Haber Tarihi: 10 Haziran 2010 Perşembe Saat 09:26
Ankara Haber Ajansı  [2096027]

Zengin ve Ünlülere İsviçre'de Beş Yıldızlı Mafya Tuzağı


İsviçre'nin Zürih ve Cenevre Kentlerinden Son En Önemli Finans Merkezi ve Konuk Ettiği Ünlü ve Zengin Kişilerle İsim Yapan Turizm Merkezi Lugano Kentinde Lüks Otellere Kadar Sızan Mafya, Zengin ve Ünlülerin Kabusu Oldu.

Can Kamiloğlu Bildiriyor- İsviçre'nin Zürih ve Cenevre'den son en önemli finans merkezi ve konuk ettiği ünlü ve zengin kişilerle isim yapan turizm merkezi Lugano kentinde lüks otellere kadar sızan mafya zengin ve ünlülerin kabusu oldu. İsviçre mafyası bu kez ağına, ABD'nin en fazla kazanan gazetecilerinden biri olan ve yaptığı röportajlarla dünya gündemini değiştiren ünlü Amerikalı gazeteci Daphne Barak ile Türk yapımcısı Erbil Günaştı'yı düşürmek istedi. İsviçre mafyası tarafından uzun bir süredir takip edilen çift, geçici olarak konakladıkları bölgenin en lüks otel ve güzellik merkezlerinden biri olan Villa Sassa'nın önce otoparkında daha sonra da güzellik merkezi ve jimnastik salonunda Barak ve Günaştı'ya saldırıp tehditle para sızdırmak istedi. Otel zinciri yetkilileri ile ellerindeki bilgileri paylaşan Barak ve Günaştı, otel yetkililerinden can güvenliklerinin sağlanması için koruma talebinde bulunup olayı derhal İsviçre emniyet birimleri ile oteller zincirinin üst düzey yetkililerine bildirilmesini istediler. Yetkililerin şikayetlerini değerlendirmemesi ve emniyet makamlarına şikayetlerini iletmek yerine mafya mensuplarını "koruyan bir davranış' sergilemesi üzerine bir kez daha şoke oldular. -OTEL ÇALIŞANLARI MAFYA İLE BAĞLANTILI- Konunun üzerine giden ikili tuttukları özel dedektiflerle mafyanın otellerin içerisine elemanlarını yerleştirip, ünlülere kurdukları çeşitli tuzaklarla ünlülerden haraç alındığını tespit ettirdiler. Kendilerini takip eden araçların plakasını İsviçre emniyetinden de sorgulatan Barak ve Günaştı, plakaların kaydının gizli olduğu ve verilemeyeceğini öğrendiler. Barak ve Günaştı kendilerine saldıran ve tehditle para isteyen kişilerden birinin otelin devamlı müşterilerinden ve Avukat olduğunu öğrendiklerini, tüm yaşananlara rağmen otel yetkililerin bu İsviçre'li Avukat'ın kimliğini kendilerine vermediklerini belirterek, "Durumu Villa Sassa'nın müdürü Nicholas Labhart'a bildirdik kendisi bize yardımcı olmaya çalışsa da gerçekleri bildiğini ancak gücünün yetmediğini söylediğini, aynı şekilde otelin güzellik merkezinin müdürü olan Beniamino Poserina'nın otele gelen zengin ve ünlü müşterilerle ilgili bilgi toplayıp üyesi olduğu İsviçre mafyasına verdiğini iddia ettiler. Aynı grubun bölgede olan diğer bir otel ve güzellik merkezi olan Lepoldo'dan da sorumlu olan, oteller zincirinin direktörü Reto Stockenius'a şikayetlerini dile getirmek ve ellerinde İsviçre mafyasıyla ilgili topladıkları belgeleri paylaşmak istediklerini belirten çift, "O da bizden kaçtı, günlerce telefonumuza çıkmadı ve görüşme taleplerimize sekreterleri aracılıyla Sudan bahaneler uydurarak redddeti. Biz oteller zincirindeki mafya tuzağını ortaya çıkarınca hepsi ortadan kayboldu. Birçok otel çalışanı mafya ile bağlantılı. Biz çeteyi ortaya çıkartınca ortadan kaybolmayı tercih ettiler" diye konuştular. -KEMİKLERİNİ KIRARIM SENİN PİS MÜSLÜMAN TÜRK- Günaştı gittiği Villa Sassa'nın spor salonunda çalışırken arkasından yanaşan esrarengiz kişinin saldırısına uğradı. Bu kişi, Günaştı'yı "Pis Müslüman Türk, kemiklerini kırarım senin. Sen ve zengin kız arkadaşın parayı derhal ödeyin" diye tehdit etti. Bunun üzerine salonda bağırıp yardım isteyen Günaştı, hiç kimsenin yardıma gelmediğini fark edince koşarak salonun resepsiyonundaki görevlilere durumu anlatarak derhal olayı otel müdürüne bildirmelerini istedi. -OTEL MAFYASI NASIL ÇALIŞIYOR- Özellikle Lugano bölgesinde yapılan oteller ve güzellik merkezleri kapılarında park etmiş Ferrari, Bentley, Masserati ve Lamborgini gibi araçlarla süslü, enfes manzara ve oteldeki atmosferden etkilenen ünlülere otel yetkilileri ellerindeki suit ve kral dairelerini astronomik fiyatlarla pazarladıktan sonra belli dönemlerde anlaştıkları bölümlerde konaklayan kişiler çetenin takibine alınıyor. Ünlülerle sıcak ilişkiler kuran otel personeli ünlülerin güvenini kazanmak için kendilerine her konuda yardımcı oluyor ve mafya aracıları İsviçre'de belli dönemlerde olsa ünlüleri önce bir dönem burada yaşamaya ikna edip daha sonra da vergi avantajlarından yararlanmaları bakımından İsviçre bankalarına para yatırmaları konusunda ikna ediyor. Hukuk konusunda yardımcı olacak Avukat sağlıyor ve mafya takibe aldığı ünlülere sunulan tüm hizmetler için özellikle masaj, sauna restaurant ve barlarda ücretli olarak eleman çalıştırıyor ve takibe aldığı ünlüler hakkında tüm detay bilgileri topluyor. Doğu Avrupa ve Rusya kökenli genç kızları da öğrenci olarak bölgedeki okullara kaydeden İsviçre mafyası gerektiğin genç kızları da kullanarak tuzağa düşürecekleri kişiler hakkında bilgi sahibi oluyor. Mafyanın bundan sonra izleyeceği yol ise yasal veya gayri yasal yollardan zengin ve ünlülerin İsviçre'ye daha fazla para bırakmasını sağlamak oluyor. -LÜKS ARABAMI ÇİZDİN- Özellikle İsviçre'ye sonradan yerleşen yabancılardan olan bir gurup lüks otellerde konaklayan ünlü ve zenginlerle teması araba parklarında başlıyor. Son model arabalarınla ünlüleri takip eden mafya elemanları otellerin otoparklarında sıkıştırdıkları arabalarını çizdikleri ve çarptıkları iddiasıyla para sızdırmaya kalkıyor. Birçoğu ilk tehditlere boyun eğmiyor ancak mafya'nın sürekli baskı ve tehditleri kısa süreyle konaklamak için geldikleri dünyanın en pahalı tatil beldelerinde geçirdikleri günleri kabusa çeviriyor. Mafya birçok beş yıldızlı otele yerleştirdiği elemanlarıyla avlarını yakın takibe alıyor ve sindirip korkutana kadar hemen hemen her yerde taciz ediyor. Yaşadıkları kovalamaca ve tacizden bıkan zenginler kurtulmak için mafyanın istediği parayı ödüyor. Bu İsviçre'nin başta Lugano kenti olmak üzere diğer bütün turistik bölgelerde yaşanan en basit yöntem. Başlarına gelenleri otel yetkililerine ve emniyet kuvvetlerine bildiren birçok kişi ise yanıt alamıyor. -OTEL MÜDÜRÜ MAFYA İDDİALARININI YANITLAMIYOR- Konuyla ilgili çiftin İsviçre mafyası ile bağlantılı olduklarını iddia ettikleri kişilerle bölgede temasa geçen ANKA, iddialarla ilgili kişilerden yanıt alamadı. Villa Sassa Genel Müdürü Nicolas Labhart ise yaşananlardan duyduğu üzüntüyü dile getirerek çiftin otel personellerinden bazılarının mafya tarafından bu tür para sızdırma operasyonlarında kullanıldığı iddiasına sessiz kaldı. Kendisinin bu tür organize suç çeteleriyle bir bağlantısının olmadığını savunan İsviçreli müdür Labhart, "Ben üstlerimden gelen talimatları yerine getiriyorum. Bazen benim gücümün yetmediği olaylar da meydana gelebiliyor" diye konuştu. -BARAK: SESSİZ KURBANLAR VAR- Daphne Barak, İsviçre'de gerçekleştirdiği Roman Polansky röportajının ardından İsviçre Mafyasının kendisine ve aynı zamanda yapımcısı da olan erkek arkadaşı Erbil Günaştı'ya yapılan saldırıları ve mafya tuzağı konusunda ANKA'ya açıklamalarda bulundu. Barak, İsviçre mafyasının tuzağına düşen "Sessiz Kurbanlar var Yıllardır insanların huzur içerisinde yaşadıkları bir ülke olan İsviçre'de son bir kaç yıl içersinde her şey tamamen değişti. Ülke Shengen ülkelerinden biri haline geldi. Uluslararası skandallarla ve özellikle ABD'nin köşeye sıkıştırdığı İsviçre itibarını tamamen yitirdi. İsviçreliler gelirlerinde de azalma yaşamaya başladılar, yıllardır görünmeden kara para trafiğini yöneten mafya bir anda su yüzüne çıktı. İşte bizim yaşadığımız olay bu. Gelirleri azalan İsviçrelilerin zengin yabancılardan para sızdırmak için artık her yolu denemeye başlaması" dedi. -MAFYA GERİ ADIM ATTI- Barak, gelirleri azalan İsviçrelilerin zengin yabancılardan para sızdırmak için artık her yolu denemeye başladığını kaydederek şöyle devam etti: "Mafya'nın o kadar gözü dönmüş ki bizi de tuzaklarına düşürmeye çalıştılar ama biz düşmedik ve mafyanın tüm sessiz kurbanların adına peşlerine düştük. Gizlice resimlerimizi çektiler biz de onları fotoğrafladık, görüntüledik, dişe diş bir mücadele verdik ve onları geri çekilme durumunda bıraktık. Ben ve ekibim sonuna kadar bu çeteyle mücadele edeceğiz ve tuzağa düşen sessiz kurbanlar adına hiç bir şeyin peşini bırakmayacağız. Ben artık o sessiz kurbanların da sessiz kalmayacağına inanıyorum, İsviçre'ye cenneti yaşamak isteyip hayatı cehenneme dönen kişilere de yanımızda olmaları çağrısında bulunuyorum. Artık İsviçre bir cennet değil sakın gitmeyin, paranızı da yatırmayın bu sonu kabusla bitecek rüyalarınızdan uyanın. Tehlike'nin boyutları bilinenden çok daha fazla. Ben her zaman tüm dünyada gerçekleştirdiğim haber röportajlarımda tüm dünya halklarına yardım ettim, bundan sonra da edeceğim." -UBS SKANDALI İSVİÇRE'NİN SONUNU GETİRDİ- Yaşadıkları mafya tuzağının ardından İsviçre'nin Lugano kentinde ANKA'ya konuşan Erbil Günaştı, "İsviçre eskiden zengin ve ünlüler için vergi cennetiydi. İsviçre bankaları servetini saklamaları için bu kişileri davet ediyordu ve paralarını onlar için saklıyordu. Ancak son iki yılda olan iki şey her şeyi değiştirdi. UBS skandalının patlaması, İsviçre'yi altüst etti. UBS İsviçre hükümeti tarafından batmaktan kurtarıldı bunun için ABD İsviçre'ye para yardımı yaptı. ABD buna karşılık İsviçre'den vergi kaçıran zengin Amerikalıların listesini açıklamasını istedi. İsviçre bu listeyi vermeye başlar başlamaz bu aynı zamanda İsviçre'nin sonunun geldiği anlamına da geliyordu. Amerikalılar ardından Almanlar aynı talepte bulundular. Kötü global ekonomi, İsviçre ekonomisi bundan da büyük şekilde etkilendi. Öyleki bir sene önce Shengen'e katılmak zorunda kaldılar. Shengen'e katılmakla vergi cenneti olmaları da son buldu" dedi. -KREDİ KARTI VERİP PARANIZI ÇALIYORLAR- İsviçre'nin bugün hala yabancıları kendisine çekebildiğini ancak yabancılar artık sadece kışları kayak yapmaya Gstaad ve St. Moritz'e geldiğine işaret eden Günaştı, şöyle devam etti: "Yazın da panoramik manzaraları ve temiz hava için ülkeyi geliyorlar. Hepsi bu. Artık İsviçre'de yaşamak için diğer imkanlar yok. Ancak bu durumu İsviçrelilerin hazmetmesi kolay olmuyor. Onlar hala eski bildiklerinden şaşmamaya inat ediyorlar. İsviçre, vergi cennetiyken zenginleri ülkelerine bankalarına para yatırmaları ve mal mülk almaları için davet ederlerdi. Banka müdürü yatırımcı yabancıya bir İsviçre avukatı tutmasını önerirdi. Bu avukatın görevi işin ne kadar karışık olduğunu yabancıya anlatmaktı. Bu avukat bir de bu yabancıya bir ikinci avukat daha tutmasını önerirdi. Böylece yabancı bir bankacı ve iki avukatın eline düşmüş oluyordu. Yabancı her üç İsviçrelinin kendisine yardım ettiğini düşünüyordu. Mal satın alınacağı zaman buna bir de emlakçı İsviçreli ekleniyordu. Emlakçı yabancıya 'Süt ve Bal ülkesine hoş geldin' diyerek karlı çıkacağı imajını veriyordu. Bu arada bankacı yabancıya kredi kartı da öneriyor ve bu kart için hesabından bir kısım parayı garanti olarak kullanacaklarını söylüyordu. Yabancı nasıl olsa parasının aynı bankada olduğunu düşünerek bu durumdan şüphelenmiyordu. Ancak durum böyle değildi ve yabancı durumun farkına iş isten geçtikten sonra varıyordu. Çünkü yabancı parayı İsviçre bankasına yatırdıktan ve mal mülk satın aldıktan sonra yabancı sürprizlerle karşılaşmaya başlıyordu. Örneğin, aniden karşısına avukatlardan büyük bir fatura geliyordu. Ardından kredi kartına bir başka şirket tarafından büyük bir para tahsil ediliyor." -DAPHNE BARAK KİMDİR- ABD'nin en fazla kazanan ve en başarılı uluslararası gazetecilerinden biri olan Barak, özellikle üst düzey Hollywood yıldızları, devlet başkanları, başbakanlar, kraliyet ailesi üyeleri ve dünya jet sosyetesi mensupları ile yaptığı özel haberlerle tanınıyor. Barak'ın özel haber ve röportajları 32 ülkede aynı anda çeşitli televizyon kanalları ve yazılı basında kullanılıyor. Barak'ın haber röportajları ABD'nin en fazla izlenen televizyon kanalları ABC, Nbc, CBS ve CNN International de ve 20/20, Dateline, Nbc 48 Hours gibi prime time haber programlarında yayınlanıyor. Barak, arkadaşı olan Benazir Butto'nun suikastı ile ilgili BM'de kurulan araştırma raporuna verdiği ifade ile araştırmaya yön vermiş, BM Araştırma komisyonu Barak'ın itirazı üzerine Benazir Butto Suikast raporunu açıklamasını ertelemişti. Barak'ın ifadeleri, Lord Stevens'ın Prenses Diana'nın ölümünü araştıran raporuna ana kaynak olarak kullanıldı ve komisyon Lady Diana'nın trafik kazası sonucu öldüğünü açıkladı. Michael Jackson ile en fazla özel röportaj yapan Barak'ın ifadesi, Michael Jackson'ın öldürülmesi iddialarına esas olan soruşturmada da kaynak olarak kullanıldı. -İSVİÇRE MAFYASI ZENGİNLERİ ÖLDÜRÜP PARASINA EL KOYUYOR- İsviçre'de mafyasıyla ilgili bir iddia da geçtiğimiz ay Libya lideri Muammer Kaddafi"den gelmişti. Kaddafi, "İsviçre, ülkede gizli hesabı bulunan zenginleri öldürüp hesabına el koyuyuor. İsviçre bir mafya devleti" demişti. Kaddafi, bu iddialarını tanınmış haftalık Alman haber dergisi Spiegel yayınlamıştı. Der Spiegel de 3 Mayıs 2010'da yayınlanan haberde Kaddafi İsviçre ile ilgili, "İsviçre suç örgütü gibi davranıyor, kara para aklama, suikastlar ve terörizme karışıyor, İsviçre'de kara para aklama işi çok büyük oranlarda yapılmaktadır. Kim bir bankayı soyuyorsa, parayı İsviçre'ye götürüyor. Kim, vergi kaçırıyorsa o da İsviçre'ye gidip gizli hesabına yatırıyor. Bu tür gizli hesapları bulunanların birçoğu karanlık bir biçimde öldürüldü ve bunun arkasında İsviçre var" diye konuşmuştu. -KARAPARA CENNETİ CEHENNEME DÖNDÜ- Stratejik düşünce Enstitüsü araştırmacısı Ömer Ersoy konuyla ilgili olarak, "İsviçre çok uzun yıllardan beri bir çok Afrika, Latin Amerika ve Asya'lı diktatörlerin kanlı kara paralarını açtığı gizli hesaplarda saklar. Bu kanlı hesaplarda milyarlarca doların gizlendiği iddia edilir. Birçok kişi ülkelerine ödeyecekleri vergileri de İsviçre bankalarındaki gizli hesaplarında saklar. İsviçre'nin zenginliği bankalarının gücünden gelir" diye konuştu. -İSVİÇRE ABD'NİN YAKIN TAKİBİNDE- İsviçre Federal makamları, ABD Gelir İdaresinin ABD'de ikamet eden ve İsviçre bankası UBS'de hesapları olan kişiler hakkında kendilerine yönelttiği bilgi taleplerinin karşılanma durumu hakkında ilerleme raporu yayınladı. İsviçre resmi gazetesinde yayınlanan raporda, ABD'nin, vergi kaçakçılığıyla mücadele kapsamında İsviçre makamlarına ilettiği 500 bilgi talebinin cevaplandırıldığı kaydedilmektedir. Bu aslında 19 Ağustos 2009 tarihinde ABD ve İsviçre arasında imzalanan bilgi paylaşım anlaşmasının bir gereğidir. Anlaşmaya göre, İsveç 90 gün içinde ilk 500 bilgi talebini cevaplandırmak zorundadır. Diğer bilgi taleplerini ise 360 gün içinde cevap vermekle yükümlüdür. Bu bilgi talepleri, USB bankasında hesabı bulunan ve vergi kaçakçılığı yaptığından şüphelenilen ABD vergi mükelleflerini kapsadı. -İSVİÇRE"DE AB ÜLKELERİNE AİT 587 MİLYAR EURO KARA PARA VAR- Almanya'dan vergi kaçırmak amacıyla İsviçre bankalarına para yatıran 2 bin kişinin isimlerinin bulunduğu CD ile başlayan kara para tartışmaları gündemde yerini korurken, Cenevre Helvea firmasının yaptırdığı araştırmaya göre İsviçre bankaları kara para merkezi gibi. Sadece Avrupa Birliği ülkelerinden toplam 587 milyar Euro kara paranın İsviçre bankalarında bulunduğu ortaya çıktı. Avusturya'nın Der Standard Gazetesi'nin sonuçlarını yayınladığı araştırmaya göre Almanya, İtalya ve Fransa'nın başını çektiği AB vatandaşlarının İsviçre bankalarında 587 milyar Euro parası bulunuyor.(ANKA) (CK/DS/ÖMR)

8,833334/10 (12 kişi)
En Uygun Konut Kredisine Başvurmak Artık Çok Kolay. 15 Bankanın En İyi Şartları için Tıklayın!
  • Reklam
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12