra kamyonlar vasıtasıyla il ve ilçe merkezlerine götürülüyor. Sınırda bulunan köylüler kendi köylerine en yakın İran köyüne gidiyor. Her hane karşı taraftan bir haneyle anlaşarak, mazotun veya malın durumuna göre her gün ya da iki günde bir gidip malı alıyor. Mazot ya da mal çoksa, bir gecede bir katırı tam 4 kez komşu ülkeye gönderen de oluyor. Eğer mazot alınacaksa İran'ın dolu, Türkiye'nin boş celikanları takas ediliyor, alışveriş hızlı olsun diye… Bazen de mazotu İranlılar getiriyor, celikanlar Türkiye'de takas ediliyor. Mazotu İranlılar getirirse maliyet artıyor; Türkiyeliler giderse daha ucuz oluyor. Getirilen mal köylerde depolara konuluyor. Daha sonra kamyonlar ve tankerler vasıtasıyla il ve ilçe merkezlerine götürülüyor. Van'da bütün bunları anlatanlardan biri bir tanıdığının, bir gecede 17 bin lira kazandığına şahit olduğunu söylüyor. Bu ticaretten İran'daki köylüler, Türkiye'deki köylüler, kamyon şoförleri, mazotu ya da sigarayı son kullanıcıya satan kişilerin hepsi ve hatta bu alışverişlerin yapıldığı sınır ilçelerinin tüm halkı para kazanıyor.

"KAÇAKÇILIK BİR ZAMANLAR İLÇENİN TAMAMINI İLGİLENDİRİYORDU"

Van'ın Özalp İlçesi… Sınıra otuz iki kilometre uzaklıkta. Tam 12 köyünde kaçakçılık yapılıyor. Buraya 5 yıl önce gitmekle bu gün gitmek arasında büyük farklılıklar var. Çünkü kaçakçılık eskiden sadece komşu ülkeden mal alıp onu Türkiye'de satanlarla ilgili bir iş değildi, ilçenin tamamını ilgilendiriyordu. Kaçakçılık bu sınır ilçesinde çok büyük bir ticaret hacmi oluşturmuştu. Kaçak malı almaya gelenler bu ilçenin esnafından alışveriş yapıp, bu ilçenin kafesinde çay içip, bu ilçenin servisinde arabasını tamir ettiriyordu. Böyle anlatıyor Özalp esnafı eski günleri, anlattıkça açılıyor… Ancak çoğu "İSMİMİZİ, KİM OLDUĞUMUZU YAZMAYIN" demekten de geri durmuyor.

"BİR GÜNDE SATILAN TELEFON VE KONTÖRLERİN SAYISI YOKTU"

Örneğin telefon ve kontör satışı yapan küçük bir dükkân bile ihya olmuş. Her gün onlarca telefon, binlerce kontör ve yüksek miktarlarda fatura, alıcılarla satıcılar arasındaki yoğun iletişimin sonucu olmuş çünkü.

Bu hacmi elbette sadece arabasının deposunu doldurmaya gidenler sağlamıyormuş. Bu işin bir de "toptan satışı" varmış. Kaçak sigaranın sınır ilçesindeki satışının tamamı toptanmış. Sonrasında Van, Hakkari, Muş, Bitlis'e kadar uzanıyormuş bu toptan satışlar. Vanlı bir esnaf şunu söylüyor: "Hiç abartmıyorum, ben mazotun İstanbul'a kadar bile gittiğini gördüm."

ÖZEL AMBULANSTAN HASTA DEĞİL, KAÇAK SİGARA ÇIKTI

Bu gün bile Van'ın merkezinde seyyar sigara satıcıları görürsünüz. Her taraflarından belli ederler "kaçak sigara" sattıklarını. Yanlarına gidip pazarlık yaparsınız, eğer karton alacaksanız "Abi 10 dakika bekle" derler, gözden kaybolurlar ve siyah poşet içinde istediğiniz marka ve miktar sigarayı getirirler size.

Buraya kadar olan kısımda belki de en ilginç yöntemler kaçak sigaraya aittir. Örneğin 23 Aralık 2010 günü medyaya düşen bir haberde Van'ın Başkale ilçesinde bir ambulansın içinde 20 bin paket kaçak sigara yakalandığı yazıldı.

Bir başka haber ise Van'ın Gürbulak ilçesinden: "Düğün konvoyunda 3 bin 500 paket sigara kaçakçılığı" 16 Temmuz 2011 tarihinde gazetelerde geniş yer bulan habere göre Van'dan Kars'a giden bir tanker durdurulmuş, yapılan aramada tankın içinde kaçak sigara bulunduğu tespit edilmiş. Bu kez miktar 5 bin 500 paket. Sigaraların yurda sokulduğu ülke ise yine İran...

"AĞLAMAKTAN HER YERİM HASTA OLDU"

"Bu işin içinde sadece para yok, ölüm var, gencecik hayatların kararması var" dedik başlarken yazımıza… Katırların ortalama 2 saat içinde İran'a gidip gelmesi anlatıldığı kadar kolay olmuyor. Kaçakçılığı her yapanda zengin olacak kadar sermaye ve katır olmuyor. PERŞEMBE GÜNKÜ "ULUDERE" OLAYI HARİÇ SADECE VAN'DA SON 2 YILDA YAŞLARI 17 – 24 ARASI DEĞİŞEN 28 KAÇAKÇI ÖLDÜRÜLDÜ, OTUZA YAKIN YARALI VAR. Hayatının baharında bir celikan mazot için ölen insanların geride bıraktığı kocaman acılar var. Geride henüz ilkokul çağında bile olmayan çocuklar, çok genç yaşta dul kalmış kadınlar, bazen de "OĞLUMUN ÜZERİNE HER GÜN AĞLAMAK HER YERİM HASTA OLDU" diyen bir anne var.

Yarın yayınlayacağımız ikinci haber zengin olmak için değil, geçinmek için kaçakçılık yaptıklarını söyleyen insanların anlattıklarından oluşuyor. Onların gerçek bir drama dönüşen hayat hikâyelerini ve sigara ve mazot kaçakçılığının nasıl gerçekleştiğinin devamını, zaman zaman kendi ağızlarından yaptıkları anlatımla okuyacaksınız.

KAÇAKÇILARIN ÖYKÜSÜNÜ ANLATAN, 1987 YAPIMI FİLMİN HABERİ BURADA... TIKLAYIN

Haber: Kaçakçının Karanlıkta Ölümle Dansı