'Yaş Grubum 30'lara Bile Bakmıyor'
Eksikliği Her Geçen Gün Daha Çok Hissedilen Müteveffa Kanal Elmax'ta Yayınlanan 'Aşk Sohbetleri' İçin Konuştuğum Yüze Yakın İsim Arasında Beni En Çok Şaşırtan Kadınlardan Biri Olmuştur Melek Baykal.
EKSİKLİĞİ HER GEÇEN GÜN DAHA ÇOK HİSSEDİLEN MÜTEVEFFA KANAL ELMAX'TA YAYINLANAN 'AŞK SOHBETLERİ' İÇİN KONUŞTUĞUM YÜZE YAKIN İSİM ARASINDA BENİ EN ÇOK ŞAŞIRTAN KADINLARDAN BİRİ OLMUŞTUR MELEK BAYKAL.
'Neden?' derseniz, karşımdaki kadın yaptığı işle var olduğundan, yani özel hayatıyla gündeme gelmediği, çok alımlı olmadığı, dekolte falan giyinmediği, dolayısıyla magazin sayfalarını fazla işgal etmediği için her kadını kıskandıracak büyük aşklar yaşamış olduğunu tahmin etmemiştim. Hepimiz önyargılıyız işte! Sıcak bir yaz günü Bodrum'da yaptığım söyleşinin hemen ardından şunları yazmıştım sıcağı sıcağına: "Melek Baykal erkekleri görür görmez kendine âşık eden çekici bir kadın. Hem de öyle sıradan erkekler değil ona âşık olanlar; meslekleriyle, konumlarıyla en üst düzeydekiler. Ülkelerinin tanınmış, önde gelen isimleri."
İki yıl sonra, yine sıcak bir yaz günü, bu kez oynadığı dizinin setinde sohbet ediyoruz. Söz dönüp dolaşıp yine aşka, kadın ve erkek ilişkilerine geliyor. Ve yaşadığı aşklara…
ÖNCE KADINIZ!
Karşısındakileri şaşırtmaktan memnun, "Önce kadınız tabii" diyerek söze başlıyor. "İlk kez sizinle paylaştığım bir-iki büyük aşkım olmuştur. Bende derin iz bırakan aşklardır bunlar. Beni bunlar beslemiştir. Oyunculuğumu, bugün geldiğim yeri bu aşklara borçluyum. Hayatı yaşamak lazım. Sadece yaptığımız işle var olmaya çalışırsak ruhumuzu zenginleştireceğimiz bir şey kalmaz" diyor ve ekliyor: "Şu ara bir şey yok ama! O günden beri bir şey olmadı. Galiba o sayfayı artık kapattım."
Niye?
Çünkü çevreme baktığımda birlikte olabileceğim düzgün bir erkek göremiyorum!
Bütün kadınların sorunu bu. Hatta erkeklerin şikayeti de bu. Niye birbirimizi bulmakta zorlanıyoruz?
Çünkü ülke olarak pek çok değerimizi yitirmiş bulunuyoruz. Hele İstanbul, bunun pazarı. Mesela kendini inanılmaz pazarlamaya ve sunmaya çalışan o kadar çok kadın var ki ortalıkta!
Siz kendinizi onlardan ayırmaya çalışıyorsunuz…
Korumaya almak, durumunda kalıyorsunuz. Bu da çok acı geliyor insana. Şimdi ben kendi adıma konuşuyorum; eğer bugün hayatıma birini sokacaksam, bunun ideali kendi yaşıma, konumuma, durumuma uygun birinin olması değil midir? Ama o kadar çığrından çıkmış ki erkekler. Benim yaş grubumdakiler artık 20 ile en fazla 27 yaş grubundaki kadınları, -30'a bile çıkmıyorlar- tercih ediyorlar. O zaman işin tadı kaçıyor. Düşünüyorum da bunda erkeklerimizin suçu yok! Kadınlarımız o kadar teşhirci, o kadar kendilerini sunan yaratıklar haline geldiler ki artık, adamlar ne yapsın?
Toplum kadınları zengin bir erkek bulup evlenmeye yönlendiriyor. Bir genç kız için tek gelecek var, o da evlenmek, bir an önce bir erkeği kafeslemek!
Bu durumda siz ister istemez kendinizi korumaya alıyor ve geri çekiliyorsunuz. İstediğim konumdaki ve kategorideki erkeğin tercihi 20-27 yaş arası çünkü.
Sizi beğenmiyor!
Belki de ürküyor. Bilmiyorum. Düşünüyorum da 65-70 yaşına gelen bir adam 25 yaşındaki bir kadından ne alabilir? Nasıl beslenir? Sadece cinsellik. Peki, onunla oturup ne konuşur, ne paylaşır. Hayat sadece cinsellik midir?
Erkeklere göre öyle galiba?
O zaman şu kanıya varıyorum; erkeklerimiz saygı duydukları kadınları değil, ayıpladıkları kadınları arzuluyorlar. Ve o kadar çok ayıplanan kadın var ki ortalıkta.
HAYAT SADECE CİNSELLİK Mİ?
Kendinden yaşça küçük erkeklerle birlikte olan kadınlara ne diyorsunuz?
Bu arz ve talep meselesidir. Bir şey diyemeyeceğim ama bana göre değil. Ben kendimden 20 yaş küçük bir erkekle ne paylaşırım sizce? Hiçbir şey. Saygı duymam ayrıca, ne kendime ne karşımdakine. Çünkü düşünürüm bu adam beni niye beğeniyor acaba? Şimdi ben 50 yaşını aşmış bir kadınım. Gencecik bir adam bende ne bulur diye sorarım. Cevabını da bilirim zaten.
Nedir cevabı?
Çok açıktır bunun cevabı. Önce kendime olan saygımdan sonra da çevreme olan sorumluluğumdan ötürü böyle bir şey yapmam.
İki kez evlendiniz. İlki Zafer Ergin.
Canım benim. Kırmadı beni. Benim için çok özeldir. Ben gözümü onunla açtım.
Kaç yaşındaydınız evlendiğinizde?
20, yeni girmiştim Devlet Tiyatrosu'na. Benim ilk göz ağrımdı. Flörtüm bile yoktu. Hayatıma giren ilk erkek. Dolayısıyla onun yeri benim için çok özeldir.
Kaç sene sürdü?
4,5-5 yıl. Son derece vasıfları olan, çok erdemli bir adamdır. Hâlâ başım sıkışsa aramayı düşündüğüm ilk isimlerdendir.
Ne güzel boşanmanıza rağmen bunları söyleyebilmeniz!
Böyle olmalı. Anlaşamadık, yanlıştı bir şeyler ama her zaman insanlığına çok inandığım ve güvendiğim biridir. Bu teklifi ona yaptığım zaman, beni hiç ikiletmedi.
Sizden mi gitti teklif?
Evet. Bize böyle bir jest yapar mısın dedim. Eksik olmasın, bir saniye bile düşünmedi, oynadı. Bu kadar iyi bir aktörün bir bölümde oynamayı kabul etmesi zordur.
Daha önce birlikte oynadınız mı?
Birbirimize âşık olduğumuz yıllarda, 'Ezop'ta oynadık. O zaman mesleğinin zirvesindeydi. Ben de çömezdim. Yeni bitirmişim konservatuvarı, stajyer oyuncuydum. Ne diyeyim, var olsun.
İkinci evliliğiniz çok sonra mı?
Değil. 26 yaşındaydım. O da dünyanın en janti, en efendi insanlarından biriydi. Bir yabancıydı; Alman, bir eyaletin kompütür sisteminin başındaki genel müdür. Evliliğimizde hiçbir sorun yaşamama rağmen bitirmek durumunda kaldım. Çünkü ben kendi vatanımın ve insanlarımın dışında bir yerde yaşayamıyorum. Manavımı özledim, kasabımı özledim. Buradaki düzensizliği bile özledim.
Onun da buraya gelmesi imkansızdı!
Çok mutsuz olacaktı. Benim orada yaşadığım mutsuzluğu o burada yaşayacaktı. Ona bunu yaşatmamak adına ayrıldık. Onunla da ilişkimiz çok iyidir. Arada bir telefonlaşır, konuşuruz.
Bu ilişkiyi sürdürme durumu sizden kaynaklanıyor galiba?
Ben insanları seviyorum. Kocaman bir yüreğim var, herkese yer var orada.
--------------------------------------------------------------------------------
Her rolün kadını
Ferhunde Hanım'ın Kızları dizisiyle tanıştık Melek Baykal'la. Akıllı, deli, uçuk, kaçık Nermin rolüyle güldürdü bizi. 'Hayat Bağları'nda ise kocasından ayrılıp hayata yeniden başlayan Nurhayat karakteriyle ağlattı. Cennet Mahallesi'nde bambaşka bir rolle çıktı karşımıza. 'Çingene Pembe' rolünde öyle başarılıydı ki Hacıhüsrev'den çıktığı bile söylendi. Şimdi de 'Akasya Durağı'nda zenginken beş parasız kalan ve kızını okutmak için şoförlük yapmak zorunda kalan Melahat'ı canlandırıyor. 'İlle de Roman Olsun' yarışmasında ise kâh Pembe oluyor kâh diğer kadınlar, kâh kendisi…
Başarısını "Her ne kadar eğitimli olmak suç haline geldiyse de bence eğitimli olmak bir oyuncuya bir sürü artılar katıyor" diyerek açıklıyor.
Ankara Devlet Tiyatrosu'nun çok özel sınıfının çok özel öğrencilerinden. 470 kişi girmişler sınava. İlk elemeyi 11 kişi kazanmış, sonra 7'ye düşmüşler. Kimler mi var içlerinde? Melek Baykal'ın yanı sıra Derya Baykal, Zuhal Olcay, Mehmet Ali Erbil, Selçuk Yöntem ve tiyatroda önemli yerlerde bulunan ama medyatik olmayan isimler.
Konservatuvara girerken en büyük arzusu iyi bir aktris olmakmış. Tiyatro, sinema, televizyon ayrımı yapmıyor, "Oyunculuğumu kattığım her şey, seyirciye de ulaşmışsa benim için özeldir" diyor ama tiyatro gönlünün kraliçesi. "Keşke salonlar kapanmasa ve yeni yazarlar yetişse" dileklerinde bulunuyor.
--------------------------------------------------------------------------------
Ayaklarından tanıdım!
Gelelim ilk kez bana anlattığınız büyük aşka, Yunanlı diplomata…
14 sene süren büyük bir aşk. Hâlâ görüşüyoruz, biliyor musunuz?
Hâlâ umut yok mu?
O da çok güzel bir anı olarak kaldı. Birbirimize inanılmaz saygımız var. İki sene önce, bayramda Yunanistan'a gittim. O tarihte başka bir ülkede büyükelçiydi. Bayramlarda hep aradığı için, o zaman da aradı. Ben de ona Yunanistan'da olduğumu söyledim. Bir günlüğüne geldi.
Ne kadar romantik!
O kadar heyecanlandım ki onu görünce. Otelin kahvaltı salonundaydım, lobiden merdivenlerle inen bir kahvaltı salonu, önce ayaklar görünüyor, sonra bacaklar, sonra bütününü görüyorsunuz inen kişilerin. Ben de tam merdivenlerin karşısında bir masada kahvaltı yapıyorum. Yanımda da annem var, ayaklarını gördüm ve 'Anne!' dedim, 'Dimitri geliyor!'.
Ayaklarından tanıdınız yani?
Evet. Çok heyecanlandım.
Müthiş bir şey. Ben, sizin daha güzel aşklar yaşacağınıza inanıyorum.
İnşallah. Yeter ki doğru kişi olsun.
Kimdir doğru kişi?
Öncelikle dürüst olmalı. Yanlış yapmayacak. Konumlarımız ve kategorilerimiz eş değerde olacak. Onunla her şeyi konuşabilmek ve paylaşabilmek benim için yeterli nedendir. Para olsun, zenginlik olsun, bular hiç önemli değil. Çok şükür bunlara ihtiyacımız yok. Sevgi yeter de artar.
SEDA KAYA GÜLER/Akşam/Pazar
















