Zirve Yayınevi Davasında 5. Duruşma

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Malatya'da Zirve Yayınevi'nde 3 Kişinin Öldürülmesiyle İlgili 7 Sanığın Yargılanmasına Devam Ediliyor. Duruşmada İfadesi Alınan Cuma Özdemir'e Cumhuriyet Savcısı, Cezaevine Neden Sim Kart Soktuğunu Sordu. Olayın Kilit İsmi Emre Günaydın'ın Avukatı İse Yaş Tespiti Talebinde Bulundu.

Malatya'da Zirve Yayınevi'nde 3 kişinin öldürülmesiyle ilgili 7 sanığın yargılanmasına devam ediliyor. Duruşmada ifadesi alınan Cuma Özdemir'e Cumhuriyet savcısı, cezaevine neden sim kart soktuğunu sordu. Olayın kilit ismi Emre Günaydın'ın avukatı ise yaş tespiti talebinde bulundu.

Malatya'da 18 Nisan 2007 tarihinde Zirve Yayınevi Şubesi'nde Alman uyruklu Tilman Geske ile Necati Aydın ve Uğur Yüksel'i öldürmek suçundan "silahlı terör örgütü kurmak, örgüt yöneticisi olmak, terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde birden fazla adam öldürmek, iş yeri dokunulmazlığını bozmak" iddiasıyla tutuklu yargılanan Emre G., Salih G., Cuma O., Abuzer Y. ve Hamit C. ile "terör örgütüne yardım ve yataklık" suçundan tutuksuz yargılanan Kürşat K. ve Mehmet G., 5. kez mahkeme önüne çıktı.

Duruşma başlamadan önce mahkeme başkanı dosyaya giren yeni evrakları okudu. Reddi hakim talebinin Diyarbakır Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi'nce reddedildiğine dair kararın geldiği belirtilirken, olayın kilit ismi olduğu iddia edilen Emre Günaydın'ın avukatı ise Günaydın'ın olay tarihinde 18 yaşından küçük olduğunu iddia ederek yaş düzeltilmesi talebinde bulundu. Mahkeme başkanı, gelen tüm sanıklardan sadece Cuma Özdemir'in kalmasını isteyerek diğerlerini salon dışına çıkardı.

Duruşmada ilk kez ifade veren Cuma Özdemir, üniversiteye hazırlanmak amacı ile Darende ilçesinden Eylül 2006'da Malatya'ya gelip yurda yerleştiğini söyleyerek arkadaş grubu içinde en son Emre Günaydın ile tanıştığını belirtti. Emre'nin yurtta kalırken, kendilerine misyonerlikle ilgili bilgi verdiğini anlatan Özdemir, "Bize Malatya'da misyonerlerin olduğunu, Malatya'da 49 tane kilise ev bulunduğunu ve bu misyonerlerin PKK ile bağlantılı olduğunu söylüyordu" dedi. Özdemir, Emre Günaydın'a anlamını bilmediği misyonerliğin ne olduğunu sorduğunda, "Misyonerlerin amaçları Hristiyanlığı yaymak" yanıtını aldığını aktardı.

Emer Günaydın'ın misyonerlerin içine sızmayı düşündüğünü, misyonerlikle ilgili olarak internette araştırma yaptığını ve kendilerine anlattığını belirten Cuma Özdemir, Emre Günaydın'ın kendilerine söylediklerini başkalarına söylemeleri durumunda "kafalarına sıkıp ailelerine zarar vermek"le tehdit ettiğini iddia etti.

Emre'nin küçük bıçak taşıdığını, zaman zaman bıçakların değiştiğini gördüğünü anlatan Cuma Özdemir, "Emre'nin konuşma biçimi sert ve bağırma şeklindeydi. Kendisi sinirli olduğu için çekiniyorduk. Emre bizi çağırdığı zaman çekindiğimiz için gidiyorduk" şeklinde konuştu.

Emre'nin araç kiralama ve malzeme alımı için kendilerinden para aldığını belirten Cuma Özdemir, olaydan 1 gün önce kiralanan araçta tabanca ve eldivenleri görünce kendisinin de öldürüleceği korkusuna kapıldığını ileri sürdü. Emre'nin kendilerine öldürme olayından bahsetmediğini, kendisinin de öldürme olayı olacağını hiç düşünmediğini aktaran Cuma Özdemir, yukarı çıktıklarında Emre'nin kendilerini içeride bulunanlara tek tek isimlerle birlikte tanıttığını anlatarak, "Emre, Hıristiyanlığın nasıl bir din olduğunu sordu. Necati, Salih'e bir kitap verdi. Kitaptan bir bölüm okuttu. Okunan bölümde Hıristiyanlık ile İslamiyet'in karşılaştırılması vardı. Necati, 'Hz. Muhammed'in peygamber olmadığını, yalan söylediğini" belirtti. Emre, lavaboya gidip geldi. Necati'ye 'Neden İslamiyet'i kötülüyorsun?' diye sordu. Necati de Emre'ye küfrederek dışarı çıkmasını söyledi. O esnada Emre ile Alman'ın arasında itişme oldu. Hepimiz bıçaklarımızı çıkardık. Adamlar bağlandı. Emre, havluyu 3'e keserek ağızlarına koydu. Hamit ile Abuzer içeride arama yaptı. Misyonerlik ve PKK ile bağlantıları olup olmadıkları ile ilgili bir şeyler arıyorlardı. Emre bilgisayardan kapıya asmak için 'Tadilat dolayısı ile kapalıyız' kağıdı çıkardı. Ancak kağıt asılmadı. Emre, onlara arkalarında kim olduğunu sordu" ifadelerini ileri sürdü.

3 kişinin Emre'nin bıçakla boğaz kısımlarına ve sırtlarına bıçak darbesi indirilerek öldürüldüğünü anlatan Cuma Özdemir, polisler geldiğinde Abuzer'in arka balkondan, Emre'nin ise ön balkondan kaçmaya çalıştıklarını, içerde kalan 3 kişinin ise gelen polislere teslim olduğunu belirtti.

CEZAEVİNE SİM KART SOKMUŞLAR Cuma Özmedir'e ifadesinden sonra cumhuriyet savcısı tarafından cezaevine sim kart sokulması ile ilgili soru soruldu. Cumhuriyet savcısı, olayın başından beri Cuma Özdemir'in, Hamit Çeker ile birlikte hareket ettiğini ancak cezaevine gelen 2 sim kartın da bu 2 şahsa ait olduğunu belirterek, "Cezaevine gönderilen ceketinde, en son olaydan 3 ay önce konuştuğu sim kart çıktı. Özellikle sizi dışarıda yönlendiren birileri mi var?" sorusunu yöneltti. Cuma Özdemir ise sim kartını sürekli ceketinin cebinde taşıdığını, cezaevine eşyalarını isterken sim kartın bulunduğu ceketin de geldiğini, olayda bir kasıt bulunmadığını iddia etti.

"HAVLU İLE KANAYAN BURNUNU SİLDİM" Kendisinin olayda kimseyi bağlamadığını ve bıçaklamadığını iddia eden Cuma Özdemir'e cumhuriyet savcısının "Üzerinde Tilman Geske'ye ait kan izleri bulundu" sorusuna ise "Necati yere düştükten sonra burnu kanadı. Havlu getirip onu sildim. O esnada kan bulaşmış olabilir" yanıtını verdi.

Mahkeme başkanı Cuma Özdemir'in 5 dakika dinlenmesi için duruşmayı 5 dakika erteledi. Duruşma öğleden sonra saat 13.30'da yeniden başladı.

(BK-TB-GS-Y)

Kaynak: İhlas Haber Ajansı