Doç. Dr. Serdar Samur Yazıları

Doç. Dr. Serdar Samur

Paslı somun: ortadoğu’nun açılmayan kilidi

15.03.2026 15:34
Haber Detay Image

Bazı tamirciler vardır; çekici eline alır ve "vur açılır" der.

Bazıları ise metalin kırılganlığını bilir, daha temkinlidir.

Ortadoğu'da yıllardır süren İran–İsrail–ABD gerilimi tam da böyle bir tamirhaneyi andırıyor.

Ortada yıllardır açılmaya çalışılan paslı bir somun var.

Üzerine defalarca anahtar takılmış, zaman zaman çekiçle vurulmuş, arada pas sökücü dökülmüş ama bir türlü gevşememiş bir somun.

İran meselesi tam olarak böyle bir şey.

Üstelik bu sıradan bir pas değil.

Katman katman birikmiş bir tarih.

En altta 1979 Devrimi'nin ideolojik tabakası var.

Onun üzerinde İran-Irak Savaşı'nın bıraktığı güvensizlik.

Sonra yıllarca süren yaptırımların oluşturduğu ekonomik oksitlenme.

Ve en üstte nükleer program krizi.

Her katman biraz daha pas, biraz daha sıkışma demek.

Bugün bu somunu açmaya çalışan aktörlere baktığınızda iki farklı tamir yöntemi görüyorsunuz.

İsrail, eski usul bir tamirci gibi davranıyor.

Onlara göre çözüm basit: Çekiç.

"Vurursun, gevşer."

İran içindeki suikastlar, siber saldırılar, gizli operasyonlar…

Bunların hepsi aslında o çekicin küçük darbeleri.

ABD ise iki yöntem arasında gidip geliyor.

Bazen eline pas sökücü alıyor.

2015'teki nükleer anlaşma gibi.

Bazen de çekici kapıp vuruyor.

2018'de anlaşmadan çekilmesi ve "maksimum baskı" politikası bunun en açık örneği.

Trump döneminde Süleymani suikastiyle indirilen darbe,

somunu gerçekten gevşetti mi?

Ortadoğu'nun kanlı tarihi başka bir şey söylüyor:

Somun gevşemedi, daha da sıkıştı.

Peki diplomasi?

Diplomasi aslında o meşhur pas sökücü.

Doğru zamanda sıkıldığında metal yavaş yavaş gevşer.

Obama döneminde somun hafifçe kıpırdamıştı.

Ama sonra gelen yönetimler somunu tekrar çamura attı.

Pas yeniden kalınlaştı.

Bugün gelinen noktada metal öyle oksitlenmiş durumda ki

belki de artık kimyasal reaksiyon bile vermeyecek.

İşte asıl tehlike burada.

Paslı bir somuna çekiçle vurduğunuzda iki ihtimal vardır.

Ya açılır.

Ya da kırılır.

Ortadoğu'da ilk ihtimal neredeyse hiç görülmez.

İkinci ihtimal ise korkutucu.

Somun kırılırsa ne olur?

Dişleri sıyrılmış, işe yaramaz bir metal parçası.

Siyaset diline çevirelim:

• İran'da rejim çöküşü

• Bölgesel savaş

• Milyonlarca yeni göçmen

• Mezhep çatışmaları

• Tüm bölgeyi saracak bir yangın

Ve bu yangının nereye sıçrayacağını kimse bilemez.

Tamircilerin çoğu bir şeyi unutuyor.

Bazen paslı bir somun açılmak istemez.

Çünkü o pas aynı zamanda bir koruma tabakasıdır.

Altındaki metalin dış dünyaya karşı ne kadar dayanıklı olduğu bilinmez.

İran rejimi de yıllardır bu pasın içinde kendine bir yaşam alanı kurdu.

Yaptırımlara rağmen ayakta kaldı.

Baskılara rağmen bölgesel etkisini artırdı.

Şimdi İsrail o somunu zorla sökmek istiyor.

ABD ise bir elinde çekiç, bir elinde pas sökücü kararsız duruyor.

İran ise pasın içine daha da gömülmüş durumda.

"Buradayım" diyor.

"Açamazsınız."

Peki doğru yöntem ne?

Belki de ne çekiç…

Ne de pas sökücü.

Belki de o somunu olduğu haliyle kabul etmek.

Ama Ortadoğu'da böyle bir lüks yok.

Hiç kimse mevcut durumu kabullenmek istemiyor.

Herkes sistemi değiştirmek, dönüştürmek,

kendi çıkarına göre yeniden şekillendirmek istiyor.

Sonuç?

Ortadoğu tamirhanesinde yankılanan çekiç sesleri…

Her darbe metali biraz daha ısıtıyor.

Biraz daha kırılgan hale getiriyor.

Ve o gün gelip de somun kırıldığında

herkes aynı cümleyi kuracak:

"Biz zaten uyarmıştık."

Ama o zaman iş işten geçmiş olacak.

Belki de baştan beri gerçek şuydu:

O paslı somun açılmak için değil, kırılmak için vardı.

Tıpkı Ortadoğu'nun kaderi gibi.

Yazarın Tüm Yazıları