Jeopolitik gündem, İran'daki son gelişmeler ile küresel piyasaların odak noktasında yer almaya devam ediyor. Kıtalar arası ticaret ve ekonomik büyüme üzerindeki etkileri nedeniyle oldukça kritik günler geçiren dünya, Orta Doğu'daki gelişmeleri yakından izliyor.
ABD-İsrail ortaklığındaki İran saldırıları, birçok farklı açıdan yeni sonuçlar üretiyor. Bunlardan bir tanesi ve piyasalar için en önemli olanı tabi ki enerji fiyatları. Hürmüz Boğazı, petrol transferlerinin yapıldığı en önemli trafik ağının üzerinde bulunuyor. Dünya petrol ticaretinin merkezinde sayılabilecek Boğaz, toplam transferlerin %20'inden fazlasına ev sahipliği yapıyor. İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması bu açıdan, enerji sektörünü ve tüketimi felç edebilecek bir potansiyele sahip. Şu ana kadar gelen bilgi akışında tam bir netlik yok. Ancak belirli aralıklar ile İran'ın söz konusu Boğazı trafiğe kapattığı söyleniyor ve Katar'daki enerji tesislerini vurduğuna ilişkin haberler de özellikle petrol fiyatlarını hafta başından bu yana yukarı itmeyi sürdürüyor.
Petrol fiyatlarındaki yükseliş ve Bitcoin (BTC) arasında derin bir negatif ya da pozitif korelasyon olduğunu söylemek istatistiki açıdan şu ana kadar anlamlı olmadı. Ancak BTC fiyatının, küresel likidite ile doğrudan ilişkili bir fiyat davranışı ortaya koyduğunu geçtiğimiz aylarda sıklıkla gördük. Bu noktada da özellikle, ABD Merkez Bankası'nın (FED) para politikası kararları kritik öneme sahip bir değişken olarak karşımıza çıkıyor.
Swap piyasalarında, son gelişmelere rağmen FED'in bu yıl içerisinde, iki kez 25'er baz puanlık faiz indirimleri yapacağı fiyatlanıyor. İran saldırısı öncesinde bu denkleme daha büyük bir olasılık atfediliyordu ancak, ana beklentide şimdilik bir değişiklik yok gibi görünüyor. Sadece faiz indirimlerinin yapılacağı düşünülen toplantıların, daha çok, yılın sonlarına kalacağına yönelik bir değişim gördük.
FED yetkilileri, ABD'deki istihdam piyasasının durumu ve enflasyon seviyeleri arasında sıkışmış durumda. Dolayısı ile yeni faiz indirimleri için alınacak kararlar gerçekten kolay olmayacak. Ocak ayına ait işgücü piyasası istatistikleri görece olumlu bir tablo ortaya koyarak, önceden düşünülenden daha sağlıklı bir istihdam piyasasına işaret etse de enflasyon göstergeleri aynı derecede FED'in işini kolaylaştırmıyor. Son gelişmeler ışığında bunun daha da zorlaşacağını söyleyebiliriz.
FED'in enflasyonu izlemek için kullandığı PCE Fiyat endeksi Aralık ayında %2.9 seviyesine yükseldi. Bu oran, Banka'nın %2 hedefinin üzerinde ve hedeften de uzaklaşmaya devam ediyor gibi görünüyor. Eğer FED yetkilileri enflasyonu baskı altında tutmak istiyorlarsa, daha önce piyasalarda düşünülenin aksine, faiz indirimlerinden kaçınmayı planlamaları gerekecek. Son jeopolitik gelişmeler ışığında, petrol fiyatlarındaki yükselişin de talep değil, ama maliyet enflasyonu üzerinde yeni olumsuz etkileri olacak. Bunu da hesaba katarsak FED gerçekten yeni faiz indirimlerinden kaçınmayı masadaki ilk seçenek olarak değerlendirebilir.
Petrol fiyatlarının global ekonomiler üzerinde yaratacağı ek maliyetler ve enflasyonist baskı, merkez bankalarının politika stratejilerinin önemli bir parçası olacak ve Bitcoin gibi görece riskli olduğu düşünülen varlıkların likidite bolluğunun olduğu dönemlerde ciddi yükselişler kaydetme eğiliminde olduğu da bir gerçek. Yani FED'in bu yıl, bırakın faiz indirmeyi, politika faizini yükseltmek zorunda bile kalabilecek olma ihtimali, yılın geri kalanında İran'daki gelişmeler ile Bitcoin fiyatı arasındaki nedensellik ilişkisi arasında güçlü bir köprü kurabilir. Dolayısı ile Orta Doğu'daki gelişmeleri sadece jeopolitik riskler açısından değil, özellikle Bitcoin için, farklı dinamiklerin temellerini değiştiren bir girdi olarak yorumlamak daha geniş bir bakış açısı kazandıracaktır. Bu gibi bir fiyatlama davranışı ilerleyen aylarda piyasalarda izlenmeye başlanırsa, bunun BTC fiyatları üzerinde baskı kurabilecek bir değişken olacağını söyleyebiliriz.









