YÖK Başkanı Teziç'in Veda Toplantısı

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Yükseköğretim Kurulu Başkanı (YÖK) Erdoğan Teziç, Türk Eğitim Öğretim Yapılanmasının Bir Devlet Politikası Biçiminde Yeniden Yapılandırılması Gerektiğini Belirterek, "Milli Eğitim Bakanlığı'nın Rolü Parlamentoyla Bütçe İlişkileri ve Denetim Süreçlerinde Ortaya Çıkabilir. Siyasi Müdahalelerden Arınmış Eğitim-öğretim Yapılanmasına Türkiye'nin İhtiyacı Var" Dedi.

Yükseköğretim Kurulu Başkanı (YÖK) Erdoğan Teziç, Türk eğitim öğretim yapılanmasının bir devlet politikası biçiminde yeniden yapılandırılması gerektiğini belirterek, "Milli Eğitim Bakanlığı'nın rolü parlamentoyla bütçe ilişkileri ve denetim süreçlerinde ortaya çıkabilir. Siyasi müdahalelerden arınmış eğitim-öğretim yapılanmasına Türkiye'nin ihtiyacı var" dedi.

YÖK Başkanı Teziç görev süresinin dolması sebebiyle bir veda toplantısı düzenledi. Teziç, toplantı sonrasında gazetecilerin sorularını cevaplandırdı. Hiçbir zaman endişe duymadığını ve kötümser olmadığını dile getiren Teziç, kamu görevi yapmış olanlar bunun uygun bir durum olmadığını söyledi. Ayrılırken çözümleri ile birlikte bazı önerileri bırakarak gitmenin daha isabetli olacağını kaydeden Teziç, asıl endişesinin bunların çözülmemesi olduğunu belirtti. Konuşmasında kurum içerisindeki personelin

görevlerine devam etmesini istediğinin hatırlatılması üzerine Teziç, mevcut olan yapının daha ileriye götürülmesini gerektiğini mevcut olan personelin varlığını koruması ve bunlara yenilerinin eklenmesi gerektiğini dile getirdi. Görevi süresince herhangi bir pişmanlığının bulunmadığını belirten Teziç, bireysel kararlardan mümkün olduğu kadar kaçınarak hareket ettiğini söyledi. Bir gazetecinin, 'Mason olduğunuz yönünde iddialar var. Bunlara ne diyeceksiniz?' sorusu üzerine Teziç, "Ben neysem oyum. Böyle

bir sıfatım olsa bunu hiç çekinmeden söylerim. Böyle bir sıfat taşıyanları da suçlayıcı bir biçimde ifade kullanılmasını da doğru bulmuyorum. İnsanların tercihleri vardır. Bunlar olağandır. Benim böyle bir niteliğim yok" dedi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e bazı öneriler sunacakmısınız' sorusuna Teziç, "Buradaki mevcut nitelikli yapının korunması ve bunun daha da genişletilmesi biçimde olacaktır. Buranın çalışabilmesinin temel koşulu budur. Burada çalışan elemanların diğer kamu sektöründe çalışan elemanlardan önemli bir farkı vardır. Hiçbir yan geliri yoktur. Onları çok özleyecem" dedi. Kendisinden sonra gelecek olan YÖK Başkanı'na yön verici açıklamalar yapamayacağını ifade eden Teziç, onun kendi tercihleri olacağını ve

kendisine göre izleyeceği bir yolun olacağını söyledi. Görevini yaparken anayasanın ilgili mevzuatların çizdiği yetki sınırları içinde kalmaya özen gösterdiğini belirten Teziç, bunu sınırı aşmadığını söyledi. 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile kendisinin yaptığı açıklamalarda benzerliklerin olduğunun hatırlatılması üzerine Sezer, "Onunla sorunları çözerken ortak dili kullanmamızın getirdiği kolaylık vardı. Bundan sonra bu ortak dil bozulur diye bir endişe taşımıyorum. Kanunun getirdiği sorumlulukları

bütün kamu görevlilerini iyi yapabilmeleri için uymak zorunda kalacaklardır. Sayın Cumhurbaşkanı ile her konuda ortak olduğum değil ortak bir hukuk mantığı içinde sorunları çözmemden kaynaklanıyor" diye konuştu. Anaya değişiklik paketi içerisinde yer alan YÖK Kanunu hakkında bir endişe taşıyıp taşımadığının sorulması üzerine Teziç, anayasa değişikliği konusunda tamamlanmış bir metin olmadığını söyledi.Teziç şunları kaydetti: "Bir anayasa değişikliği partilerin hükümetin girişimi ile hukuken yapılamaz.

Anayasamızda anayasa değişikliği önerileri milletvekillerine tanınmıştır. Hükümetin bir taslak sunması hukuki açıdan düşünülemez. Anayasa değişikliği bir partiye mal edilemez. Hüsamettin Cindoruk'un 1990'lı yılların başında yaptığı gibi partilerin temsilcilerini biraraya getirerek, hangi maddeler değiştirilsin yönünde bir adım atılır. Ondan sonra bu adımın içeriği doldurulur. Görüş açıklamamı ancak partilerin mutabakatı oluşan bir metin üzerinde görüş açıklarım. Hükümetin hazırladığı bir taslak metninin

karşısına başka bir taslak metni de çıkarsa onu da doğru bulmam. Sadece bir partinin çoğunluğuna dayanarak anayasa değişikliği yapmak toplumda gerginlikleri artırır. Bir gazetecinin görev süreniz içerisinde yarım bıraktığınız bir iş var mı?' şeklindeki bir soru üzerine Teziç, "Her çalışma ayrılanın yarım bıraktığı çalışmadır. Çalışmalar bitmez. Bugün üzerinde rahat düşünülebilecek sağlıklı bir zemine gelmiş bulunuyoruz. Bu sağlıklı zeminden siyasi makamlar nasıl bir sonuç elde etmek istiyorsa geçmişte

yapılamayanlar yapılır" dedi. Emeklilik günlerinde evdeki masasına ulaşmak istediğini anlatan Teziç, anayasa hukuku kitabıyla ilgii çalışmalarını tamamlayacağını kaydetti.Teziç, hiçbir üniversitede ders yapmak istemediğini üniversite fasılının kendisi için kapandığını söyledi. YÖK'le ilgili bir kitap yazıp yazmayacağını sorulması üzerine Teziç, çalıştığı kurumla ilgili birşey yazmayacağını söyledi.

YÖK Başkanı Teziç sözlerine şöyle devam etti: "Yükseköğretim Kurulunun doguş yıllarında yaşanan bazı tatsızlıklar bu kurumu sevimli olmayan hale getirmiştir. Üniversiteleri disiplin altına almaya çalışan bir kurum olarak gösterildi. İçinde yaşadığımız son 4 yıllık en çok sıkıntı yaratan konular hep eğitimle ilgili konular oldu. Bugün içinde bulunduğumuz deneylerden geçerek geldiğim noktada ilköğretimden yükseköğretime kadar eğitim öğretim devlet politikası olarak belirlenemezse sorunları aşmakta

zorlanırız. Türk eğitim öğretim yapılanması ilköğretim, ortaöğretim, yükseköğretim saç ayağı üçlüsü bir devlet politikası biçiminde yeniden yapılandırılmalı. Milli Eğitim Bakanlığı'nın rolü parlamentoyla bütçe ilişkileri ve denetim süreçlerinde ortaya çıkabilir. Siyasi müdahalelerden arınmış eğitim-öğretim yapılanmasına Türkiye'nin ihtiyacı var. Aksi halde bu sorunlar her hükümet değiştikse7ıklamalarda benzerliklerin olduğunun hatırlatılmasçe bunlar giderek artan birtakım sorunlara gebe olacaktır.

Eğitim devlet politikası haline getirilmelidir. Türkiye'de ilk, orta, yükseköğretim kurumlarında yapılanmayı sağlayacak değerli elemanlar var. Ailelerin en büyük endişesi çocukların eğitimidir. Aileler bu konuda fedakarlık yapmaya hazır. Siyasilerin günü birlik tercihlerinin ortadan kalkması lazım".

YÖK Başkanı Teziç, üniversitelerde türban sorunuyla ilgili bir soru üzerine, "Örtünme biçimi yargılanma makamlarının karara bağladığı bir konudur. Bizim yükseköğretim kurulu olarak alınmış kararlarımız değil mevcut yapıda mahkeme kararlarının uygulanmasını sağlamak zorundayız. Mahkeme kararları değişmedikçe bunlarla ilgili bir düzenleme yaparak , bu kararlarız etkisiz hale getirecek yeni bir hukuki düzen yaratmaya çalışmak pek çok sorunu de beraberinde getirir. 20 yıldır tartışılan konuda parlamentondaki

çoğunluklar niçin bir düzenlemeye gidemediler? Konu Avrupa Mahkemelerine taşındı. Bunları aşmak sanıldığı kadar kolay değildir. Bu konunun faturasını yükseköğretim kuruluna çıkarmak isabetli değildir. Bunu ulusal mahkemeye taşıyanlar sonuçlarını gördüler".

(DUY-ÖK-Y)

Kaynak: İhlas Haber Ajansı