Burcu Kösem Yazıları

Burcu Kösem

Bir çocuk başlattı… İstanbul’da yüzlerce borç kapandı

17.03.2026 11:12
Haber Detay Image

Ramazan ayı insanın kalbine en çok dokunan zamandır.

Çünkü bu ay bize yalnızca aç kalmayı değil, başkasının açlığını anlamayı öğretir. Paylaşmayı hatırlatır. İyiliğin aslında ne kadar büyük bir güç olduğunu gösterir.

Bazen bir iyilik hareketi büyük projelerle başlamaz.

Bazen küçücük bir kalple başlar.

Bu Ramazan ayında ben buna şahit oldum.

Elmira AYABAKAN, 10 yaşında küçük bir kız çocuğu.

Okuduğu bir kitapla harekete geçen, etrafını da örgütleyen, yaşı küçük ama kalbi kocaman bir kız çocuğu.

Onu ilk gördüğümde açıkçası hayran kaldım. Konuşmasına, kendini ifade edişine, özgüvenine… Ama en çok da dünyaya bakışına.

Çünkü Elmira'nın söylediği bir cümle aslında her şeyi anlatıyordu:

"Ben değil, biz olunca bir şeyleri değiştirebiliriz."

Yaşına rağmen farkındalığı yüksek, muhakeme kabiliyeti güçlü, en önemlisi de sempati değil empati kurabilen bir çocuk Elmira.

Sadece kendisi iyilik yapmakla kalmıyor, arkadaşlarını da iyilik için harekete geçiriyor.

Bugün Türkiye İyilik Kulübü Platformunun kurucu çocuk başkanı. Bu platformda çocuklar ve gençler, ihtiyaç sahiplerine ulaşmak için birlikte çalışıyor.

Elmira'yı tanıdıkça şunu daha iyi anladım.

İyilik bir çocuğun kalbinde zaten var, onu harekete geçirecek bir kıvılcım gerekiyor sadece. Bu kıvılcım sonra büyüyor ve etrafına da ışık saçıyor. Ve bir çocuğun kalbindeki iyilik herkesi harekete geçirebiliyor…

Tabii ki bu hikâyenin bir de görünmeyen kahramanları da var.

Elmira' nın annesi Pınar Hanım gibi…

Yaptığımız görüşmelerde ve dahi ziyaretlerde şunu gördüm ki: İyilik yaptıkça insanın kalbi de genişliyormuş. Pınar Hanım yaptıkları iyilikleri göstermek için değil, gerçekten paylaşmanın huzuru için yapıyor. Ve örneklerin çoğalabilmesi adına da ciddi bir çaba harcıyor.

Ön planda olmak için değil…

İyiliği büyütmek için.

Bu Ramazan'da Kızılay İstanbul olarak Türkiye İyilik Kulübü platformu ile birlikte hayata geçirdiğimiz en anlamlı çalışmaların başında ise zimem defteri kapatma programı vardı. 2 hafta önce başlattığımız bu iyilik hareketi İstanbul'da mahalle mahalle büyüyor.

Zimem defteri kapatma aslında bizim medeniyetimizin çok zarif bir geleneği.

Osmanlı döneminde hayırseverler mahalle bakkallarına gider, veresiye defterini ister ve ihtiyaç sahiplerinin borçlarını sessizce kapatırdı.

Ne borçlu kimin ödediğini bilirdi…

Ne de hayırsever kimin borcunu ödediğini…

Alan el veren eli görmezdi.

İşte buna zimem defteri denirdi.

İşte bizde bu Ramazan'da Türkiye İyilik Kulübü Platformu ile birlikte bu geleneği yeniden yaşatmaya başladık.

Ramazan'ın başında küçük bir iyilik hareketi olarak başlayan bu çalışma bugün İstanbul'un dört bir yanına yayıldı.

Ama geçtiğimiz günlerde Pendik'te yaşadığımız bir an var ki…

Sanırım ömrüm boyunca unutmayacağım.

Bir mahalle bakkalına girdik.

Bakkalı yaşlı bir amca ve eşi birlikte işletiyordu.

Raflara baktım… bazı yerler boştu.

Aslında onların da zor ayakta durduğu belliydi.

Sohbet ederken bakkal amca bir cümle söyledi.

Hiç unutmayacağım bir cümle…

"Biz de zor ayakta duruyoruz kızım" dedi.

"Bazen gerçekten çok zor oluyor. Ama birinin ihtiyacı olduğunu bildiğim halde parasını veremedi diye o gün ihtiyacı olanı vermezsem… yastığa başımı rahat koyamam."

Sonra ekledi:

"Biz kör topal geçiniyoruz ama kimseyi de geri çevirmiyoruz."

İşte o dükkanda iyiliğin gerçek anlamını bir kez daha gördüm.

Defteri istedik.

Zimem defterini…

İçinde onlarca isim vardı.

Her biri bir hikâye.

Her biri bir ihtiyaç.

"Bunların hepsini kapatalım" dediğimizde…

Bakkal amcanın da eşinin de gözleri doldu.

Gerçekten…

İkisi de sessizce ağladı.

Çünkü o defterde yazan her isim aslında onların tanıdığı insanlardı.

Komşularıydı.

Mahalleleriydi.

O an şunu fark ettim.

Zimem defterleri sadece borçları kapatmaz.

İnsanların mahcubiyetini de kapatır.

Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV) iyiliğin değerini anlatırken şöyle buyurur:

"İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır."

Bir başka hadisinde ise şöyle der:

"Kim bir müminin dünya sıkıntılarından birini giderirse, Allah da onun kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir."

İyilik bazen büyük şeyler yapmak değildir.

Bazen bir defteri kapatmaktır.

Bazen bir borcu silmektir.

Bazen bir insanın başını yere eğmeden yaşayabilmesine vesile olmaktır.

Bu Ramazan'da bir kez daha şuna şahit oldum:

İyilik gerçekten bulaşıcıdır.

Bir çocuk başlatır…

Bir anne büyütür…

Bir mahalle sahip çıkar…

Sonra bir şehir yayar.

Belki de bu yüzden Elmira'nın o cümlesi bu kadar güçlü:

"Ben değil, biz."

Çünkü iyilik tam da böyle büyür.

Küçük bir kız çocuğunun kalbinde başlayan iyilik…

Yüzlerce insanın hayatına dokunur...

Sessizce.

Ama dünyayı değiştirecek kadar güçlü bir şekilde…

Yazarın Tüm Yazıları