Usak'ın Gürcistan Krizi Değerlendirme Raporu

Usak, Gürcistan'daki Krizin Yerel Çatışma Olmanın Ötesinde, Doğrudan Etkilerinin Olacağına İşaret Etti, Yeni Dünya Düzeni Mücadelelerinin Önemli Safhalarından Birinin Kafkasya'da Yaşanacağını Savundu.
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK), Gürcistan'daki krizin yerel bir çatışma olmanın ötesinde, doğrudan etkilerinin olacağına işaret ederek, yeni dünya düzeni mücadelelerinin önemli safhalarından birinin Kafkasya'da yaşanacağını savundu.
USAK tarafından hazırlanan 66 sayfalık "Gürcistan Krizi Değerlendirme Raporu"na göre, krizden en çok etkilenecek ülkelerin başında Türkiye geliyor.
Krizin Türkiye'yi sadece Rusya ile değil, en yakın müttefikleriyle de sorunlu hale getirebileceği ve Türkiye'nin buna karşı hazırlıklı olması gerektiği savunulan raporda, Kafkasya'daki değişimin Türkiye'ye yükler ve fırsatlar getirdiği görüşüne yer verildi.
Raporda, NATO ve AB genişlemesinin birbirini destekleyen süreçler olması gerektiği belirtilirken, Türkiye'nin AB üyelik sürecinin hızlandırılmasının NATO genişlemesine katkısı olacağı, olası bir tam üyeliğin AB ve ABD'nin Kafkasya ve Karadeniz'de etkisini artıracağı kaydedildi.
Kafkasya'daki son krizin daha güçlü bir Türkiye'ye olan ihtiyacı artırdığı dile getirilirken, "Türkiye'nin AB'ye tam üyeliği, Kafkaslar'da istikrar ve barışın teminini daha kolay bir hale getirebilirdi" ifadesi kullanıldı.
Rusya ve ABD'nin birbirlerine karşı atacakları olası adımlara da değinilen raporda, Rusya'nın ABD'nin sevmediği ülkelerle ilişkilerini geliştirebileceği, Filistin'den Afganistan'a kadar geniş bir bölgede Rusya-Suriye-İran işbirliğinin, ABD projelerinin "altını oyacağı ve bölgedeki mevcut dengeleri altüst edeceği" öne sürüldü.
ABD'nin Rusya'ya karşı tek başına eylemlerden çok ilk olarak NATO çatısını kullanmasının beklendiği ifade edilen raporda, ABD'nin Karadeniz ve Kafkaslar'da daha fazla güç bulundurabilmek için yanında görmek isteyeceği ülkelerin başında Türkiye'nin geldiği görüşüne yer verilerek, Türkiye'nin Rusya'yı kızdırmamak ve uluslararası anlaşmalarla ters düşmemek isteyeceği, bunun da ABD ile ilişkilerde gerilime yol açabileceği savunuldu.
Raporda, Türkiye'nin krizin başında yeterince aktif olmadığı eleştirilerine karşı çıkılarak, ilk günlerde "AB ve ABD'nin yapıp da Türkiye'nin yapmadığı hiçbir işin olmadığına" dikkati çekildi.
Türkiye'nin kriz karşısında "AB'nin aşırı ihtiyatlı duruşu ile ABD'nin aşırı tepkisel duruşu" arasında bir yer bulabileceği ifade edilen raporda, Bakü-Tiflis-Kars demir yolu hattının bölge için taşıdığı öneme dikkat çekildi.
Raporda, Türkiye'nin Kafkas İstikrar ve İşbirliği Platformu gibi inisiyatifler geliştirmesi olumlu bulunurken, ancak bu tür projelerin daha fazla olgunlaştırıldıktan, iç ve dış kamuoyu hazırlandıktan sonra devreye sokulması görüşü dile getirildi. Türkiye'nin Kafkasya'da tarafsız ve dışarıdan olayları seyreden ülke olmaması, ayrıca bölgede saldırganlığı meşrulaştırır hiçbir söylemde bulunmaması istendi.
"Rusya'nın mücadele sahnesine dönüşünün, Türkiye'nin özellikle ABD ile sorun yaşayan komşularıyla ilişkilerinde yeni bir gerilim oluşturabileceği düşüncesine" yer verilen raporda, Türkiye'nin bu süreçte komşu ülkelerle daha yakın ilişkiye girmesi, Kafkasya'da ekonomik işbirliği ve entegrasyon çabalarını artırması ve bu çabalara Avrupa ve ABD'nin desteğini araması gibi talepler dile getirildi.











