Haber Tarihi: 16 Ekim 2006 Pazartesi Saat 17:15
Ankara Haber Ajansı  [522909]

Yased: Fransız Ürünlerine Boykot Kendi Kendimizi Vurmak Olur


Yased Yönetim Kurulu Başkanı Şaban Erdikler, Türkiye ve Fransa Arasındaki Problemin Hukuki Zeminde Çözülmesi Gerektiğine İnandıklarını Belirterek, "Fransa ile Ekonomik İlişkilerimiz Sürüyor. Bir Boykot Kararı, Kendi Kendimizi Ayağımızdan Vurmak Olur" Diye Konuştu.

Yabancı Sermaye Derneği (YASED) Yönetim Kurulu Başkanı Şaban Erdikler, Fransa'yla yaşanan gerilimin iki ülke arasındaki yatırımları olumsuz yönde etkilemediğini belirtti. Erdikler, Türkiye ve Fransa arasındaki problemin hukuki zeminde çözülmesi gerektiğine inandıklarını belirterek, “Bir boykot kararı, kendi kendimizi ayağımızdan vurmak olur” diye konuştu. YASED Başkanı Şaban Erdikler ve YASED Genel Sekreteri Mustafa Alper, Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgütü’nün (UNCTAD) “2006 Dünya Yatırım Raporu”nu kamuoyuna tanıttıktan sonra gazetecilerin sorularını yanıtladılar. Erdikler, Fransa’nın Ermeni Soykırım Yasasıyla ilgili tavrını kınadıklarını vurguladı. “FRANSIZ OLARAK DEĞERLENDİRMEYELİM” Erdikler, bu süreçte Fransız ürünlerine uygulanacak bir boykotun faydası olmayacağının altını çizerek, “Alacağımız önlemlerin Türkiye’ye de zarar vereceğini bilmemiz lazım. Burada yatırım yapan şirketleri Fransız diye görmemiz doğru değil. Türk fabrikalarında, Türk işçileri ile üretim yapıyorlar. Bu şirketleri boykot etmek kendi kendimizi ayağımızdan vurmak olur” yorumunu yaptı. Erdikler, “Fransa’nın 2005 yılındaki yabancı yatırımları 63 milyar dolara ulaşmış durumda. Türkiye’nin çektiği yabancı yatırımlardaki Fransız payı ise 330 milyon dolar gibi ufak bir şey. Son sıkıntılar sermaye hareketlerinde olumsuz bir gelişmeye işaret etmiyor. Hareketlilik sürecek” diye konuştu. “SON 5 YILDAKİ YABANCI YATIRIM SON 20 YILDAKİNE EŞİT” Erdikler, Türkiye’nin 2000-2005 yılları arasında 22 milyar dolarlık doğrudan yabancı sermaye yatırımı çektiğini hatırlatarak, bu rakamın son 20 yılda sağlanan yabancı sermaye yatırımı ile eşdeğer olduğunu belirtti. “ALTINDA BİR PERFORMANSA SAHİP” Erdikler, Türkiye’nin bir yandan tek haneli enflasyon hedefine kilitlendiğini, öte yandan yabancı sermaye yatırımlarının GSMH içindeki payının yüzde 11.6 seviyesine, gayri safi sabit sermayeli yatırımları içindeki payının da yüzde 13.6’ya çıktığına dikkat çekti. Bu gelişmelerin gelecek açısından “umut verici” olduğuna işaret eden Erdikler, “Ama Türkiye’nin performansı hala potansiyelinin altında seyrediyor. Türkiye’nin yıllık doğrudan yabancı sermaye çekme potansiyeli 20 milyar dolar civarında” dedi. “HEDEF 18-20 MİLYAR DOLAR” Erdikler, UNCTAD raporuna göre Türkiye’nin 2006 yılının ilk sekiz ayında toplam 12.4 milyar dolarlık yabancı sermaye çektiğini hatırlatarak, “2006 yılı 20 milyar dolar hedefine çok yaklaşacağımız bir yıl olabilir. Hükümetin yıl sonu hedefi 13-24 milyar dolar arasında idi. Bizim beklentimiz ile 13 milyar dolardı. 2006 yılının ilk sekiz ayında 12.4 milyar dolarlık yabancı yatırımı çekmemiz, bize kötümser bir tahmin yaptığımızı gösterdi. Yıl sonuna kadar Finansbank’ın satışı ve Türk Telekom’un taksiti gibi olaylar var. 18-20 milyar dolara ulaşacağımızı tahmin ediyoruz” diye konuştu. “1 MİLYAR DOLARDAN FAZLA YATIRIM YAPTIK” Türk iş adamlarının 2005 yılında yurtdışı yatırımlarına 1 milyar dolardan fazla para harcadıklarını hatırlatan Erdikler, “Önceki yıllarda uluslararası sermaye yapısı gelişmiş ülkelerin tekelindeyken, şimdi gelişmekte olan ülkelerin de dış yatırımlar yaptığını görüyoruz. Bu trendin artarak devam edeceğini tahmin ediyoruz” dedi. “ÖZEL FON YATIRIMLARINA DİKKAT” Erdikler, UNCTAD raporunun en dikkat çekici noktasının ilk kez “özel fon yatırımları”ndan bahsedilmesi olduğunu kaydederek, 2005 yılında toplam 260 milyar dolarlık özel fon yatırımlarının 135 milyar dolarının başka ülkelere yatırım amacıyla kullanıldığını belirtti. “ÖZEL FONLAR 10 YIL İÇİNDE ÜLKEDEN ÇIKAR” “Özel fon yatırımları” veya “Özel kişi yatırımları” olarak tanımlanan yatırımlarının, çok uluslu şirketlerden farklı bir yatırım anlayışına sahip olduklarına dikkat çeken Erdikler, “Özel fon yatırımları, çok uluslu şirketlerin hisse senetlerini satın alarak yabancı yatırımın finansörü oluyorlar. Ama teoride çok uluslu şirketler yatarım yaptığı ülkede süresiz kalacağını varsayarken, bu tip fon yatırımları genelde 10 yıl içinde hisselerini elden çıkarıp ülkeyi terk ediyor” diye konuştu. “TÜRKİYE’DEKİ ÖZEL FON YATIRIMLARININ ORANI ARTIYOR” Erdikler, bir gazetecinin “Türkiye’deki özel fon yatırımlarının durumu nedir?” sorusuna ise, “Türkiye’ye 2005 yılında birleşme ve satın alma yoluyla gelen yabancı yatırım içindeki özel fon payını tam olarak bilemiyoruz. Ama önemli rakamlara doğru ilerlediğini gözlemliyoruz. Önümüzdeki yıllarda bu rakamın artacağını düşünmek de gerçekçi olur diye düşünüyorum” yanıtını verdi. Türkiye’nin artık yeni yatırımlar için nasıl cazibe merkezi olabileceğini hesaplamak zorunda olduğunu ifade eden Erdikler, dünyada yeni yatırımlar için harcanan emek ve zaman konusunda bir sabırsızlık olduğunu vurguladı. “BİRLEŞME VE SATIN ALMALAR CAZİP GELİYOR” Erdikler, “Mesela Türkiye’de sıfırdan yeni bir yatırımla pazardan pay almak çok zor görülüyor. Onun yerine belli bir Pazar payına ulaşmış ve gelişme potansiyeli olan firmaları satın almak daha rasyonel bir çözüm olarak değerlendiriliyor” diye konuştu. Erdikler, Ağustos 2006 itibariyle Türkiye’ye giren 12.4 milyar dolarlık yabancı sermayenin yaklaşık 8 milyar dolarının birleşme ve satın almalarla gerçekleştirildiğini de sözlerine ekledi. “ÖZELLEŞTİRME BİTSE DE YABANCI YATIRIM SÜRER” Bir gazetecinin “Özelleştirilecek kurumlar tükenince Türkiye’ye doğrudan yabancı sermaye yatırımı gelir mi” sorusuna ise Erdikler şöyle yanıt verdi: “Özelleştirme kadar önemli bir işlem de özel sektördeki şirket yatırımları. Tüm dünyada birleşme ve satın almaların önümüzdeki yıllarda da süreceğini söyleyebiliriz. Bunun arkasından yeni bir yatırım dalgası gelmesini bekliyoruz. Türkiye için de aynı şey geçerli. Hala Türkiye’de yabancı yatırımcı için cazip bir ortam tam olarak yok ama 2008’de IMF programının sona ermesi, azalan enflasyon ve faiz ile birlikte bir hareketlenme bekliyoruz. Ayrıca bu yıl kurulan Yatırım Kalkınma Ajansı’nın da faydalı olacağını düşünüyoruz.” Türkiye’nin iyileşen genel makro-ekonomik verilerinin uluslararası sermayenin kar transferini artırarak cari açığı olumsuz etkileyeceği görüşlerine ise katılmadığını dile getiren Erdikler, “Böyle bir şey doğru değil. Bunu düşünmek ve dillendirmek de bana göre yanlış” dedi.

6,96/10 (9 kişi)
En Uygun Konut Kredisine Başvurmak Artık Çok Kolay. 15 Bankanın En İyi Şartları için Tıklayın!
  • Reklam
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12