Doğan Haber Ajansı [3196147]
"Zirve Yayınevi Davası"nda Tutuklu Sanıklar 36. Kez Hakim Karşısında
Malatya'da 1'i Alman 3 kişinin öldürülmesi olayı ile ilgili görülen davada tutuklu sanıklar bugün 36. kez mahkemeye çıktı.
Mahkemede DİNLENEN TANIKTAN ÇOK ÖNEMLİ İDDİALAR
Malatya'da 1'i Alman 3 kişinin öldürülmesi olayı ile ilgili görülen davada tutuklu sanıklar bugün 36. kez mahkemeye çıktı. Duruşmada dinlenen tanık Ercan Gelni, önemli iddialarda bulundu.
Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen dava öncesi sabah erken saatlerde polis adliye binası çevresinde geniş güvenlik önlemleri aldı. Cezaevinde tutuklu bulunan Emre Günaydın, Abuzer Yıldırım, Cuma Özdemir, Hamit Çeker ve Salih Gürler cezaevi nakil aracı ile adliye binasına getirilmesinin ardından 36. Duruşma başladı. Duruşmaya tutuksuz yargılanan Hüseyin Yelki'nin yanı sıra öldürülen Tilman Geske'nin eşi Suzanna Geske ile oğlu Lukas Geske ile taraflar katıldı.
Cinayetlerin azmettiricisi olduğu iddiasıyla tutuklanan ve başka bir suçtan dolayı Adıyaman Cezaevi'nde bulunan Varol Bülent Aral, rapor için İstanbul Adli Tıp Kurumu'na gönderildiği ve halen dönmediği için duruşmaya katılmadı.
Duruşmada ilk olarak, başka bir suçtan dolayı Mersin Cezaevinde tutuklu bulunan Ercan Gelni'nin tanık olarak dinlenmesine geçildi. Mahkemeye önceden de mektup yazarak tanıklık yapmak istediğini dile getiren Ercan Gelni Mahkemede önemli iddialarda bulundu. Gelni, önceden tanıştığı Varol Bülent Aral ile Adıyaman Cezaevinde aynı koğuşta kaldıklarını belirterek, Aral'ın kendisine Ergenekon sanıkları Veli Küçük, Levent Ersöz ve Cemal Temizöz gibi isimlerde diyalog içinde olduğunu söylediğini belirtti. Tanık Olarak ifade veren Ercan Gelni'nin çarpıcı iddiaları şöyle;
"Bu kişilerle görüştüğünü, birlikte çalıştığını söylüyordu. Yine Gülen Cemaati'nden Malatya da tanıdığı kişiler olduğunu beyan ediyordu, bu şekilde bana bazı şeyler anlattı, bu anlattıklarının içerisinde Malatya da Zirve Yayınevi diye bir yer olduğunu, burada misyonerlik faaliyetlerinin yapıldığını söylüyordu, sanık Varol Bülent Aral bunları anlatırken henüz Zirve Yayınevi cinayeti işlenmemişti. Emre Günaydın isimli bir şahıstan bahsediyordu, hatta bana benzediğini, düşünce olarak ta benim gibi olduğunu söylüyordu. Bu şekilde bir takım hadiseler anlattı ve biz aynı koğuşta kaldığımız süre içerisinde Zirve Yayınevi'nde bu Hadise oldu. Olaydan sonra yine bir süre aynı koğuşta kaldık. Olay olmadan önce V. Bülent'in anlatmış olduğu şeyler bana garip geldi. Ben de bu olayları ve anlattıklarını jandarmaya anlatmak ve iletmek istedim. Bu durumu cezaevi müdürüne ilettim. Cezaevi müdürü Hamza Avcı isimli kişi idi. O da İl Jandarma Komutanlığına benim beyanımı iletmiş, bunun üzerine istihbarattan bir kişi gönderilmiş, beni idareye çağırdılar. Gelenin kim olduğunu şuanda hatırlamıyorum. Gelen kişi üniformalı idi, rütbesini hatırlamıyorum. Varol Bülent Zirve Yayınevi ile ilgili ve misyonerlik faaliyetleri ile ilgili bu tür hadiseleri olaydan yaklaşık 1 hafta önce bana bahsetmişti ve hatta bu şahısların öldürüleceğini söylemişti, bunun üzerine jandarmaya durumu anlatmak istedim ve ilgili şahıs geldi, buna Varol Bülent'in anlattıklarını aynen ilettim. Cezaevine jandarma görevlisi geldiğinde birinci müdür Hamza Avcı'nın odasında görüştük, müdür bey o sırada dışarıya çıktı, böyle bir şahsın geldiğini ve benim onunla görüştüğümü Hamza Avcı biliyor. Gelen jandarma görevlisi benim anlattıklarımı not etti, ilgileneceğini söyledi ve gitti. Bu Olaydan beyan ettiğim gibi, yaklaşık bir hafta sonra Zirve cinayeti olduğu basına ve yayına düştü. Emre Günaydın'ın ismi geçti. Olaydan sonra da Varol Bülent ile aynı koğuşta kaldığımız için olaydan sonra yine konuşmalarımız devam etti. Bu olayı kendisinin yapacağını, tutuklu olduğu için Emre Günaydın'a yaptırıldığını söyledi. Olaydan önce bu olayı anlattığı bir çok isimler söylüyordu. Garip şeyler anlatıyordu, bana da garip geliyordu ancak olay olunca anlattıklarına inanmaya başladım, bana herhangi bir yerin üyesi olduğu gibi herhangi bir şey söylemedi. Eylemi kimlerin yaptırdığına ilişkin açık bir şey söylemedi ancak konuşma içeriğinde ünlü ve meşhur olan kişilerden bahsediyordu. Bunlar adına çalıştığını söyleyip, bazı iddialarda bulunuyordu. Bu dosya sanıklarından ismini hatırladığım Emre Günaydın vardır.Olaydan önce ve sonra bu isimden bahsediyordu, diğer sanıklardan bahsedip bahsetmediğini bilmiyorum, bahsetmiş ise de, hatırlamıyorum."
2008 yılında Hilvan Cezaevindeyken Cumhuriyet Başsavcısına verdiği ifadelerle şimdi verdiği ifadeler arasında çıkan çelişkinin sorulması üzerine tanık Ercan Gelni Şunları söyledi;
"Hilvan Cezaevinde jandarma bana ifade vereceğimi ve savcılığa gitmem gerektiğini söyledi, biz cezaevinde uyuşturucu kullanıyorduk. Toz esrar kullanıyorduk, yine dışarıdan viski getiriliyordu. Görüşe gelenler getiriyorlardı. Rahatlık vardı, her türlü içeri uyuşturucu, içki sokulabiliyordu, hatırladığım kadarıyla o gün de alkol ve uyuşturucu almıştım.
Hilvan savcılığında verdiğim ifadenin içeriğini hatırlamıyorum. Ben avukat Kemal Cengiz diye bir isimden bahsetmedim. Ben Malatya ilindeki misyonerlik faaliyetleri diye Varol Bülent' ten duydum, Adıyaman ili diye bahsetmedim, yine cezaevine Emre Günaydın'ın Varol Bülent'i ziyarete geldiğine ilişkin herhangi bir şey söylemedim. Benim görüştüğüm kişi cezaevi jandarma komutanı değil, il jandarma komutanlığından gelen yetkili kişi idi. Ben böyle biliyorum. Cezaevi jandarma komutanını da tanımıyorum. Yine Mustafa isimli rütbeli diye bahsedilen kişiyi de tanımıyorum. Ben ifade vermeye giderken araçta sivil giyimli bir kişi vardı ve kim olduğunu bilmiyorum, adliyeye gittiğimde Savcı odasında yoktu, katip yazmaya başladı. Bu Sivil giyimli kişi katibin yanında duruyordu, kendi aralarında konuşuyorlardı, katip bu şekilde ifadeyi yazmış, daha sonra Savcı odaya geldi, ifadeyi bana imzalattırdılar, ben ifadeyi imzalarken okumadım. İmzalayıp cezaevine döndüm."
İfadesi tamamlanan Genli daha sonra çapraz sorguya alındı. Genli, kendisine yönetilen sorulara verdiği cevaplarda, ifadelerinde hiçbir şekilde JİTEM ifadesini kullanmadığını ve bahsetmediğini söyledi. Tutuklu sanık Emre Günaydın'ı hiçbir zaman görmediğini sadece gazete ve televizyonlardan gördüğünü belirten Genli, 2009 yılında Mersin'de otogarda 4 kişinin kendisini durdurarak 'Malatya'da ki duruşmaya gitmeyeceksin, daha önceki ifadelerini de kabul etmeyeceksin diyerek tehdit ettiklerini söyledi. Ercan Gelni, ifadesinde ayrıca Adıyaman Cezaevinde aynı koğuşta kaldığı Varol Bülent Aral'a tutuklanmasına sebep olan keleş marka silahı nerden aldığını sorduğunda, Aral'ı kendisine 'Birileri verdi. Ben yakalanmasaydım, keleş ile Zirve Yayınevi'ndeki kişileri ben tarayıp öldürecektim dediğini ileri sürdü.
Tanık Ercan Gelni'nin ifadesinin ardından Mahkeme, bir önceki celsede emekli Orgeneral Hurşit Tolon'un İnönü Üniversitesi'nde olay günü ve öncesinde verdiği konferansların çözümünün tamamlanması için Üniversite Rektörlüğü'ne yazı yazılmasına ayrıca tanık olarak ifade veren Ercan Gelni'nin beyanlarında geçen konular için, Adıyaman Cezaevine ve Adıyaman İl Jandarma Komutanlığı'na yazı yazılmasına karar verdi. Mahkeme bir sonraki duruşmayı 17 Şubat tarihine erteledi.
| 8/10 (12 kişi) |
-
Avrupaya Gidecek Takımlar Listesinde Şok
TFF, Avrupa'da mücadele edecek takımlarının listesini UEFA'ya gönderdi ama liste her an...
-
Video
İşte BDP'yi Ayaklandıran Merminin Sırrı
Demirtaş basın toplantısı yaparken arkasında duran esrarengiz mermi için hükümeti suçladı ama...
-
Yaza Damga Vuracak 5 Pozisyon!
Monotonlaşan cinsel hayatınızı farklı pozisyonlarla zenginleştirebilirsiniz. İşte o pozisyonlar...
-
Arda Turan İspanya'yı Karıştırdı
Futbol kariyerinin yanı sıra özel hayatıyla da Türk basınının yakından takip ettiği Arda Turan,...
-
Altın Bir Anda Fırladı!
Altın fiyatları 10 Mayıs'tan sonra ilk kez bu kadar yükseldi. Uzmanlar, trendin süreceğini...
-
Aziz Yıldırım'ın Kaç Yıl Hapsi İstendi?
Savcı, Aziz Yıldırım'ın 6 maçta şike, 3 maçta teşvik iddiasıyla hapsini istedi. İşte Yıldırım için...









