Artvin'de 12 Eylül Protestosu

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Artvin Demokrasi Platformu, 45. yılında 12 Eylül 1980 darbesini protesto etti. Platform adına konuşan Seyfettin Altıkulaç, "45 yıldır ülkeyi karanlığa sürükleyen bu zihniyet bugün tek adam rejimiyle devam etmektedir. Darbeden ve etkilerinden kurtulmanın tek yolu mevcut iktidarın değişmesidir" dedi.

Haber: Uğur İSTANBULLU

(ARTVİN) – Artvin Demokrasi Platformu, 45. yılında 12 Eylül 1980 darbesini protesto etti. Platform adına konuşan Seyfettin Altıkulaç, "45 yıldır ülkeyi karanlığa sürükleyen bu zihniyet bugün tek adam rejimiyle devam etmektedir. Darbeden ve etkilerinden kurtulmanın tek yolu mevcut iktidarın değişmesidir" dedi.

Artvin Demokrasi Platformu, 12 Eylül 1980 darbesinin 45. yılında "12 Eylül darbesini unutmadık" sloganıyla açıklama yaptı. Platform adına konuşan Seyfettin Altıkulaç, şunları söyledi:

"45 yıl önce ABD operasyonu olarak gerçekleşen askeri darbe, bugün tek adam rejimiyle devam etmektedir. Darbeden kurtulmanın tek yolu mevcut iktidarı alaşağı etmektir. Türkiye'de milyonlarca insanın hayatını karartan, ülkenin geleceğini çalan 12 Eylül süreci Kenan Evren ile başladı; bugünkü biçimi ise Erdoğan–Bahçeli ikilisiyle sürdürülmektedir. Tam 45 yıl önce ABD teşviki ve desteğiyle gerçekleştirilen darbe, bugün de ABD etkisiyle derinleştirilip devam ettirilmektedir. Türkiye'ye verilen görev Yeşil Kuşak projesinde tamamlanırken günümüzdeki adı Büyük Orta Doğu Projesi'ne dönüşmüştür. Aradan geçen yıllar ülkede onarılması güç yaralar açsa da kesintisiz süren direniş umut vericidir. Milyonlarca insanın özgürlük, demokrasi ve barıştan yana tavrı, tek adam rejimini çaresiz bırakacak düzeye ulaşmıştır. Yapılan baskılar toplumsal muhalefeti geri adım attırmamış; ortaya çıkan halk iradesi bu iktidarı yenebilecek güce erişmiştir.

"12 Eylül ülkeye işsizlikten, yoksulluktan başka bir şey getirmedi"

ABD etkisiyle gerçekleşen darbe 45 yıldır ülkemizde hüküm sürmektedir. Ülkeye işsizlik, yoksulluk ve acıdan başka bir şey getirmeyen 12 Eylül cuntası ve etkilerinden kurtulmanın tek yolu mevcut iktidarı devirmektir. Türkiye'nin son 45 yıldaki karanlığa sürüklenmesinin en önemli nedeni kuşkusuz 12 Eylül 1980 askeri darbesidir. Üzerinden geçen yıllara rağmen darbenin etkileri azalmamış; zihniyet ve uygulamalarıyla derinleşerek devam etmiştir. Türkiye, 1950'li yıllardan başlayarak adım adım ABD yörüngesine sokulmuştur. Buna karşı verilen mücadele darbeler ve katliamlarla bastırılmaya çalışılmıştır. Her şeyden önce 12 Eylül 1980 darbesi, ABD eliyle Türkiye'nin yeniden dizayn edilme girişimidir. Bu darbeyi gerçekleştirenler, ülkeye biçilen role uygun iktidar modellerini de hesaplamışlardır. Turgut Özal ile başlayan ve Erdoğan ile devam eden süreç, ABD talimatları doğrultusunda cuntacıların izlediği bir yolun devamıdır.

"Demokrasi rafa kaldırılmış, seçimsiz bir Türkiye hedeflenmektedir"

12 Eylül darbesi siyasal islamcılığı devlet politikası haline getirmiştir. Orta Doğu'dan başlayarak dünyanın farklı coğrafyalarında ABD eliyle siyasal İslamcı örgütler desteklenmiştir. Darbeci generallerin görevi, ülkeyi ABD emperyalizmiyle uyumlu bir İslam ülkesi haline getirmekti. Sovyetlere karşı Yeşil Kuşak stratejisi ve Orta Doğu'da ABD hegemonyasını genişletme amacıyla başlatılan süreç; Afganistan ve Irak işgalleriyle birlikte BOP çerçevesinde ilerlemiştir. Siyasal islamcı hareket, hem Türkiye'de hem de bölgedeki bazı ülkelerde ABD emperyalizminin 'stratejik ortağı' konumuna getirilmiş; AKP ise piyasayla uyumlu, neoliberal dönüşümü gerçekleştirebilecek ve bölgeye uyumlu 'ılımlı İslamcı' bir model olarak sunulmuştur. Bu politikaların bugün de İsrail–ABD ortaklığıyla devam ettiği iddia edilmektedir. Orta Doğu'da mezhep ve kimlikler üzerinden toplumları birbirine düşürüp kan gölüne çeviren emperyalist güçler, benzer bir senaryoyu Türkiye için de devreye sokmaya çalışmaktadır. Bahçeli–Erdoğan eliyle kurulacak yeni rejimin temellerinin etnik ve mezhepsel kimlikler üzerinden yükseltilmesi planlanmaktadır. Bu düzenin varacağı nokta saltanattır; tek adam rejimidir. Demokrasi rafa kaldırılmış, seçimsiz bir Türkiye hedeflenmektedir.

"12 Eylül zihniyetini bugüne taşıyanlar halka hesap verecektir"

Bugün açıkça söylenebilir ki cuntanın ruhu tek adam rejimiyle devam etmektedir. Bu sadece politik ve ideolojik bir süreklilik değil; cuntanın hazırlayıcısı ve faili olanların iktidarda olduğu bir ortaklıktır. 12 Eylül öncesinde ülkeyi iç savaşa ve darbeye sürükleyen süreçlerde emperyalizmin rolü, oynanan karanlık oyunların sorumluları ve komünizme karşı siyasal İslam örgütlenmesine yönelik stratejilerin uygulayıcılarının misyonu; tüm bu soruların cevapları verildiğinde 12 Eylül'ün bugünkü rejimle olan bağları daha da netleşecektir. 12 Eylül amacına, AKP iktidarıyla birlikte tam olarak ulaşmıştır. Elbet bir gün devran dönecek. Er ya da geç, ülkemizi kan deryasına çeviren, en güzel çocuklarımıza kıyan eli kanlı katiller ve onları yönlendirenler bunun hesabını verecektir. Er ya da geç darbeciler, işkenceciler ve 12 Eylül zihniyetini bugüne taşıyanlar halka hesap verecektir."

Kaynak: ANKA