Yanal'ı Kimler İstemedi?

Yanal'ı Kimler İstemedi?
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Yanal'ı kimler istemedi ? Ersun Yanal'ın görevine son verilmesinin ardından dün ne demiştik…

Yanal'ı kimler istemedi ?

Ersun Yanal'ın görevine son verilmesinin ardından dün ne demiştik… “Beklenen oldu”

Evet bu beklenen hatta geciken bir operasyondu… Çünkü bunun sinyalleri taa bir yıl öncesinden verilmişti. ve bunu da Ersun Yanal ile Oğuz Çetin arasında yaşanan bir diyalogu örnek göstererek kamuoyuna duyurmuştuk. Gelin bundan yaklaşık 1 yıl önce (19 ağustos 2010'da) o dönem görev yaptığım Habertürk Gazetesi'nde kaleme aldığım “Dikkat ! Milli Yapılanma Çatırdıyor” başlıklı yazıma bir göz atalım...

DİKKAT MİLLİ YAPILANMA ÇATIRDIYOR

HONDURAS maçı öncesi... Hiddink'in yardımcısı Oğuz Çetin aday kadroyu belirler. Düşündüğü isimlerden biri de Ümit Milli Takım'ın oyuncusu Beşiktaşlı Necip'tir. Ümit Milli Takım Teknik Direktörü Raşit Çetiner'e, “Oyuncun Necip'i Honduras karşılaşması için kadromuza alıyoruz” der. Ancak Çetiner bu duruma fazla sıcak bakmaz. Ama emir büyük yerdendir(!), “Peki” der. Çetiner hemen olayı bağlı olduğu üstü Ersun Yanal'a iletir. Yanal da Necip konusunda Çetiner'le aynı görüştedir. Bu kez Yanal, Oğuz Çetin'in kapısını çalar ve Necip'in bu aşamada hocalarıyla durum değerlendirilmesi yapılmadan A Milli Takım'a alınması taraftarı olmadıklarını iletir. Ancak Oğuz Çetin kararlıdır. Ersun Yanal, “Elbette bizim öncelikli görevimiz A Milli Takım'a oyuncu vermek. Ancak bu çocuğu oynatacaksanız ve sürekli sizde kalacaksa alın. Ama alıp oynatmaz ve bu çocuk bir yukarı bir aşağı gider gelirse onu kaybederiz. Bu şekilde kaybettiğimiz çok yetenek var” der. Ancak Oğuz Çetin kararlıdır, geri adım atmaz. Çetiner'i de Yanal'ı da dinlemez, onlara Necip'in A Milli Takım'a alındığını söyler. Çetin'in takındığı tavır, Yanal ve ona bağlı olan Milli Takım'ın başındakileri rahatsız eder. Olay, A Milli Takım Sorumlusu Levent Kızıl'a kadar gider. Bu ve bunun gibi bazı konular, alt ve üst Milli Takım sorumluları arasında sık sık

benzer diyalogların ve sürtüşmelerin yaşanmasına neden olur. Netice: Oğuz Çetin, işi biraz inada da bindirip Necip'i Honduras maçının aday kadrosuna alır. ve Necip son 10 dakika sahaya sürülür. Ardından Necip Milli Takım'ın ABD turnesi için de A Milli Takım aday kadrosuna davet edilir. Ancak bu kez de ABD kampına götürülen Necip, oynanan 3 karşılaşmada da tek bir dakika bile forma giyemez. Her geçen gün üzerine koyan, Beşiktaş'ın değişmez oyuncusu olan, kısa bir zaman öncesine kadar paylaşılamayan o Necip, Romanya maçı aday kadrosundan da kesik yer. O gün Necip uğruna ortalığı

dağıtanlar(!), “Bundan sonra Necip A Milli Takım'ın oyuncusudur, bizimdir. Biz hep onun arkasında duracağız” diyenler, bir anda Necip'i unutuverir.

Peki şimdi bunu niye anlattım? Mesele Necip'in Milli Takım'dan kesik yemesi değil. Mesele Necip'in A Milli Takım'ı hak edip etmemesi de değil. Mesele, görevlerinin ilk gününden bu yana A Milli Takım teknik kadrosuyla, diğer Milli Takım teknik kadroları ve TFF Futbol Genel Direktörü Ersun Yanal arasında sürekli bir çatışmanın-yetki kargaşasının yaşanması. Bir türlü aralarında sağlıklı bir iletişim sağlanamaması. Sağlanamaz da. Nedeni açık... TFF bünyesindeki bazı 'büyükler' ve A Milli Takımımız'ın bazı 'görevlileri' Yanal'ı istemiyor. Sebebi belli değil... Hangi Yanal'ı? Birilerinin milli maçtan milli maça, seyahatten seyahate çalıştığı yerde; gününün 3'te 2'sini işinin başında çalışarak geçiren... Birilerinin sadece aday kadroyu yazmak için eline kağıt kalem aldığı yerde; her gününü üniversite sınavına hazırlanan talebeler gibi geçirircesine çalışan, elinden kağıt kalemi bırakamayan... Birilerinin sadece bir Milli Takım'ın 3 sorumlusundan 1'i olduğu yerde; bir Milli Takım dışındaki tüm milli takımların sorumlusu olan, onlarca takım, yüzlerce organizasyon ve milyonlarca futbolcu ile ilgilenen o Yanal'ı!.. Sonuçta, ortada ciddi bir şekilde Yanal'ı yıpratma ve yıldırma politikası var. Konu üzerinde de ciddi çalışmalar yapılıyor. Ama kimse Türk futbolunun yıprandığının farkında değil.

Sonuç: Özgener federasyonunu pek yakında ciddi fırtınalar bekliyor. Benden söylemesi.

Bu kervan böyle yürümez.

(Tarih : 19 ağustos 2010 – Habertürk Gazetesi – Kum Saati köşesi)

Ve bugün ; O kervan yolda kaldı.

Sizlere A Milli Takımın başındakilerle, onun altındaki tüm milli takımların sorumlusu arasındaki “diyaloglardan” sadece bir örnek sunduk. Araştırdığınızda bu şekilde pek çok örnek daha bulabilirsiniz. (sanırım benzer ve daha çırpıcı örnekler milli maçlardan sonra kamuoyuna yansıyacaktır)

Düşünebiliyor musunuz, 17-18 günde neşter vurulması gereken böyle bir ortam, 17-18 ay devam edebiliyor.

Olan Türk futboluna oluyor. Kaybeden Türk futbolu oluyor.

Türk futboluna ve milli takımlara yön verenlerin “hali” böyle olursa, biz daha çook futbolcu devşirir onlara ay – yıldızlı forma giydiririz… Çooook.

Yazık, Türk futboluna yazık.

Kaynak: Sporx.com