Yönetmen Ahmet Uluçay, Yeni Filmi "Bozkırda Deniz Kabuğu" ile Oscar'ı Hedefliyor

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

"Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak" Filmiyle Çok Sayıda Ödül Alan Sıra Dışı Yönetmen Ahmet Uluçay, Yeni Filmi "Bozkırda Deniz Kabuğu" ile Bu Kez Oscar'ı Hedefliyor.

"Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak" filmiyle çok sayıda ödül alan sıra dışı yönetmen Ahmet Uluçay, yeni filmi "Bozkırda Deniz Kabuğu" ile bu kez Oscar'ı hedefliyor.

Kütahya'nın Tavşanlı ilçesinde 2001 yılında zor şartlar altında çektiği ilk uzun metrajlı filmi "Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak" ile dünyanın dört bir tarafından çok sayıda ödül toplayan Ahmet Uluçay, 7 yıl aradan sonra yeni filmi için "motor" dedi. İlkokul mezunu olan ve halen köyde yaşayan Uluçay, hayatında hiç sinema seti görmeden çektiği kısa ve uzun metrajlı filmleri ve dudak ısırtan başarı öyküsüyle dikkat çekiyor. Şimdilerde "Bozkırda Deniz Kabuğu" filminin çekimleri için yoğun bir çalışma temposu içerisine giren Uluçay, sağlık sorunlarına rağmen doğup büyüdüğü topraklarda filminin kış çekimlerini tamamladı. İlk filminde olduğu gibi amatör oyunculara rol veren Uluçay, yaz çekimlerinin ardından filmini sezon başına yetiştirmeye çalışıyor. Tersine Filmler'den yapımcı Tayfun Delice ile birlikte çalışan Uluçay, senaryosunu kendisinin yazdığı yeni filminin uluslararası arenada yine büyük bir ses getireceğine inanıyor.

FİLMİN İLHAM KAYNAĞI "GAİPLER KÖYÜ" Son filmiyle Oscar'ı kapmanın hayal olmadığını vurgulayan Uluçay, İHA muhabirine filmin senaryosunu nasıl yazdığını ise şöyle anlattı:

"Ben senaryonun merkezindeyim ama bu kez kendi hayatım değil. Ben hastanede iken Şaphane'nin Gaipler köyünde (Kütahya) yaşayan bir kızla tanıştım. Köylerin isminin neden, 'Gaipler' olduğunu sordum. -Bizim buralarda da bilinir. Bazı erenler vardır. Allah dostları vardır. Bunlar kimi zaman kaybolup giderler.- Kız, soruma 'bilmiyorum' diyerek yanıt verdi. İyi ki bilmiyormuş. Şimdi bu durumu elime alıp başını döndürdüm hikayenin. Böylelikle senaryoyu ortaya çıkardım. Belki büyük bir iddia ama bu film Oscar'ı kapabilir. Channes ödülü bizim zaten. Filmden kan çıkacak." Filmde, 1960'lı yıllarda 15-16 yaşlarındaki Yakup adlı bir çobanın başından geçen olayları ve trende gördüğü bir kızın kendisine mendil vermesiyle tutulduğu sevdayı ele aldığını söyleyen Uluçay, "Filmin adını yıllar önce bozkırda dolaşırken bulduğum bir deniz kabuğundan esinlenerek koydum. Filmde cinler ve şeytanlar da olacak tabi. Metafizik boyutu olacak, onlarsız film olmuyor zaten. Filmin acıtan yönü de olacak. İnsanı diğer varlıklardan ayıran en önemli şeyi acı duyması, vicdana sahip olması" diye konuştu.

"Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak" filminde olduğu gibi, bu filminde de tren istasyonuna yer verdiğini belirten Uluçay, "Filmde çocuk kaçıyor. Çocuğun yaşadığı köyün adı zaten 'Gaipler'. Çocuğun yaşadığı köyde insanlar kaybolup kaybolup gidiyor. Nereye gittikleri belli değil. Hatta birkaç yıl sonra bile haber gelmiyor. Onun için de bu köye Gaipler diyorlar. Benim yaşadığım köye de öyle derler ya; 'Tepecik köylülerin en topalını Halep'te görmüşler' diye. Çocuğun gitmesi ise bir yanlış anlaşılma olacak" dedi.

"MEMLEKETİME AŞIĞIM, İSTANBUL'A GİDECEK KADAR DELİ MİYİM BEN?" "Neden, sinemanın merkezi İstanbul'a gitmediniz?" sorusuna, "Deli miyim ben?" diyerek karşılık veren Uluçay, "Ben bu memleketi, bu toprakları bırakıp gider miyim? Ben bu memleketin taşına toprağına, vallahi ve billahi aşığım aşık. İstanbul'dan döndükten sonra, köyüme geldiğimde hayvan pislikleri dahi buram buram kokuyor burnuma. Oğlum İdris'le ABD'ye gittik. Yurda dönmemize ne kadar kaldığını sorup durdum. Her defasında, 'Oğlum ne zaman dönecektik, ne kadar zamanımız kaldı. Yarın mıydı yarından sonra mıydı?' diye hep sordum. Oğlum da bu sorularım karşısında bıktı. Buraya geldiğimde bambaşka biri oluverdim. Cidden çok seviyorum bu memleketi. Bu memleketi derken sadece Tepecik, Tavşanlı değil. Bu toprakları çok seviyorum" ifadelerini kullandı.

Filmin senaryosunu yazarken çocukluğunda yaşadığı anılara da yer verdiğini söyleyen Ahmet Uluçay, hiç tanımadığı kızlara el sallamak için tren istasyonuna gittiğini ve hiçbir zaman kızlara tam zamanında el sallayamadığını anlattı. Okula giderken öğle yemeği tatilinde hemen istasyona gittiğini belirten Uluçay, "İstasyonda ne gelenimiz ne de gidenimiz var ama bir sürü çocukla birlikte giderdik. Trenin gelmesini beklerdik. Trenle gelen kızları görmek ve onlara el sallamak isterdik. -Bunları hem şehrim yönetmen Yavuz Ökzan'dan da duydum ben.- Elimizi tam zamanında kaldırmazdık. Olur ki babası görür de bize kızar diye. Öyle bir ayarlardık ki tiren duramayacak artık. O hızı ayalardık ve o anda ne yaparsan yap. Hiç tanımadığımız kızları uğrulardık" dedi.

"Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak" filminin gösterildiği ABD'deki Tribeca Film Festivali'nde Newyork'ta Ahmet Uluçay ile tanışan Tersine Filmler'in yöneticisi ve "Bozkırda Deniz Kabuğu" filminin yapımcısı Tayfun Delice ise, "Filmin kış sahneleri bitirdik. Senaryoyu yeni baştan elden geçirdik. Oyuncularla prova aşamasına geldik. Mayıs sonunda yeniden 'motor' diyeceğiz. Yaklaşık 6-7 haftada çekimleri tamamlayacağız. Her şey planladığımız gibi giderse de sene sonunda filmimiz vizyona girecek. İlk olarak planladığımız şey, uluslararası gösterimini sağlamak" şeklinde konuştu.

(CİN-ED-NÇ-ÖK-Y)

Kaynak: İhlas Haber Ajansı