Türkiye Ziraatçılar Derneği'nden Ekmek Zammına Tepki

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Türkiye Ziraatçılar Derneği Başkanı İbrahim Yetkin, Ekmekteki Fiyat Artışlarının Un ve Mazot da Dahil Olmak Üzere Girdilerdeki Artışın Çok Daha Üzerinde Olduğunu Söyleyerek, "Ekmek Fiyatlarının Belirlenmesinde Objektif Ölçütleri Egemen Kılacak Şekilde Üretici, Tüketici ve Kamu Dengesi Kurulmalıdır" Dedi.

Türkiye Ziraatçılar Derneği Başkanı İbrahim Yetkin, ekmekteki fiyat artışlarının un ve mazot da dahil olmak üzere girdilerdeki artışın çok daha üzerinde olduğunu söyleyerek, "Ekmek fiyatlarının belirlenmesinde objektif ölçütleri egemen kılacak şekilde üretici, tüketici ve kamu dengesi kurulmalıdır" dedi.

Yetkin, "Gıda Enflasyonu: Nedenleri ve Alınabilecek Önlemler" başlıklı raporla ilgili İçkale Oteli'nde basın toplantısı düzenledi. Gıda enflasyonunun uluslararası nedenlerini aktaran Yetkin, küresel ısınma ve kuraklığın başta buğday olmak üzere tarım ürünleri rekoltesini düşürdüğünü söyledi. Türkiye ve Irak'ın şu anda dünya piyasasında en acil ihtiyaç sahibi alıcılar konumunda olmanın dezavantajını yaşadığına dikkat çeken Yetkin, büyük bir buğday üreticisi olan Çin'in de kuraklık nedeniyle buğday ithalatına gideceğini açıklamasının piyasaları daha da sıkıştırdığını belirtti. Yetkin, petrol fiyatlarındaki artış ve tarımsal ürünlerin biyoyakıt üretiminde kullanılmasının, uluslararası piyasalarda tarımsal ürünlerin fiyatlarını artırdığını da bildirdi. Türkiye'nin küresel ısınmadan hem içinde bulunduğu iklim kuşağı hem de su kaynaklarının hassas yapısı ve su idaresindeki aksaklıklardan dolayı aşırı ölçüde etkilendiğini belirten Yetkin, bunun da tarım ürünleri ve gıda maddelerinin fiyatlarını arttırdığını kaydetti. Kuraklık nedeniyle Türkiye genelinde buğdayda üretim kaybının ortalama yüzde 20 civarında olduğunu, son yıllarda ortalama 20 milyon ton olan buğday üretiminin 2007 yılında yüzde 17.3 milyon tona düştüğünü belirten Yetkin, Türkiye'nin, tüketim ve tohumluk olarak yıllık 18 milyon ton olan buğday ihtiyacını bu yıl karşılayamayacak duruma geldiğini vurguladı. Türkiye'nin hububat üretiminin özellikle de buğday üretiminin yıllardır 20 milyon ton civarında kilitlenmiş bulunmasının en büyük nedeninin girdi fiyatlarının enflasyon oranının çok üzerinde artması buna karşılık üreticinin eline geçen fiyatların düşük kalmasıyla açıklanabileceğini belirten Yetkin, şunları kaydetti:

"Bunun üzerine 2007 yılında yaşanan kuraklık da eklenince, üretim rekor düzeyde hızla düştü ve uzun yıllar sonra Türkiye'de ilk kez üretim açığı ortaya çıktı. Buğdaya verilen düşük fiyat nedeniyle TMO hasat döneminin bittiği şu günlerde satın aldığı toplam buğday miktarı 48 bin 750 tonda kalmıştır. Dolayısıyla TMO'nun önümüzdeki yıla kadar piyasayı düzenleyici bir güç olma imkanı ortadan kalkmıştır. Kısa dönemde TMO çok ama çok acil piyasayı regüle edici tedbirler almalıdır. TMO'nun yapması gereken yükselen ateşi düşürücü tedbirler almasıdır." "EKMEK FİYATLARININ BELİRLENMESİ İÇİN YENİ BİR DÜZENLEMEYE İHTİYAÇ VAR" Uluslararası piyasalarda da buğday fiyatlarının sürekli arttığını ifade eden Yetkin, Türkiye'nin Haziran ayına kadar ihtiyacını karşılayacak buğdayı olmasına karşın önemli bir miktar ürünün stokta tutulduğunu, piyasadaki sıkışıklığı aşabilmek için ithalat kapılarının açıldığını, ithal edilen buğdayın da stoklandığını söyledi. Buğday başta olmak üzere birçok üründe görülen aşırı fiyat artışlarında piyasa mekanizmasından kaynaklanan aksaklıkların da önemli bir rol oynadığını ifade eden Yetkin, "Türkiye'de genel enflasyon oranı yüzde 8.4 iken birçok gıda maddesinin 2007 yılı itibariyle fiyatları en çok artan tüketim maddesi kategorisine girmiş olmasında ve gıda maddelerindeki genel enflasyon oranının yaklaşık yüzde 12'ye ulaşmasında bu aksaklıklar da önemli bir rol oynamıştır" dedi.

Yetkin, ekmekteki son fiyat artışlarının un ve mazot da dahil olmak üzere girdilerdeki artışın çok üzerinde olduğuna dikkat çekerek, ekmek fiyatlarının, fırıncılar odası tarafından belirlendiğini, fiyatın belirlenmesinde tüketici ve üreticilerin olmadığını kaydetti. Yetkin, "Ekmek fiyatlarının belirlenmesi için yeni bir düzenlemeye ihtiyaç var. Ekmek fiyatlarının belirlenmesinde objektif ölçütleri egemen kılacak şekilde üretici, tüketici ve kamu dengesi kurulmalıdır" diye konuştu.

Türkiye'de sebze-meyve fiyatları söz konusu olduğunda üretici fiyatları ile market fiyatları arasında büyük farklar ortaya çıktığını anlatan Yetkin, şunları kaydetti:

"Sebze ve meyve üzerinden sağlanan haksız kazanç yalnızca hal fiyatları ile tüketicinin ödediği fiyat arasındaki farkla kalmamakta, son günlerde büyük bir artış gösterdiği bildirilen kayıt dışı pazarlama yoluyla haksız kazanç katlanmaktadır. Araştırmalar, sebze-meyvenin yalnızca yüzde 20'sinin hallerden geçtiğini geri kalan yüzde 80'lik bölümün kayıt dışı yollardan pazarlandığını göstermektedir." Yetkin, sebze ve meyve piyasasının düzenlenmesinde, üretici ve tüketici temsilcilerinin, kamu temsilcileri ile birlikte ağırlıkta olacağı özerk ve gerekli imkanlara sahip bir 'Sebze-Meyve Piyasası Düzenleme Kurulu' oluşturulması gerektiğini sözlerine ekledi.

(MÜG-ÖZ-Y)

Kaynak: İhlas Haber Ajansı