Zuhal Sönmezer Yazıları

Zuhal Sönmezer

Yapay zeka ve gazeteciliğin yeni sınırı

23.02.2026 08:31
Haber Detay Image

Sabah kahvenizi yudumlarken okuduğunuz o kusursuz finans analizi ya da dün geceki maçın detaylı özeti, bir insanın parmaklarından değil de saniyede milyonlarca veriyi işleyen bir algoritmanın havuzundan çıkmış olabilir. Ve bu durum artık bir distopya olarak görülmüyor, modern medyanın rutin gerçeği haline geldi. Asıl meseleye bakarsak bu teknolojik sıçramanın gazeteciliğin varlık zeminini nasıl etkilediğini tartışmak daha rasyonel olsa gerek! Bir de gazeteci olmadan haber yazan, uzman olmadan köşe yazan kişilerin yapay zeka kullanımı konusu var ki... Onu başka bir köşe yazımda kaleme alacağım; o hakkımı saklı tutuyorum.

Hızın egemenliği ve bağlamın yok oluşu

Yapay zekâ (YZ) haber üretiminde üç temel vaat sunar: Hız, düşük maliyet ve ölçeklenebilirlik. Lakin gazetecilik, verinin sadece istatistiksel bir temsilini sunmakla yetinmez; verinin aynı zamanda toplumsal bir bağlama da oturtulmasını sağlar. Bu bakımdan algoritmaların "ne" sorusuna yanıt verebilirken, "neden" ve "nasıl" sorularının gerektirdiği nedensellik bağını kurmakta yetersiz kaldığını görmek büyük önem arz ediyor.

Hızın hakikatin önüne geçtiği bu yeni ekosistemde, gazeteci bir "içerik üreticisine" dönüşme riskiyle karşı karşıyadır. Algoritmik süreçler, editoryal sezgiyi ve sahadaki gözlemin getirdiği o "insani dokunuşu" dışarıda bıraktığında, ortaya çıkan metin teknik olarak doğru ancak toplumsal olarak ruhsuzdur.

Kantçı bir yaklaşım: Ödev ahlakı ve gazetecilik

Meseleyi Immanuel Kant'ın "Ödev Ahlakı" çerçevesinden ele aldığımızda, gazeteciliğin sadece bir sonuç (tıklanma, hız, etkileşim) üretme aracı taşımadığını, kendi başına bir amaca hizmet ettiği görülür. Dolayısıyla Kant'ın bakış açısıyla yaklaştığımızda; bir eylem, sadece evrensel bir yasa olmasını isteyeceğimiz bir ilkeye dayanıyorsa ahlakidir.

Bu bağlamda gazetecilikte hakikati söyleme yükümlülüğü, şartlara veya teknolojik imkanlara bağlı olmayan kesin bir "ödev"dir. Yapay zekâ, doğası gereği bir ahlaki özne değildir; dolayısıyla sorumluluk alma ve ödev bilinciyle hareket etme yetisinden yoksundur. Bir algoritma için veri, işlenmesi gereken bir girdidir; oysa bir gazeteci için veri, insan onurunu ve kamusal alanı koruma yükümlülüğünün bir parçasıdır.

Yapay zeka ve etik sorunlar

YZ destekli habercilikte en temel eşik şeffaflıktır. Bir haberin algoritma tarafından yazıldığı okura belirtilmediğinde, medya ve toplum arasındaki güven sözleşmesi zedelenir. Daha da önemlisi, algoritmik yanlılık sorunudur. YZ sistemleri, eğitildikleri veri setlerindeki önyargıları (cinsiyetçilik, ırkçılık, siyasi taraflılık) yeniden üretme eğilimindedir. Bu noktada birkaç soru sormak eleştirel düşünme süreci için yararlı olabilir:

Veri seti güvenliği söz konusuysa algoritma hangi kaynakla besleniyor?

Editoryal sorumluluk bakımından ele alındığında hatalı bir YZ haberinde hukuki muhatap kimdir?

Manipülasyon riski taşıması açısından YZ, kamuoyunu yönlendirmek için bir araç olarak kullanılabilir mi?

Yeni bir tanım: Tekno-Gazetec i

Gelinen noktada YZ, gazetecinin iş yapış biçimini kökten değiştiren bir unsurdur. Karşımızda artık sadece iyi yazan değil, veri okuryazarlığı yüksek, algoritmik sistemleri denetleyebilen ve teknolojiyi kamusal yarar ilkesine göre konumlandıran bir profil durmaktadır.

"Gazetecilik sadece bilgi aktarma değil, anlam üretme işidir. Yapay zekâ metin kurgulayabilir, ancak kamusal sorumluluk bilinci inşa edemez."

Özetle…

Teknolojiyi kutsamak ya da ona tamamen sırt dönmek, bugünün medya sosyolojisini anlamamak demektir. Asıl mücadele, YZ'nin sağladığı verimliliği, gazeteciliğin etik kodlarıyla nasıl harmanlayacağımızdır.

Unutulmamalıdır ki; algoritmalar haber yazabilir; ancak yalnızca insanlar o haberin hesabını verebilir.

Yazarın Tüm Yazıları