Eşlerin aynı işyerinde çalışması konusu bazen bir tercih olmaktan ziyade bir zorunluluk olarak karşımıza çıkabilmektedir. Bu gibi zorunlu durumlarda eşlerin pozisyonlarının doğru belirlenmesi ve rol çatışmalarının önüne geçilebilmesi için yönetimlerin konuyu sağlıklı şekilde değerlendirmesi gerekmektedir. İşin niteliği, organizasyonun yapısı, yetki sınırları ve kişilerin karakter özellikleri, konunun doğru değerlendirilebilmesi açısından önemlidir.
Bana göre mümkünse eşler hem evde hem de işyerinde günün tamamını birlikte geçirmemelidir. Duygusal bir ortam ile stres ve karmaşanın yoğun yaşandığı iş ortamı iç içe geçtiğinde, bu iki alanın sınırları bulanıklaşır; bunun sonucunda hem aile huzuru hem de iş disiplini zarar görmeye başlar.
1. Mekanlar Farklı Olmalı
Aynı işletmede çalışmak zorunda olan eşlerin en azından fiziksel olarak ayrışması gerekir. Aynı ofiste, yan yana masa düzeninde çalışmak veya sürekli aynı çalışma ortamını paylaşmak uzun vadede sağlıklı değildir; bunu çevremizdeki işyerlerinde örnekleriyle görmekteyiz. Çünkü işyerinde eşler arasında ya da diğer çalışanlarla yaşanan tartışmalar eve; evdeki kırgınlıklar ise işyerine taşınabilmektedir.
2. Roller Birbirinden Bağımsız Olmalı
Eşler aynı işyerinde çalışsalar da aynı bölümde, özellikle de ast-üst ilişkisi içinde çalışmamalıdır. İşyerlerinde tüm personel için olduğu gibi eşler açısından da en kritik konulardan biri, rollerin net biçimde ayrıştırılmaması ve görev çakışmalarının yaşanmasıdır. Eşlerin organizasyon şemasındaki yerleri açıkça belirlenmeli; görev, yetki ve sorumluluk alanları net şekilde ayrıştırılmalıdır.
İşyerinde eş kimliği değil, profesyonel rol kimliği ön planda olmalıdır.
Örneğin satış departmanında görev yapan iki eşin, birbirleriyle ast-üst ilişkisi içinde olmamaları ve aynı yöneticiye bağlı çalışmamaları koşuluyla, aynı şirkette görev yapmaları kabul edilebilir. Bunun yanında, aynı şirkette farklı departmanlarda çalışmaları da mümkündür.
"Eşim olduğu için" ayrıcalık tanımak ya da "eşim olduğu için" gereğinden sert davranmak organizasyonel adaleti bozar. Bu durum çalışanlarda motivasyon kaybına ve güven erozyonuna neden olur.
3. Evde Asla İş Konuşulmamalı
Birlikte çalışan eşler mümkünse evde iş konuşmamalıdır. Eğer mutlaka konuşulması gerekiyorsa, evin bir bölümü toplantı alanı gibi düşünülmeli ve konuşma o çerçevede yapılmalı, karı koca iletişiminden uzaklaşılmalıdır. Evde iş konuşulması konusunda gerekli sınırlar konulmazsa, ev ortamı ast-üst ilişkisinin sürdüğü ve sürekli problemlerin gündeme geldiği bir alana dönüşür; bu da eşler arasındaki duygusal bağın zayıflamasına yol açar.
Ev, dinlenme ve çalışanların kendilerini yenileyip, ertesi güne enerji depoladıkları bir mekandır. Bu nedenle evde işle ilgili konulara mümkün olduğunca girilmemeli, konu önemli ise not alınıp işyerinde konuşulmalıdır.
Eşlerin aynı işyerinde çalışması tamamen yanlış değildir; ancak yüksek risk barındırır. Bu riskler rol çatışması, aile huzurunun zedelenmesi ve çalışanlar tarafından taraf tutulduğu yönünde oluşabilecek yanlış algılar şeklinde ortaya çıkabilir.
Mutlaka işyerlerindeki uygulama prosedürleri ve görev tanımlamalarında eşlerin birlikte çalışmalarının kuralları açıkça yazılı hale getirilmelidir. Örneğin; eşler aynı bölümde çalışamaz, birbirleri ile ast üst ilişkisi içerisinde görev yapamazlar gibi prensipler geliştirilmelidir.
Çalışılan işyerinin kuralları ile eşlerin görev, yetki ve sorumlulukları net değilse, birlikte çalışma hayatı evliliği; evlilik de işi yıpratır. Aksi durumda, iki profesyonel gibi aynı işyerinde çalışıp bu profesyonelliği ev yaşamına taşıyabilen eşler; hem işlerini, hem de evliliklerini daha sağlıklı şekilde sürdürebilirler.









