Mustafa Burak Aydın Yazıları

Mustafa Burak Aydın

Ölüm ve merak

15.03.2026 01:46
Haber Detay Image

Hala okumadıysanız, MS 160 ile MS 180 yılları arasında Roma İmparatoru Marcus Aurelius'un yazdığı ve günümüzde "Kendime Düşünceler" adıyla yayınlanan günlüğünü mutlaka okumanızı tavsiye ederim.

Özellikle son dönemlerde haberlerin temel kaynaklarından biri olmaya başlayan ve insanların canlı yayında, sahnede, kameralara takılan ölüm anına ait görüntüler niye bu kadar ilgi çeker ve merakımızı uyandırır diye merak ederken aklıma gelen bir kitap.

Özellikle insan psikolojisinin, yaşarken ölüme ve gizemine duyduğu merak, ölümün belirsizliği ve o gizem ile belirsizliği, kendini güvende hissetmek için, evcilleştirme çabasından kaynaklandığını düşünüyorum.

Aurelius günlüğünün dördüncü kitap beşinci bölümünde şöyle der "Ölüm de tıpkı doğum gibi doğanın bir gizemidir; aynı öğelerin bir araya gelmesi ve sonra yeniden aynı öğelere ayrılmasıdır. Kısacası, utanılacak bir yanı yoktur; çünkü akıllı bir varlığın yapısına aykırı değildir ve kendi oluşum mantığımıza ters düşmez."

Bir başkasının ölümünü izlemek, hayatın belki de en korkutucu ve ürpertici yasasını anlamak, tanımak ve gizeminden arındırarak yaşamın her anında, mücadele ettiği ve savaştığı ölümü, somut bir şekle büründürerek kendini güvene almak arzusundan kaynaklanıyor.

Bir dönem ne ararken karşıma çıktı hatırlamıyorum şimdi ama gerçek ölüm görüntüleri mealinde bir isimle karşıma yasaklı bir belgesel çıkmış, kimi bir timsaha yem olurken, kimi kurşunla vurulurken ve daha bir çok türde, insanın öldüğü ana ilişkin gerçek ölüm görüntülerinden oluşan bir belgeseli büyük bir merakla izlemeye başlamış ama sonunu getirememiştim.

Belli ki medya kuruluşları da bu merakı keşfetmiş olacak ki olduk olmadık, ünlü ünsüz insanların ölürken ki anlarını haber formatında bize izletmeye ve buradan ziyaretçi toplamaya başladı.

Elbette yukarıdaki gerekçe, ölüme tanıklık etme arzusunun tek başına kaynağı değildir. Bazen başkasının ölümünü izlerken, kişi kendisinin hala hayatta olmasından duyduğu o güven ve rahatlama duygusunun ihtiyacından da kaynaklanıyor.

Bazen de insan, yaşamın sınırı olarak gördüğü ölüme, sınıra yaklaşıp, yaşamı ve güvenliğini riske atmadan o heyecanı yaşamak arzusuyla da izliyor.

Ama hepsi bir yana, hangi psikolojik ve sosyolojik gerekçeyle olursa olsun ölümü bütün çıplaklığı ve gerçekliğiyle izlemeye çalışmak hastalıklı bir halin yansımasıdır diye düşünüyorum.

Onun içindir ki bu hastalığı, pandemik bir forma büründürmeden törpülemek ve insanlığı bundan korumak için yasak ve sansür taraftarıyım.

Onun içindir ki ticari hedeflerimize ulaşmak için insani hedeflerimizi gözden çıkarmamalı, ziyaretçi sayısını hastalıklarımız üzerinden arttırmaya çalışmaktan vazgeçmeliyiz.

Yazarın Tüm Yazıları