Yıldız: Müvekkilim Zan Altındaymış Gibi İzlenim Verilmeye Çalışılmış

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Zahid Akman'ın Avukatı Ali Yıldız, Almanya'daki Deniz Feneri Davası ile İlgili, 'Gerekçeli Kararda Müvekkilimin İsminin de Geçtiğinden Bahisle, Sanki Müvekkilim Bu Dava ile İlgili Olarak Zan Altındaymış Gibi Bir İzlenim Verilmeye Çalışılmıştır' İfadesini Kullandı.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Zahid Akman'ın avukatı Ali Yıldız, Almanya'daki Deniz Feneri davası ile ilgili, ''Gerekçeli kararda müvekkilimin isminin de geçtiğinden bahisle, sanki müvekkilim bu dava ile ilgili olarak zan altındaymış gibi bir izlenim verilmeye çalışılmıştır'' ifadesini kullandı.

Yıldız, yazılı açıklamasında, bugün bazı basın organlarında, Alman adli makamlarınca yürütülüp sonuçlandırılan Deniz Feneri e.V davasıyla ilgili bazı haberlerin yer aldığını anımsattı.

Avukat Yıldız, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

''Gerekçeli kararda müvekkilimin isminin de geçtiğinden bahisle, sanki müvekkilim bu dava ile ilgili olarak zan altındaymış gibi bir izlenim verilmeye çalışılmıştır.

Anılan yayın organlarından bir gazetede yer alan, 'yazılı karar gerekçesinde, kişisel hakların zedelenmemesi kaygısıyla kişi adlarına harf kodu verildi. Kararda, hukuken geçerliliğin sadece mahkemede haklarında hüküm verilen Mehmet Gürhan, Mehmet Taşkan ve Firdevsi Ermiş için geçerli olduğu, haklarında ayrıca kovuşturma yapılan kişiler için yapılan saptamaların masumiyet karinesi gereği hukuken bağlayıcı olmadığına işaret edildi' ifadesi, aslında her şeyi açıklamaya yeterlidir. Kaldı ki müvekkilim hakkında ayrıca kovuşturma yapılan kişi de değildir. Bu husus kararda da açıkça belirtilmektedir.

Hukukun evrensel değerlerinden olan 'beraatı zimmet asıldır (masumiyet karinesi)' kuralına Alman makamlarınca dahi özen gösterilirken, davanın gerekçeli kararında hiçbir şekilde 'sanık, zanlı ya da şüpheli' olarak müvekkilin ismi geçmez iken, kamuoyunda müvekkil hakkında istifhamlar yaratacak şekilde haberleştirilmesi, bir kez daha göstermiştir ki amaçlanan toplumu aydınlatmak değil, müvekkilimi yıpratma ve yıldırmaktır.''

Kaynak: AA