Doğan Haber Ajansı [3038634]
Ümit Boyner'den "Terör" ve "Ekonomik Kriz" Açıklamaları
TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner, "TBMM 2007'deki emsale rağmen, tutuklu üyelerini bünyesine alamadan açıldı. Ancak, seçimde toplumun desteğini almış tüm siyasi partiler yeni yasama yılında Meclis çatısı altındalar" dedi.
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Toplantısı bugün Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleşti. Toplantının açılışında konuşan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner, etraftaki tüm kara bulutlara, küresel sistemin yapısal krizine, Türkiye'deki terör eylemlerinin artışı ve toplumsal gerginliğe rağmen Umutlu olduğunu vurgulamak istediğini söyleyerek, "Daha doğrusu Umutlu olmak istiyorum" dedi.
"TBMM 2007'DEKİ EMSALE RAĞMEN, TUTUKLU ÜYELERİNİ BÜNYESİNE ALAMADAN AÇILDI"
Türkiye'nin dünyada giderek daha fazla ilgi gören, sözü dinlenen bir ülke olmasıyla, toplumsal dokuyu zedeleyebilecek, iç burkan gelişmelerin, şiddet patlamalarının eş anlı olarak yaşandığını ifade eden Boyner, şunları söyledi: "On yıl sonra refahımıza ve huzurumuza katkı yapacak koşulların götürdüğü yerde mi, yoksa geçmiş saplantılarımızın bizi tıkadığı noktada mı olacağız, anlamaya çalışıyorum. Umudum dünyayı iyi anlayarak, demokrasimizi derinleştirme çabalarından taviz vermeden uzun vadeli rotamızı çizebileceğimize inanmamdan kaynaklanıyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi 2007'deki emsale rağmen, tutuklu üyelerini bünyesine alamadan açıldı. Ancak, seçimde toplumun desteğini almış tüm siyasi partiler yeni yasama yılında Meclis çatısı altındalar. Umudumu arttıran bir olgu bu. Sayın Cumhurbaşkanımız Meclis'i açış konuşmasında sunduğu gelecek tasavvurunu geçmişimizle bağ kurarak ortaya koydu. Geçmişin kazanımları üzerine inşa edilecek, tarihten gelen sürekliliği göz ardı etmeyen yeni bir Türkiye tablosu çizdi. Böylesi bir çerçevenin varlığını da Umutlu olmak için önemli bir neden diye değerlendiriyorum. Siyaset sınıfının da bu vizyonu benimseyerek, özlemlerimize yanıt verecek bir çalışma içine gireceğine dair iyimserliğimi diri tutmak istiyorum."
BUGÜNKÜ KOŞULLARDA GÖZLER GENE ABD'YE ÇEVRİLMİŞ DURUMDA
Avrupa ve ABD'deki ekonomik çalkantıya da değinen Boyner, "Avrupa'nın durması, ABD'de harcama kesintileri, iç siyasi kavga nedeniyle talebi arttıracak önlemlerin alınamaması tüm dünya açısından daralma ihtimalini arttırıyor. Gelişen ekonomiler henüz dünya ekonomisinin yönünü belirleyecek ağırlığa sahip değil. Yakın zamanda da bu noktaya gelmeleri zor. Her ne kadar ABD ve Çin'in şekillendirdiği G-2 yapılanmasından bahsediliyorsa, bazıları buna AB'yi de ekleyerek G-3'ten dem vuruyorsa da, bugünkü koşullarda gözler gene ABD'ye çevrilmiş durumda. Bugünkü ataletiyle AB'nin, ya da Çin dahil Asya ekonomilerinin dünya ekonomisinin gidişatını ABD ölçüsünde belirleme gücü yok. Bu durumda, açıktır ki küresel krizin çözümü neredeyse yalnızca ABD ekonomisindeki gelişmelere bağlı kalıyor" diye konuştu.
HEPİMİZ TIRNAKLARIMIZI KEMİREREK İZLİYORUZ
Boyner, dört yıl önce tahmin bile edilemeyecek şekilde, bir borç sarmalları dünyasında yaşandığını belirterek, "Bu sarmalların ortaya çıkması dünya ekonomisindeki yeni işbölümünün yapısıyla yakından alakalı. Vardığımız noktada hane halkları ve şirketlerin bilançolarından, bankaların ve uluslararası finans kuruluşlarının bilançolarına aktarılan borç, son çare olarak devletlerin bilançolarına aktarıldı. Artık dünyada sağlıklı bilançoya sahip bir kesim hemen hemen kalmadı. Bu sarmaldan nasıl çıkılacağı da belli değil. Zira her ekonomik kararın, yapılan her tercihin bir sosyal yansıması ona bağlı olarak da siyasal maliyeti var. İktisadi temelleri hasar görmüş Batılı demokratik ülkelerde tam da bu nedenle zorunlu ama aynı derecede zor kararları almak çok sancılı bir şekilde gerçekleşiyor. Avrupa'nın içinde bulunduğu krizin her aşamasında karar vermekte ne kadar zorlandığını, krizi hep bir adım geriden takip ettiğini hepimiz tırnaklarımızı kemirerek izliyoruz" dedi.
Kurumsal düzenlemelerin nasıl gerçekleşeceğini tam olarak öngöremediklerini söyleyen Boyner, "Ancak eldeki veriler dünyada ekonomik güç dengesinin kaçınılmaz şekilde genç, yükselen ülkelere doğru kaydığını gösteriyor. Ciddi emek sarf ederek hazırladığımız, gerçekten çok kapsamlı, yapıcı ve üyelerimiz açısından hayli faydalı olacağına inandığımız Vizyon-2050 raporumuz şu tespiti yapıyor, 'Ekonomik büyümenin bugün olduğu gibi yine gelişen piyasa ekonomilerinin öncülüğünde gerçekleşmesi halinde E-7 ekonomileri (Türkiye, Çin, Endonezya, Hindistan, Rusya, Brezilya, Meksika) en geç 2032'de G-7 ekonomilerini geride bırakacaktır" diye konuştu.
"HEM KÜRESEL KRİZ DALGASINI BEKLEMEK, HEM DE KÜRESEL EKONOMİDE DÖNÜŞÜME TANIKLIK ZARAR VERECEKTİR"
Boyner, küresel ekonomide kara bulutlar toplanırken, Türkiye'nin kendi başına farklı bir ekonomik evrende hareket etmesinin mümkün olmadığına işaret ederek, şöyle konuştu:
"Ekonomimiz küresel krizin ilk raundunu nispeten hafif hasarla atlattı. Hatta 2010 yılında büyümede dünya ikincisi oldu. Bu yıl da dünya büyümesindeki düşüşe rağmen ilk iki çeyreğin rüzgarıyla güçlü bir büyüme oranını yakalayacağını öngörüyoruz. Bu başarının arkasında hepimize ağır bedeller ödeten 2001 krizinin dersleri var. Türkiye o krizde yerleşik alışkanlıkların tüm direncine rağmen zor kararları almayı, daha da önemlisi uygulamayı becerdi. Finansal sistemini sağlamlaştırmak, bütçesini denkleştirmek için ciddi sıkıntıları sineye çekti. Son dokuz yılın uygulamalarında temel ilkelerden taviz verilmedi. Türkiye'nin temeldeki sağlamlığı ülkemize para akışının sürmesini sağladı. Büyümemiz sürerken bütçe disiplininden sapılmadı, Merkez Bankası dünya finans piyasalarını şaşırtan yöntemler uyguladı, faizlerin düşük olması hem tüketim hem yatırımda sağlıklı bir gidişin önünü açtı. Ama hepimizin bildiği gibi bu büyüme yapısal nitelikte bir cari açık sorununu da birlikte getirdi. Eğer yukarıda özetlemeye çalıştığım gibi bir yandan küresel krizin yeni dalgasını bekliyor, diğer yandan da küresel ekonomide bir dönüşüm dönemine tanıklık ediyorsak bu şekilde devam etmek bize zarar verecektir."
TÜRKİYE EKONOMİSİ İÇİN GELECEK YAKLAŞIMLARI
Türkiye ekonomisi için gelecek yaklaşımlarını da özetleyen Boyner, "Kısa dönemde, neredeyse kesintisiz 10 yıldır sürdürdüğümüz makro ekonomik istikrarı muhafaza etmeliyiz. Bu çerçevede ilk yapmamız gereken bağımsız merkez bankacılığı anlayışı çerçevesinde, fiyat istikrarını öncelikli hedef yapan, öngörülebilir bir para politikasıdır. Kamu maliyesi göstergeleri konusunda hiç şüphesiz Türkiye gelişmiş ülkelerle, hele AB'deki müstakbel ortaklarıyla karşılaştırıldığında, çok olumlu bir yerde duruyor. Ama bununla yetinmemek gerekir. Orta dönemde, Avro krizinden de ders alarak, bir tür Mali kural anlayışının benimsenmesinde yarar görüyoruz. Vergi gelirleri içinde çok yüksek düzeylere ulaşmış dolaylı vergilerin toplamdaki oranı düşmek zorundadır. Asıl önemle vurgulamak istediğimiz alana geldim. Türkiye'yi, içinde bulunduğumuz konjonktürde karşı karşıya kaldığı veya orta vadede karşılaşılması muhtemel sorunlara karşı, emniyetli bir konuma taşıyacak olan atılım mikro reform ajandasıdır. Bunun gerçekleşmesini sağlayacak olansa Sayın Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanımızın liderliğinde hassasiyetle yürütülmüş olan ve tüm paydaşların ortak bir taahhüdü haline geldiğini düşündüğümüz Sanayi Stratejisi'dir" diye konuştu.
"TÜRKİYE'NİN YÜKSELEN BÖLGESEL GÜÇ PROFİLİNİN İYİ YÖNETİLMESİ GEREKİYOR"
Boyner, ekonomik gücün şu sıralarda giderek daha fazla ön plana çıkan Türkiye'nin bölgesel ve hatta küresel bir güç olabilmesinin de ön koşulu olduğunu anlatarak, şunları söyledi:
"Ekonomik olarak sağlıklı, çevresini de itici güç olarak besleyebilen bir Türkiye'nin stratejik ağırlığı zaten ister istemez artacaktır. Bu bağlamda Arap isyanlarının ardından Türkiye'nin giderek daha fazla projektör altına alındığını, dış politika hamleleri kadar iç politikasındaki gelişmelerin de dikkatle izlendiğini burada kayda geçirmek istiyorum. Bir bakıma Türkiye'nin dış politikadaki kamuoyu artık yalnızca ülke sınırları içinde değildir. Dünya basınında çıkan yazı ve yorumlardan Türkiye'nin bu denli ön plana çıkmasının yalnızca jeostratejik öneminden kaynaklanmadığı da anlaşılıyor. Sayın Başbakan'ın Mısır'da laik anayasa ve demokrasi vurgusu yapması ve bunun yankıları Türkiye'nin belki de asıl öneminin modernleşmesini hızla sürdüren laik, demokratik, AB üyeliğine aday büyük çoğunluğu Müslüman ülke olmasından kaynaklandığının altını çiziyor. Özellikle ABD yönetiminin Türkiye'nin bu konumunu doğru değerlendirdiğini, iki müttefik arasında Irak politikasının ardından Suriye ve İran politikalarında da ciddi bir yakınlaşmanın başladığını gözlemliyoruz. Özellikle Amerikan kamuoyu ve yasama organı üzerinde etkili olduğu bilinen İsrail ile giderek tırmanan gerginliğe rağmen bu yakınlaşma derinleşiyor. Bu yükselen bölgesel güç profilinin iyi yönetilmesi de gerekiyor. Geçen yıla kıyasla bu yıl neredeyse tüm komşularımızla sorunlarımızın arttığını görüyoruz. İlişkilerimizin dili sertleşiyor. Giderek enerji kaynakları açısından da önemi artan Doğu Akdeniz'deki güç dengesi mücadelesi küçümsenmeyecek riskler içeriyor. Bu durumda Türkiye'nin kendisini yalnızlığa itmeyecek, ekonomik çıkarlarını zedelemeyecek siyaset tercihlerine ağırlık vermesini bekliyoruz. Arap isyanlarının alt üst ettiği bölgede bu dönüşümü belki hiç bir ülke Türkiye kadar içten anlamıyor. Kendi deneyimlerimizin büyük bir meşruiyet, vatandaşlık ve özgürlük mücadelesi veren Arap toplumlarına ilham verdiğine inanıyorum. Türkiye demokrasisinin AB süreciyle derinleşmesi Arap toplumlarının önüne de daha berrak bir örnek koyacaktır. Bunun yüklediği sorumluluk ise Türkiye'nin kendi vatandaşlık, özgürlük ve toplumsal huzur meselesine siyaset alanını genişleterek yaklaşmasını zorunlu kılıyor. Şiddetin mantığına teslim olmamalıyız."
| 7/10 (4 kişi) |
-
Yaza Damga Vuracak 5 Pozisyon!
Monotonlaşan cinsel hayatınızı farklı pozisyonlarla zenginleştirebilirsiniz. İşte o pozisyonlar...
-
Avrupaya Gidecek Takımlar Listesinde Şok
TFF, Avrupa'da mücadele edecek takımlarının listesini UEFA'ya gönderdi ama liste her an...
-
Video
İşte BDP'yi Ayaklandıran Merminin Sırrı
Demirtaş basın toplantısı yaparken arkasında duran esrarengiz mermi için hükümeti suçladı ama...
-
Arda Turan İspanya'yı Karıştırdı
Futbol kariyerinin yanı sıra özel hayatıyla da Türk basınının yakından takip ettiği Arda Turan,...
-
Altın Bir Anda Fırladı!
Altın fiyatları 10 Mayıs'tan sonra ilk kez bu kadar yükseldi. Uzmanlar, trendin süreceğini...
-
Aziz Yıldırım'ın Kaç Yıl Hapsi İstendi?
Savcı, Aziz Yıldırım'ın 6 maçta şike, 3 maçta teşvik iddiasıyla hapsini istedi. İşte Yıldırım için...










