Türk Sanayici ve işadamları Derneği (TÜSİAD), Fransa'da Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğinin engellenmesi amacıyla yapılan anayasa değişikliği girişimlerine tepki verdi.
TÜSİAD'dan yapılan açıklamada, "28 Şubat 2005 tarihinde Fransa Parlamentosu'nda kabul edilen ve Anayasa'nın 88-7 ve 4'üncü maddelerinde değişiklik öngören, "bir aday ülkenin Avrupa Birliği'ne üyeliği ile ilgili anlaşmanın onaylanmasına ilişkin yasanın, Cumhurbaşkanı tarafından referanduma sunulacağı"na dair Anayasa değişiklik paketinin Mart 2008 tarihinde başlatılan bir girişim ile yeniden değiştirilme çalışmaları Türk kamuoyu tarafından dikkatle izlenmektedir denildi.
Fransa'da devlet kurumlarının modernizasyonu paketi çerçevesinde önerilen değişikliğin Bakanlar Kurulu tarafından Meclise sunulduğu ve20 Mayıs'tan itibaren incelenmeye alınacağı hatırlatılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Değişiklik önerisine göre, bir aday ülkenin Avrupa Birliği'ne üyeliği ile ilgili anlaşmanın onaylanmasına ilişkin yasa tasarısını Cumhurbaşkanı referanduma sunmayabilecektir. Yapılması önerilen değişiklik ile Cumhurbaşkanı tarafından "Avrupalı" olarak nitelendirilen ülkelerin, tam üye olması referanduma sunulmayacak, Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy tarafından her fırsatta dile getirildiği şekilde 'Avrupalı olmayan' Türkiye'nin tam üye olması konusu kendisi tarafından halkoyuna götürülebilecektir.
Fransa Meclisi'ne sunulan yasa tasarısına ilişkin süregiden tartışmalarda, bu yeni önerinin Türkiye'nin üyeliğini engellemek açısından zayıf kaldığı düşünülerek, sadece Türkiye konusunda zorunlu halkoylamasını gerektirecek bir düzenleme üzerinde de fikir üretilmektedir." AB Konseyi'nin 1999 yılında Türkiye'nin tam üye adaylığına ve 2004 yılında Türkiye ile tam üyelik müzakerelerinin açılmasına ilişkin aldığı kararlarla birlikte, son olarak 18 Şubat 2008 tarihinde Türkiye'nin Katılım Ortaklığı Belgesi'ne ilişkin aldığı kararların Fransa tarafından da onaylandığı hatırlatılan açıklamada, böylece Türkiye'nin AB üyesi olmaya ehil Avrupalı bir ülke olduğunu defalarca devlet düzeyinde teyit eden Fransa'nın Cumhurbaşkanı ve milletvekillerinin Türkiye'ye karşı yürüttüğü bu düşmanca davranışın yarattığı akıl almaz çelişkiyi açıklayabilmenin mümkün olmadığı ifade edildi.
"Fransa Türkiye ile ilgili bu çelişkili tutumunu aşmak zorundadır" denilen açılamada şöyle devam edildi: "Geçtiğimiz yıl Türkiye ile yaklaşık 14 milyar dolarlık ticaret gerçekleştiren Fransa'nın özel sektörü, son 5 yıl içinde de Türkiye'ye 3 milyar dolar yatırım yapmıştır. Buna rağmen, ülkenin iç çelişkileri nedeniyle su yüzüne çıkan rahatsızlıklara ve sorunlara yönelik kamuoyu tepkisini saptırmak amacıyla Fransa'nın uzun vadeli bir perspektifle değerlendirilmesi gereken üyelik sürecimizi şimdiden engellemek üzere bir takım oyunlara başvurmasını hazin buluyoruz.
Siyaseten sıkıntıda olduğu bilinen bir yönetimin kendi gündemini AB'ye dayatma çabaları, bu yılın ikinci yarısında AB dönem başkanlığını üstlenecek Fransa'nın Türkiye'ye yönelik izleyeceği tutum hakkında da ne yazık ki olumsuz bir intiba yaratmaktadır." "AB üyelik kriterlerini yerine getirmiş bir Türkiye'nin üyeliğinin Fransa'da halkoylamasına sunularak reddedilmesinin Fransa'nın mı, AB'nin mi yoksa Türkiye'nin mi aleyhine olacaktır?" diye sorulan açıklamada, "Stratejik düşünceden yoksun, siyasetini önyargılara teslim etmiş yönetimlerin AB gibi bir uluslar topluluğunun geleceğini ipotek altına alma çabaları, şüphesiz sadece Türkiye'nin değil, AB'nin de sorunudur.
AB'nin küresel düzlemde ekonomik ve siyasi olarak gücünü artırabilmesi ve bölgesinde oluşturmaya çalıştığı refah ve güven ortamını sağlayabilmesinin en önemli anahtarı Türkiye'nin AB üyesi olmasıdır. Türkiye'ye kısa vadeli siyasal hesapların ve kültürel önyargıların ötesinde bakabilen ülkeler şüphesiz ki ilişkilerin olumlu seyrinden ayrılmasına göz yummayacaklardır" ifadelerine yer verildi.
(CY-ÖK-E)