Velev ki sorunun kaynağı siz olmayın o zaman sorunun sonuçlarına ilişkin hangi vicdan soykırımı meşrulaştırabilir.
Kaynağı olmadığınız her bir sorunda muhatabınızı veya düşmanınızı diyelim doğru tanımlamadan, salt etnik ya da dini kimliği esas alarak topyekun ve orantısız bir güç ve intikamla tüm dünyayı ve insanlığı karşınıza alıp katliam yapmak o sorundan daha büyük sorunlar yaratmayacak mı?
Ki Ortadoğu'da yaşanan ve daha şimdiden 20'ye yakın ülkeyi içine alan ABD, İsrail ve İran arasındaki savaşın, çözüm diye bayrak sallayanların yarattığı daha büyük bir sorun olduğu aşikardır.
Almanya'da 2025 yılında iktidara gelen Hristiyan Birlik Partileri (CDU/CSU) ve Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD) koalisyonundan oluşan hükümetin Başbakanı Friedrich Merz, Almanya'da katıldığı bir etkinlikte, kürsüde konuşma yaptığı esnada, üstünde "Soykırıma hayır. Devletin çıkarı bahanesi kabul edilemez. Yaşasın Filistin" yazan Filistin'e destek pankartına sinirlenmiş.
Merz, konuşmasını yarıda keserek pankarta "İsrail'in yanında duruyoruz. Yukarıda tuttuğunuz pankartı görüyorum. Bunu burada bu şekilde ifade ettiğiniz için teşekkür ederim. Almanya'da antisemitizmin ortaya çıktığı her yerde onunla mücadele etmek için elimden gelen her şeyi yapacağım" diyerek tepki göstermiş.
Ardından da "Eğer yukarıda pankartını tuttuğunuz kişiler silahlarını bırakırsa bu savaş 24 saat içinde sona erer. Sorunun kaynağı İsrail devleti değil" diye de eklemiş.
Almanya, Nazi Almanya'sında, Hitler'in önderliğinde Yahudilere karşı işlediği soykırım suçlarıyla ve bundan ötürü duyduğu suçluluk psikolojisiyle yıllardır antisemitizme karşı durmak adına Siyonizm'i kucağında emzirmeye devam ediyor.
Bunun adına ne derseniz deyin, antisemitizme karşı olmak Siyonizme yandaş olmanızı meşrulaştırmaz.
Hatırlarsanız bir hafta önce de Merz Trump'la Beyaz Saray'da bir araya geldiği görüşmesinde 'Tahran'daki rejimi ortadan kaldırmak için ABD ve İsrail'i destekliyoruz' diye açıklama yapmıştı.
Nasıl bir hadsizlikleyse artık meşru İran rejimini terörist olarak tanımlamış ve "Bu korkunç rejimi ortadan kaldırmada ABD ve İsrail'i destekliyoruz. Bugün de savaşın sonrasına ilişkin planlamaları konuşacağız." sözleriyle ABD ve İsrail yandaşlığını yalakalık düzeyine çıkarmış ve en yüksek ölçekte çirkinleşmişti.
Bir ülkenin kaderini tayin etmek ancak o ülkenin halklarının hakkıdır. Küresel ölçekte terörist diye tanımlanacaksa en başta ABD ve İsrail tanımlanabilir ki o konuda karneleri hayli kabarıktır.
Korktuğundan mı yoksa çıkarından mı yanında el pençe divan durduğu Trump'ın Merz'i 30 dakikalık görüşme esnasında, sadece 3 dakika konuşturduğu ve hatta ona yöneltilen kimi soruları Trump'ın rol çalarak yanıtlaması da Merz'in temsiliyle Almanya'nın pespaye ezikliği olsun.









